AI ile oyun yaparken karşılaştığım teknik problemlerden biri:
Haritadaki binalara tıklamaktı.
İlk başta her şey düzgün görünüyordu.
Kendi telefonumda.
Sonra farklı cihazlarda test etmeye başladım.
Ve kabus başladı.
Oyuncu Karargâh’a basıyor,
oyun Maden’i seçiyor.
Teknoloji Merkezi’ne basıyor,
hiçbir şey olmuyor.
Bazı cihazlarda çalışıyor,
bazılarında kayıyordu.
İlk refleksim şu oldu:
“Bunu yapay zekâ düzeltsin.”
Ama yanlış soru soruyordum.
Şöyle diyordum:
“Tıklama alanları kayıyor, düzelt.”
Sonra problemi daha detaylı anlattım:
“İzometrik haritam var.
Binaların şekilleri düzensiz.
Farklı ekran çözünürlüklerinde tıklama alanları kayıyor.
Her bina için koordinat hesaplamak istemiyorum.
Oyuncunun hangi binaya bastığını güvenilir şekilde nasıl tespit edebilirim?”
İşte o noktada yapay zekâ bana hitmap yaklaşımını önerdi.
Ve Kaissava’nın bugün kullandığı sistemin temeli böyle atıldı.
(Devamında hitmap’in nasıl çalıştığını anlatıyorum.)
Şu an Marsa gitmek için devasa roketler inşa ediyoruz, gezegenler arası koloniler kurmayı planlıyoruz ama kimsenin konuşmadığı çok daha büyük bir problem var ve bu problem uzay gemisinin motorunda değil tam olarak senin içinde.
İnsan vücudundaki her bir hücrenin içinde sirkadiyen saat adı verilen genetik bir mekanizma var. Bu sadece ne zaman uykunun geleceğini belirleyen basit bir alarm değil. Tansiyonundan hormonlarına, mitokondrilerinin enerji üretmesinden hücrelerinin kendini yenilemesine kadar her şey bu saate bağlı. Ve o mekanizma, Dünyanın kendi ekseni etrafındaki 24 saatlik dönüşüne milimetrik olarak ayarlanmış durumda. Sen istesen de istemesen de trilyonlarca hücren Dünyanın kozmik hızına göre yaşıyor.
Olay şu, bu ritim o kadar katı ki hafta sonu fazladan iki saat uyuyarak bile onu sıfırlayamıyorsun. Gündüz seni ayakta tutmak için kortizol basıyor, gece ise onarım moduna geçmek için dışarıdan ışık gelmemesini bekliyor. Akşamları tablete veya telefona baktığında bile beynine güneş hala batmadı mesajı gidiyor ve biyolojik saatin kalıcı olarak kayıyor. Sadece basit bir ekran ışığı bile trilyonlarca hücrenin senkronizasyonunu altüst edebiliyor.
Şimdi şunu düşün, Marsta bir gün tam olarak 24 saat 39 dakika sürüyor. Başka yaşanabilir olduğu düşünülen ötegezegenlerde ise bu süre bazen 10 saat bazen 40 saat. Biz yapay zeka ile yepyeni malzemeler sentezleyebilir, nükleer motorlarla uzayda her yere gidebiliriz. Marsta kırmızı çölün ortasına devasa cam kubbeler kurabiliriz. Ama trilyonlarca hücremizin içine kazınmış olan o 24 saatlik Dünya Saatini yazılımla güncelleyemeyiz.
Yani o devasa roketlerle başka bir gezegene adım attığımızda, kendi içimizde hala Dünyanın dönüş hızını yaşıyor olacağız. Marsın yerçekimine, radyasyonuna, atmosferine teknolojiyle meydan okuyacağız ama kendi DNAmızın içindeki o sessiz tik taklara yenileceğiz.
Uzayı fethedeceğiz ama hücrelerimizin içindeki o 24 saatlik kozmik prangayı asla kıramayacağız. Belki de evrenin bize söylediği en büyük ironi bu, evrenin neresine gidersen git Dünyanın dönüşü hep senin içinde kalacak.
YAZILIM BİLMEDEN OYUN YAPTIM 🥳🚀 #buildinpublic
ÜCRETSİZ REKLAMSIZ
Kod yaz, kirayı çıkar, unicorn ol.
Adı: GARAJ 😎
10 gündür burada, takipçilerle birlikte, sıfır yazılım bilgisiyle adım adım bir oyun yaptık.
Test sürecine sizi de katmak istiyorum 👇
Aşağıdaki linkten önce TestFlight uygulamasını indirin, giriş yapın.
Ardından oyunu indirerek oynamaya başlayabilirsiniz
https://t.co/6qD55gUrCQ
Kaissava’yı Google Play’e göndermeden önce ilginç bir şey yaptım.
Son günlerde AI’a sürekli kod yazdırıyordum. Yeni özellikler ekliyorduk, hataları düzeltiyorduk, sistemi geliştiriyorduk. Yayın gününe geldiğimizde ise ilk kez tek bir satır kod istemedim.
Onun yerine şunu yazdım:
“Bugünden sonra sen geliştirici değilsin. Google Play inceleme ekibisin.”
Sonra oyuna birlikte yeniden bakmaya başladık.
Veri güvenliği bölümünü tek tek kontrol ettik.
Kullanılan izinleri gözden geçirdik.
Store açıklamalarını okuduk.
Gizlilik politikasını inceledik.
Ekran görüntülerini değerlendirdik.
Oyunun mağaza sayfasında eksik veya risk oluşturabilecek noktaları tek tek listeledik.
O an şunu fark ettim.
AI’ı hep kod yazan bir araç olarak kullanıyordum.
Oysa o gün ilk kez farklı bir rol verdim.
Ve bana yazdığı kodlardan daha fazla katkı sağladı.
(Devamı yorumlarda👇)