Bir bakanı böyle bir açıklama yapmadı Türkiye için ne talihsiz bir vaka yazık siyaset yapacaksanız bel altı değil mertçe ben kimsenin arkasına sığınmadan bunu yapabiliyorum diyebiliyorsa ona bakan derim yoksa benim için hiç bir değeri olmayan biri
Adalet Bakanı Akın Gürlek:
🔹Arif Ahmet Denizolgun'un ölümü üzerinde bir şüphe duydu, Bakırköy Başsavcılığımız. Bu konuda zaten daha önce de şikâyetler vardı. Özellikle sizin söylediğiniz gibi; doğal bir ölüm mü, yoksa dışarıdan müdahaleyle bir ölüm mü olup olmadığı konusunda fethi kabir yapıldı, örnekler alındı.
Ama tabii burada şüpheli durumlar var, tanık beyanları da var, içeriden itirafçı beyanları da var. Çünkü Arif Ahmet Denizolgun öldükten veya öldürüldükten sonra zaten yapılanma değişiyor. Normalde Alihan Kuriş 36 yaşında, çok genç yaşta başa geçiyor. Zaten Alihan Kuriş başa geçtikten sonra birden örgüt içerisindeki yapılanma değişiyor.
🔹Bu konuda tabii Başsavcılığımız soruşturma başlattı. Bildiğim kadarıyla tanıkları dinliyor, bir araştırma yapıyor. Aynı zamanda dosyaya sunulan bir adli tıp raporu da var; burada bir şüpheli ölüm olduğuna ilişkin. Ama tabii şu an kesinleşecek durum Adli Tıp Kurumunun raporudur. Bu rapor ne zaman çıkar bilmiyoruz ama kısa sürede çıkacağını düşünüyoruz.
Tabii bu Adli Tıp raporuna göre Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının başlatmış olduğu ve devam eden soruşturmanın seyrinde değişiklik olacaktır. Bu konuda, yani dediğim gibi, ilk gelen bulgulara göre burada şüpheli bir ölüm olduğu konusunda ciddi emareler var. Sizin de az önce söylediğiniz gibi boğazda ekimozlar var, bir boğulma iddiası var, daha sonra olaya geç müdahale edilmesi ve sağlık ekiplerine haber verilmeme durumu var... Bunların hepsi araştırılıyor.
🔹Başsavcılığımız çok ayrıntılı bir soruşturma yürütüyor, biz süreci takip ediyoruz. Bu konuda Adli Tıp raporu çıktıktan sonra muhtemelen yeniden beyanlar alınacaktır, yeni şüphelilerin beyanları alınacaktır ya da yeni operasyonlar yapılacaktır.
Cenazemiz olur, Süleymancı dediğimiz insanlar koşar gelir, cenazemizi yıkarlar. Vefat etmiş sevdiklerimize Mevlit okuturuz, Süleymancılar gelirler, Kuran ve mevlit okurlar. Bu insanlardan hiç bir kötülük görmedik. Bu insanlar devlete hiç sadakatsizlik yapmadılar. Bu insanlar devleti ele geçirme yamyamlığı yapmadılar. AKP’ye oy vermiyorlar diye imha edilmeye çalışılıyor. Birileri çok tehlikeli işler yapıyor.
Yaa bu cübbeli şarlatanın kızı lüks arabaya binerken kendisi lüks ve korumalı bir şekilde ortalıkta şeytanın verdiği vazifeleri icra ederken kimse bunlara ses çıkarmıyor
#FTCvTS Fatih Tekke
Geceye ve tarihe not
SERMAYE TABANA YAYILMIYOR, GELİR ADALETSİZLİĞİ DERİNLEŞİYOR
Sermayenin tabana yeterince yayılmadığını; asgari ücretten memur ve işçi maaşlarına, emekli aylıklarından şehit yakınları ve gazilerimize, engelli ve yaşlılarımıza yapılan ve çoğu zaman cep harçlığı düzeyinde kalan sosyal ödemelere kadar geniş bir alanda açıkça görüyoruz.
Orta ve alt sosyo-ekonomik kesimlerin giderek zayıflaması, meselenin artık yalnızca ekonomik göstergeler üzerinden değerlendirilemeyecek kadar ciddi bir noktaya ulaştığını gösteriyor.
⬇️⬇️⬇️
https://t.co/nB4c6fd2Ze
Ne demek tertemiz kim ahlak sınırlarını senin gibi birinin aşması beni farklı konuşmaya ve hakaret boyutuna getirir fazla ileri gidersen şimdiden başlarım bu dava da herkes tertemiz pis olan iktidar ve mensupları
Bülent Arınç @bulent_arinc , Alihan Kuriş soruşturmasını “kuzenler arası mal-mülkiyet kavgası”na indirgeyip “ismi geçen tertemiz insanlar var” diyerek süreci yumuşatmaya çalıştı. İsim vermedi. Aşağıdaki yazı bu çizgide, onun kendi cümleleri üzerinden bir eleştiri.
Açık oyna Arınç: “Tertemiz” kim?
Bülent Arınç yine aynı yerde. Soruşturma henüz iddianame aşamasına gelmeden sahneye çıkıyor, hukuku hatırlatıyor, masumiyet karinesini okşuyor, sonra işin özünü küçültüyor.
Dün yazdığı metnin kalbi şu cümlede:
“Aradan yıllar geçti, bu sefer de kavga, kuzenler arasındaki mal mülkiyet kavgasına dönüştü. Biz bunlarda taraf olamayız.”
Bu cümle tesadüf değil. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın “çıkar amaçlı suç örgütü, nitelikli dolandırıcılık, vergi usulsüzlüğü, aklama” dosyasını bir aile içi miras davasına çevirme çabası. Kayıtlar, şirketler, yurt dışı para hareketleri, kayyım atanan firmalar, firari kardeşin adresinden çıkan yüzlerce kilo altın… Bunlar “kuzen kavgası”na sığmaz. Sığdırmaya çalışmak, dosyayı küçültmektir.
Arınç bir adım daha atıyor:
“Bu soruşturma içerisinde ismi geçen o kadar temiz ve mükemmel insanlar var ki, onların bir şekilde isimlerinin geçmesini bile mahzurlu buluyorum.”
Peki kim onlar?
Alihan mı tertemiz?
Kardeşi Hilmi Tuna mı tertemiz?
İdris’in adı geçti diye mi bu telaş?
Bir kere de açık oyna. “Temiz ve mükemmel” dediğin kişiyi göster. İsim vermeden yapılan bu koruma, hukuka saygı değil; perdenin arkasındakine kalkan tutmaktır. Gizlilik ilkesini savunan kişi, aynı metinde cemaati “Kur’an hizmetkârı” diye paketleyip soruşturmanın siyasi koktuğu izlenimini yayabiliyor. Bu da tutarsız.
Masumiyet karinesi evrensel bir ilkedir. Kimse mahkûm olmadan suçlu ilan edilmez. Ama masumiyet karinesi, savcılığın dosya açmasını, kollukun arama yapmasını, MASAK’ın para izini sürmesini “infaz” diye yaftalamak için kullanılmaz. Arınç’ın dili tanıdık: önce “süreç özensiz”, “sosyal medyada infaz var”, “delile göre değil suçlamaya göre gidiliyor”. Aynı ezber, başka dosyalarda da duyuldu. Ekrem dosyasında da önce karine, sonra ortaya dökülen tablo vardı. O yüzden bu savunma artık otomatik itibar kazandırmıyor.
Arınç’ın metninde bir de şu var: “Bu cemaat AK Parti’yi destekleseydi operasyon olur muydu?” Soruyu kendisi sorup “hayır, suç varsa gideriz” diyor. Güzel. O zaman “kuzen kavgası” edebiyatını bırak. Suç iddiası varsa giderilir; gitmeyi “mal paylaşımı” diye nitelemek, gitmemeyi teşvik etmektir.
Denizolgun tarafı aynı gün cevap verdi: kavga mal değil, yapı ve ihanet meselesi. Bu da ayrı bir iddia.
Mahkeme kimin haklı olduğuna bakar. Siyasetçinin işi, daha hüküm yokken dosyayı “aile içi husumet” diye rafa kaldırmak değildir.
Sonuç sade:
Arınç isim vermeden “tertemiz insanlar” diyerek birilerine arka çıktı. Soruşturmayı kuzen kavgasına indirgeyerek küçülttü. Masumiyet karinesini kalkan yaptı. Kim olduğunu söylemediği için kamuoyu şunu sormakta haklı: Kimi koruyorsun?
@kaanarslanKA Seni sürüm sürüm süründüreceğim o algı ve yalan beyanlarını hesabını adalette soracağım ayrıca ceza evinde seni bekleyen sürprizler olacak
Dert etmeyin; onlar bizi 70 yıllık bir yapı sanıyor. Oysa biz Asr-ı Saadet’ten beri vardık. Tarih boyunca binlerce zalim silinip gitti, ama bu Altın yol kıyamete kadar baki kalacak.