Duyduğumuz kadarıyla “doğrudan uzmanlık verilmiyor, belli bir baraj getirilsin; eksik görülen klinik kısım da ADSM’lerde hasta baktırılarak tamamlansın” şeklinde bir öneri dile getiriliyor. Ancak bu öneri hukuken ve sistem mantığı bakımından sorunludur.
Çünkü uzmanlık yalnızca belirli bir puanı geçmiş olmak ya da belli sayıda hasta bakmış olmak değildir. Uzmanlık; merkezi sınav, kontenjan, tercih, yerleştirme, uzmanlık eğitimi, müfredat, rotasyon, eğitici gözetimi, ölçme-değerlendirme ve tescil süreçlerinin tamamından oluşan ayrı bir hukuki statüdür. Bu zincirin yalnızca bazı halkalarını sonradan ekleyerek, doktora eğitimini uzmanlık eğitimine eşdeğer saymak doğru değildir.
Örneğin “ortodonti için son beş yılın en düşük puan ortalaması baraj kabul edilsin” denildiğinde, aslında DUS’un yarışma ve sıralama niteliği göz ardı edilmiş olur. DUS yalnızca belirli bir puanı alanın hak kazandığı bir sınav değildir. Adaylar kontenjanlara, tercihlere, puan sıralamasına ve ilgili yılın koşullarına göre yerleşmektedir. Bu nedenle geçmiş yılların en düşük puan ortalamasını alıp bugüne genel bir baraj olarak uygulamak, sınavın mantığını değiştirmek anlamına gelir.
Ayrıca bu yaklaşım üniversiteler ve programlar arasındaki farkları da ortadan kaldırır. Normalde bazı üniversiteler çok yüksek başarı sıralamalarıyla öğrenci alırken, böyle bir baraj sistemiyle aynı alanın en düşük taban puanı üzerinden bütün doktora mezunlarına uzmanlık kapısı açılmış olur. Bu da dereceyle, yüksek puanla ve merkezi yerleştirmeyle uzmanlık kazanan meslektaşlar bakımından ciddi bir eşitlik sorunu doğurur.
ADSM’lerde hasta baktırılması önerisi de tek başına uzmanlık eğitimine eşdeğerlik sağlamaz. Hasta bakmak, uzmanlık eğitiminin yalnızca bir unsurudur. Uzmanlık eğitimi; belirli bir müfredat, eğitici denetimi, klinik sorumluluk, rotasyon, vaka çeşitliliği, ölçme-değerlendirme ve kurumsal eğitim programı içinde anlam kazanır. ADSM’de belirli süre hasta bakmış olmak, bu yapı kurulmadan uzmanlık eğitimi tamamlanmış gibi kabul edilemez.
Eğer gerçekten ADSM’lerde hasta bakacak bir ihtiyaç varsa, bu ayrı bir istihdam ve sağlık hizmeti planlaması meselesidir. Bu alanın öncelikle atanmayı bekleyen, işsiz olan veya mecburen uzak illeri tercih etmek zorunda kalan genç diş hekimleri bakımından değerlendirilmesi gerekir. Bir gruba uzmanlık eşdeğerliği sağlamak amacıyla ücretsiz veya sonradan tamamlatıcı hasta baktırma modeli oluşturmak, kamu hizmeti planlaması ve mesleki eşitlik açısından ayrıca tartışmalıdır.
Kaldı ki mevcut hukuk düzeninde uzmanlık unvanı, açık kanuni dayanak ve uzmanlık eğitimi sistemi dışında verilebilecek bir unvan değildir. 1219 sayılı Kanun, diş tabipliğinde uzmanlık unvanı için uzmanlık belgesini şart koşmakta; uzmanlık eğitimine girişin de merkezi sınav sistemiyle olacağını düzenlemektedir. Yönetmelik de DUS’un yarışma esasına dayalı olduğunu ve adayların ÖSYM tarafından programlara yerleştirileceğini açıkça ortaya koymaktadır.
Bu nedenle “doktorayı yaptık, belli bir barajı kabul edin; eksik görülen klinik kısmı da ADSM’de hasta baktırarak tamamlayalım” yaklaşımı, mevcut uzmanlık rejimini dolanmak anlamına gelir. Uzmanlık sistemi sonradan parça parça tamamlanacak bir eşdeğerlik sistemi değil; baştan itibaren kanunla belirlenmiş, objektif, öngörülebilir ve herkes için aynı şekilde işleyen bir eğitim ve yerleştirme rejimidir.
Sonuç olarak itirazımız doktoraya ya da doktora yapan meslektaşlarımızın emeğine değildir. İtirazımız; doktora eğitiminin, sonradan belirlenen barajlar ve ADSM’de hasta baktırma gibi tamamlayıcı uygulamalarla uzmanlık eğitimine eşdeğer sayılmasına yöneliktir. Uzmanlık hakkı, ancak mevcut kanuni sistem içinde, merkezi sınav ve uzmanlık eğitimi süreçleri tamamlanarak kazanılmalıdır.
#DoktoralıUzmanSayılamaz
Aylarımızı, yıllarımızı bu sınava veriyoruz çünkü mecbur bıraktınız. Kendimizden, sevdiklerimizden, sağlığımızdan vererek hazırlanıyoruz bu sınava. 60 puan alan yerleşemiyor 45 puana uzmanlık talep etmek hangi utanmazlığın sonucu
#DoktorayaUzmanlıkRezaleti
Bir avuç insanın keyfi olsun diye hak edilmemiş bir ünvanı talep edemezsiniz. Yetmezmiş gibi mecbur bıraktığınız bu düzende bir tek uzmanlığımız kaldı onda da meslektaşlarınızın emeğini ve hakkını yok sayamazsınız
#DoktorayaUzmanlıkRezaleti
Sorun sadece sınav değil;eğitim,istihdam,çalışma koşullarının plansızlığıdır.Genel diş hekimlerinin hakları iyileştirilmeli,uzmanlık kontenjanları gerçekçi bir şekilde düzenlenmeli,dengeli bir istihdam politikası oluşturulmalıdır! @OSYMbaskanligi#DUS2026kontenjan2000
Aday sayısı rekor kırarken kontenjanların yerinde sayması kabul edilemez.Meslektaşlarımız büyük bir belirsizliğe itiliyor.Eğitim kalitesi ve asistan ihtiyacı için kontenjanlar artırılmalı,minimum 2 bin üzeri kontenjan açılmalıdır.
@OSYMbaskanligi#DUS2026kontenjan2000
Genç diş hekimleri işsiz, halk ağız ve diş sağlığı hizmetine ulaşamıyor.
2025 yılında 11.658 başvuruya yalnızca 465 kadro açıldı. Kasım kurası iptal edildi. 104 fakülte her yıl 13 binden fazla mezun veriyor. Planlama yok, atama yok, gelecek yok.
2026 yılında yüksek kontenjanlı atama yapılmalıdır. Sabit ve şeffaf atama takvimi açıklanmalıdır. 10 bin kadro sözü tutulmalıdır. DUS kontenjanları artırılmalıdır. Plansız fakülte açılışları durdurulmalıdır.
Diş hekimlerinin geleceği belirsizliğe değil, devletin planına emanet edilmelidir.
Şunu da çok net belirtelim:
Pratisyen diş hekimi diye bir kavram yok. çünkü dişhekimleri kendi alanında yaptığı işlemlerde major ameliyatlar da dahil yasal olarak uzmanlık istemez.
Demem o ki, multidisipliner çalışmak isteyen hekimler özele mecbur bırakılıyor.
Herkes dusa girmek zorunda değil! Bunun ders çalışmayla veya başarıyla alakası da yok.
#22KasımNeydiSahi
O sınav geri gelmez, kasıma yeni program yok koçluk yok bilmem ne diyenlere de girsin bu ülkede hakkını aramazsan susarsan böyle tepene binerler. söke söke alırız