İnsanlara İslam’ı ulaştırmak, anlatmak ve hidayetine vesile olmak, kırmızı develerden, dünya ve içindekilerden daha hayırlıdır. Allah’a hamd olsun, bu hayra aracı olmuşsunuz. Rabbim çalışmalarınıza bereket versin. İnsanların kalbini İslam’a açsın.
Tanzanya'da Tevhid ve Sünnet üzere yürütülen davet çalışmalarıyla İslam'ın mesajını gönüllere ulaştırmak için sahada gayret eden kardeşlerimize Rabbimiz güç ve kuvvet versin.
Allah (cc) bu kutlu daveti daim, bereketli ve hayırlı kılsın.
Evlatlarımız Allah’ın birer emanetidir. Çocuklarımızı internetin, televizyonların ve bu çağın modern cahiliye bataklığının insafına terk edemeyiz.
Küresel ifsat komiteleri, neslimizin akidesini ve ahlakını hedef alıyor. Çözümü batıl sistemlerin kurumlarında değil, evlerimizi birer İslam medresesine çevirmekte ve çocuklarımıza tevhid akidesini hakkıyla aşılamakta aramalıyız.
Son günlerde artan bu tip operasyonlarda en fazla dikkatimi çeken detay gözaltıların uygulanma şekli. Milyonlarca lirayla ilişkilendirilen bu kişiler kibarca gözaltına alınıyorlar, kelepçe zaten yok. İslami cenahtan olanların ise 50 lira için şafak vakti kapıları kırılıyor.
Bu dersimizde, sihir ve büyü gibi musibetlerden kurtulmak adına başvurulan nuşra uygulamasını ele aldık; şeriatın izin verdiği meşru tedavi yöntemleri ile tevhide aykırı olan batıl yolları konu edindik.
Kitâbu't Tevhîd 44. Dersimiz Yayında
https://t.co/mmIRTt9zbU
Her köşe başında zihinleri bulandıran fikirlerin savrulduğu bu modern şüphe çağında, kişi kalbini ve inancını nasıl muhafaza edebilir?
Kelime-i Tevhid'in şartlarından biri olan "Bu Kelimeyi Şek ve Şüpheye Kapılmadan Yakin Üzere Söylemek" konusunu işlediğimiz 10. dersimiz YouTube kanalımızda yayında!
https://t.co/AZhDU4Ifw0
Erdoğan'ı destekleyen seçmeni ikiye ayırabiliriz:
Bir tarafta Erdoğan'ı demokrat gören, laik ve demokratik düzene gönül vermiş azınlık; diğer tarafta ise şeriat için oy veren çoğunluk bulunmaktadır. 15 Temmuz gecesi Erdoğan'ın çağrısıyla sokağa çıkanlar, demokrasi isteyen azınlık değil, şeriat hayaliyle sandığa giden o çoğunluktu. Darbeyi engelleyen halkın dilinde demokrasi, laiklik veya Mustafa Kemal yoktu; tekbir, tehlil ve şehadet vardı. Yani insanları sokağa döken İslam ve İslami kavramlardı. Fakat trajik bir şekilde, o gece canlarını siper eden bu insanların eylemi, şeriat isteyenlerin hanesine değil, demokrasi isteyen azınlığın hanesine yazıldı ve 15 Temmuz "Demokrasi Bayramı" ilan edildi.
Buradan kesin olarak anlaşılmalıdır ki; İslam adına bu sistemi destekleyenler İslam'a değil, sisteme hizmet ediyorlar. Ne yaparsanız ve hangi niyetle yaparsanız yapın, günün sonunda İslam değil; sistem ve sistemin batıl değerleri güçleniyor.
Bir diğer dikkat çekici husus ise şudur: Darbeyi, Türkiye'de demokrasi ve dinler arası diyalog söylemini en çok savunan, demokratik değerlerle barışmayı önemseyen bir yapı gerçekleştirmesine rağmen, sanki demokrasi darbe üretmiyormuş veya darbelerin karşıtıymış gibi, 15 Temmuz'da yaşananlar demokrasinin hanesine yazıldı.
Diğer mesele ise şudur: 15 Temmuz sonrasında Fethullah Gülen grubuna dair rapor yayımlayan Diyanet, bu yapının ilhamcı, keşifçi ve ebcedci bir yapı olduğunu, liderlerinin Allah ve peygamberle direkt temasta olduğu için asla yanlış yapmayacağına inanıldığını delilleriyle ortaya koydu. Fakat ne ilginçtir ki; aynı söylemlere sahip olan, aynı düşünceyle hareket eden, liderlerinin Allah ve peygamberle ilişkili olduğuna ve asla hata yapmayacağına inanılan yüzlerce irili ufaklı grup olmasına rağmen, Fethullah Gülen grubu bu zihniyeti ve itikadıyla mahkûm edilirken diğer gruplar el üstünde tutuluyor. Sistem için mesele kimin neye inandığı değil, o inancın işine gelip gelmediği meselesidir.
Aynı şeyi komedyen meselesinde de yaşadık; sistem için "zararsız" olan komedyenler istedikleri şeyle dalga geçme özgürlüğüne sahipken, sistem için "zararlı" olanlar cezalandırılıyor. Oysa her iki zümrenin yaptığı da alçaklıktır ve İslam nezdinde şirk ve küfürle mahkûm edilmiştir.
"İnsan, elini duaya açmayıp lisan-ı hâliyle 'ben bana yeterim' dediğinde, kelepçelerini kendi elleriyle hazırlar."
Bu dersimizde, küfür yolunu seçenlerin karşılaşacağı zilleti ve dünya yorgunluğu üzerine kimlerin pınarlardan sular içeceklerini konu edindik. Kâfur karışımlı kadehten içmek isteyen bizlerin hedefinde olması gereken hasletleri ele aldık.
İnsan Suresi Tefsiri 4. Dersimizin YouTube Kanalımızda
Yeditepe Üniversitesi'nde vahyi sansürlemeye çalışan, cahiliye ehlinin zihniyetini taşıyan bu öğrencilerin ortaya çıkması; esasen Hûd Sûresi 112. ayetin hakikatini yaşamayan, vahyin inşa ettiği istikamet şuurundan habersiz eğitimciler tarafından yetiştirilmelerinin tabiî bir neticesidir. Zira vahiyden habersiz eğitimcilerin elinden, vahye yabancı öğrencilerin yetişmesi kaçınılmazdır.
#Hud112
Her türlü batı merkezli slogana kollarını açanların, bu toprakların mayası olan ilahi kelama adeta bir istila askeri gibi saldırması tam bir mankurtlaşma örneğidir.
Kendi coğrafyasının ruhuna bu kadar yabancılaşanlar, ait olmadıkları bu toplumun inancına sadece kin beslerler.
#Hud112
"Sen ve seninle beraber tevbe edenler, emrolunduğun gibi dosdoğru ol(un)! Azgınlaşmayın! (Çünkü) O, yaptıklarınızı görendir. Sakın zulmedenlere/zalimlere meyletmeyin! Yoksa size ateş dokunur. Allah’ın dışında dostlarınız olmaz, sonra yardım da olunmazsınız." (11/Hûd, 112, 113)
Dosdoğru olmak, yani istikamet; ancak emrolunduğumuz gibi inanmak, yaşamak ve şeriata ittiba etmekle mümkündür. Dosdoğru olmanın en belirgin şekilde sınandığı yer ise zalimlerle kurulan ilişkilerdir. Bu sebeple bir sonraki ayet, zalimlere meyletmeyi yasaklamıştır. Zira insanların istikametlerini korumakta en çok zorlandıkları nokta, ellerinde güç ve otorite bulunduran zalimlerle kurdukları ilişkilerdir. Çoğu insan, başına gelebileceklerden korktuğu için bazen doğrudan, bazen dolaylı, bazen susarak, bazen de konuşarak zalimlere meyleder.
#Hud112
Tercüme edilen kitabın ilmi açıdan pek de isabetli olmadığını ele alan ve aynı zamanda er-Redd alel-Cehmiyye kitabının İmam Ahmed'e nispetini savunan bir çalışma için bu dersi dinleyebilirsiniz:
https://t.co/P2uWmskzzS
Tercüme edilen kitapla ilgili söylenebilecek en açık şey şu: Yazarlar, kitabın İmam Ahmed'e nispetini tartışmaya açsalar da; eser içinde yer alan inanç, bu inancın delilleri ve akli gerekçelerinin, başta İmam Ahmed'in oğlu olmak üzere öğrencileri ve bütün bir Ehl-i Hadis tarafından savunulmasına rağmen, kitabın yazarları bu konuya hiç değinmemişlerdir.
Gerçekten çok yazık...
İnsan sormadan edemiyor: Bu ülkenin hâkimleri direktifleri İsrail'den mi alıyor yoksa Türk mahkemelerine Siyonistler mi sızdı?
Katil İsrail'in Gazze'ye yönelik zulmü her türlü sınırı ve tahammülü aşmışken, İsrail ürünlerine boykot çağrısında bulunan bir kanalın kapatılması hangi şeyle izah edilebilir?
Kur’an raflarda dursun, merasimlerde okunsun; ama hayata, hukuka ve topluma yön vermesin… Dayatılan din anlayışı tam olarak budur.
#Hud112 bize şu soruyu yeniden sorduruyor: Vahiy hayatımızın merkezinde mi, yoksa vicdanlara hapsedilmiş bir yazıdan mı ibaret?
İletişim başkanlığı büyük bir hukuksuzluğun kapısını araladı.
Hukuksuz engellemeler, bir kurumun "iletişim" yöntemi olamaz, olmamalı!
NATO meselesinde ortaya konan tahammülsüzlüğün ise hiçbir iler tutar yanı yok, tam bir rezalet!
Fikirlere kurşun işlemediğini, keyfî sansür ile bir kez daha göreceksiniz.
Vazgeçin!
@iletisim