-Kılıçdaroğlu ihanetinin bir belgesi daha:
-İzmir Menderes Belediyesi, biraz önce CHP’den AKP’ye geçti.
-Çünkü, CHP’de kalan meclis üyeleri, seçimde Yeni Parti’ye değil AKP’ye oy verdiler.
-Bunu da Kılıçdaroğlu istedi.
-İşte Kemal Kılıçdaroğlu budur.
O, 1970’lerden itibaren tıpkı Bahçeli gibi, tıpkı Perinçek gibi bu görev için yetiştirilmiştir.
-Kılıçdaroğlu 6 Ok’a da Atatürk’de kökten düşmandır ve Alevilerin gözünde de tam bir düşkündür.
-İşte onun eline verilen şu anki CHP de budur.
-Bu CHP Atatürk’ün değil Tayyip Erdoğan’ın partisidir.
-Hedef, AKP ve MHP ile birlikte Amerika’nın PKK’ya yönelik planını gerçekleştirmek ve yine Türkiye’de ABD’ye bağlı mezhepçi bir din devleti kurmak, Erdoğan’ı başında tutmaktır.
-Hala bu CHP’de kalanlara soruyorum:
Vicdanınız Saray’a ve ABD’ye böyle açıktan hizmeti kabul ediyor mu?
-Siz susun vicdanınız konuşsun…
Ne kadar kısmetli bir ülkeyiz, siyasette Bay Kemal, afet anında Haluk Levent, futbolda ibrahim Hacıosmanoğlu, yorumda Rasim Ozan Kütahyalı, yandaşda Cem Küçük, muhalefette Yılmaz Özdil, ekranda Hakan Ural, eğlence programında Sinan Akçıl ve Demet Akalın, dizide Gassal, pahalılıkta dünya rekoru söyleyin var mı bize yan bakan?
DEVLET ERKANINA AÇIK MEKTUP
Bu açık mektubu, en başta sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan beyefendi olmak üzere, Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı yetkililerine, kısaca hukuk ve güvenlik bürokrasisine, yanısıra sayılarının hiç de az olmadığını umud ettiğim devlet erkanına hitaben yazmış bulunuyorum. (3 Temmuz 2026 Cuma)
Aşağıda fotoğrafta elleri arkadan kelepçelenmiş ve iki polis tarafından kollarından sıkı sıkı kavranılmış olarak (üstelik kapalı/korunaklı bir mekanda) götürüldüğü görünen Deniz Göktaş, hukuk terimleriyle söylemek istersem, ceza almış bir mahkum, bir hükümlü değildir. Yargısı sürerken cezaevinde yatmakta olan bir tutuklu da değildir. Kendisi henüz tutuklu veya tutuksuz yargılanmasına karar verilmiş bir sanık da değildir. Herhangi bir asayiş ihlali nedeniyle güvenlik güçleri tarafından derdest edilmiş herhangi bir mücrim de değildir.
Hükümlü değil, tutuklu değil, sanık değil, mücrim de değilse bu kişinin hukuksal durumu nedir?
Bu kişi yalnızca hakkında soruşturma açıldığını bile bile kendi özgür istenciyle ülkesine dönmüş ve havalimanında "şüpheli" sıfatıyla gözaltına alınmış genç bir Türkiye Cumhuriyeti yurttaşıdır. Kısacası yalnızca "şüpheli"dir. Şayet 24 saat içinde savcı tutuklu veya tutuksuz olarak yargılanmasına karar verirse, en çok yasa önünde suçu henüz sabit görülmemiş bir maznun, bir sanık olacaktır. Hepsi o kadar!
Kendisi bildiğimiz kadarıyla, sabıkalı bir kanun kaçağı, aranan bir uyuşturucu müptelası ya da satıcısı, tehlikeli veya tehlikesiz bir terör örgütü üyesi, motosikletlere binip dükkanları tarayan, masum insanları öldüren bir çete ya da mafya mensubu, toplumun ve devletin düşmanlarıyla işbirliği saptanmış bir vatan haini, hatta eski tabirle yankesicilik, hırsızlık, gasp, tecavüz, taciz gibi yüzkızartıcı suçlardan birine bulaşmış suça yatkın bir katil, bir hırsız, bir tecavüzcü de değildir. Yalnızca bir şüphelidir. Evet, ağır cezada yargılanacak örgütlü bir suç işlememiş bir şüpheli! Üstelik kendisi, toplum tarafından tanınan, ailesi, ikametgahı bilinen, suça yatkınlığı, sabıkası ve tehlikesi olmayan üniversite mezunu bir genç komedyendir.
Hal böyleyken, yarım asır önce hiç de hafif olmayan siyasal suçlar işlemiş, günlerce işkence görmüş, çoğu sıkıyönetim döneminde Edirne Kalesi, Selimiye Kışlası, Maltepe Askeri Cezaevi olmak üzere 10'a yakın hapishanede hem tutuklu, hem hükümlü olarak yıllarca yatmış bir eski örgüt militanı olarak uluorta ters kelepçe takılmadı ne bana, ne dava arkadaşlarıma, ne de sözümona düşmanlarımıza. Hoş, bundan çok daha kötü muamelelere maruz kaldık. Filistin askısını ilk bizlerin üstünde denediler, gencecik delikanlıların hayaları dahil bedenlerine en çok bizim dönemimizde elektrik verdiler. Etlerimizi lime lime ettiler. Bir iç savaş yaşanıyordu. Diyarbakır, Mamak, Metris, Maltepe cezaevlerinde yapılanları tarih bile unuttu, yarım asır geçmesine karşın ne yazık ki biz unutmadık, unutamadık.
Tüm bunları hak etmiş miydik? Belki.
Bizler -faraza- masum olsak bile yaptıklarımız hiç kuşkusuz pek de masum şeyler değildi. Sözün özü, yaşananlar yaşandı, toplumun ve ülkenin geçmişinde kaldı, bizim ise ruhlarımızın derinliklerinde, daha da kötüsü arasıra birer kabus olarak bizi yoklayan lanet olası düşlerimizde.
İnsan onuru, yurttaş onuru gerçekte devletin onurudur, ülkenin onurudur. Devletin varlık nedeni bu onuru korumaktır. Dışarıda ülkenin düşmanlarından, içeride toplumun ve dirlik-düzenin düşmanlarından.
Bir hükümlü, bir tutuklu, bir sanık, bir suçlu bile olmayan, kendisine ve başkasına fiilen zarar vermeyen ve vermeyeceği anlaşılan 32 yaşındaki bir genç, hukuk nazarında en çok şüpheli sıfatını taşıyan bir evladımızı niçin bu denli hoyratça ve acımasızca ters kelepçeyle aşağılama yolu tercih edilir? İnanınız bunu anlamakta zorlanıyorum. Sözümona verilen mesajı değil, her defasında kadın-erkek-çocuk-genç-yaşlı demeden sözümona bu tür mesajlar vermeye ihtiyaç duyulmasını anlayamıyorum. Acaba bir örf-i idare, bir sıkıyönetim, bir olağanüstü hal uygulaması var da bir ben mi bundan haberdar değilim?!
Devletin varlık nedeni dirlik-düzeni korumak ve insan onuruna, yurttaş onuruna zarar gelmesini önlemektir. Küçük bürokrat işgüzarlıklarıyla memleket evlatlarının -velev ki suçlu olsunlar- onurlarına, haysiyetlerine bu tür ucuz mesaj verme bahaneleriyle kastedilmesi çok büyük bir yanlıştır ve bu yanlıştan bir an önce dönülmelidir.
Devletten şefkat beklenir mi? Asla! (Şahsen bu konuda mazur görülmek isterim.) Ne ki devlet adamlarından, yöneticilerden yasalara titizlik göstermeleri, adalet üzere davranmaları, kamu vicdanını örselememeleri kesinlikle beklenir.
• "Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletsizliğe sürüklemesin." (Kur'an, 5 : 8)
Bu onların lütfu ve ihsanı değil, görevidir. Devlet birey olarak onurumu korumazsa, yurttaşlar olarak onurumuzu hiçe saydığını umursamazsa, bizlerden devletin sürekliliğine ve kalıcılığına sahip çıkmamızı beklemeye hakkı olur mu? Adaletin ve hakkaniyetin olmadığı yerde beka olur mu?
Bu yol, yol değil. Bu tarz aşağılama teknikleri toplumsal vicdanda ağır yıkımlara yol açmaktadır. Belki bazı işgüzar memurlar bilgiççe "korku salmanın yönetmenin ve egemenliğin gereği olduğunu" söyleyeceklerdir, hatta bu satırların yazarının gerekçelerini belki "çocuksu, romantik, entel sızlanmalar" olarak algılayacaklardır. Böylelerini mazur görüyorum, çünkü kendilerini insan ve yurttaş onurunu korumanın toplumun ve devletin onurunu korumak demek olduğun bilmeyen, kifayetsiz, liyakattan yoksun, işgal ettikleri makamlardan derhal el çektirilmeleri gereken kimseler arasında telakki ediyorum.
Sözün özü, ey devlet erkanı!
Son olarak bir ayrıntıya dikkatinizi çekmek isterim. Ben kendimi cesur biri olarak görmem, herkes gibi ben de korktum, korkarım. Buna karşın o delikanlıyı, o genç komedyeni o halde görünce nedense korkuya benzer bir duygu hissetmedim, aksine içim sızladı ve utandım, hakikaten çok utandım. Ülkem adına, devlet adına, insanlık adına utandım. Gücün bu tür ucuz yollarla gösterilebileceğini sananlar adına utandım. Bu satırları da bu utanç lekesini taşımamak için yazmaya karar verdim. Sanıyorum kamu vicdanı da kendisi adına korkmaktan çok ülkemiz adına utanmış olmalı. O fotoğrafı gördüklerinde, ülkenin sağduyusunu yitirmemiş büyük bir kesiminin benimle aynı deneyimi yaşadığına inanıyorum ve bu nedenle bu tür nobranlıkları ülkem adına tehlikeli buluyorum.
Unutmayınız, utanmak erdemdir. Yurttaşlar için de, yöneticiler için de.
Saygılarımla.
Dücane Cündioğlu
Dün butlana da Özgür Özel'e de mesafeli durduğunu, CHP'den yana olduğunu söyleyen bir milletvekili ile görüştüm.
CHP'li belediye başkanlarını eleştirirken "Silivri Belediye Başkanı babasına villa almış, bunun nesini savunayım?" dedi.
Merak ettim yanından çıkınca araştırdım; Silivri Belediye Başkanı babasını 12 yaşındayken kaybetmiş!
Demem o ki;
Bir iktidarın algı yapmak için yaydığı yalanlar var, bir de ona körü körüne inanmak isteyen utangaç butlancılar var!
📌İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi: "Bir günlük bile olsa Kudüs Valisi olmayı hayal eder bunun için Allah'a dua ederdim" demiş.
Devlet Adamları, özellikle Osmanlı Torunu olduğunu iddia edenler, Osmanlı Tarihini iyi bilmeli gaf yapmamalıdır.
‼️Osmanlı'da Kudüs Valisi yoktu. Kudüs Valilik değildi. Sancak'tı ve en yüksek mülki amiri Mutasarrıf'tı.
👉Ne yazık ki Osmanlı'nın Son Kudüs Mutasarrıfı olan İzzet Bey, Kudüs'ü tek kurşun atmadan "Efendim" diyerek İngilizlere teslim etmişti.
Mutasarrıf İzzet Bey, Kudüs'ü teslim etme vazifesini de Belediye Başkan Vekili olan Filistinli Arap Hüseyin Efendi'ye vermişti. Hüseyin Efendi, Abdülhamid Döneminde Araplardan arazi toplayıp el altından Yahudilere satarak büyük bir servet edinmişti. Servetini de İngilizlerin garantörlüğü altında korumak için Kudüs'ü güle oynaya Allenby'e teslim etmişti.
İzzet ve Hüseyin Efendilerin İngilizlere teslim ettiği Kudüs'te Edmund Allenby; "El Nebi" olarak karşılanmıştı.
NOT: Sevgili arkadaşlar sizlerden ricam elden ele yayarak bu bilgileri kıymetli devlet büyüklerimize ulaştıralım ki bu tip basit konularda Osmanlıcılık oynarken komik durumlara düşmesinler...
#tarih #pazar #Kudüs
Timur Soykan'dan Kılıçdaroğlu'na tarihi füze
*Yaptığınız ihaneti anlatacak kelime arıyoruz
*Siz tek adam rejiminin en büyük hamlesinin piyonusunuz
*Siz Türk demokrasinin kalbine saplanmış bir hançersiniz
*Sizi ve yanınızdaki hainleri tarih yazacak
*Bunları kimse unutmaz
Bir tek gazeteciye güveneceksin deseler Timur Soykan a güvenirim. Timur’u yalancılıkla suçlayana bakarım adam mı diye. Sonra beni bir gülme alır. 😂😂😂@timursoykan
Bülent Kuşoğlu’nun söylediklerinden tek kelimeyle utandım.
Söyleşisini okuyun.
Okuyun da butlancıların amacı nedir görün.
Açıkça ‘devlet aklı’ diye adlandırdığı ve milli iradenin ortadan kalktığı, ABD’nin büyükelçisinin topraklarımızda hayal ettiği gibi demokrasinin olmadığı bir rejimin kurulma aşamasında olduğunu, bu aklın Erdoğan’ı seçtiğini, Erdoğan sonrasının felaket olduğunu söylüyor.
Olmaz olsun sizin devlet aklı dediğiniz planlarınız.
Benden bütün butlancılara duyurulur.
Milletsiz devlet olmaz.
Siz milleti devlet yönetiminden dışlamanın hayalini kurarken bu büyük millet sizi çoktan tarihin çöplüğüne attı bile.
Kılıçdaroğlu haram lokma yiyenlere zamanında müdahale etmediği için örgütünden özür diliyormuş! Senin o örgütün veya o seçmenin karşısına çıkmaya 1 gram cesaretin veya yüzün kaldı mı? Ancak Gürsel Tekin ve Şurekasının önünde polis koruması altında böyle nutuk atabilirsin! Halk sokakta seni bekliyor çarşı pazarda seni bekliyor haberin var mı? Ortalara çıkmaya cesaretin var mı?
Sokak köpekleri yasasının ardından, hayvanlar için kullanılacak zehrin Newbridge şirketi tarafından getirileceği öğrenildi.
Şirketin ortaklarından biri eski bakan Vahit Kirişci, CEO'su eski bakan Ali Rıza Alaboyun, yöneticileri ise AKP'li eski vekiller Nevzat Pakdil ve Mehmet Erdoğan.
(Deniz Ayhan - Sözcü)
* Lozan açılışında toplantı başkanından sonra İngiliz Lord Curzon, küstahça havalarla gelir bir konuşma yapar.
İnönü de hemen söz ister.
Söz verilmeyince çevik adımlarla kürsüye çıkar.
Herkes susar, kimse engel olamaz.
Lozan ilk gün. Anlatıyor İsmet İnönü. Hem de Türkçe.
Mahvettiniz ülkemi, yenilip kaçarken bile yok ettiniz imarlı yerlerimizi.
Yaktınız yıktınız.
Nasıl utanmıyorsunuz yaptıklarınızdan da buraya gelmiş bir de harp tazminatı konuşuyor kapitülasyonlardan bahsediyorsunuz?
Biz sizlerden Fransız ihtilali ile öğrenmedik mi hürriyet adalet müsavat kardeşlik kavramlarını, millet olmayı?
Nasıl bakıyorsunuz suratıma sanki kaybetmemiş gibi.
Kaybettiniz, kaybettiniz.
Ermeni, Yunan, İngiliz, Fransız, İtalyan, başta da Rus..
Ama hepiniz kaybettiniz.
Karşınızda kaybeden hep kaybeden ezik tembel inançsız, teslim olmuş Osmanlı diplomatı yok.
Ben varım ben.
Türk.
Ben "muzaffer Türk" buradayım.
Sizi Çanakkale'de yendim.
İstiklal savaşında yendim.
Mudanya'da yendim.
Şimdi burada da yeneceğim.
Kimse ses çıkartamaz.
İnönü sessizliğin içerisinde muzaffer bir şekilde yürür yerine oturur.
Minnet ve Saygıyla..🙏🏿
AKP döneminde İBB’nin şirketi Kiptaş'ın AKP'ye yakın 200 isme indirimli ev sattığı ortaya çıktı.
İndirimli ev alan isimlerden bazıları:
• Yeliz olarak bilinen Ahmet Hamdi Çamlı: 3 ev - %22 indirim
•Ali Yerlikaya’nın eşi Hatice Nur Yerlikaya: %29 indirim
• Fatma Betül Sayan: %26 indirim
• Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’ın kızı Aybüke Aşkın Bak: %24 indirim
• Ankara Valisi Vasip Şahin: %27 indirim
• Acun Ilıcalı’nın amcası Mustafa Ilıcalı: 2 ev - %27 indirim (BirGün - İsmail Arı)
Matemin de vedanın da estetiği olur, bu nasıl bir medeniyettir ki güzele dair hiçbir arayışı yok. Aklım almıyor. Kamyona yüklemiş Cumhurbaşkanını götürüyorlar. İzdiham zaten kader gibi mutlak Ortadoğu’da, kederde de neşede de daima izdiham oluyor. Peki ama hani İran derdik senelerce, yolda rastgele simitçiyi çevirsenmiş sana Fuzuli’den beyit okurmuş, mümkün mü buna inanmak artık, ç��nkü estetik bir bütündür parçalanamaz, hali bu medeniyetin