TBMM Adalet Komisyonu’na ve Kamuoyuna Çağrımızdır!
Yargıtay tarafından verilen son karar, yıllardır dile getirdiğimiz haklılığımızı bir kez daha hukuki olarak tescillemiştir.
@Akingurlek_@AbdullhAydgdu@burakceylan_@SedatAyyildizz@cuneytyuksel_@AvOrhanKIRCALI@Emine_Gozgec16@avoguzhankaya@hasanozturkmen@avsbulbul@gizemozcanmugla@yclblt06@YildizFeti@ttaskinozer@avatakanunver@CumhurUzun48@_hakanolgun@avidrissahin@isikhanvedat
Fiilen hizmette bulunmuş bir stajyer/çırak kardeşimizin sigorta başlangıcının haklı mücadelesi Yargıtay nezdinde karşılık bulmuş ve haklılığı kabul edilmiştir.
Ancak çözümün adresi adliye koridorları, bireysel dava süreçleri ve yıllarca süren yargı yükü olmamalıdır! Yüz binlerce mağdurun talebi net:
Çözüm, Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir!
Staj ve Çıraklık Sigortası Mağdurları Federasyonu olarak TBMM Adalet Komisyonu ve tüm milletvekillerimize açıkça sesleniyoruz:
Mahkeme Kapılarında Değil, Meclis Çatısı Altında Çözüm: Vatandaşlarımızı tek tek dava açmak zorunda bırakmak, hem adalete erişimi zorlaştırmakta hem de yargı sistemine devasa bir yük bindirmektedir.
Yasa Tasarısı İhtiyacı: Adalet Komisyonu öncülüğünde, fiilen çalışılmış staj ve çıraklık dönemlerinin uzun vadeli sigorta başlangıcı sayılmasına yönelik kalıcı bir yasa düzenlemesi derhal gündeme alınmalıdır.
Kazanılmış Hakların Teslimi: Alın teri dökülmüş, fiilen hizmet verilmiş günlerin sigortaya sayılması bir lütuf değil, anayasal bir haktır.
Yüce Meclisimizin ve Adalet Komisyonu’nun bu hukuki gerçekliğe ve Yargıtay’ın emsal niteliğindeki yaklaşımına kayıtsız kalmayacağına inanıyor; tüm yetkilileri bir an önce kanun taslağı üzerinde çalışmaya davet ediyoruz.
Haklıydık, Haklılığımız Tescillendi; Şimdi Sıra Yasada!
Saygılarımızla,
Staj ve Çıraklık Sigortası Mağdurları Federasyonu
Kısa Vade Kader Olamaz
#StajyerçırakBütçeye
BEŞİ BİR ARADA:
BEŞ YENİ YARGITAY ONAMASI, BEŞ AYRI HUKUKİ YOL YAKINDA SİZLERLE
Son günlerde medyada geniş yer bulan mahkeme kararı, çırak ve staj mağdurları arasında yeniden tartışılmaya başlandı. Bazıları kararın yalnızca “18 yaş” değerlendirmesine bakarak:
“Bu karar bizim işimize yaramaz.”
“18 yaş dikkate alındığında yine 8 Eylül 1999 öncesine geçemiyoruz.”
“Bu karar herkesi kapsamaz.”
şeklinde yorumlar yapıyor.
Oysa bir mahkeme kararından yararlanabilmek için yalnızca sonuç bölümüne veya kararın içinden seçilen tek bir cümleye bakmak yeterli değildir. Davacının ne talep ettiği, neden o talepte bulunduğu, sigortalılık geçmişi, emeklilik şartları, sunduğu deliller, mahkemenin gerekçesi, Yargıtay’ın bozma nedenleri ve sonunda hangi gerekçeyle onama kararı verildiği birlikte incelenmelidir.
Kararları doğru okumadan “işimize yaramaz” demek, önümüzde bulunan hukuki imkânları daha baştan reddetmek anlamına gelir.
18 yaş tartışması kararın tamamını gölgelememelidir
18 yaş konusu doğru hukuki zeminde değerlendirilmelidir. Fiilî çalışmanın tespiti, sigortalılık başlangıcı, uzun vadeli sigorta kolları, emeklilik koşulları ve 25 yıllık sigortalılık süresi birbirinden farklı konulardır.
Kararda 18 yaşla ilgili bir değerlendirme bulunması, fiilî çalışmanın veya sigortalılık tespitinin hiçbir anlam taşımadığı sonucunu doğurmaz. Asıl önemli olan, mahkemenin hangi çalışmayı hangi hukuki gerekçeyle kabul ettiği ve bu kabulün sigortalının emeklilik hesabına nasıl yansıdığıdır.
Bir kararın tek cümlesine değil, bütününe bakılmalıdır.
Önce emeklilik analizi ve planlaması, sonra doğru talep
Çırak ve stajyerlerin sigortalılık ve emeklilik durumu kişiye özeldir. Herkesin işe giriş tarihi, yaşı, prim günü, çalışma süresi, mesleği, sektörü ve emeklilik şartları aynı değildir.
Bu nedenle her kişi için aynı talepte bulunulması doğru olmaz.
Bazı kişiler, sigorta başlangıcını 8 Eylül 1999 öncesine taşıyabilmek veya emeklilik şartlarını değiştirebilmek için çıraklık dönemindeki yalnızca bir günlük fiilî çalışmasının tespitini istemektedir.
Bazıları çıraklık döneminin belirli bir bölümünü talep ederken bazıları çıraklık süresinin tamamının uzun vadeli sigorta kolları bakımından kabul edilmesini istemektedir.
Bazı dosyalarda ise talepler bununla da sınırlı değildir. Davacı aynı dava içerisinde;
-Kısa vadeli sigorta kolları kapsamında görünen çıraklık çalışmalarının fiilî çalışma olarak değerlendirilmesini,
-Bu çalışmaların uzun vadeli sigorta kolları yönünden kabul edilmesini,
-Sigortalılık başlangıcının buna göre belirlenmesini,
-Emeklilik başvurusunun geçerli sayılmasını,
-Yaşlılık aylığı bağlanmasını,
-Hak kazanılan aylıkların başvuru tarihinden itibaren ödenmesini
birlikte talep edebilmektedir.
Yani bazı dosyalarda yalnızca bir günlük hizmet tespiti tartışılırken bazı dosyalarda sigortalılık başlangıcından emeklilik müracaatına ve aylığın bağlanmasına kadar bütün süreç ele alınmaktadır.
Ne ararsanız bu beş kararın içinde bulabileceğiniz genişlikte, farklı talepler ve farklı hukuki yollar vardır.
Bu nedenle önce kişinin çırak-staj çalışmalarıyla birlikte bütün sigortalılık geçmişi incelenmeli, emeklilik analizi ve planlaması yapılmalı; ardından hangi sürelerin ve hangi hakların talep edilmesi gerektiği belirlenmelidir.
Önce analiz ve emeklilik planlaması, ardından doğru talep ve doğru dava!
Beş şehir, beş sektör ve meslek, beş farklı dosya
Bugüne kadar bir iş kazası dosyasını ve yedi ayrı Yargıtay kararını inceleyerek kamuoyuyla paylaştık. Bu kararların tamamı birlikte okunduğunda birçok sorunun cevabının aslında dosyaların içinde bulunduğu görülecektir.
Şimdi ise elimizde bulunan, daha önce yayımlanmamış ve özellikle son beş yıl içerisinde verilmiş beş yeni Yargıtay onama kararlarını tek çalışma hâlinde yayımlayacağım.
-Beş ayrı şehir,
-Beş ayrı sektör ve meslek,
-Beş ayrı dosya,
-Beş farklı hukuki talep,
-Farklı çıraklık ve çalışma dönemleri,
-Bir günlük çalışmanın tespitinin istendiği dava,
-Çıraklık süresinin belirli bölümünün kabul edildiği dosya,
-Çıraklık süresinin tamamının kabul edildiği karar,
-Kısa vadeli sigorta kolları kapsamında bildirilen çalışmaların değerlendirilmesi,
-Uzun vadeli sigorta başlangıcının belirlenmesi,
-Emeklilik başvurusunun geçerli sayılması,
-Yaşlılık aylığının bağlanması ve birikmiş aylıkların ödenmesi talepleri,
-Üç kez bozulan ve sonunda onanan bir karar,
-Farklı deliller ve gerekçelerle olumlu sonuca ulaşan yargılamalar…
Bu kararların asıl değeri birbirinin aynısı olmamalarından kaynaklanmaktadır. Beş farklı şehirde, beş farklı sektör ve meslekte ortaya çıkan bu dosyalar; değişik taleplerin, çalışma biçimlerinin ve delillerin mahkemeler tarafından nasıl değerlendirildiğini göstermektedir.
Yargıtay’ın üç kez bozduğu, sonunda onadığı karar
Bu çalışmanın içinde, Yargıtay’ın ispat yönünden gördüğü eksiklikler nedeniyle üç kez bozduğu, her bozma sonrasında yeniden incelenen ve sonunda onanarak kesinleşen çok önemli bir karar da bulunmaktadır.
Bu dosya, bozma kararının her zaman davanın kaybedildiği anlamına gelmediğini açıkça göstermektedir. Bazen bozma; eksik araştırmanın tamamlanması, yeni belgelerin toplanması, tanıkların yeniden dinlenmesi ve fiilî çalışmanın kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkarılması için yeni bir yargılama aşamasıdır.
Yargıtay bozmaktan, hak sahibi mücadele etmekten yorulmadı!
Üç bozma, yeniden yapılan incelemeler, yıllar süren bir hukuk mücadelesi ve sonunda gelen Yargıtay onaması…
Yargı bazen gerçekten uzun ve yorucu bir maratondur. Sabretmek zor olabilir, yıllar süren mücadele insanı yıpratabilir. Ancak doğru talep, güçlü deliller ve kararlılıkla sürdürülen hukuk mücadelesinin meyvesi güzel olabilir.
Bu dosyayı yalnızca sonucu itibarıyla değil, geçirdiği bütün aşamalarıyla incelemek gerekir. Çünkü asıl yol haritası; dosyanın neden bozulduğunda, her bozma sonrasında hangi eksikliklerin tamamlandığında ve sonunda onamaya nasıl ulaşıldığında saklıdır.
Bir kararı değil, kararların bütününü okuyun
Tek bir karar üzerinden “işimize yarar” veya “işimize yaramaz” sonucuna varmak doğru değildir. Bir dosyada bulunmayan cevap, başka bir kararın gerekçesinde yer alabilir.
Bir kişi için bir günlük hizmet tespiti yeterli olabilirken başka biri için çıraklık süresinin tamamının kabulü gerekebilir. Bir başkası yalnızca sigortalılık başlangıcının belirlenmesini isterken başka bir davacı aynı anda hem hizmetlerinin kabulünü hem emeklilik müracaatının geçerli sayılmasını hem de yaşlılık aylığının bağlanmasını talep edebilir.
Dolayısıyla kararların değeri, herkese aynı şekilde uygulanmasında değil; farklı taleplerin hangi deliller ve hukuki gerekçelerle kabul edilebildiğini göstermesindedir.
Kararlar kopyalanmak için değil, kişinin durumuna doğru biçimde uyarlanmak için vardır.
Hak düşürücü süre konusu ezberle değerlendirilemez
“Aradan yıllar geçti, artık dava açılamaz” şeklindeki peşin hükümler de doğru değildir. Çalışmanın SGK’ya bildirilip bildirilmediği, işe giriş bildirgesinin bulunup bulunmadığı, kısa vadeli sigorta kaydının kuruma intikal edip etmediği ve işveren tarafından düzenlenen belgeler her dosyada ayrıca incelenmelidir.
İşe giriş bildirgesi, çıraklık sözleşmesi, bordro, ücret kaydı, kimlik kartı, işyeri dosyası ve kuruma intikal etmiş diğer belgelerin bulunduğu dosyalarda hak düşürücü süre itirazı, olayın özelliklerine göre farklı değerlendirilebilir.
Bu nedenle “zamanaşımı var” veya “zamanaşımı yok” şeklinde dosya görülmeden kesin hüküm kurulması yerine, her kişinin kayıtları ve belgeleri ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Siyasete ve karar vericiler açısından önemi
Bu kararları yalnızca mağdurlar ve hukukçular için yayımlamıyoruz. Aynı zamanda siyasete, SGK’ya ve karar vericilere önemli bir gerçeği göstermek istiyoruz.
Farklı şehirlerde, farklı sektörlerde ve aynı temel sorun nedeniyle binlerce insanın ayrı ayrı dava açmasını beklemek, adalet mekanizmasının iş yükünü daha da artıracaktır. Vatandaş yıllarca yargılama sonucunu beklerken SGK, ilk derece mahkemeleri, bölge adliye mahkemeleri ve Yargıtay aynı meseleyle ilgili binlerce dosyayla karşılaşacaktır.
Ortada artık tek bir karar veya istisnai bir dava bulunmamaktadır. Özellikle son beş yıl içinde verilmiş, farklı sektörleri, meslekleri, talepleri ve çalışma biçimlerini değerlendiren yeni Yargıtay onamaları vardır.
Mahkemeler önünde uzun yıllar süren bireysel mücadelelerin çoğalmasını beklemek yerine, çırak ve stajyerlerin fiilî çalışmalarını esas alan, uzun vadeli sigorta haklarını koruyan ve eşitliği sağlayan kapsamlı bir yasal düzenleme yapılmalıdır.
Yasa çıkarmak yalnızca mağduriyetleri gidermeyecek; aynı zamanda yargının ve SGK’nın önüne gelebilecek binlerce yeni uyuşmazlığı da önleyecektir.
Beş yeni Yargıtay onaması, hepsi bir arada
Bu kararları hazır bir dava reçetesi vermek için değil; farklı hukuki yolları, talepleri ve ispat yöntemlerini göstermek için yayımlayacağız
Çırak ve stajyerin 3308 birlikte değerlendirildiğini meslek lisesi ayrımının olmadığını birlikte görmüş olacağız
Beş ayrı şehir…
Beş ayrı sektör ve meslek…
Beş ayrı dosya…
Beş farklı talep…
Beş yeni Yargıtay onaması…
Hepsi bir arada!
Kısacası, ne ararsanız bu beş kararın içinde bulabilirsiniz.
Alın, inceleyin, karşılaştırın ve kendi durumunuza uygun yönlerinden yararlanın. Önce çırak-stajyer emeklilik analizinizi ve planlamanızı yaptırın; ardından ihtiyacınız olan hakkı doğru taleple ve doğru delillerle arayın.
Yargı uzun bir maraton olabilir. Sabır zor olabilir; ancak doğru yürütülen hak mücadelesinin sonunda alınan kararın meyvesi güzeldir.
Beş yeni Yargıtay kararının bütün çırak ve staj mağdurlarına hayırlı olacağını düşünüyorum.
Yine önemli gördüğüm bir 6. karar da var Milli eğitim bakanlığını ve SGK yı mahkemeye veren ve davayı kazananın kararını yetiştirebilirsek onu ya tek yada 6. karar olarak eklemeyi düşünüyorum.
Burada şu önemli işyerim kapandı kimse yok kimi dava edeceğim konusu da ortadan kalmış olacak
Bunları yayınlamamızın sebebi herkes mahkemeye başvursun şeklinde algılanması gerekiyor. Alın, inceleyin, karşılaştırın ve yararlanın diye…
“BEŞİ BİR ARADA” yada "ALTISI BİR ARADA" çok YAKINDA SİZLERLE BULUŞACAK!
Şimdiden bütün çırak ve staj mağdurlarına hayırlı olsun.
Staj ve çıraklık sigortası mağdurları federasyonunun düzenlemiş olduğu oda toplantısına katılarak sorunlarının çözümü konusunda istişare yaptık. Staj ve çıraklık sigortası mağdurlarının sorunu anayasanın eşitlik ilkesine aykırı ve mutlaka bu mağduriyetin giderilmesi gerekir bu konuda yapılacak olan mücadelede yanlarında olduğumuzu beyan ederek destekliyoruz. @CirakStajFED@stajcirak3434@iyiparti_34@iyiparti
STAJYER ÇIRAK ÇOCUKLAR İŞKAZASINDAN HAYATINI KAYBETMEYE DEVAM EDİYOR
Daha dün çırak ve stajyerlerin geçirdiği iş kazalarını, kaybettikleri uzuvları ve Yargıtayın meseleye nasıl baktığını konuşuyorduk.
Bugün önümüze yeni bir isim daha geldi:
EREN GÜNDOĞDU — 15 YAŞINDA.
Tekirdağ Çerkezköy'de stajyer olarak bulunduğu inşaatta kablo çekerken elektrik akımına kapıldı.
Hastaneye kaldırıldı.
Kurtarılamadı.
Daha 15 yaşındaydı.
Meslek öğrenecekti. Eğitim görecekti. Geleceğini kuracaktı.
Fakat şimdi hazırladığımız “Vefat Eden Çırak ve Stajyer Çocuklarımız” listesine bir isim daha eklemek zorunda kalıyoruz.
İşte insanın artık sormaktan yorulduğu, fakat cevap verilinceye kadar sormaktan vazgeçmemesi gereken soru burada:
Bir türlü neden önlem alamıyoruz?
Arda Tonbul'u makinede kaybettik.
Zekai Dikici'yi elektrik tesisatı yaptığı inşaatta yüksekten düşerek kaybettik.
Ulaş Dumlu'yu elektrik işi sırasında kaybettik.
Ömer Çakar'ı klima tesisatı işinde kaybettik.
Mahir Buğra Karagön'ü pastanende elektrik akımına kapılarak kaybettik.
Şimdi de 15 yaşındaki Eren Gündoğdu'yu elektrik akımına kapılarak kaybettik.
İsim değişiyor.
Şehir değişiyor.
İşyeri değişiyor.
Ama tehlike değişmiyor.
Üstelik hukuk bu çocukları görmüyor değil.
Daha önce incelediğimiz Yargıtay kararında, stajyerlik sözleşmesiyle çalışan öğrencinin ölümüyle ilgili olay SGK tarafından iş kazası kabul edilmişti.
Muhtemelen buda yargıya taşındığında benzer bir gelişme olacaktır.
Başka Yargıtay kararlarında da çırakların geçirdiği kazaların iş kazası niteliği ve iş sağlığı-güvenliği koruması açık biçimde karşımıza çıkıyor.
O halde çok temel bir çelişkiyle karşı karşıyayız:
Çocuk öğrenci ise neden inşaatta elektrik kablosu çekiyor?
Çocuk öğrenci ise şu anda okullar kapalı. Bu çocuk orda ne arıyordu.
Cevabı açık çünkü öğrenci değildi.
İşçi gibi üretimin ve tehlikenin içindeyse neden hâlâ yalnızca “öğrenci/stajyer” etiketi üzerinden tartışıyoruz?
Ve en önemlisi:
Bir çocuk öldükten sonra olayın “iş kazası” olduğunu tartışmak yerine, neden o çocuk hayattayken iş güvenliğini sağlayamıyoruz?
Neden sigortasını tam sigorta üzerinden gerçekleştirilemiyor.
Mesleki eğitimin amacı çocuklara meslek öğretmektir.
Elektrik akımına kapılmayı öğretmek değildir.
Yüksekten düşmeyi öğretmek değildir.
Pres makinesinde parmak kaybetmeyi öğretmek değildir.
Kızgın yağla yanmayı öğretmek değildir.
Ölmeyi hiç değildir.
Bugün Eren'in ölümüyle birlikte bizim çalıştığımız dosya sayısıı 45'e yükseldi.
Hedef bu listeyi 46'ya, 47'ye çıkarmak değildir.
Asıl başarı, bu listeye artık tek bir çocuğun adının dahi eklenmemesini sağlamaktır.
Eren Gündoğdu'yu da unutmayacağız.
Diğer çocuklarımızı da unutmayacağız.
Fakat yalnız hatırlamak yetmez.
Bir çocuk daha ölmeden; eğitim, denetim ve iş güvenliği sisteminin gerçekten çocukları koruyup korumadığını yeniden sorgulamak zorundayız.
Çünkü artık “haberimiz yoktu” denilemez.
Yargı kararları var.
Ölen çocukların isimleri var.
Ağır yaralanan çocuklar var.
Uzuvlarını kaybeden sözde öğrenciler var.
Ve şimdi önümüzde 15 yaşındaki Eren Gündoğdu var.
Daha kaç çocuk?
Yıllardır çözüm bekleyen ve milyonlarca vatandaşımızı doğrudan ilgilendiren stajyer ve çırakların sigorta başlangıcı sorunu, çalışma hayatımızın ve sosyal güvenlik sistemimizin en derin yaralarından biri olmaya devam etmektedir.
@dunyagazetesii@ozgurerdursun@Akparti@MHP_Bilgi@yenipartiyiz@RTErdogan@dbdevletbahceli@eczozgurozel@Yusuf__Tekin@tcmeb@isikhanvedat@csgbakanligi@memetsimsek@HMBakanligi@abakingurlek@iletisim@herkesicinCHP@iyiparti@YeniYolTBMM@SaadetPartisi@devapartisi@_DemokratParti@rprefahpartisi@anahtarparti@zaferpartisi@bbpgenelmerkez@DSPGenelMerkez@BTP_Parti@tipgenelmerkez@dypmerkez@emekpartisi@NumanKurtulmus@mehmetucum@oktay_saral@ejderacikkapi@MahinurOzdemir@profdrorhanates@MvDrHasanArslan@aerdemcantimur@Korkutata_Zeki@isikhanvedat@vedatbilgn@akbasogluemin@NazimMavis@leylasahinusta@resulkurt34@vedatbilgn@zorlu77
Geçmiş yıllarda meslek liselerinde, çıraklık okullarında veya üniversite stajlarında fiilen iş yerlerine giderek üretim çarklarının dönmesine katkı sağladık.
O dönemde devletimiz tarafından adımıza resmi sigorta kartları düzenlendi, sigorta sicil numaraları verildi.
Bize verilen bu kartlar ve e-Devlet sisteminde yer alan "Sigorta Tescil Tarihi" ibaresi, haklı olarak ilk işe başlama tarihimiz olduğuna dair sarsılmaz bir güven oluşturdu.
Ancak bugün geldiğimiz noktada, o dönemde adımıza yalnızca kısa vadeli (iş kazası ve meslek hastalığı) sigorta primlerinin yatırıldığı, emekliliğe esas uzun vadeli primlerin yatırılmadığı gerekçesiyle bu tarihler emeklilik hesabında ilk sigortalılık başlangıcı olarak kabul edilmemektedir.
Özellikle EYT (Emeklilikte Yaşa Takılanlar) düzenlemesi sonrasında elinde 1990'lı yıllara ait sigorta kartı ve e-Devlet tescil kaydı bulunan yüz binlerce mağdur, sistem dışı bırakılarak büyük bir hak kaybına uğramıştır.
Sosyal güvenlik uzmanlarının da sık sık dile getirdiği üzere, talebimiz devlete ilave bir finansal yük getirmek üzerine kurulu değildir.
Staj ve Çıraklık Sigortası Mağdurları Federasyonu olarak net ve uygulanabilir çözüm önerimiz şudur:
Tescil Tarihi Esas Alınmalıdır: e-Devlet sisteminde resmi olarak yer alan tescil tarihimizin, emeklilik hesabında da uzun vadeli sigorta başlangıcı olarak kabul edilmesini talep ediyoruz.
İsteğe Bağlı Borçlanma Hakkı Tanınmalıdır: Devletimizden bedava prim günü istemiyoruz. O dönemde eksik kalan malullük, yaşlılık ve ölüm (uzun vadeli) sigorta primlerini, tıpkı doğum veya askerlik borçlanmasında olduğu gibi kendimiz borçlanarak ödemeye hazırız.
Kazan-Kazan Modeli: Vatandaşa isteğe bağlı borçlanma imkanı verilmesi, hem geçmişten gelen bu büyük mağduriyeti ve adaletsizliği ortadan kaldıracak hem de Sosyal Güvenlik Kurumu'na (SGK) ciddi bir sıcak para akışı ve prim geliri sağlayacaktır.
Fiilen çalışarak alın teri döktüğümüz, devletin resmi belgeleriyle tescillenen günlerimizin yok sayılması sosyal adalet ilkesiyle bağdaşmamaktadır.
Seçim süreçlerinin yaklaştığı ve toplumsal taleplerin gündeme geldiği bu dönemde; Sayın Cumhurbaşkanımızdan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımızdan ve TBMM'deki tüm siyasi partilerimizden bu haklı sesimize kulak vermelerini bekliyoruz.
Çözüm son derece basittir: e-Devlet'teki tescil tarihi başlangıç sayılsın, eksik uzun vadeli primler borçlanma yoluyla vatandaş tarafından ödensin!
Staj ve çıraklık mağdurlarının yıllardır süren bu haklı mücadelesi, adalet tecelli edene ve ilk tescil tarihlerimiz hak ettiğimiz gibi sigorta başlangıcı sayılana kadar kararlılıkla devam edecektir.
Kamuoyuna ve yetkililere saygıyla duyurulur.
STAJ VE ÇIRAKLIK SİGORTASI MAĞDURLARI FEDERASYONU
Yargı Sözünü Söyledi
#AdaletStajyerçırağıHaklıBuldu
Sn.Dr.Devlet Bahçeli'nin yapmak isteyip degistiremeyeceği hiç bir kanun yoktur.
Masaya yumruğunu vurarak staj ve çıraklık sigortasının SGK başlangıcı kanun teklifini Gazi meclisimize artık getirmesini bekliyoruz.
@dbdevletbahceli@fevzizirhlioglu#StajÇıraklıkSgkBaşlangıcıOlsun
Bugün KRT Tv'de @KRTCANLI Beste Çelik'le @besteburcakk birlikte 18 yaş altı ailelerinin yanında sigortalı gösterilerek fiili çalışma olmadan EYT'den faydalanan kişiler ile diğer tarafta gerçekten sanayilerde emek veren fiili çalışması olan stajyer ve çırakların arasındaki çelişkiyi içeren ve Staj ve Çıraklık Sigortasının SGK Başlangıcı olarak kabul edilmesi gerektiğine dair yaptığımız haberimiz.
@tukonfed@sgmdernegi
#iyiGündeYanındaOlanı #KötüGündeYalnızBırakanı #StajyerçırakAslaUnutmaz
#emekli #emeklimaaşı #emeklimaaşları #enflasyon #engelli #engelliemeklilik #abo #gss #asgariücret #memur #memuremeklisi #memurmaaşı #ssk #sskemeklisi #çırak #staj #çıraklık #stajyer #stajçıraklıksgkbaşlangıcıolsun #dogumizni #bagkur #bagkuremeklisi #bagkurtescil #bagkurihya #ücret #emeklipromosyon #kademeliemeklilik #kademe #sivilokulborçlanma #4cAskerlikBorçlanması #doğumborçlanması #doğumizni #esnekçalışma #vergi #vergiödeme #696KHK #sözleşmelipersonel #sözleşme #ilo #sgk #yapıkayıtmeclise #toplusözleşme #tes #yapılandırma #kurgan #emeklimaaşzammı
3️⃣ Davalı işveren ise;
Davacının 3308 sayılı Kanun kapsamında çırak olduğunu,
Çıraklık sözleşmesiyle eğitim aldığını,
Çıraklık diploması kazandığını belirterek,
Bu dönemin uzun vadeli sigorta kapsamında değerlendirilemeyeceğini savundu ve davanın reddini istedi.
5️⃣ İlk Derece Mahkemesi;
Bordro tanıklarının beyanlarını değerlendirdi.
Mahkeme, davacının çırak statüsünde bulunduğu dönemde eğitimden ziyade kadrolu işçiler gibi üretim faaliyetine yönelik çalıştığı kanaatine ulaştı.
1️⃣2️⃣ Sonuç:
Yargıtay, işveren ve SGK tarafından ileri sürülen temyiz nedenlerini kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görmedi.
⚖️ Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA karar verdi.
YARGITAY İLAMI : 10. HUKUK DAİRESİ : 2023/1840 E - 2023/2195 K.
Karar; İlk Derece Mahkemesi → İstinaf → Yargıtay denetiminden geçerek onanmış oldu.
⚖️ Çırak, Stajyer...
Artık hukuk da senin yanında!
İlk derece mahkemesi kararı sonrası İstinaf, Yargıtay'ın onadığı ve SGK'dan uyguladığı bir karar...
Bu karar mağdurun, yakının , gazetecinin, siyasetçinin ya da yorumcunun görüşü değil;
Mahkemenin, yargının kararı;
Kararı bugün saat 12.00'de paylaşacağım.
Takipte kalın.