Resulullah (SAV) buyurdular: “Ya Öğreten, ya öğrenen, ya dinleyen , ya da ilmi seven ol. Fakat sakın beşincisi olma (yani bunların dışında kalma) helâk olursun” (Taberani)
İyinin, doğrunun ve güzelin sahte imajlarla perdelendiği bu çağda, hakikati bulmanın yegane yolu Sevgili Peygamberimiz'i (as) tanımaktan geçer.
Rabbim bizleri O’nun (as) güzel ahlakıyla ahlaklandırsın.
#MevlidKandili’miz mübarek olsun. 🌹
ŞEYH CEMİL NARDALI VE AİLESİ, ADANA (1940/50'ler..)
"Yetmiş bir yaşındayım. Gençliğimde faytonculuk yapardım. Şeyh Cemil Efendi, mahallemizin büyüğü idi. Herkes ona saygı gösterirdi. Sık sık benim faytonuma binerdi. Bazen kendisini eski baraja kadar götürürdüm. Faytondan inmeden
Sultan Baybars, Türk tarihinin açık ara en büyük ve en efsane liderleridir.
Lakin ne yazık ki Fatih kadar, Yavuz kadar, Kanuni kadar, Attila ya da Timur kadar bilinmez. Anlatılmaz, tanınmaz ve değer de verilmez. Oysa mukayese ettiğimizde Baybars’ın hayatı, bu isimlerin her birinden daha sert, daha dramatik ve daha görkemlidir. Çünkü tarihte hiçbir Türk lideri, Baybars kadar sıfırdan başlayıp en tepeye çıkmamıştır.
Baybars bir veliaht değildi. Soylu değildi. Arkasında hanedan yoktu. Vatanından koparılmış, obası yakılmış, anne babası Moğollar tarafından katledilmiş, kızkardeşleri Moğol askerlerinin tecavüzüne uğramış garip kimsesiz aslı çoban olan bir Kıpçak Türküydü.
Hikayenin başlangıcında ailesi soysuz Moğollar tarafından katledildikten sonra Baybars, zincire vurulup Şam'da köle pazarında mal gibi satıldı. Hem de Arap topraklarına. Bir insanın düşebileceği en dip yerden bahsediyoruz.
Cengiz Han’ın açtığı Moğol yolu, fetih değil vahşet yoluydu. Türk yurtları yağmalandı, İslam şehirleri yakıldı. Zulüm Cengiz ile de bitmedi torunu soysuz Hülagü ile de devam etti. Nice Türk ailesi bu soysuz tarafından katledildi. Nice ak saçlı nice Türk çerisi, Moğolların işkenceleri ile uçmağa vardılar.
Herkes Moğollardan köpek gibi korkuyordu. Baybars ise bu korkuyu çocukken yaşamıştı. O yüzden diz çökmeyi değil, vakar ile metanet ile intikam alacağı günü beklemeyi seçti.
Köle olarak girdiği Memlük ordusunda sadece kılıç kullanmadı. Sabrı, zekâyı ve devlet aklını öğrendi. Her talimde güçlendi, her savaşta sertleşti. Bozkırın Kıpçak çocuğu disiplinle birleşti.
Velhasıl köle, asker oldu. Asker, komutan oldu. Komutan, sultan oldu.
1260’ta Ayn Calut’ta, tarihin akışı değişti. “Yenilmez” denilen Moğol orduları, Baybars’ın sahte ricat taktiğiyle tuzağa çekildi. Bozkır savaşını bozkırın Kıpçak evladı yönetti. Moğollar ilk kez darmadağın edildi, komutanları öldürüldü, efsaneleri gömüldü. Cengiz Han’ın korku mirası tam olarak orada çatladı. Hülagü’nün hayalleri çölde kaldı. Baybars, Türk’e ve İslam’a yapılanın intikamını orada aldı.
Moğol elçileri tehditkâr mektuplarla geldiğinde Baybars diplomasiyle cevap vermedi. O elçilerin kafaları kesildi ve Kahire surlarına asıldı.
Baybars sadece Moğolları ezmedi. Haçlıları da tarihten sildi. Fransız Kralı 9. Louis’i bütün Haçlı ordusuyla birlikte Mısır’da yok etti. Kudüs’ten sonra Haçlıların elindeki en büyük şehir olan Antakya’yı aldı. Krak des Chevaliers gibi “alınamaz” denilen kaleleri düşürdü. Tapınak Şövalyeleri dâhil olmak üzere en güçlü Haçlı kuvvetlerini parçaladı. Adana’da kurulu Ermeni Krallığı’nı ezdi.
Suriye’yi Moğollardan geri aldı.
Yetmedi, Anadolu’ya girdi ve Kayseri’de Moğolları ikinci kez yere serdi. Yere sermek ne kelime moğol ordusunu perişan etti.
Yazarken insan yoruluyor.
Terminatör gibi adam. Adeta ikinci bir Halid bin Velid.
Böyle bir hayat hikâyesi Batı’da çıksaydı bugüne kadar elli tane filmi yapılmıştı. Ama Baybars’ı bugün doğru düzgün sahiplenen tek yer Mısır oldu. Onlarda saçını turuncuya boyamış, tıknaz bir Arap oyuncuya oynatılan kıytırık bir diziyle. Nerede Baybars’ın upuzun boyu, mavi gözleri, açık teni, kızıla çalan sakalları, iri yarı bozkır bedeni? Bu konuya Türk dizi-film yapımcıları kesinlikle el atmalı.
Baybars, pazarda yok pahaya satılmış bir köleydi. Lakin yeteneğiyle, zekâsıyla, iradesiyle ve intikamın ateşiyle Mısır tahtına oturdu. Onu yurdundan eden soysuz Moğolları, Ayn Calut’ta gömdü, Elbistan Ovası’nda perişan etti. Haçlıları kutsal topraklardan neredeyse tamamen sildi.
Ruhu şad olsun.
Her Türk evladına önder olsun, iz olsun.
Sakarya Meydan Muharebesi, 105 yıl önce yazılan büyük destan! 🇹🇷
Harp tarihinin en uzun meydan muharebesi olan, savunmadan taarruza geçişimizin sembolü hâline gelen Sakarya Meydan Muharebesi’nin 105’inci yıl dönümünde; Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere tüm kahraman ecdadımızı rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz.
#SakaryaZaferi 🇹🇷
#SakaryaMeydanMuharebesi 🇹🇷
Yapay zekâ gençler için muazzam bir imkân; saniyeler içinde bilgiye ulaşabilir, metin yazabilir, özet çıkarabilir, hatta zor bir konuyu size anlatabilir. Ama burada çok önemli bir çizgi var: Yapay zekâ sizinle birlikte mi düşünüyor, yoksa sizin yerinize mi düşünüyor? Eğer ödevi o yazıyor, problemi o çözüyor, siz sadece sonucu alıyorsanız kısa vadede zaman kazanırken uzun vadede düşünme, sorgulama ve öğrenme becerilerinizi kaybedebilirsiniz. Çünkü eğitimde asıl amaç doğru cevabı bulmak değil, o cevaba ulaşabilecek zihni geliştirmektir. Bu yüzden yapay zekâ çağında gençlerin en önemli becerilerinden biri yapay zekâyı çok kullanmak değil, onu nerede durduracağını bilmektir. Yapay zekâ yardımcınız olsun; ama düşünme işini ona devretmeyin. Çünkü gelecekte asıl farkı, yapay zekâya sahip olanlar değil, yapay zekâ kullanırken kendi zihnini geliştirmeye devam edenler oluşturacak.
Rotası ve menzili olmayan bir gemiye hiçbir rüzgarın faydası olmaz.
Yolumuz açık, pruvamız neta, ufkumuz KIZILELMA… 🚀
📍#TeknofestMaviVatan 🇹🇷🌊
📺 İzlemek için | Watch here: https://t.co/9ZaQFwZTg6
No wind can help a ship without a course or destination.
May our course be clear, our bow steady, our horizon KIZILELMA… 🚀
Ülkemizin bilim ve teknoloji yolculuğunda yeni ve güçlü bir insan kaynağı hamlesi başlatıyoruz.
Yapay zekâ, siber güvenlik, çip teknolojileri ve ileri bilgisayar sistemleri gibi stratejik alanlarda ilk etapta 550 doktora öğrencimizi merkezî sınavla seçecek, 20 araştırma üniversitemizde yetiştireceğiz.
5 yılın sonunda ise yaklaşık 3 bin genç araştırmacıyı ülkemizin bilim ve teknoloji ekosistemine kazandıracağız.
Türkiye Yüzyılı’nı bilimin, teknolojinin ve gençlerimizin gücüyle inşa edeceğiz.
Geleceğin teknolojilerini geliştiren, üreten ve dünyaya sunan güçlü, müreffeh ve tam bağımsız bir Türkiye için çalışmayı sürdüreceğiz.
📌 2026-2027 Eğitim ve Öğretim Yılına İlişkin İş ve İşlemler Konulu Genelge Yayımlandı!
2026-2027 eğitim ve öğretim yılının Bakanlığımız politikaları doğrultusunda uygulama birliği içerisinde yürütülmesi, eğitim hizmetlerinin niteliğinin artırılması ve eğitim ortamlarının güvenli, etkin ve verimli şekilde yönetilmesi amacıyla “2026-2027 Eğitim ve Öğretim Yılına İlişkin İş ve İşlemler” konulu genelgeyi 81 il müdürlüğümüze ulaştırdık.
Bu vesileyle, yeni eğitim ve öğretim yılının tüm öğretmen, öğrenci ve velilerimize sağlık, huzur ve başarı getirmesini diliyorum.
İsrail "yoklama" çekiyor.
Türkiye'yi "erken çatışma"ya provoke ediyor.
Türtkiye-ABD, Türkiye-Avrupa arasında bir çatışma çıkarmaya çalışıyor.
Nasıl olsa Batı, "Yahudi Devleti"ni yedirmez" diye düşünüyor.
Bu bir "ezber"..
Dünyanın yeni şartları böyle demiyor.
Ama Türkiye'nin zaman planlaması biraz daha farklı.
Evet, bu savaş olacak.
Coğrafyanın gelecek haritasında "İsrail devleti" olmayacak.
20. yüzyıl için kurulan "Garnizon" kapatılacak.
Ama zaman ve şartları Türkiye'nin planlaması ile.
Çok kalmadı.
Gazze de, Kudüs de "kendi tarihi"ne dönecek.
Biz TİKA’yı yeterince övmüyoruz arkadaşlar. Modern zamanların Yesevi dervişleri diyorduk ama bana yetersiz geliyor artık. Türk’ün, binlerce yıllık tarihinde adım atıp da bugün orada TİKA’nın izini göremeyeceğimiz bir ülke, şehir yok.
🔵 Prof. Dr. Erhan Afyoncu:
▪️“Anadolu toprakları milletler mezarlığıdır. Hititli bir komşumuz da yok, Romalı bir komşumuz da.”
▪️“Eğer direnme ve yaşama gücümüzü kaybedersek ileride bizim için de ‘Türkler diye bir millet varmış, gelmişler, bin sene burada yaşamışlar ve tarihe gömülmüşler.’ derler.”
▪️”Eğer Türkiye, 3 çocuk politikasıyla nüfus meselesini toparlayamazsa 2100'lerde bu topraklarda Türk diye bir şey kalmaz.”
16 Ağustos 1064
Büyük Selçuklu Hükümdarı Sultan Alparslan, 25 gün süren kuşatmanın ardından Ani’yi fethederek büyük bir zafer kazandı ve Anadolu’nun kapılarını Türk-İslam medeniyetine açan tarihi yürüyüşün en önemli adımlarından birini attı.
Bugün, bu kutlu fethin 962. yıl dönümünde Sultan Alparslan’ı ve bu toprakları vatan kılan kahraman ecdadımızı rahmet ve minnetle yâd ediyoruz.