ULUSLARARASI PEN BAŞKANI BURHAN SÖNMEZ:
📌Barışın yalnızca çatışmasızlık değil; özgürlük, demokrasi ve eşitlikle örülmesi gerektiğini yaşayarak öğrendik
📌Bugün kalın çizgilerle etrafımıza çizilen çerçevelerin içindeki ufuk barıştır
📌 Barışa açılan yoldur. Bu yüzden barışta ısrar ediyoruz
https://t.co/dI40incaqy
#Ankara | Düşük ücretler, iş güvencesizliği ve mülakat sistemine karşı Milli Eğitim Bakanlığı önünde toplanarak TBMM’ye yürümek isteyen @ogretmensendika üyelerine polis müdahale etti. Öğretmenler ters kelepçe takılarak gözaltına alındı.
Gencecik bir öğretmenimizi böylesine ağır iddiaların gölgesinde kaybettik. Yazışmalar, kardeşinin söyledikleri, arkadaşlarının anlattıkları ve tutanaklar... Çok acı, çok ağır bir gerçek ölüm soğukluğuyla yüzümüze tokat gibi çarptı.
Burada olayı sadece okul müdürü üzerinden değerlendirmek gerçekleri ıska geçmektir. Burada ilçedeki şube müdürleri, ilçe müdürü ve sürecin muhakkik ve müfettişleri bu yıldırı değil adeta saldırıya dönüşmüş vahim olayın neresinde?
Konuyla ilgili üstlerine düşen vazifeyi yasal ve adil şekilde değerlendirdiler mi?
Soruşturmanın selahiyeti açısından Irmak öğretmenin sorununu görmezden geldiği iddia edilen ve bu baskıya ortak olduğu ifade edilen ilçe Mem çalışanları açığa alındı mı?
Meb'den bu başlıkların hepsinin aydınlatılmasını ve kamuoyunun bilgilendirilmesini istiyoruz.
Rahmi Koç’un sosyal medyada yayılan ve bir Kürt kadının kimliği üzerinden aşağılandığı, etnik aidiyetinin alay ve küçümseme konusu yapıldığı görüntüler; toplumda kökleşmiş ayrımcı zihniyetin ve normalleştirilmeye çalışılan ırkçı söylemlerin yeni bir örneği olarak karşımıza çıkmaktadır.
Söz konusu ifadeler yalnızca bir kişiyi hedef almamakta; Kürt kadınların kimliğini, onurunu ve toplumsal varlığını hedef alan sistematik ayrımcılığın yeniden üretilmesine hizmet etmektedir.
Etnik kimlikler üzerinden aşağılayıcı stereotipler üretmek, halkları birbirine karşı kışkırtmak ve kadınları cinsiyetçi kalıplar içerisinde aşağılamak ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemez. Irkçılık ve ayrımcılık, hangi kişi tarafından ve hangi gerekçeyle dile getirilirse getirilsin insan haklarına aykırıdır. Kürt kimliğinin mizah, fıkra ya da gündelik söylem adı altında hedef gösterilmesi; yıllardır mücadele ettiğimiz ayrımcı dilin toplumsal meşruiyet kazanmasına zemin hazırlamaktadır.
Özellikle Kürt kadınlar, hem etnik kimlikleri hem de toplumsal cinsiyetleri nedeniyle çoklu ayrımcılığa maruz bırakılmaktadır. Bu nedenle Kürt kadınlarını aşağılayan her söylem aynı zamanda hem ırkçılığın hem de cinsiyetçiliğin yeniden üretimidir. İnsan onurunu zedeleyen, bir halkı ve kadınları aşağılayan bu yaklaşımın karşısında durmak; demokratik ve eşitlikçi bir toplumun gereğidir.
Özür açıklaması, kamuoyunda haklı tepkiye neden olan ayrımcı ve ırkçı söylemin niteliğiyle yüzleşmekten uzaktır. Açıklamada kullanılan "herhangi bir kimliği hedef alma niyeti taşımadım" ifadesi, sorunun kendisini değil, söylemi kuran kişinin niyetini merkeze almaktadır. Oysa insan hakları perspektifinden bakıldığında, ayrımcı söylemlerin değerlendirilmesinde belirleyici olan yalnızca failin niyeti değil, kullanılan ifadelerin yarattığı etki ve toplumsal sonuçlardır.
Kürt kadınlarını aşağılayıcı kalıplar üzerinden temsil eden ve etnik kimliği küçümseme konusu haline getiren ifadeler, niyet beyanıyla ortadan kalkmaz. Bu tür söylemler, tarihsel olarak maruz kalınan ayrımcılığı, ötekileştirmeyi ve toplumsal önyargıları yeniden üretir. Bu nedenle gerçek bir yüzleşme ve özür, yalnızca üzüntü belirtmekle değil; kullanılan ifadelerin neden yanlış olduğunun kabul edilmesi, ayrımcı içeriğin açık biçimde mahkûm edilmesi ve bu durumdan etkilenen kişi ve topluluklardan doğrudan özür dilenmesiyle mümkün olabilir.
İnsan haklarının temel ilkesi; herkesin dili, kimliği, etnik kökeni, cinsiyeti ve inancı ne olursa olsun eşit hak ve onura sahip olduğunun kabul edilmesidir. Irkçılığa, ayrımcılığa ve nefret söylemine karşı mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz.
İnsan Hakları Derneği olarak; Kürt halkına yönelik nefret söylemlerini, ayrımcı ve ırkçı ifadeleri, kadınları aşağılayan cinsiyetçi yaklaşımları kabul edilemez. Yetkilileri nefret ve ayrımcılık içeren söylemler karşısında etkili tutum almaya, toplumun tüm kesimlerini ise eşit yurttaşlık temelinde bir arada yaşam kültürünü güçlendirmeye çağırıyoruz.
İNSAN HAKLARI DERNEĞİ
6 Haziran 2026
Bu çocukla ilgili ilginç bir biçimde bilgi verilmiyor, aile perişan, kendisi bir arkadaşına gitmiş olabilir, başına bir şey gelmiş ya da kaçırılmış olabilir, 16 yaşında bir çocuk MESEM öğrencisi ama @tcmeb 'in umrunda değil sanırım, @TC_icisleri , @adalet_bakanlik , @tcailesosyal neden 6 gündür açıklama yapmıyor. #YaseminBolatNerede
Türkiye’de eğitim sistemiyle ilgili kararlar genellikle pedagojik gerekçelere dayanmaz; önce politik kararlar alınır, sonra uygun bir pedagojik izah bulunur.