🚨🎥 İran Hatemul Enbiya Karargahı Sözcüsü İbrahim Zülfikari’den Filistin ve Gazze Açıklaması: "Değişmeyecek Bir Ahit Üzere Sizinle Beraberiz"
"Aziz Filistin Gerçek Sahiplerine Dönünceye Kadar Yanınızdayız"
🔴İspanyol Dışişleri Bakanı:
▪️İtalya ve Almanya, Avrupa Birliği ile İsrail arasındaki Ortaklık Anlaşması'nın askıya alınmasını engelliyor.
▪️Ukrayna söz konusu olduğunda Almanya ahlaki bir bekçi gibi davranıyor, ancak Filistin söz konusu olduğunda üç maymunu oynuyor. Almanya ikiyüzlü ve acınası bir devlettir.
İRGC SÖZCÜSÜ:
"Çünkü siz liderlerimizin özel ikametgâhlarını ve ailelerini hedef aldınız, şimdi bölgedeki tüm liderleriniz de özel ikametgâhlarında hedef alınacak."
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez:
“İspanya'nın nükleer bombaları, uçak gemileri yok. İsrail saldırısını tek başımıza durduramayız. Ancak bu, mücadeleyi bırakacağımız anlamına gelmiyor. Çünkü tek başımıza kazanamasak bile uğruna savaşmaya değer davalar var.”
🚨 İspanya Başbakanı Sánchez:
— İspanya’nın yalnız kaldığını duymuş olabilirsiniz. Biz yalnız değiliz, biz bir öncüyüz.
— Asıl yalnız kalacak olanlar, savunulması mümkün olmayan zulmü savunmaya devam edenlerdir.
🗣️Burkina Faso Devlet Başkanı Yüzbaşı İbrahim Traoré:
Bir gün, Batılı bir ülkenin gizli servisinden yetkililer bizi görmeye geldi. Bize, teröristlerin bulunduğu bölgelere gönderilecek yiyeceklerin içine katılması için dört farklı ürün teklif ettiler.
Bu ürünlerin her şeye katılabileceğini belirttiler; bira veya şekerli içecekler, sigara, pirinç, süt... Kısacası her şeyin içine konulabiliyor.
Ürünlerin etkilerini şu şekilde anlattılar:
Beyni tahrip eden ürün:
Amacı beyni öldürmek. Yani kişinin düşünmesini engelliyor. Nöronlarınızı yavaş yavaş kapatıyor ve sizi adeta aptallaştırıyor. Birkaç yıl içinde düşünme ve iş yapma kapasiteniz tamamen azalıyor.
Fiziksel kapasiteyi düşüren ürün:
Bu ürün fiziksel dayanıklılığı hedef alıyor. Eğer bir kişi 12 kilometre koşabiliyorsa, birkaç yıl sonra bu oran belki 6 kilometreye, 4 kilometreye düşüyor; kişi giderek zayıflıyor.
Uyku hali yapan ürün:
Sürekli uyku durumuna neden oluyor. Bunun vücutta tam olarak neyi etkilediğini ve nasıl çalıştığını doktorlar daha iyi bilir.
Onları dikkatle dinledik ve ardından ürünlerin isimlerini sorduk. Bize isimlerini vermediler ve kalkıp gittiler.
Ancak gitmeden önce onlara şunu sorduk: 'Bunu daha önce bir yerde test ettiniz mi? Gerçekten işe yarıyor mu? Aksi takdirde neden buna para ödeyip böyle bir işe girelim?' Çünkü bize bu teklifi getirmelerindeki amaç, teröristlerin olduğu bölgelerdeki bireylerin zamanla zayıflaması ve birkaç yıl içinde tarafımızca kolayca ezilebilecek hale gelmesiydi.
Bize verdikleri yanıt; 'Evet, bunu daha önce Afrika'da bir yerlerde ve Asya'da da kullandık' oldu. Bunu daha önce defalarca kullanmışlar.
Biliyor musunuz, kanımı donduran şey ne oldu? Kendi kendime, 'Evet, Afrika'nın işi bitmiş' dedim. Çünkü aslında bunu halihazırda Afrika'da kullanıyorlar.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi'den çok önemli açıklamalar:
◾️Bu dönemde Mücteba Hamanei hiç görmedim. Birkaç kişi dışında kimsenin onu gördüğünü sanmıyorum.
◾️(Mücteba'nın Rehber seçileceğini düşünüyor muydunuz?) O her zaman adaylardan biri, bu makam için uygun kişilerden biri olarak görüldü. Karar Uzmanlar Meclisi'ne aittir.
◾️Bölge, bizim tüm bölgeyi (stratejik noktaları) vuracağımıza ve onların buna cevap veremeyeceğine inanamıyordu. Bu, gerçekleşen büyük bir dönüşümdü ve aslında bölgenin güvenlik yapısını tamamen değiştirdi. İran'ın tüm bölgeyi vurması, hem de tamamını...
◾️Savaştan önce Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’nde çok sayıda toplantı yaptık. Tüm senaryolar incelenmişti. Örneğin; eğer Amerika tek başına saldırırsa ne yaparız? Rejim (İsrail) ile birlikte saldırırlarsa ne yaparız? Eğer altyapı tesislerimize yönelirlerse ne yaparız?
◾️Ve bir senaryo daha vardı ki o en son ihtimaldi: "Ya Liderlik (Rehberlik) makamını vururlarsa ne yapacağız?"
◾️Toplantıda hiç kimsenin dili bunu söylemeye varmıyordu. Bunu dile getirmek bile çok zordu. Bu yüzden buna bir kod vermiştik: "110 Kodu". Herkes "110 Kodu" denildiğinde neyin kastedildiğini biliyordu.
◾️İşte bu yüzden karşı saldırı anında başladı; hem de çok düzenli, planlı ve organize bir şekilde başladı. Kesinlikle gafil avlanmadık. Her şeye karşı hazırlıklıydık.
◾️Görüştüğüm tüm bakanlar, dost ya da düşman fark etmeksizin, İran'ın bu savaştan daha güçlü çıktığını söylüyorlar. İran dünyayı şaşırttı.
◾️On gün önce ateşkes yapmış olsaydık hem Laricani'yi kaybetmezdik hem de Asaluye ve Mübareke Çelik tesisleri elimizde zarar görmemiş bir şekilde olurdu.
◾️İki kez tünele toplantı için girdim. Ben ve Dışişleri Bakanlığı yardımcıları, savaş sırasında Dışişleri Bakanlığı binasını terk etmedik.
◾️Bölge liderlerinden biri İran’ı askeri saldırıyla tehdit etti; ona, 'Eğer vurursan doğrudan seninle savaşa gireriz' uyarısında bulundum ve savaşın sonuna kadar o Arap ülkesini bombaladık.
◾️Dey ayı (Aralık-Ocak) olayları için hazırlıklı değildik. Elbette 18 ve 19 Dey tarihlerinde dış bir komplo devreye girdi; halkın üzerine ateş açmaya başlayan silahlar ve eğitimli güçler ülkeye sokuldu.
◾️18 Dey’den sonraki Çarşamba günü, savaşın eşiğine kadar geldik. O iki günün olayları, düşmanın savaş için toplumsal zeminin hazır olduğunu düşünmesine yol açtı.
◾️12 günlük savaşta, ne tür değerlere sahip olduğumuzu anladık; ne yazık ki 12 günlük savaştan sonra da bu değerlerin kadrini bilmedik.
◾️Sayın Hicazi’yi neredeyse enkazın altından çıkardılar. Özel kalem müdürü ise bedeninden hiçbir iz kalmayacak şekilde şehit oldu. Birkaç saniye içinde "Beyt" (Rehberlik Ofisi) yerleşkesine üç saldırı gerçekleştirildi.
◾️Savaşın üçüncü günü, bölge ülkelerinden birinin dışişleri bakanı beni aradı ve şöyle dedi: "Topraklarımıza yaptığınız saldırıların misillemesi olarak birkaç saat sonra ülkenizin falan noktasını vuracağız; ancak biz devam etmeyeceğiz, siz de devam etmeyin. Aksi takdirde, bizimle sizin aranızda da savaş başlayacaktır."
◾️Son savaş, bölgenin güvenlik yapısını değiştirdi. Tüm adımlarımız, daha öncesinden Şehit Lider'in onayından geçmişti.
◾️Biz petrol ihraç edemezsek, bölgedeki hiç kimsenin petrol ihraç etmesi mümkün değildir.
◾️ABD’nin "sıfır zenginleştirme" şeklindeki mantıksız talebine karşı direndik. Karşı taraf, müzakere yoluyla istediği sonuca ulaşamayacağını görünce savaşa yöneldi; "müzakerelerin savaşa yol açtığını" söylemek doğru değildir.
◾️Bence 12 günlük savaşı durdurmak, nizamın aldığı doğru bir karardı. 12 günlük savaş, 40 günlük savaştaki zafer için bir ön hazırlık oldu.
◾️40 günlük savaştan önce müzakerelere, esasen ileride kimse "Eğer müzakere etseydiniz savaş çıkmazdı" diyemesin diye başladık. Biz ve askeri güçler, savaşın yeniden patlak vereceğinden emindik.
◾️Ben kendi itibarımı korumak için değil, İslam Cumhuriyeti'nin çıkarları için dışişleri bakanıyım. Bunun aksi bir tutum ihanet sayılır.
Sunucu: Eğer biz 7 Esfend’de (26 Şubat) birkaç yıllık askıya almayı (nükleer faaliyetleri durdurmayı) kabul etseydik savaş çıkmaz mıydı?
◾️Bunu kesin olarak söyleyemeyiz ama kabul etseydik savaştan daha büyük bir zarar görürdük; çünkü ülkenin onurunu satmış olurduk.
Sunucu: Ben olsaydım, Trump ve Netanyahu gidene kadar birkaç yıllık askıya almayı kabul eder, sonra zenginleştirmeye yeniden başlardım.
◾️Biz zorbalığı ve teslimiyeti bir gelenek (yol) haline getirmemeliydik; bu yüzden savaş pahasına da olsa müzakerelerde dik durduk.
◾️Bölge liderlerinden biriyle görüştüm. Çok kibirli bir tavırla ve davranışlarında hissedilen bir tür sevinçle şöyle dedi: 'Emin olun ki size saldıracaklar. Nükleer tesislerinizi yok edecekler, petrol tesislerinizi de mahvedecekler ve siz karşılık vermeyeceksiniz; çünkü bizzat sizi (şahıslarınızı) vuracaklar ve liderliğinizi de hedef alacaklar.
◾️Onlara, konunun sizin hayal ettiğiniz kadar basit olmadığını söyledim. Eğer bizim herhangi bir noktamızı vururlarsa, biz de buna karşılık gelen noktayı hedef alırız.
◾️Ancak daha sonra bazı Amerikan ve Siyonist çevrelerden gelen analizler duyduk. Bazıları bize, onların bölge ülkelerine şu açıklamayı yaptıklarını söyledi: 'En fazla bir ay daha dayanın; bu hikaye sonsuza dek bitecek.
◾️Anayasa'da barış zamanı mı, savaş zamanı mı yoksa başka bir durum mu; buna Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi'nin karar vermesi gerektiği belirtilir. Ayrıca barış ve savaş kararı, anayasaya göre nihayetinde Rehberlik makamına bağlıdır. Yani tüm bu karar alma süreçleri önceden belirlenmiştir. Bu, "sen ben şöyle olur, böyle olur" diyeceğimiz bir şey değil; her şeyin tam olarak hesaplanması gerekir.
◾️Amerika ile savunma muhtırasının (Mütabakat Zaptı) onaylandığı o son toplantı günü. Hani şu çokça sorgulanan ve hakkında çok konuşulan toplantı. O malum son toplantı, akşam saat 9’da başladı, gece 3’e kadar sürdü.
◾️Ateşkes çok daha zor güvenlik şartları altında gerçekleşti. O sırada Yüksek Konseyi (tek bir yerde) toplama imkanı yoktu. Çünkü toplansak, o bina anında bombalanırdı ve ülke büyük bir felaket yaşardı.
◾️O dönemde daha küçük çaplı toplantılar yapıldı (4'erli, 3'erli gruplar halinde) ve onların sonuçları birleştirildi.
◾️Tabii ki o zaman da hem lehte hem de aleyhte görüşler vardı. Ama o günün şartlarını, sonraki şartlarla asla kıyaslayamazsınız. İki kişinin bir araya gelmesinin bile çok zor olduğu savaş koşulları altındaydınız. Ama sonuçta görüşmeler yapıldı.
◾️ Ancak nihayetinde şu şartla kabul edildi: "Eğer Amerika, bizim sunduğumuz 10 maddelik planın müzakerelerin temeli olmasını kabul ederse."
Abbas Arakçi:
Ben Amerikalılara söyledim.
Gazeteci:
Witkoff'a mı?
Arakçi:
Evet, Witkoff'a. Söyledim ki, şimdiye kadar her an bütün toplantının bombalanabileceğini düşündüğün bir toplantıda yer aldın mı? Öylece bön bön yüzüme baktılar. Söyledim ki, hiç telefonla konuşurken, konuştuğun o anda, tabiri caizse infilak edebileceğini, yok olabileceğini düşündün mü?
Hiç, örneğin, ne bileyim, telefonla ailenin halini hatrını sorarken kendi kendine bunun son kez olabileceğini düşündün mü?
Dedim ki, biz bunları tecrübe ettik ve dik durduk. Bizimle başka türlü konuşmanız gerekir. Bizi ne tehdit edebilirsiniz, ne de bize rüşvet verebilirsiniz (bizi satın alabilirsiniz).
12 günlük savaştan önceki müzakerelerde, rüşvet vermek için gelmişlerdi - bana değil, İslam Cumhuriyeti'ne-. "Şunu yaparız, bunu yaparız, şunu inşa ederiz, bunu inşa ederiz" dediler.
Ben de orada onlara dedim ki, bizim zenginleştirmemiz satılık değildir. Bu, İran halkının uğruna 20 yıl ambargolara katlandığı, bilim insanlarının uğruna kanının döküldüğü bir şeydir. Bunu nasıl satabiliriz? Sen bana "Şu santrali kurarım, bunu kurarım" diyorsun.
Burada dedim ki; ne rüşvet, ne tehdit. Sadece korkan birini tehdit edebilirsin. Biz her an başımıza her şeyin gelebileceğini bilerek (bekleyerek) oraya gittiğimizde, beni "Gelir vururum, şunu yaparım, savaş başlatırım" diyerek korkutamazsın.
Gazeteci:
Burası Venezuela değil.
Arakçi:
Evet, burası bir kişiyi aldığında diğerlerinin korkup geri adım atacağı Venezuela değil.
@MortezaOjaghlou
@metakucuk Hocam aslında bu benlik meselesi çok muhim. Alman felsefesi resmen benlik ve özgürlük üzerine kurulu. Sizinde moderm felsefenin bina ettiği bilinç ve mantığa (sembolik) dersler de yer verseniz yada bizdeki karşılıklarinı gösterseniz çok iyi olur.
🚨İran Devrim Muhafızları:
Saldırgan ABD güçlerine ev sahipliği yapan ve topraklarını bu güçlerin İran'a saldırıları için kullandıran ülkeler, benzer ölçüde bir karşılık almaya hazırlıklı olmalıdır.
Devrim Muhafızları Kara Kuvvetleri, Nasr 2 Operasyonu'nun 18. dalgasında, Arifjan'daki kara kuvvetleri destek merkezindeki toplanma noktasını hedef alarak çok sayıda saldırgan unsuru etkisiz hale getirdi.
Eş zamanlı olarak Kuveyt'teki ABD'ye ait Ali El-Salem Hava Üssünün radarı İHA saldırısıyla imha edildi.
Ayrıca bir silah bakım hangarı ile bir İHA hangarı da vuruldu.