Şule Yüksel Şenler madem ki CIA (bazılarına göre BND) adına Anadolu'da başörtüsünü yaygınlaştırdı, siz de buna karşı Anadolu yazmasını takın, yaygınlaştırın herkes öğrensin gerçek başörtüsünün nasıl olduğunu. Deli saçması söylemler.
Başörtüsü, dindar kadının modern hayata katılmasına imkân sağlayan kıyafet olarak ortaya çıktı. Başörtüsü düşmanlığı yapabilmek için bunun sözde Batı'dan geldiği iddia ediliyor. Hatta bunu vurgulamak için ısrarla Fransızcada kullanılan 'turban' kelimesi kullanılıyor. Tersten post-kolonyalizm ama tutmaz.
Şule Yüksel Şenler madem ki CIA (bazılarına göre BND) adına Anadolu'da başörtüsünü yaygınlaştırdı, siz de buna karşı Anadolu yazmasını takın, yaygınlaştırın herkes öğrensin gerçek başörtüsünün nasıl olduğunu. Deli saçması söylemler.
Başörtüsü, dindar kadının modern hayata katılmasına imkân sağlayan kıyafet olarak ortaya çıktı. Başörtüsü düşmanlığı yapabilmek için bunun sözde Batı'dan geldiği iddia ediliyor. Hatta bunu vurgulamak için ısrarla Fransızcada kullanılan 'turban' kelimesi kullanılıyor. Tersten post-kolonyalizm ama tutmaz.
Bu dizinin senaristi nasıl bir ruh hastasıdır?! İnanılmaz.. Arkadaşça sevdiği bir kuzuyu kestirip hileyle yedirmek, sanki bana Dexter. İğrenç bir kafa.
Çalışanlar Merve hanımın hayallerine yetişebilmek için prim, sağlık sigortası, maaş falan konuşmayacaklar. Tek amaç Merve’nin yalnızlıktan dolayı 15 saat, hafta sonu falan demeden kafayı taktığı işe odaklanıp, onu mutlu etmek için aynı tempoda çalışmak.
Bu insanlar hangi psikiyatristlere gidiyorlarsa; dünyadan, insandan, emekten kopuk ruhsal ve beyinsel yapılarını egolarını da şişirerek toplumsal hayata salıyorlar.
Utanması gereken sözleri gurur vesilesi yapıp, çalışanı gönüllü köle olmanın yüce değerine inandırmaya çalışıyorlar. Anası babası en azından doktorunu değiştirsinler.
çeşit çeşit zihin ve karakter olduğundan işler çığrından çıkabiliyor. Bunu önce batıya sonra içimize dönerek yapacağımız hakkaniyetli bir gözlemle anlamak çok zor olmasa gerek..
Genel yorumlardan gördüğüm kadarıyla,
tesettürün neden farz olduğunu yıllardır anlatan hocaların sözleriyle buna ikna olmayanlar sosyal medya sayesinde olacaklar.
Kadının da erkeğin de her şahsa özel bir ayetle tesettürünün kişiselleştirilemeyeceği açık. O nedenle Allah en geniş sınırla sınır koymuş ki şu şekilde giyinmenin yakınına bile yaklaşmayalım. Çünkü görüldüğü gibi iş kadının veya erkeğin kendi “özgür kararına” kaldığında
Bunun güvenlik kontrolü olduğunu hangi zeka akıl ettiyse lütfen IQ testi yapılsın...
Birincisi uygulanabilir değil yarın sağanak yağmur yağsa Ne yapacaksınız bu şekilde mi güvenlik araması yapacaksınız...
Ikincisi yüzlerce çocuğu dizmişsin yan yana hem de Okul dışında Canlı Hedef atış poligonu nasıl olur deseler Tam da böyle olur...
Üçüncüsü Okul dışında araçların geçtiği caddenin üzerinde bu çocukları dizmek hangi zekanın mahsulü gerçekten kutluyorum...
Velhasıl bizler işimizi Allah rızası için ve vicdani bir hissiyatla yapmasak çeşit çeşit hanede yetişen onca farklı yanlış muameleyle büyüyem çocuklara böyle ömrümüzü vakfedip onları kalbimizle kucaklayamazdık.
Çok doğru tespitler.
Benim karşıma gelen velinin hal tavrı mesleğine göre değişiyor. Mesela adam ben de eğitimciyim deyip üstten konuşuyordu, meğer antrenörmüş. Yine ukalalık yapıyor mali müşavirmiş. Biri işimi öğretiyor, Kuran kursu hocaymış falan filan. Liste uzar gider.
Öğretmeni işlevsiz hale getiren şey Veli baskısı değil. Veli baskısını ortaya çıkaran şey Velilerin kendilerini sosyal statü olarak öğretmenlerden yukarıda görmeleri. Bunun da bir kaç sebebi var.
Birisi, artık hemen herkesin meslek sahibi olma rotasını biliyor olması. “Öğretmen” eskiden devletin önemli bir uzantısıydı ve bir otoriteydi, ortalama öğretmen toplum ortalamasının üzerinde bir otorite figürüydü. Bir öğrenciyle uğraştığında sonuç o öğrenci için kötü olurdu.
Bugün ise böyle değil, çünkü çok fazla öğretmenlik okumuş insan var, öğretmen maaşı yerlerde ve bunların onbinlercesi “atanamamış”, işsiz. Atanabilenler de kötü koşullara razı olmak zorunda kalmış genç insanlar. Bir veli, özellikle de kendisi üniversite mezunu, ya da meslek sahibi bir veli bu profildeki öğretmene baktığında onu, saygın bir öğretmen değil, başka yeri tutturamadığı için öğretmenlik okumuş, sınırlı kapasiteye sahip ve tesadüflerle atanmış birisi olarak görüyor. O kişiye, hakkı olan mesleki saygınlığı tanımıyor.
Bununla bağlantılı olarak Türkiye’de kayırmacılık çok kolaylaştı ve son Kahramanmaraş olayında da görüldüğü gibi Veli bazen okuldan çok daha güçlü olabiliyor. Bu sadece emniyet müdürü veli için geçerli değil, herkes her şekilde birilerine ulaşabiliyor, hiç kimseye ulaşamayan bile öğretmeni “Bu kim ki” kafasıyla yargılıyor ve Cimer’e şikayet edebiliyor. Tıpkı doktorlarda filan olduğu gibi. Adam çıkıp doktor dövmekle nasıl övünüyorsa öğretmeni de aynı kafayla hiçe sayıyor. Bunun veli whatsapp gruplarıyla da ilgisi yok.
Çünkü sonuçta velilere “öğretmen ne derse o” mesajı verilmiyor, tersine öğretmene, devletin veli için tuttuğu ve Veli’nin önüne atılmış bir özel hoca muamelesi yapılıyor.
Bu muamele varken hangi öğretmen otorite kuracak da öğrenciyi adam edecek?
Buradaki en büyük ahmaklık, çocuğunun derdini çözüp okuldaki huzurunu koruyacak olanın yine okul idaresi ve öğretmenleri olduğunu gözden kaçırmak. Sanki cimerdeki memur gelip asayişi sağlayacak, onun çocuğuyla ilgilenecek olan benim. Bana saygı göstereceğine hevesimi baltalıyor.
There is a Quranic verse hanging behind his head in a frame that looks very old. The verse says: 'And say: My Lord, increase me in knowledge.' It is clear that this Israeli is living in a house stolen by his father from a Palestinian family after they were either killed or displaced.
As if that wasn't enough, he is now headed to Gaza to target and kill children.