Çoğu erkek "Sevdiklerim için ölürüm." der. Peki sevdiklerin için çalışmaya, sabahları erken kalkmaya, kötü alışkanlıklarını bırakmaya, kendini geliştirmeye, öfkeni yenmeye, sorumluluk almaya ne dersin? Sevdiklerinin onlar için ölmene değil, onlar için yaşamana ihtiyacı var.
Toplum insanlara sürekli bir takvim uzatıyor.
Şu yaşta mezun ol, bu yaşta evlen, şu yaşta çocuk sahibi ol, bu yaşta evini al… Sanki hayat yaşanacak bir şey değil de yetiştirilecek bir listeymiş gibi.
Oysa insan aynı yaşta olsa bile aynı yerde olmuyor. Birisi otuz yaşında kendini yeni tanıyor, bir başkası kırkında hayatını yeniden kuruyor. Birisi yirmi beşinde evlenip mutlu oluyor, bir diğeri otuz beşinde yalnızken huzuru buluyor.
Belki de asıl soru yaşın kaç olduğu değil. Kendin gibi yaşayıp yaşamadığın. Çünkü başkalarının zaman çizelgesine yetişmeye çalışırken, insan bazen kendi hayatını kaçırabiliyor.