İsmet Özel’in bu konuşmasını ilk kez dinledim.
Tamda Büyük Taarruzun yıldönümünde büyük bir iddiada bulunuyor.
Resmi tarihe mesafeliyim.
Bugüne kadar bu duruşum beni hiç yanıltmadı.
Bakalım bu konuda ne olacak?👇👇👇
Bu satanist, sapkın konser iptal edilmeli.
Eğer bu konser iptal edilmezse, Peygamberimizin emaneti ve bağrında sayısız sahabeyi misafir eden İstanbul, göreceği en iğrenç cinayeti görmüş olur.
Kültür Bakanlığımızın, İstanbul Valiliğimizin bu konsere müdahale etmeleri beklentisi içindeyiz.
@MehmetNuriErsoy@mustafaciftcitr@gul_davut
Birçok milletin göz diktiği Anadolu, sadece bize vatan oldu! 🇹🇷
#MalazgirtZaferi’nden günümüze kadar bu topraklar uğruna canını ortaya koyan Sultan Muhammed Alparslan’ı ve nice sayısız kahramanlarımızı rahmetle anıyorum. 🦅🌷
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Malazgirt Zaferi’nin 955. yıldönümünde gündüz Ahlat’ta İsrail’e ve emperyalistlere meydan okudu:
"Büyük Türkiye dönemi başladı. Bölgedeki soykırımcı güçler yenilgiye uğratılacak."
Akşama doğru Mazlum Abdi, SDG’nin kendini feshettiğini duyurdu.
Tweet bu kadar.
KİM DEVLETLE BOY ÖLÇÜŞEBİLİR Kİ!
Milletimizin can ve mal güvenliğine kasteden organize suç çetelerine nefes aldırmayacağız! 🇹🇷
Devletimizin demir yumruğu, toplumun huzurunu bozmaya yeltenen karanlık güçlerin her daim ensesindedir.
Emniyet ve jandarma teşkilatlarımızla omuz omuza; sokaklarımızı zehir tacirlerinden ve organize suç şebekelerinden tamamen temizleyene kadar durmak, dinlenmek yok.
Hukukun üstünlüğünden aldığımız güçle, ülkemizin dört bir yanında operasyonlarımız gece gündüz demeden, sıfır tolerans prensibiyle devam ediyor.
Milletimizin duası ve desteğiyle; ülkemizin her bir köşesinde tam bir güven ortamı tesis edene kadar mücadelemiz sürecek suçlulara asla geçit vermeyeceğiz.
Dünyanın neresine kaçarlarsa kaçsınlar, yasa dışı hiç bir yapılanma, devletimizin adaletinden ve milletimizin iradesinden kurtulamaz.
@EmniyetGM@jandarma
UYARI / YORUM
12 YILLIK ZORUNLU EĞİTİM TOPLUMUN MEZARINI KAZIYOR!
12 yıllık zorunlu eğitim toplumu çökertti, evlilik kurumunu ve aileyi öldürdü; anlam ve değer temelli olmayan, laik, ruhsuz, pozitivist / materyalist ve ezberci eğitim çocukların karakter gelişimini olumsuz yönde etkiledi, yozlaştırdı, genç kuşakları hedonizmin ve nihilizmin kucağına fırlattı; değerlerimize ve kültürümüze önce yabancılaşırdı, sonra düşman yaptı ve sonunda mankurtlaştırdı.
Oysa tek 1 çocuğumuzu bile kaybedecek lüksümüz yok bizim: Dünya bize gebe, biz hakikate.
Biz toparlanamazsak, dünyanın bu cehennemden çıkabilmesi çok zor: Batılılar da, Doğulular da narsist ve ufuksuz!
Biz, “önce sen!” diyen bir medeniyetin çocuklarıyız ve bu kuşatıcı idrakle insanlığın önünü açacak medeniyet fikrini biz sunacağız dünyaya.
Ama bir sorun var: Dış cephede çok büyük atılım yaptık fakat iç cephe fokur fokur kaynıyor: Yönünü, yörüngesini yitirmiş, ruhunu yitirme tehlikesinin eşiğine sürüklenen ve derhal kısa, orta ve uzun vadeli çözüm önerileri geliştirilmesi gereken zihnen felçleşmiş, birbirini anlamayan, birbirinden uzaklaşan, yumuşak karnı sürekli kaşınmaya ve patlamaya hazır hastalıklı bir toplum manzarası sergiliyoruz.
İki asırdır büyük bir medeniyet krizi yaşıyoruz: Tanzimat’la yönünü, Meşrutiyet ve Cumhuriyetle yörüngesini yitirmiş, son 40 yıldır da ruhunu yitirme tehlikesinin eşiğine sürüklenen, neşter vurulması gereken bir toplum manzarası bu.
Toplum tam ortadan ikiye yarıldı; patlamaya hazır bomba gibi iki farklı toplum icat edildi! Birbirini tanımayan, birbirine saygı duymasını bilmeyen, birbirinin altını oyma mücadelesi veren 2 Türkiye!
Böyle gitmez!
Bu toplumun tarih yapmasını ve bu toprakları vatan kılmamızı mümkün kılan aşılamamış ve anlaşılamamış, anlaşılamadığı için aşılamadığı da anlaşılamamış adalet, hakkaniyet ve merhamet / ahlak’tan oluşan kurucu sütunlara dayanan evrensel medeniyet dinamiklerimizi dinamitlemek yerine en iyi şekilde çocuklarımıza öğretemezsek, ikinci bir Endülüsleşme (yok olma) vakası yaşamaktan kurtulamayız Allah muhafaza!
Çağımızda savaşlar dışarıdan işgallerle değil içeriden zihnî / kültürel işgalle veriliyor.
O yüzden ülkedeki eğitim, kültür, medya rejimini bizim medeniyet dinamiklerimiz doğrultusunda silbaştan inşa etmek zorundayız.
Ülkesine, değerlerine, kültürüne aidiyet bilinci kazandıramayan bir eğitim sistemi iflas etmiştir ve ülkenin altını oymaktan başka bir işe yaramıyor demektir.
Bunları söyleye söyleye dilimde tüt bitti; çocuklarımız elimizden kayıp gidiyor, herkes seyrediyor!
Çocuklarımızı ateşe atıyoruz!
Kendi ülkemizde çocuklarımızı nasıl kaybetmekten kurtarırız korkusuyla yaşıyoruz!
Çocuklarını kurtaramayan bir toplumun ülkesini yok olmaktan kurtarabilmesi imkânsızdır!
Bir ülke kendi çocuklarını ateşe atar mı?
Uyguladığı eğitim sistemiyle toplumun mezarını kazar mı?
Gelinen nokta ürpertici: Bütün eğitim kurumları, özellikle de özel okullar, çiftlik gibi, felsefesiz, iddiasız, dertsiz gönüllü köle yetiştiren makinaları andırıyor…
Ülkenin değerlerini, medeniyet birikimini ve ruhunu kurşuna dizen; dünyaya söyleyeceği hiçbir sözü olmayan, ülkenin en parlak çocuklarını hedonizmin, kariyerizmin ve egoizmin, kısacası kapitalizmin kölesi yapan; ülkesini, değerlerini, aidiyet bilinçlerini yok eden ülkelerinin kültürlerinin ve medeniyet dinamiklerinin altını oymaya ve küresel şebekeler ve ideolojiler tarafından her türlü kullanılmaya hazır bir kuşak yetiştiriyor.
Ülkesini, değerlerini anında terketmeye hazır bir kuşak!
Hayal görme melekeleri yok edilen bir kuşak!
Çocuklarımızı değil, onları dert, iddia ve ideal sahibi yapamayan sistemi, hükümeti, aileleri suçluyorum.
Dünyaya söz söyleyecek, insanlığın önünü açacak derde, ideale, hayallere sahip öncü kuşaklar yetiştirilemezse, bu ülke yok olmanın, intiharın eşiğine sürüklenmekten kurtulamaz!
Bu yazıya verilecek cevaplar, yapılacak saldırılar, benim tespitlerimin sınanması açısından incelenmeye değer olabilir. Vesselâm.
BM Özel Raportörü Ben Saul’den Gazze’deki katliamı durduracak net formül:
"Almanya ve ABD, İsrail'e ihraç edilen silahların %99'unu sağlıyor.
Eğer Filistinlileri ÖLDÜREN bu silahları durdururlarsa, bu çatışmayı bir gecede durdurabilirler."
Bugün değerli eşini Rahmet-i Rahman’a uğurlayan
Abdullah Sert hocamız, Osman Nuri Topbaş Efendi'nin halifesi. Ondan sonraki isim yani.
Sağda arkadan geliyor. Bir zat-ı muhterem hemen farkediyor. Ve “buyurun efendim” diyerek, çekiliyor. "Yok evladım" diyor Abdullah Sert hoca. "Geç yerine."
Onun arkasından yürüyor.
Tasavvufun tertemiz, insanı arındırıcı, latifleştirici leziz hâli bu.
Bu videoyu kendisinden ödünç aldığım @kartalsalih kardeşim ne güzel yorumlamış bu manzarayı, aynen paylaşıyorum:
Öyle bekliyor halife…
Öyle bekliyor ikinci isim…
Allah'ım bizi ahlâklandır.
Allah'ım bizi diğergam eyle.
dünden beri kaçıncı defa bu videoyu izliyorum bilmiyorum rabbim bu halin hürmetine eşine, efendimiz’e (sav) komşu köşkler nasib eylesin cemâliyle şereflendirsin, kendisini de razı olduğu kullar zümresine dahil eyleyip dünya-ahiret ferahlıklar nasib eylesin
UYARI / YORUM
İsrail’in Türkiye’deki ahlâkî yapıyı çökertme faaliyetleri sürüyor.
İsrail bayrağının renkleriyle açıkça savaş ilan ediyor sanki!
5. Kol faaliyetleri bir ülkeyi içeriden çökertme operasyonlarıdır.
Devlet uyuma!
Bu ülkenin çocukları sahipsiz mi?
@MahinurOzdemir@abakingurlek@mustafaciftcitr
Müslüman olmuş Kanadalı bir kadından ezber bozucu harika bir konuşma:
"Patronunuzun sizin üzerinizde otoritesi yok mu? Hükümetiniz uymak zorunda olduğunuz yasalar yapmıyor mu? Yargıçların veya polisin otoritesi yok mu? Bu size tamamen normal geliyor.
Fakat bir kocanın kendi ailesinde otorite sahibi olması... hımm, işte burada bir sorununuz var.
Çünkü ‘otorite’ kelimesini duyduğunuzda aklınıza kontrol geliyor. Otoritenin daha az özgürlük anlamına geldiğini düşünüyorsunuz.
İslâm'da otorite, sorumluluk demektir.
Aileyi geçindirme, koruma ve ona liderlik etme sorumluluğu.
Öyleyse, patronunuzun sizin üzerinizde otorite sahibi olmasına izin veriliyor da neden kocanızınkine izin verilmiyor?"
“Kim benim kadar mutlu olabilir ki? Oğlum şehit, babam şehit, erkek kardeşlerim şehit, kız kardeşlerim şehit, evlatlarım şehit…
Bana bir tane bile küçük çocuk bırakmadınız, hepsini aldınız!”