Hiç bir toplum siyaset veya kanunlar ile düzelmez; toplum ahlak ile düzelir. Bir toplumda insanlar yeni tanıştığı birini anlamak için dinlemek veya gözlemlemek yerine nerelisin diye sorduğu sürece gelişmek imkansız.
@yola__devam_ Devlet değil siyasi iktidar karar almış bir sivil toplum örgütü de devletin yasalarına uyarak bu karar karşısında eylem kararı almış iki farklı karar var biri siyasetin parti gücü diğeri stk ve buna demokrasi deniyor kanuna dayalı her ikiside.
@ulvisaran Sizin bu hesabınız da çok hata var Almanya da sosyal haklar yok sanki ve ülkemde araba, telefon vs araçlar da vergi nedeniyle o saydığın ülkelere göre çok daha pahalı veya et, tavuk, süt artık bizde daha pahalı tutmuyor bu hesabınız.
@Eymenokmen0571@ikoncuk@turanbulent Yahu ben kolluk kuvetimiyim beni korumakla yükümlü kurumlar işini yapmıyor benim yasal dayanağım yok veli ve kaynaştırma adı altında öğrencilere karşı ses çıkarmayım mı
@TurkerToker Benim asla girdiğim derse hiç lafım yok ancak bu konuda maddi manevi ülkemden destek istemem nasıl haksızlık olabilir, çalışan kendini geliştiren öğretmen için farklı yaklaşım talep etmek hak değil mi
@TurkerToker Yüksek lisansımı Gaziantep Balıkesir arası git gel ile bitirdim ve sadece haftada 1 günümü boşalttım üstün başarı belgesi maaş ��dülü aldım öğrencilere verdiğim destek sayesinde şimdi doktoramı bolu da yapıyorum düzce den gidip geliyorum ancak 4 gün 28 aaat derse giriyorum +++
@hialbayrak_tc Siz şunu anlamıyorsunuz doktoralı meb öğretmeni diye aşağıladığınız grup sadece siyasi sebepler ile nüfuzu olmadığı için kadro bulamayan kişilerdir. sizden aşağı görmek ve bu uslup bence hiç hoş değil.
Bugün bir öğrencim savaşlarda boşuna masum insanlar ölmesin başkanlar alsınlar silahları eline birbirini vursun diyor ve daha 11 yaşında. Çocuklar yönetse keşke dünyayı.
@grok@cengizcanturk@yakupcinar E burada fenerbahçe gelecek senenin sponsor sözleşmelerinden chobani gibi para çekti birde borsa dan bunlar ile gelir yarattı bu etkilemez mi
***Pazartesi'den Pazartesi'ye***
•••TATİLDE NE YAPALIM?••••
Yarıyıl tatillerinde hep öğrencilere ödev verme alışkanlığımızı gelin bu tatil değiştirelim ve kendimize ödev verelim. Ödevimiz eğitime dair olsun. Her eğitimci bir konu seçsin, çalışsın ve kendi sistemini önersin. Bu önerileri bir heyet toplasın, değerlendirsin ve sisteme dönüştürsün.
Ben örnek olsun diye güncel bir konu seçtim: Öğretmen Yetiştirme, Atama, Yükseltme ve Yer Değiştirme Sistem Önerisi.
Benim modelim, mevcut sisteme dair tespit, eleştiri ve öneri getirmeyi zaman kaybı olarak görüyor, ancak esin kaynağı olarak yine ülkemizdeki bir uygulamayı alıyor.
Önce ilkeleri belirledim, benim sistemimde: İhtiyacımız kadar öğretmen yetiştirilir. Öğretmen adayları, lisans eğitiminden sonra değil lise hatta ortaokuldan sonra seçilir.
Adaylar yazılı sınavın yanında, uzmanları tarafından uygulanan birçok test ve değerlendirmeye tabi tutulur. En donanımlı şekilde yetiştirilir.
Eğitim fakültesine, MEB kadrolarında görev yapan doktoralı kıdemli öğretmenlerden, her yıl belli oranda atama yapılır. İlk on yıl alanında yüksek lisans, daha sonraki yıllarda ise doktora eğitimi ile mezun olunur.
Yüksek lisans ve doktora eğitimi devam ederken, okullarda kıdemli öğretmenlerin gözetiminde gözlem, staj ve uygulama yapılır. Lisans diplomasının alınmasını takip eden 1 Eylül günü, Cumhurbaşkanının katılacağı törenle bütün mezunların ataması yapılır. Lisans veya doktora eğitiminden sonra görev yerleri kura ile belirlenir.
Üç bölgeye ayrılmış görev alanlarında teşvik edici uygulamalarla belli süreliğine çalışır. Maaş farkı, ek ders, hizmet puanı, kariyer basamaklarında sağlanan avantajlar ve mesleğin ilk yıllarında zorunlu bölge hizmeti ile öğretmenlerin ülke sathında dağılımı sürekli kontrol edilir.
Öğretmen maaşları sisteme üst başarı diliminden öğrenci girişlerini sağlayacak şekilde ülke güvenliğini ilgilendiren husus olarak değerlendirilir ve yüksek tutulur.
Öğretmenler üniversitelerde, üniversite hocaları da MEB’e bağlı okullarda ders verebilir. İlkeler istikrarla uygulanır ve popülizm yapılmaz. Norm fazlası öğretmen kavramı kullanılmaz, mutlaka sistem içinde görev verilir.
Eğitim yöneticiliği, profesyonel bir meslek olarak planlanır. Yönetim kademelerine, sadece bir alt kademeden atama yapılır. Yer değişikliğinde kriter olarak süre değil objektif ölçülen başarı esas alınır. Ödül sistemi, mülki amirlerin takdirine değil eğitim hiyerarşisinin ölçekleri belli değerlendirmelerine dayanır.
Benim sistemim gelişime ve yeniliğe açıktır. Çift ana dal gibi çift branşa da izin verir. Dersleri sadece bir öğretmenin vereceği kırk dakikalık dilimler olarak algılamaz. Bu yeni modele paralel, eğitim sisteminde yapılacak köklü değişikliklerle yeni nesil öğretmenler, hem mesleğe hem de ülkemize çok şey katacaktır.
Neden olmasın. Subayını böyle yetiştiren, iki kere doğuya, üç kere batıya, gerektiğinde yurt dışı göreve gururla gönderen devletimiz, öğretmenini neden böyle yetiştirmesin, atamasın, yerini değiştirmesin. Yeter ki kalıpları yıkalım ve yeni sistemleri tartışalım.
Yoksa atanamayanların feryatları ve atananlara yaşattığımız kargaşa arasında yıllarımız, kaynaklarımız, nesillerimiz heba oluyor. Bir yılda iki kere norm fazlası olmak ve iki kere atanmak kader olmasa gerek.
Bu model, ülke kaynaklarını etkili kullanma fikrine dayanır. Hem atayamadığımız yüzbinlerce gencimizi doğru alanlara yönlendirmeyi hem de onlara bütçeden ayırdığımız kaynağın tamamını eğitime yansıtacak bu modeli tartışalım derim.
Talat YAVUZ
Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri
[email protected]