Çocuklar Duymasın,
Dizisinin "Fısfıs İsmail"
Karakteriyle tanınan oyuncusu,
Süleyman Yağcı :
“Reisime ve Adalet Bakanıma sesleniyorum, Lütfen bütün akrabalarını devlet dairelerinden kovun, bütün varına yoğuna el koyun. Canın��zı yakanların canını yakın, kimseye acımayın.”
#fon
Bu 60 özel kalem şu anda memur olarak nerede çalışıyorsa görevlerinden alınmalı ve memuriyetleri iptal edilmelidir.Ayrıca geriye dönük maaş iadeleri talep edilmelidir. başka türlü hak yerini bulmaz,emsal karar alınmalıdır ACİLEN
Fon vurgunu soruşturmasında bugün çok ilginç bir durum yaşandı…
Eski basketbolcu Burak Sevindik bugün tutuklandı. Peki ne yapmış Burak Sevindik? Selçuk Ecza Deposu yani #SELEC hissesinden 16 eylül tarihi öncesi çıkış yapmış ve 1 milyar 126 milyon TL kazanç sağlamış.
Peki Fatma Betül Sayan Kaya ve kocası İlyas Kaya ne yapmıştı?
Bu hanfendi ve kocası da Özata Denizcilik yani #OZATD hissesinde 2.2 Milyar TL'lik vurgun yapmıştı.
Bu her iki hissede de Tera’nın pay sahipliği var.
Suç aynı suç.
Burak Sevindik bu suçtan dolayı tutuklanıp cezaevini boylarken Fatma Betül Sayan Kaya ve kocası henüz ifade bile vermedi! Ha hanfendi ceza olarak WhatsApp gruplarından çıkarılmış haklarını yemeyelim!
Neydi? Hazreti Ömer’in adaleti mi diyorduk? Ya hak…
Fatma Betül Sayan Kaya hakkında iddiaların ardı arkası kesilmiyor.
🗣️Kaya ile aynı tıp fakültesinden mezun olan Doç.Dr. Ferhat Arslan sordu:
"Hangi kliniklerde staj yaptınız, hangi servislerde nöbet tuttunuz, hangi hocalardan ders aldınız? İntörnlüğünüzü nerede ve hangi rotasyonlarla tamamladınız? Klinik eğitiminizin ne kadarı bu fakültede geçti?"
🔴Aynı fakülteden mezun olmuşuz.
🔴Benim bu fakültede öğrenciyken Anatomi ve Patoloji kürsülerinin önünde sözlü sınav için saatlerce beklediğime; Acil, Genel Cerrahi ve Çocuk Hastalıklarında sabahlara kadar nöbet tuttuğuma; Haseki ve Samatya’ya vaka görmeye gittiğime şahit insanlar hâlâ hayatta.
🔴Sadi Sun Yoğun Bakım’a yenidoğan kan gazı, Acil Radyoloji’ye röntgen taşıdım. Kardiyoloji ve Çocuk Nefrolojide geceleri iki saatte bir vital bulgu takip ettim. Yaraya dikiş attım, resüsitasyona katıldım, kırsal staja gittim. Amfilerde ders dinledim, hocalarımla bilim tartıştım.
🔴Bunları bir meziyet olarak anlatmıyorum. Bizim dönemimizde tıp öğrenciliğinin olağan hayatı büyük ölçüde buydu.
🔴Madem aynı fakültenin diplomasını taşıyoruz, benim merak ettiğim çok basit.
🔴Sizin öğrencilik hikâyeniz nasıldı?
🔴Hangi kliniklerde staj yaptınız, hangi servislerde nöbet tuttunuz, hangi hocalardan ders aldınız? İntörnlüğünüzü nerede ve hangi rotasyonlarla tamamladınız? Klinik eğitiminizin ne kadarı bu fakültede geçti?
🔴Ben kendi öğrenciliğimi, mekânlarıyla, hocalarıyla, nöbetleriyle ve şahitleriyle anlatabiliyorum.
🔴Siz de anlatın.
Son operasyonda geceliği ile kapıyı açan kadının görüntülerini seyrettim. Yayılmasın diye paylaşmayacağım. YAZIKLAR OLSUN. Utanın. Kadının gece yarısı kapısına dayanmışsınız, gayet kibar ve yardım isteyen bir tonda polislere kapatır mısınız kamerayı demiş, polisler bilgi amaçlı sorun yok deyip çekmemesi gereken görüntüleri çekip bir de yaymış. YAZIKLAR OLSUN. Bizim hayatlarımız, güvenliğimiz bu şekilde mi size emanet @EmniyetGM@TC_icisleri@MersinValiligi@tcailesosyal Bu mu aile, kadın güvenliğiniz, bu mu kişisel hayata, insana saygı. Yazıklar olsun. Ben bir kadın olarak polisten korkuyorum.
Allah Allah Bu Nasıl Bir Sestir.
Ciğerim Param Parça Oldu Resmen
Papa Dinlese Müslüman Olurdu
Allah'ın Kelamını Bu Derece Güzel Okuyan Bir Sesi Daha Önce Duymadım 🤲🧿
Hayırlı Cumalar
Vehbi Koç:
“Ben otomobili lüks olarak görmüyordum. Otomobil benim için ayakkabı gibi bir ihtiyaçtı.”
“Otomobil üretmeyi kafama koydum. Ama bunun için önce gidip Ford’u ikna etmem gerekiyordu.”
“Amerika’ya gidip doğrudan Henry Ford’la görüşmeye karar verdim.“
“Asıl mesele ise Henry Ford’dan randevu alabilmekti.”
“Yanımdakilere, ben Ford’a gideceğim, Henry Ford’la tanışmak istiyorum dedim.”
“Bana bunun çok zor olduğunu söylediler.”
“Yine de Detroit’e kadar gittik ama ilk gidişimde sekreterinden öteye geçemedim.”
“Henry Ford çok meşguldü, görüşme olmadı.”
“Daha sonra Ford bayileri arasında düzenlenen bir yarışmayı kazandık ve Amerika’ya davet edildim.”
“Ben de bu fırsatı değerlendirdim. Bu kez Henry Ford’un karşısına çıkacaktım.”
“Henry Ford’la görüşeceğim gün büyük bir imtihana giriyor gibiydim.”
“Amerika’da berbere gitmek de elbise ütületmek de bana çok pahalı geliyordu.
Normalde bunlara para vermek istemezdim ama o gün paraya kıydım. Elbisemi ütülettim, berbere gidip tıraş oldum.”
“Çünkü karşımdaki adam Henry Ford’du. Türkiye’de otomobil üretme hayalimin önemli bir kısmı o görüşmeye bağlıydı.”
“Henry Ford’la görüştükten sonra da iş hemen bitmedi. Yaklaşık iki ay boyunca New York ile Detroit arasında mekik dokudum.”
“Ford’un yöneticilerine tekrar tekrar hesap verdik. Türkiye’de yatırım yapılır mı, fabrika kaça kurulur, ortaklık nasıl yapılır, hepsini tek tek masaya yatırdık.”
“Sonunda Ford, her türlü teknik yardımı yaparız, sermaye de koyarız dedi. Türkiye’ye büyük bir sevinçle döndüm.”
“Ama bu kez karşıma kendi ülkemde başka bir engel çıktı. Yatırım için yetkililerin onayı gerekiyordu.”
“Yetkililerle görüşmek istedim. Tam 8,5 ay görüşemedim.”
“Bu sırada Ford’un yöneticileri Türkiye’ye gelip gidiyordu. Ortada hâlâ bir sonuç göremiyorlardı.”
“Süreç uzayınca Ford ortak olarak yatırım yapmaktan vazgeçti. Size teknik yardım yaparız ama ortak olarak girmeyiz dediler.”
“Bunun üzerine biz de kendi paramızla bu işi nasıl yapabileceğimizi düşünmeye başladık. Otomobil üretme fikrinden vazgeçmedik.”
“Yıllar boyunca bu işin peşinden koştum. Ford’la görüştüm, kapılarda bekledim ama ilk yerli otomobilin ortaya çıkması yine de yıllar aldı.”
“Sonunda dönemin Sanayi Bakanı Mehmet Turgut’a bir mektup yazdım. Türkiye’de küçük bir otomobil üretebilmek için izin istedim.”
“Mektupta, bu işe sermayemi ve şerefimi koyuyorum dedim. Sonunda izin çıktı.”
“Anadol piyasaya çıktı ve yıllardır kurduğum hayallerden biri gerçekleşti.”
“Bana cimri derlerdi ama ben cimri olduğumu düşünmüyordum. Ben sadece lüzumsuz para harcamaya karşıydım.”
“Mercedes’e binecek param vardı, daha pahalı arabalara da binebilirdim. Ama Ford kullanıyordum.”
“Kendim için gereksiz gördü��üm parayı harcamıyordum. Ama okul, üniversite veya memlekete faydalı bir iş olduğunda milyonlar harcamaktan çekinmiyordum.”
“10 milyon dolar gider, 20 milyon dolar gider, buna üzülmem. Ama gereksiz yere harcanmış 20 lirayı görürsem kıyameti koparırım.”
“Çünkü mesele paranın büyüklüğü değil, nereye harcandığıdır. Benim sistemim buydu.”
“Gençlere vereceğim en önemli öğütlerden biri de ölçüyü kaçırmamalarıdır. Birdenbire zengin olacağım diye karmakarışık işlere girmesinler.”
“Merdivenin basamak basamak çıkıldığını unutmasınlar. Çok dikkatli hareket etsinler.”
“Ben de hayatım boyunca bir anda zengin olmaya çalışmadım. Ağır ağır ilerledim.”
“Benim öğrendiğim şey şu oldu:
Ağır giden kazanır.”
Vahap Seçer…
Mersinlilerin yüzde 60’ının oyuyla seçilmiş bir Büyükşehir Belediye Başkanı.
Milyonlarca vatandaşın iradesiyle seçilmiş, Mersin’de farklı siyasi görüşlerden insanların oyunu almış bir isim.
Bu sabah ne yaptılar?
Evine şafak vakti operasyon yaptılar, gözaltına aldılar.
Soruyorum:
Vahap Seçer kaçacak mıydı?
Çağırsanız ifadeye gelmeyecek miydi?
Nedir bu şafak baskınları?
CHP’liysen ifadeye çağrılmak yok. Sabahın karanlığında kapına polis dayanacak, gözaltına alınacaksın.
Ama iktidarın çevresindeysen başka bir hukuk var.
Haftalardır Türkiye tarihinin en büyük fon skandallarından birini konuşuyoruz.
Yüz binlerce vatandaşın parası fonlarda kilitlendi. Milyarlarca liralık işlemler ortaya çıktı.
AK Partili genel başkan yardımcılarının, eski bakanların ve iktidara yakın isimlerin ailelerinin adları bu dosyalarda geçiyor.
Fon skandalının en kritik koltuklarında kimlerin oğullarının, kimlerin damatlarının oturduğu ortaya çıkıyor.
İki soru soran var mı?
Yok.
Savcı çağırıyor mu?
Yok.
Gece yarısı savcılık kararlarıyla, AK Partili bir genel başkan yardımcısının oğlunun mal varlığı üzerindeki tedbir kaldırılıyor.
Bunları haber yapan gazetecilere ne yapılıyor?
Erişim engeli.
Haberleri yasakla, gazetecilerin hesaplarını kapat, fon skandalını örtbas et.
Yetmedi mi?
Gündemi değiştir.
Her sabah, milyonlarca vatandaşın desteğini almış bir başka CHP’li belediye başkanının kapısına polisi gönder.
Şafak baskını yap.
Gözaltına al.
Türkiye fon skandalını konuşmasın. Yüz binlerce insanın parasının nasıl kilitlendiğini konuşmasın. İktidara yakın ailelerin bu işlerin neresinde olduğunu sormasın.
Ama Vahap Seçer’e şafak operasyonu yap!
Bu nedir Allah aşkına?
Adalet bunun neresinde?
Hukuk bunun neresinde?
Bir tarafta, iktidara yakınsan dokunulmazlık; diğer tarafta, muhalifsen sabahın karanlığında gözaltı.
Bunun adı hukuk devleti değildir.
Bunun adı adalet değildir.
Bu mesele artık yalnızca CHP’nin meselesi değildir.
Bu mesele yalnızca Vahap Seçer’in meselesi değildir.
Bu, artık Türkiye’nin beka sorunudur.
Çünkü adaletin olmadığı yerde devlet ayakta kalamaz. Hukukun kişiye, partiye, soyadına göre uygulandığı bir ülkede hiç kimse kendisini güvende hissedemez.
Bir ülke böyle yönetilemez.
Türkiye böyle yönetilemez.
750 km yeni cadde ve bulvar,
4200 km sathi kaplama,
1550 km sıcak asfalt,
16 köprülü kavşak,
135 köprü ve tünel…
Trafik vızır vızır aksın diye;
DURMAK YOK,
ÇALIŞMAYA DEVAM!
📍Abdülhamithan Köprülü Kavşağı