Gizliliği kaldırılan Amerikan Dişişleri Raporu, Başkonsolos Gabriel Bie Ravndal, 1921:
"Türkiye'deki durumun anahtarı, Laik Hukuktur."
The origin of the capitulations and of the consular institution G. B. RAVNDAL, American Consul-general at Constantinople, Senate Document 67th. cong. 1st. sess. Doc. No. 34, p. 55
Mustafa Kemal Mandacılığını Kamuoyundan Gizliyor
📅Eylül(?) 1919
✍️Sivas Kongresini mahallinde takib eden Louis Edgar Browne'nin muhtemelen ABD'nin İstanbul Fevkalade Komiseri Tuğamiral Mark Lambert Bristol'a raporundan:
Mustafa Kemal'in söylediğine göre bu zat Kongre'ye, Amerika'nın Türkiye üzerinde bir manda kabûl etmesine dair açık ve kat'î bir dâvetiye gönderilmesi telkininde bulunmak istiyormuş. Bana şunu söyledi: Delegeler istisnasız hemfikir olarak bir Amerikan Mandası taraflısı olup bu devleti Türkiye'nin destekçisi olmaya dâvet için bir yol arıyorlarmış. Fakat "Manda" kelimesine itiraz ediliyormuş ve Kongre tarafından alınacak herhangi bir kararda "manda idaresi" yerine "yardım" kelimesinin kullanılması icab ediyormuş. O şunu da ilâve ediyor: Bu kelime değişikliği, manda otoritesini sınırlandırıyor mânâsına alınmamalıdır. Ancak daima mevcut olan ve şiddetle galeyan etmeye hazır bulunan Türk hassasiyetini korumak için bir acı hapın daha kolay yutulmasını sağlamak için kullanılan bir şeker tabakasından başka bir şey değilmiş. Mustafa Kemal şöyle söylüyor: Millî Mücadeleciler Amerika Birleşik Devletleri'nin teklif edeceği şartları memnunlukla kabûl edecektir. Fakat bu şartların bazıları gerekirse galeyâna gelmiş Türk umumî efkârından gizlenirmiş.
📕Fethi Tevetoğlu, "Amerikalı Gazeteci Louis Edgar Browne Tarafından Çekilen Atatürk'le İlgili Telgraflar", Hayat Tarih Mecmuası, Haziran 1972, Sayı 5, s. 5
Paylaşılan belge 1919 tarihli İngiliz Dışişleri raporu ile örtüşüyor:
"İstanbul, Osmanlı'nın başkenti olmamalı. Türkler, İstanbul başkent kaldığı sürece İslam dünyasının lideri konumunda olacak, Arablar ile bağı kopmayacak, gericiler destek görecektir.
Türkiye'nin başkenti Anadolu'nun içlerinde olmalıdır."
Gizliliği kaldırılan Amerikan dişişleri raporu/1920/ Hristiyan azınlıkların resmi bildirisi:
"İstanbul'da Hilafet'in devam etmesi kabul edilemez."
"İstanbul Hilafetin merkezi olamaz."
Yunus Emre Divanının En Eski/Kadim Yazma Nüshası olarak bilinen Karaman Nüshası Hakkında Açıklama:
Yunus Emre Divanının En Eski/Kadim Yazma Nüshası olarak bilinen Karaman Nüshası 1920'li yıllardan beri Kayserilioğlu ailesinin elinde bulunmaktaydı. Zamanında sadece microfilmi alınmıştı.
Sonraları, Kayserilioğlu ailesi bunu bir şekilde elden çıkarmak, satmak istiyordu. Uzun zaman Kültür Bakanlığı bununla hiç ilgilenmedi.
2020 yılında arkadaşımız Mimar Serhat Şahin'in tavassutu ile aileye ulaştık. Daha önceleri arkadaşımız Prof. Dr. Mustafa Koç aile ile görüşmüş ve bu nüshayı görmüştü. Bize de bundan söz etmişti.
Biz de Kayserilioğlu ailesini arkadaşımız Mimar Serhat Şahin ile birlikte evlerinde ziyaret ederek nüshayı görüp uzun uzadıya incelemiştik. Gerçekten, 14. Yüzyıla ait bir yazma nüshaydı. Sadece son varakları kaybolmuştu. Bu eksikliği ise Karaman nüshasından istinsah edildiği anlaşılan Bursa İl Halk Kütüphanesi 882 Numaradaki nüsha ile tamamlamayı düşünerek Yusuf Yıldırım'la birlikte Tıpkıbasımı ile yeniden neşre hazırlamayı öngördük. Ayrıca, Yunus Emre ile ilgili yeni ulaştığımız belgeleri ve araştırmaları içeren bölümler eklenecekti. Yaptığımız araştırmalarda, özellikle, inceleme yaptığımız Karaman Vakıf kayıtlarında Yunus Emre ve Evlatlarının Vakflarının olup bunlara dair kayıtların mevcut olduğunu, ayrıca Yunus Emre'nin Karaman Belviran'ın İmre köyünden olduğunu ve Karaman'daki türbesinin de gerçek türbesi olduğunu tesbit etmiş olduk. Yanısıra, Kayıtlar Yunus Emre'nin ailesinin Sadreddin Konevi'nin babası Mecduddin İshak gibi Malatya taraflarından göç etmiş olduğuna dair rivayetleri güçlendirmektedir.
Yazma nüshanın Kültür Bakanlığı tarafından satın alınarak Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesinde özel bir bölüme kaydedilip konulmasını teklif etmiştik. Kültür Bakanlığı uzun süre konu ile ilgilenmekten uzak durdu. Sonra bilahare Kayserilioğlu ailesi tarafından Müzayedeye konduğu, Müzayede tarafından bizlere haber verildi. Ardından Kültür Bakanlığı Yazma Eserler Kurumu Devreye girip nüshanın kaydını aldı. Ancak bakanlıkça teklif edilen fiyatın çok altında bir fiyat verildi. Makul bir fiatta anlaşılarak alınıp Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesine konması yönünde aracılık yaptık. Ancak, sonuç alamadık. Bu yıl, Sakarya'da bir işadamının yazmayı satın aldığını öğrendik.
Çeşitli Sanat dallarına, Devlet Sanatçılarına ve etkinliklere büyük bütçeler ayıran, masraflardan kaçınmayan Bakanlık Yunus Emre Divânı'nın bilinen en Eski/Kadim yazmasının satın alınması konusunda eli çok sıkı davranarak, başka bir şahıs tarafından satın alınmasına/sahiplenilmesine sebebiyet verdi. Bakanlık bu nüshaya bile sahip çıkamadı.
Burada, Karaman Nüshasının Kayserilioğlu ailesi tarafından bizlere gönderilen bazı sayfalarının digital görüntülerini de paylaşıyoruz.
Yunus Emre Divanı’nın dağınık yapraklar halindeki kayıp Türk Yurdu nüshasının 7 asır sonra insanlığın bu denli insanlığından vazgeçtiği bir çağda ortaya çıkmış olması ilahi bir mesaj değil de nedir +
🚨SON DAKİKA!
Bazı oyuncuları gözlemlemek için Sporting Lisbon - Galatasaray maçına giden Arsenal yetkilileri, Barış Alper Yılmaz’ın futbolcu olduğuna inanamadı.
La France va mettre fin au commerce avec les colonies israéliennes situées dans les Territoires palestiniens occupés, avec onze autres pays qui ont pris des engagements du même ordre.
Pourquoi ?
Parce que la Cisjordanie est au bord de l'explosion : expansion effrénée de la colonisation en violation du droit international, flambée des violences commises par les colons extrémistes à l’encontre des Palestiniens, actes de terreur dénoncés par les autorités israéliennes elles-mêmes.
Cette situation délétère porte une atteinte grave à la dignité du peuple palestinien. Elle hypothèque la sécurité d’Israël à laquelle la France est indéfectiblement attachée. Elle compromet la solution à deux États, seule alternative à l’état de guerre permanent.
Aucune paix durable n’est possible au Moyen-Orient sans que la sécurité d’Israël soit strictement garantie.
L’attaque terroriste du 7 octobre 2023 perpétrée par le Hamas, pire massacre antisémite depuis la Shoah, au cours duquel plus de cinquante de nos compatriotes ont perdu la vie, est une blessure immense, indélébile, qu’il est interdit de minimiser ou de relativiser.
Les autorités israéliennes doivent impérativement mettre fin à la colonisation illégale et aux violences intolérables qui l’accompagnent.
La France ne saurait, par son commerce, soutenir une situation qui menace la sécurité des Israéliens comme des Palestiniens ainsi que la paix et la stabilité dans la région. L’Europe doit se tenir à la même exigence.
Kıymetli Maarif Ailem, sevgili öğrencilerimiz ve değerli velilerimiz,
PISA 2025 sonuçlarına göre Türkiye, okuma becerilerinde 16, fen bilimlerinde 18, matematikte 9 puanlık artışla OECD ülkeleri arasında üç alanda da puanını en fazla artıran ülke oldu.
Bu başarıda öğrencilerimizin gayreti, öğretmenlerimizin emeği ve ailelerimizin desteği var. Evlatlarımızı yürekten kutluyor, öğretmenlerimize ve velilerimize gönülden teşekkür ediyorum.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde eğitime yaptığımız yatırımların çocuklarımızın başarılarına yansımasından gurur duyuyoruz. Her evladımızın nitelikli eğitim imkânına kavuşması için aynı azimle çalışmayı sürdüreceğiz.
Eğitimde yönümüz ileri.🇹🇷
#PISA2025ZirveninAdıTürkiye
2025 PISA sonuçları bugün açıklandı.
Türkiye, her üç alanda da hem puan hem de sıralama bakımından belirgin bir yükseliş gösterdi.
Pozitif bir beklentim vardı ama ilk bakışta daha da iyi sanırım.
Özellikle okuma ve fen bilimlerindeki 15-17 basamaklık sıralama sıçrama çok iyi.
Puanlar:
Okuma:
Puan: 472 (2022'ye göre +16 puan artış)
Sıralama: 18. (2022'ye göre +17 basamak yükseliş).
Tüm tablodaki en büyük sıralama artışlarından biri
Fen Bilimleri:
Puan: 494 (2022'ye göre +18 puan artış)
Sıralama: 16. (2022'ye göre +15 basamak yükseliş)
Matematik:
Puan: 462 (2022'ye göre +8 puan artış)
Çoğu OECD ülkesinin puanlarının düştüğü bir dönemde Türkiye dikkat çekici bir pozitif istisna oldu.