Özellikle "Odyssey filmine gideceğim ama hikâyeyi hiç bilmiyorum" diyenler için iyi bir başlangıç videosu: Odysseus'un çileli hikâyesinin baştan sona felsefi derinliğiyle birlikte anlatımı, Luc Ferry'den.
Çok eskiden yayınladığım bu videonun çevirisini bugün tekrar elden geçirdim. Yeni versiyonu daha derli toplu oldu.
İyi seyirler :)
"En tehlikeli psikolojik işaret panik değildir. Öfke ya da keder de değildir. Asıl tehlike, doğal olmayan bir sakinliktir. Hissetmen gerekeni artık hissetmediğin an. Bir insan yarasına bakıyor ve hiçbir şey hissetmiyorsa buna 'güç' demeyin. Çoğu zaman bu, zihnin son savunma hattıdır. Ruh, ego ayakta kalabilsin diye kendini uyuşturur.
Bu an, hayatın sessizce mekanikleştiği andır. Konuşursun, çalışırsın, gülersin ama içindeki bir parça sessizce karanlığa çekilmiştir. Bu sakinliği; çöküşlerden önce, kopuşlardan önce, hayattan ani kayboluşlardan önce çok gördüm. Çünkü duygu öldüğünde, vicdan da çoğu zaman peşinden gider.
Vicdan sustuğunda, zihin seninle gizlice pazarlık yapmaya başlar. 'Sorun yok.' der. 'Hiçbir şeyin önemi yok.' der. Soğuk çözümleri sıcak bir mantıkla sunar. İşte bu yüzden tetikte kalman gerekir. Bilinçdışı sembollerle konuşur. Evinin içinde boş odalar olan bir rüya, tanıdık ama yabancı gibi hissettiren bir yüz, gözlerin arkasında hiçbir şey yansıtmayan bir ayna.
Bunlar şiirsel tesadüfler değildir. Bunlar uyarıdır. Sağlıklı bir zihin acıyı hisseder ve orada kalabilir. Tehlikeli bir zihin ise hiçbir şey hissetmez ve buna 'huzur' adını verir. Bu yüzden bu sakinliği kutlama. Onunla otur. Eğer bu uyuşmuş, hissizleşmiş sakinliği fark ediyorsan kendine şunu sor: 'Neyi diri diri gömdüm?' Çünkü hissetmeyi reddettiğin şey yok olmaz. Bekler. Ve geri döner ama bu kez duygu olarak değil, kader olarak."
- Carl Gustav Jung
Liderlerin karşılanma şeklinden masadaki lezzetlere kadar, Ankara’daki NATO zirvesinde hiçbir şey tesadüf değildi.
2004'te dışlanan liderlerden, bugün dünya devlerini yöneten isimlere kadar güç dengeleri tamamen değişti. 2 asır sonra dönen Yeniçeriler, Macron ve Miçotakis'e yapılan ince göndermeler ve yerli teknoloji şovuyla diplomasi tarihi yeniden yazıldı.
아이를 낳으면 장난감을 많이 사주지 않겠다고 생각한 계기가 이 영화인데
나미비아, 일본, 몽골리아, 미국에서 태어난 아기 넷을 한살이 될 때까지 촬영한 다큐영화.
가장 인상적인 부분이 각 아기에게 주어지는 물질적 부의 차이가 큰데 전혀 정서적 안정과 발달에 도움이 되보이지 않았던 점이었다.
İlişkilerde iktidar mücadelesi:
Psikoterapist M. Vincent Miller, nasıl olup da coşkulu bir aşkla başlayan evliliklerinin %60’ının boşanmayla bittiğini, oysa “görücü usulü”yle yapılan evliliklerde, aynı çatı altında yaşamaya itilmiş çiftlerin birbirlerini sevmeyi öğrenebildiklerini anlamayı kendisine dert ediniyor. Ona göre sorumlu, yakınlıkları değil cinsiyetler savaşını destekleyen postmodern kültür ve bu kültürün ortaya çıkardığı duygusal kıtlık ortamındaki çiftler arasındaki iktidar ilişkileri. Üstelik bu iktidar mücadelesi, sevgi maskesi altında gizleniyor; iktidar, demokrasi dışı olarak görüldüğünden varlığı yadsınıyor.
TAMAMI @fikirturu için yazdığım “Cinsellik, din anlayışı ve kültürel gelenek hakkında konuşmalıyız” yazısında. https://t.co/GeAbVSNiDI
@elfaleyla Sizce bunu nasıl kombinlemek gerekir? Hepsinin ayrı bi günü mü olmalı bir hafta içinde ya da bir egzersiz günümüzde sırasıyla üçüne de mi yer açmalıyız?
2015 yılından beri yoga ve pilates eğitmeniyim. Son üç yıldır da fitness eğitmenliği yapıyorum. Bu süreçte binlerce saat ders verdim ve farklı disiplinlerin kadın bedeni üzerindeki etkilerini yakından gözlemleme fırsatım oldu.
Öncelikle şunu söyleyebilirim: Yoga, pilates ve fitness birbirinin alternatifi değil, birbirini tamamlayan egzersiz sistemleridir.
Yoga; esnekliği, nefesi, dengeyi ve zihinsel iyilik hâlini geliştirir.
Pilates; duruşu düzeltir, merkez bölgeyi güçlendirir ve vücut kontrolünü artırır.
Ancak konu kas kütlesini korumak, kemik yoğunluğunu artırmak, metabolizmayı hızlandırmak, yağ oranını azaltmak ve yaş aldıkça güç kaybını önlemek olduğunda, bilimsel olarak en etkili yöntem direnç (ağırlık) antrenmanıdır.
Kadınların ağırlık çalışmasının onları "erkeksi" göstereceği düşüncesi de bilimsel bir gerçek değildir. Kadınların testosteron düzeyi erkeklere göre çok daha düşüktür. Bu nedenle doğal yollarla aşırı kaslı bir görünüm oluşturmak oldukça zordur. Tam tersine, doğru planlanmış ağırlık antrenmanları daha sıkı, daha güçlü ve daha sağlıklı bir vücut oluşturur.
Üstelik ağırlık çalışmaları sadece kaslar için değildir. Kemik mineral yoğunluğunu artırmaya, osteoporoz riskini azaltmaya, eklemleri desteklemeye, insülin duyarlılığını geliştirmeye ve günlük yaşam kalitesini yükseltmeye de önemli katkılar sağlar.
Bu nedenle kadınlara "fitness yapmayın" demek yerine, doğru teknikle ve kişiye uygun programla ağırlık antrenmanı yapmalarını teşvik etmek gerekir.
Her sporun yeri ayrıdır. Ama kadınların güçlenmesini sağlayan, sağlıklı yaş almasına en büyük katkıyı sunan egzersizlerden biri direnç antrenmanıdır. Bilim bunu yıllardır söylüyor.
Lütfen sosyal medyada bilimsel temeli olmayan bu haberdeki gibi kesin yargılara değil; araştırmalara, güncel egzersiz bilimine ve alanında eğitimli uzmanların görüşlerine kulak verin.
koştum. aramızda on metre ya var ya yoktu, aramızda on yıl ya vardı ya yoktu, aramızda on kişi ya var ya yoktu, aramız ya var ya yoktu, aramız yok oldu.
Sosyolog Funda Gül Öcal, iyi bir ilişkinin kimyasını açıkladı.
• Her şey erkeğin duruşuyla şekillenir.
• Nokta.
• Erkek güven verirse kadın sorguya çekmez.
• Erkek sorumluluğunu bilirse kadın söylenmez.
• Erkek tutarlıysa kadın huzur bulur.
• Erkek netse kadın şüphe etmez.
• Erkek yönünü belirlediğinde kadın o yolda güvenle yürür.
• Erkek sağlam durduğunda kadın yumuşar.
• Ve erkek kendi eril enerjisinde kaldığında kadın da doğal olarak dişil haline geri döner.
• Bir kadının davranışları çoğu zaman karakteri değil, gördüğü muamelenin reaksiyonudur.
• Sana bir pusula bırakıyorum.
• Bir erkeğin ne söylediğine değil, senin yanındayken kendini nasıl hissettirdiğine bak.
Zaman bizi iyileştirmez, zaman bizi başka biri yapar. İyileşen biz değilizdir; acıyı çeken benliğin yerini alan, acıdan muaf o yeni yabancıdır.
“İyileşmek ölmektir” | Proust
Oğluma…
Geçtiğimiz yıllarda bir iç dökme gecesinde,
- bu kadar hassas bir anne olmasan daha iyiydi, dedi
Neden? dedim,
- beni üzen şeylere o kadar üzülüyordun ki, küçükken teneffüste beni oyuna almadıklarında, eve sadece üzüntümü değil sana belli etmemeye çalışmanın yükünü de getiriyordum, dedi
Yine herkes ingilizce uzmani olmus.. buyrun size rolls-royce’un CEO’su Tufan Erginbilgic’in bir roportajini paylasiyorum.. en ingiliz markalardan biri olan rolls-royce’un CEO’su..