Yıl 2010. Henüz Doçenttim. Karaciğer Safra Pankreas cerrahisi konusunda ÇAPA ve Cerrahpasa'da çalışmalar yapıp kurumum Süleyman Demirel üniversitesine henüz dönmüştüm.
Yoğun bakımdaki bir hasta için konsültasyon istediler.
Bir özel hastanede Safra kesesinden ameliyat edilen ve safra kaçağı sebebiyle genel durumu bozulması sebebiyle hastanemize yönlendirilen 29 yaşındaki bir kadın hasta, "şiddetli sepsis"
tanısıyla takip ediliyordu.
Karın içindeki Safrayı dışarı almak için Diren konulmuş ama hem safra kaybı hem de genel durum bozukluğu giderek artmış bir durumdaydı.
Yapılan mrcp tetkikinde, ameliyatta tıbbi hata ile tüm safra yolunun çıkarıldığını saptanmıştı. ERCP yapılmış ama herhangi bir sonuca ulaşılmamıştı.
Hastanın eşi ile konuştum genel durumunun bozuk olduğunu ölüm riskinin çok yüksek olduğunu ama belki ameliyat da bir şeyler yapılabileceğini ve bundan hastanın fayda görebileceğini anlattım. Hasta yakını bir yıl önce evlendiklerini henüz çocukları olmadığını anlattı bana ve ne gerekiyorsa yapılmasını istediğini belirtti.
Yasal izin alıp hastaya ameliyat kararı verdim.
Kalp damar cerrahisinde Doçent olan bir arkadaşımı da ameliyata davet ettim.
Bacak toplar damarı (safen ven) grefti almak ve safra yolu olarak kullanmak için hazırlaması için..
Kalp damar cerrahı olan arkadaşım çok şaşırdı.
Ona da anlattım dedim ki pubmed literatürlerini daha önce taramıştım dedim.
Toplam iki kez böyle bir deneyim yaşanmış sonuncusu 1960'lı yıllarda.
Sonuç olarak 29 yaşındaki ölüm riski %90'ın üzerinde olan yoğun bakım hastasını ameliyata aldık, bacak damarından (safen ven)
Safra yolu yaparak, bu safra yolunu da İnce bağırsağa (jejunum) bağlayarak ameliyatı tamamladık.
Hastamız 3 gün sonra yoğun bakımdan çıktı 7 gün sonra da şifa ile taburcu oldu.
Bu olguyu Türk karaciğer safra pankreas cerrahisi kongresine poster olarak götürdüm.
Çok ilgi çektiğini söylemeliyim Hatta Türkiye'de en fazla karaciğer nakli yapılan İnönü Üniversitesi nakil ekibi Cerrah dostlarımız çok ilgilendiler çünkü karaciğer naklinde önemli sıkıntılardan bir tanesi de safra yolu re konstrüksiyonunda kullanılacak bir Doku sorunudur.
2 yıl Sonraki kongrede bu ekibin ameliyatta 10 küsür olguya bacak toplardamarından yama yaptıklarını ve çok iyi çalıştıklarını öğrendim.
Ben olguyu makale yapmadığım için İbrahim hocam sizin bu konuyu makale yapmanızı bekliyoruz yoksa biz yayınlayacağız dediler ben de kendilerine izin verdim Dedim ki tek olgu yerine sizin dedim Bunu dedim üstlenmeniz bilim adına önemli bir katkı sağlayacaktır.
Benim makale olarak yayınlamamı beklemenize gerek yok dedim.
Her neyse Sonuçta hasta tamamen iyileşti Yaklaşık 16 yıldır hasta sağlıklı bir şekilde hayatını devam ettiriyor birkaç kez istanbul'dayken de beni telefonla aradılar iki tane çocukları olduğunu belirttiler.
Insan sağlığına ve hayatına katkı yapmaktan daha büyük bir onur ve gurur olamaz.
Tüm dünyada daha önce iki kez yapılmış bir konuyu 3. kez biz gerçekleştirmiş olduk.
Bir İspanyol atasözü var: başkalarının tecrübelerinden istifade etmeyen insan akılsız insandır.
Bilimle uğraşan insan akıllı olmalıdır önyargısız bir şekilde bilgi havuzunu genişletmeli ve yeri geldiğinde de o bilgiyi doğru bir şekilde uygulayabilmelidir.
Yapılan mobbingler sebebiyle üniversite Hastanesi'nden emekli oldum.
Isterdim ki karaciğer safra ve pankreas konusunda ve kanser cerrahisi konusunda çalışmalarımızı daha da ilerleterek dünya çapında tüm insanlığa hizmet etme şansım olabilseydi.
57 yaşındayım artık bu yaştan sonra yeni bir maceraya girme şansı yok.
Ülkemizde çok başarılı olan cerrahlar hekimler bilim insanları var Ancak hem kamuda Hem de özel sektörde Mobbing çok yaygın.
Ülkemizin gelişmesi için liyakata dayalı yani meritokratik yönetim anlayışının hakim kılınması çok önemli.
Aksi halde patinaj yapmaya devam eder dururuz.
Herkese sağlıklı huzurlu mutlu bir ömür diliyorum Saygılarımla
⚕️🌹
🚨Milton Friedman:
“Enflasyonu tüketiciler yaratmaz. Enflasyonu üreticiler de yaratmaz. Enflasyonun tek nedeni, devletin aşırı harcama yapması ve gereğinden fazla para basmasıdır. Başka bir sebebi yoktur.”
İnsanın yüreğinde kin tutmaması, belki de olgunluğun en güzel işaretidir. Ben kimsenin kötülüğünü istemem; çünkü her insan kendi seçimlerinin, kendi eylemlerinin sonuçlarıyla yaşar. Bu, hayatın değişmez bir yasasıdır.
Doğaya bakıldığında bu gerçek açıkça görülür: Çürük meyve ağacın dalında duramaz, er ya da geç kendiliğinden düşer. Tıpkı bunun gibi, kötülük de sonunda mutlaka sahibine geri döner. Biri başkasına zarar vermek için attığı adımda, aslında kendi çukurunu kazmaya başlar. Hile, yalan, nefret ve kötü niyet taşıyan her davranış, bir gün mutlaka yapanın kapısını çalar. Bu yüzden intikam peşinde koşmaya, öfkeyle yanıp tutuşmaya gerek yoktur. Hayat kendi hesabını kendi görür. Bizim işimiz temiz bir kalple yolumuza devam etmek, iyiliği savunmak ve huzurla yaşamaktır. Kötülük yapan kendini cezalandırır zaten; biz sadece sabırlı olmayı, affetmeyi ve kendi iç barışımızı korumayı bilirsek, zaten kazanmışız demektir. Herkes kendi kaderini yaşar. Biz sadece kendi ruhumuzu kirletmemekle, vicdanımızı temiz tutmakla sorumlu olmalıyız. Gerisi zaman meselesidir; adalet er ya da geç herkese ulaşır.
Birine yük olmaktan korkan insanlar, aslında en çok yükü taşıyanlardır. Kimseyi üzmemek için kendini üzenler, kimseye fazlalık olmamak için kendi varlığını görmezden gelenler. En ağır yükler, görünmez olanlardır.