öğreniyoruz ki rojin felç edilmiş kaplumbağa ezilerek öldürülmüş yavru kedi istismar edilerek öldürülmüş. tüm bunların cezasız kalacağını bilmek o kadar koyuyor ki nefretle dolup taşıyorum
çalıştığım yere hiçbir aidiyet hissetmiyorum. sıfır. bugün gidebilsem çantamı alır çıkarım. arkamda ne oluyor diye düşünmem. merak etmem. sonsuz bir kafa rahatlığıyla bırakır giderim. insan oturduğu sandalyeye bile alışır. ben alışamıyorum.
sıcak bir evin içindeyken, bir hastalık yakamızda değilken, bir borçtan korkmuyorken, karnımız tokken, yumuşak bir koltuk üzerinde oturuyorken hayatın ne kadar şükür dolu olduğunu fark etmiyor insan, kaybedene dek. rabbim bizi çok şükreden kullarından eyle
Hayatın en büyük sırrı şudur: Kendini her
an yeniden kurabileceğini fark etmek. Yeni
bir düşünce biçimi, yeni alışkanlıklar, yeni
bir çevre, hatta bambaşka bir yol.. Hiçbir
şey seni, hep aynı insan olarak kalmaya
zorlamaz. “Bu halim eskidi, şimdi kendimi
yaratıyorum” bu...
dünyadaki en manyetik şey, kendi enerjini sevmektir. çünkü insanın gerçek cazibesi ne güzelliğinde, ne zekâsında, ne de sahip olduklarında saklıdır. en çekici aura, kendi varlığından keyif alan birinin yaydığı ışıktır. kendinle barışık olduğunda, başkalarının onayına ihtiyaç duymazsın. enerjin kendiliğinden taşar, insanlar seni çözümleyemedikleri bir çekimle hisseder. işte o zaman odadaki en pahalı kıyafetten, en parlak başarıdan daha büyülüsün. çünkü en güçlü mıknatıs, kendini sevmektir
Kimsenin tribini, surat asmasını, laf sokmasını çekmeyin. Direkt mesafeli davranmak, uzaklaşmak en güzeli.
Herkesin bir hayat koşturmacası var.
Anlayışsız olan insanlardan uzaklaşmak, kendine yapacağın en büyük iyilik olacaktır.