PKK ve APO’cu DEM, AKP ve MHP'lilerin dikkatine!…
Bahçeli! Özellikle de senin dikkatine!
“Yıl 1987 Gatadan 1987/5 siciliyle mezun oldum. Tayin yerimizi kura ile çektik, elime tüküreyim, bi çektim Erzincan. "aileme çok uzak" diye haritaya bakıp bakıp höykürerek ağlıyorum. Bi baktım Nevin yanımda, o da ağlıyor. Nevin de Erzincan’ı çekmiş. Neyse ki en samimi arkadaşımla gidiyorum diye hafiften teselli buldum.
Biz Nevin’le el ele tutuşup gittik. İkimiz de yeni nişanlanmıştık. Nevinin nişanlısı Mehmet, öğretmen ve Ankara’da, benim nişanlım Murat üsteğmen, o da Ankara’da. Yolda plan yapıyoruz; Erzincan Asker Hastanesine katılış yaparız, en fazla 15 gün sonra dönüp düğün yapar Eş tayininde en fazla 1 ay içinde Ankara’ya döneriz.
Erzincan Asker Hastanesi 200 yataklı ufak, iş de azdır, en azından GATA gibi olmaz diyoruz.
Erzincan’a indik herkes bize yeni gelen hemşireler filan diyor valizi taşıyor, çok mutlular...
Neyse, başta bizi inanılmaz coşkuyla karşıladılar. Biz de nasıl seviniyoruz herkes çok cana yakın diye.
Meğer hastanede 6 hemşire varmış bizimle birlikte 8 olmuşuz. Ee olsun iş çok az ki bu kadar hemşire var diye iyimser olmaya çalışıyoruz.
Baş tabip bize "hastanenin üst katında hemşireler kalır, mutfak var istediğinizi pişirebilirsiniz ama çarşıya giderken benden izin alacaksınız, size araç tahsis edeceğim" dedi . Amanın biz bi sevindik özel araçla filan gezecegiz diye. Ertesi gün mesai bitince gidip alış veriş yapmamız lazım. Bizim ‘özel araç’ geldi. Arkası branda askerî jeep. Arkada iki koruma ellerinde G3, Nevin’le öne bindik hoplaya zıplaya alış veriş yapıp döndük. Yine iyimseriz, yine gülüyoruz filan. Akşam yatma vakti kıdemli hemşire abla bize dedi ki" üniformalarınızı yatağın ayak ucunda giymeye hazır bulundurun.
Acil durumda hızla giyinip acile ve ameliyathaneye gitmek gerekebilir". Ne sıklıkta acil durum olabilirdi ki?
Uykuya geçtik geçmedik kapı gümbür gümbür vuruldu. Nöbetçi subay bağırmaya başladı.
"Pülümür Karakolu vuruldu"
Fırlayıp giyindik, asansör filan beklemeden koşarak indik. Ambulanslar gelmeye başladı. Biz yaralıları indirdirip müdahale edeceğiz.
Bir yüzbaşı jeepten atlayıp kucağıma bir şey tutuşturdu; “şunu tut ve sahibini bul" diye verdigi şeye önce dört elle sarıldım. O kadar panik içindeyim ki algılayamadım önce, bana ne verdi, sahibi kim? Galiba aşırı terliyorum, tüm göğsüm ıslandı diye düşündüm.
Tuttuğum şeye baktım. Kalçaya yakın hizadan kopmuş bir bacak.
Sonrasını hatırlamıyorum kısa süreliğine bayılmışım.
Kendime geldiğimde yerdeyim ve hala kopmuş bacaga sıkı sıkıya sarılmışım. Göğsüm ter degil kan içindeydi.
O gece biz 30 şehit verdik!Ambulansta gelen Mehmetciklerden sadece bir yaralı çıktı. Diğerleri zaten olay anında şehit olmuşlardı.
2 gün sonra, gece 4 gibi bağırışlar,
"Alp karakolu basıldı"
Ve bu böyle devam etti. Biz aylarca bırakın gidip düğün yapmayı çarşıya yiyecek bile almaya gidemedik.
Ben ve benim tüm meslektaşlarımın böyle binlerce, anı diyemeyeceğim çünkü anılar güzeldir, travması var.
Yıllarca böyle çalıştık, sonra sanki normal insanlarmış gibi akşamları evimize gidip yemek pişirdik çocuklarımıza anne babalık yapmaya çalıştık. Benim çocuklarım ne zaman düşüp bir yerini incitse normal bir anne gibi üzülemedim. Çünkü biz başka annelerin öpmeye kıyamadığı evlatlarının kollarını bacaklarını topladık. Unutamıyorum. Bazılarının üzerinden kanlı aile fotoğrafları çıkardı. Bugün bile ben o fotoğrafları hatırlıyorum.
Bazen o kadar çok ağlardık ki bizim göz yaşlarımız Onların kanıyla karışırdı. Yıllarca eşim beni uykumdan uyandırırdı. “Zeyno uyan kabus görüyorsun sürekli çığlık atıyorsun ne gördün?" diye sorardı. Hep kopmuş kollar, parçalanmış kafalar, üzerime bulaşan beyin parçaları"
Ben bana bu dünyada cehennemi yaşatan hic kimseyi affetmiyorum. Kimseyle de barışmıyorum.”
Zeynep Uğur Cincioğlu.
06 J 1744 plakalı minibüse bindim. Ne kadar dedim. 55 TL dedi. Bozuk 55 çıkmadı 200 lira uzatacaktım.
- Ver o bozuklukları, bu yaşa kadar bir şey sahibi olamadım bu saatten sonra mı olacağım dedi.
Verdim. Sonra lisenin orada öğrenciler bindi. Öğrencilerin kiminden 5 eksik aldı kiminden 10 eksik kaldı kimden tam aldı.
Yola çıkmaya çalışan bir transportera yol verdi.
Sonra bir arkadaşı bindi Erdoğan abi ne yapıyorsun dedi güldü böyle. Erdoğan abiden para da almadı Erdoğan abi eski minibüsçüymüş.
Dikmen kavşağında başka bir minibüsle denk geldik. O minibüs bekleyen birkaç yolcuya kapı açtı. Ama yolculardan bir iki tanesi bizim olduğumuz minibüse doğru yürüdüler.
Kapıyı açmadı. Eliyle o minibüs işaret etti.
Erdoğan abi dedi ki niye almadın?
Adam dedi kapıyı açtı bizim minibüste dolu sayılır onunki boş dedi o alsın dedi bize yakışmaz dedi.
Erdoğan abi ile başladılar minibüsçülük konuşmaya Erdoğan abi: yenilerin ellerinde bir telefon insanların yüzüne bile bakmıyorlar dedi.
Bizim şoför abi dedi ki ben hayatta yolda telefonu elime almam. Hakikaten bir düşündüm yol boyunca telefon eline bir kere bile almadı.
İnerken adını sordum, Ahmetmiş... Teşekkür ederim Ahmet abi dedim elini sıktım.
Muhtemelen o benden az para aldığı için teşekkür ettiğimi falan sandı ama ben adamlığı için teşekkür ettim.
Fatma Betül Sayan Kaya'nın tıp eğitimi üzerindeki tartışmalar büyüyor: ���Meclis'e gelsin ve diplomayı nasıl aldığını izah etsin”
Murat Emir: Bir insan aynı tarihlerde
🔥Hem ABD’de İSBAK bursiyeri
🔥Hem Akp yöneticisi
🔥Hem Başbakan danışmanı
🔥Hem de İBB’den maaşlı çalışan olup
🔥Aynı anda Cerrahpaşa Tıp gibi ağır bir fakülteyi nasıl bitirebilir?
Üstelik ortada yasal zorunluluk olan mecburi hizmet de yapmamış
Tıp eğitimi part-time yapılamaz!
Kendisi gelsin Meclis'e ve diplomayı nasıl aldığını izah etsin
Ana okulundan itibaren şu dersler verilmeli
- Görgü, nezaket
- Üslup, düzgün iletişim kurabilme
- Empati yapabilme
- Başka hayatlara saygı duyma
- Doğayı koruma
- Hatasını kabul edebilme, pişkin olmama
Bir insan neden 60 tane özel kalem müdürü değiştirir diyordum.
Meğersem eşini dostunu sınavsız falan istisnai kadrodan devlet memuru yapmak için yapmış bu işi.
İnsaf yahu. Şeytanın bile aklına gelmez.
Bu olay neden gündem olmadı?
Bu 9 denizcinin ailesi günlerdir adalet arıyor.
Denizin dibinde sizin sevdiğiniz olsaydı ne hissederdiniz?
Bu 9 denizcinin ailesinin tek talebi: Cenazelerini teslim alabilmek.
Onlara ses olun. #DokuzDenizciyeSesOl
➖Fatma Betül Sayan Kaya’nın, namıdiğer Nene Hatun’un hekimlik diplomasının da netleşmesi gerek.
➖Sosyal medya hesabından, Mayıs 2015'te Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nden mezun olduğunu paylaşmış.
➖Bu durumda 2009 yılında Tıp Fakültesi'ne başlamış olması gerekiyor.
➖Bunu kanıtlamak için 2009 ÖSYS sonuç/yerleştirme belgesinin kendisi veya ÖSYM tarafından paylaşılması şart.
📍Kariyer basamaklarındaki bir başka sorun da şu;
➖Fatma Hanım, 12 Ocak 2009 tarihinde İSBAK bursu ile ABD'ye eğitime gidiyor ve dönüş tarihi de 21 Mayıs 2010.
➖Oysa mezuniyet paylaşımına bakıldığında, 2010 yılında kendisinin Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde öğrenci olması gerekiyor.
➖Yine kayıtlara bakıldığında 1. sınıfta olması gereken 2009-2010 yılları arasında kendisi AKP il yönetiminde.
➖2010-2012 yılları arasında yine tıp fakültesi öğrencisi olduğu dönemde Başbakan Sayın Erdoğan'ın danışmanı olduğu anlaşılıyor.
➖2012-2013 eğitim yılında 4. sınıfta olması gerekir, yani klinik eğitiminin (hasta muayenesinin) başladığı dönem.
➖Çok ilginçtir ki Fatma Hanım bu dönemde AKP İl Başkan Yardımcısı oluyor ve İSBAK'ta da maaşlı olarak çalışmaya başlıyor.
➖İSBAK'taki işi 20 Nisan 2015'e kadar devam ediyor, yani şu mezuniyet paylaşımını yaptığı tarihten bir ay öncesine kadar.
➖Ülkemizde hekimler mezuniyetlerinin ardından mecburi hizmete gider, aksi halde diploması geçerli değildir. Fatma Hanım bunu da yapmamış, yani mecburi hizmete de gitmemiş.
➖Bir süre sonra da vekil ve bakan oluyor.
➖Son derece çelişkili olan bu bilgilere kamuya açık kaynaklardan ulaşmak mümkün. Ancak tüm bunların detayları ortaya çıkmalı ve izahı yapılmalı.
☀️Bu nedenle konuyu Meclis gündemine taşıdık ve ayrıntıları ilgili bakanlıklara sorduk, bakalım cevap verebilecekler mi?
https://t.co/VMFhreE2y4
➖Sabahlara kadar ders çalışarak doktor olmuş biri olarak, tıp eğitiminin ne kadar zor, meşakkatli ve emek istediğini en iyi bilenlerdenim.
➖Üstteki tablonun mümkün olmadığını çok net bir şekilde söyleyebilirim. Ancak yine de soru önergelerimizin cevaplarını bekleyip asıl yorumu ondan sonra yapacağım.
➖Ya da daha pratik yolu şu;
➖Fatma Hanım gelsin Meclis'e misafirim olsun, birkaç soru sorayım, doktor olup olmadığını zaten hemen söylerim.
ODTÜ Fizik bölümü mezunu polis memuru Eskişehir’de Millet Bahçesinde intihar etmiş.
Allah rahmet eylesin.
Bu intiharlar toplumumuz derinden sarsıyor. Nedeni ne olursa olsun çözüm bulunmalı. İşsiz gençler, emniyet mensupları, emekliler intihar ediyorsa bu büyük bir sorundur.
İddialar doğruysa; bu skandal çok farklı. Bu kez; AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya hazineden, halkın emeği ile var ettiği kaynaklardan çalmadı. İhalelerden götürmedi. Artık yeni bir aşamaya geçildi. Dolandırıcılıkla doğrudan insanların parasını aldı. Düşünün: İktidar partisinin genel başkan yardımcısı insanları milyarlarca lira dolandırdı. Ve saatlerdir AKP’den de Fatma Betül Sayan Kaya’dan da açıklama bile yapılmıyor. Parasını çaldığı insanlarla ilgili arandığı zaman ‘Müsait değilim’ diyebiliyor. Bu ülke bu kadar çürüdü işte.
Emekli eyleminde hayatına son veren Ali Şekeroğlu’nun toprağa verildiği gün AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya’nın fon soygununda milyarlarca liralık vurgun yaptığı ortaya çıktı. Kaya aranıp sorulduğunda ‘Müsait değilim’ diyebiliyor. Halka hesap vermek zorunda bile değil. Demokrasinin katledilmesi işte bu soyguncuların işine yarıyor.
Tekrar Buraya yazıyorum 160 binden fazla dağıttım, seneye 200 bin’den fazla üçüncü yıldan itibaren tüm Türkiye’nin ata tohumları karşılayacağım. Kısırlaşmış tohumlarınızı da alıp defolup gideceksiniz.
Aaa BU DA OLUR MU DEMEYİN!
Ankara Lösante Hastanemizde tedavi gören Lösemili Çocuklarımız
SAĞLIKLI DOĞAL BESLENEBİLSİNLER diye
Lösev ÇİFTLİKLERİNDE
İnek/ keçi/ tavuk yetiştiriyoruz.
Ve bu hayvanlar doğal
YONCA - ARPA- MISIR - YULAF yiyorlar.
DİŞİ BUZAĞIMIZ OLDU 🧿
O da büyüsünn
Sayfanız kirlenmez hanımlar & beyler…
📢 Lütfen bir RT yapın.
Sesimizin ulaşması gereken yerlere ulaşması için sadece 1 RT istiyoruz.
Sizin için 2 saniye…
Sonra kaydırıp geçeceksiniz.
Ama biz…
Biz her gün aynı acıyla yaşıyoruz.
Siz belki aynı fotoğrafları görmekten sıkılıyorsunuz.
Ama biz, sevdiklerimizin bir parçasına, bir toprağına, bir mezarına hasretiz…
Ve ömrümüzün sonuna kadar bekleyeceğiz.
#depremkayıplarınerede
Antalya'nın Akseki
ilçesinde yaşayan Ahmet Deniz, zorlu yaşam koşullarına rağmen Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni kazanmış.
Gurur duyduğum okuluma girmek gerçekten çok zor iştir..
Bitirmek de öyle…
Benim döneminde de çoğu arkadaşım yoksul ya da orta halli ailelerden gelirdik. Zaten zor oyunu bozar. Harika eğitimler aldık. Gençliğimiz ders çalışarak geçti. Amaçlarımız hayat kurtarmak, alın teri ve emekle para kazanabilmekti.
Eminim ki bu evladımız çok başarılı olacak. Yolu açık, ömrü uzun, şansı bol olsun🙏🏻🙏🏻🙏🏻