Ümit Özdağ: "Kimse ümitsizliğe kapılmasın.
10 Ağustos 1920’de imzalanan Sevr’i 30 Ağustos 1922’de tarihin çöplüğüne atmıştık.
Biz mücadeleyi ve zaferi ebedi başkomutanımız Mustafa Kemal Atatürk’ten öğrendik.
Zafer eninde sonunda Türk milletinin olacak."
Babam kaçırma yok ya. Koca tapınağı abdülhamit 20 bin marka satmış. Trenlerle falan öküzlerle falan bi yolculuğu var sırf bu yolculuk üzerine bir kitap bile var. Çevirisini bulup okuyamadım.
Abdülhamit böyle bi kişiydi. Bilmeyen bilsin.
Değerli El Salvadorlular, bir terör örgütü liderinin talimatıyla hukuk okuduktan sonra işgal ettikleri barolardaki networkleriyle, ağır cezaların suçluları suç işlemekten caydırmayacağı yönünde propaganda yapacak bazı kıymetli bireylerden yoksunlarmış diye yorumladım.
@HaberReport Mağazaya molotof kokteyli atıp,içinde kadın ve çocukların da olduğu 12 masum insanımızı diri diri yakan orr... ço.... terörist utanmadan pişman olmadığını söylüyor.
Asıl problem bu oç terörist değil,bu oçocuğunun oraya çıkıp böylesine pervasızca konuşmasına müsaade eden iktidar.
Türkiye’de uzun yıllar boyunca belirli kalıplara sıkıştırılmak istenen Türk milliyetçiliği, kabuğunu kırarak genç nesiller arasında güçlü bir dip dalgaya dönüşüyor.
Eskiden marjinallerin “geri kafalılık” olarak etiketlemeye çalıştığı bu aidiyet hissi, bugün üniversite amfilerinde, dijital dünyada ve sosyal yaşamda modern gençliğin en büyük reflekslerinden biri haline geldi.
Bu sosyolojik kırılmanın ve dönüşümün en ön sahasında ise Türk kadınları yer alıyor.
Türk milliyetçiliği, kadınların bu harekete kitlesel, entelektüel ve estetik bir boyut kazandırmasıyla bambaşka bir çehreye büründü.
Kadınlar; Tomris Hatun’lardan Kurtuluş Savaşı’na uzanan tarihsel mirasla bağ kurarak, milliyetçiliği sadece bir söylem olmaktan çıkarıp çevre, çocuk ve kadın hakları gibi toplumsal adalet mücadelelerinin merkezine yerleştiriyor.
Kadınların kendi kimliklerini, kültürlerini ve vatanseverliklerini modern bir duruşla açıkça göstermeye başlaması, bu fikri dogmatik olmaktan çıkarıp yaşayan ve üreten bir kimliğe dönüştürdü.
Kadın eli değen, onların entelektüel birikimiyle beslenen bu yükseliş, milliyetçiliğin geriye değil, tam aksine bu ülkenin geleceğine doğru atılan çağdaş bir adım olduğunu kanıtlıyor.
Türk Ulusunun en büyük sorunu dışardan saldıranlar degil, içerden saldıranlardır. Bunların en büyük gücü, bazı yurttaşların bu tiplerin bu ülkeden olduklarını düşünmeleridir. Bunların Türklerle bir ilgisi yoktur!
Şule Yüksel Şenler Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı bir ajandır. Başı açık kadınların “orospu” olduğunu ve cehennemde yanacağını söylemiştir.
Türk kültürünün bir parçası olan yazmayı kafirlik olarak görmüş, Alman Katolik Rahibesi Rotraut Scheer’den öğrendiği türbanı pazarlamak için onunla birlikte Anadolu’yu dolaşmıştır.
“Erkekler karılarını dövebilir, eziyet gören kadın sabrettiği takdirde allah katında büyük derecelere ulaşır.” demiştir ancak ilk kocası tarafından şiddete uğradığı için boşanmış ve “büyük derecelere” ulaşamamıştır.
Kendisi CIA ajanıdır. 6. filoyu desteklemiştir. Siyasal islamın kadın temsilcisidir.
@OnurCaymaz Hemen öncesinde dem denilen "yapı" nın tweetini paylaşmış ırkçılık karşıtı şahıs. Bunlara göre solcu, aydın vs olabilmenin ilk koşulu da bu zaten.