“İslam garip başladı, garip başladığı gibi garipliği geri gelecektir.
Gariplere müjdeler olsun.”
(Müslim, İman, 65/372)
“Kimdir o garipler ey Allah’ın elçisi?” diye sorulduğunda şöyle buyurmuştur:
“İnsanlar bozuldukça düzeltmeye çalışanlardır.”
(Ahmed, 16690)
Merhum Elmalılı:
“Birçok kimseler bu hadisi hep mü'minleri korkutmak için söylemişler, onları ümitsizliğe ve bedbinliğe sokmuşlardır.
Bu hadis, ‘İslam garip olarak zuhur etti, ileride tekrar garip olarak zuhur edecek' manasındadır.
Hadiste geçen 'Fetuba' (Ne mutlu) kelimesi korkutmak için değil, müjde içindir.
Çünkü onlar, Sabikunlar (İslamı ilk yayan bahtiyar kimseler) gibidir.”
(Hak Dini Kur'an Dili, 7:3713.)
Kardeşim!
Dünyada kendini "garip" hissediyorsan, bil ki bu dünya zaten müminin zindanı, gurbet diyarıdır. Yalnızlığın, yardımcısızlığın seni korkutmasın. Kalbindeki iman, yanında hiçbir fani olmasa bile seni kainatın Sahibi ile dost kılmaya yeter.
Doğrul, silkiniş vaktidir; sen gurbettesin ama asla sahipsiz değilsin!
“Mutlu Garipler”
Prof Dr. İsmail Lütfi ÇAKAN
Bilinmeyene, belirsizliğe rağmen endişeden uzak yaşamamızı mümkün kılacak alçakgönüllülüğü yakalamak zorundayız.
Hayatımızı sürdürürken, doğal kaynakları kullanırken başka canlı topluluklarını doğrudan veya dolaylı olarak tehdit etmemek, diğer canlıların yaşam alanlarını ve topluluklarını, biyoçeşitliliği arttıran ekosistem sürecini, onun işlev ve yapılarını sakınmak, gözetmek zorundayız.
En küçüğünden en büyüğüne, her yerde ve her zaman, insanlar, canlılar ve doğanın tümü hakkında bilgilerimizi, onlara verdiğimiz değeri pekiştirmekle yükümlüyüz.
Alev Alatlı, Gogol’un İzinde: Dünya Nöbeti, s. 178-179.
#AlevAlatlı
UYARI / YORUM
Süresiz nafaka 12. Yargı Paketi’nde olmayacaksa paketi Meclis’e getirmenin bir anlamı yok.
Bu yanlış, haksız nafaka politikası ve aileyi çökerten yanlış aile / kadın politikaları yüzünden aile çöktü, göremiyor musunuz hâlâ?
Ailede sorun çıktığında kim suçluysa onu tespit etmenin yollarını bulun, baştan anneyi ya da babayı suçlu ilan edecek absürd düzenlemeler yapmayın!
Gelinen nokta korkunç: Anne anneliğini, baba babalığını yitirdi, aile bitti, çocuk ortada kaldı sipsivri…
Hükümet, aileyi ve çocuklarımızı kurtarmak zorunda, yoksa ortada toplum da, ülke de kalmayacak…
Aziz Yıldırım Ali Koç Fenerbahçe Rahmi Koç Kudüs …
Kişi, kendindeki eksiklerin ve kusurların farkına varıp gidermeye çalıştıkça olgunlaşır.
Kendini eksik gören kişi olgun, kendini tam gören kişi ise hamdır.
Buğdayda maliyet artışı: %45
Buğdaya verilen fark:% 22
İngilizler, Filistin’de Yahudilerin toprak sahibi olması için toprak vergilerini artırmıştı.
Filistin köylüsü borçlanıp toprağını Yahudi zenginlere terk etmek zorunda kalmıştı.
Bugün bizde uygulanan politikalar aynı senaryonun güncel versiyonudur:
İthalat lobisi için yerli üreticiyi bitirdiler
İhracat yasaklarıyla çiftçinin ürününü tarlada çürüttüler
Fiyatları maliyetin altına çekerek üreticiyi borç batağına mahkûm ettiler
Hacizler kapıya dayandığında, toprak el değiştiriyor.
Kimse zorla kapıya gelip “çık” demiyor.
Ekonomik kıskaca alıp topraktan koparıyorlar.
Son 20 yılda 15 milyon insan toprağını terk edip şehirlere göç etmek zorunda kaldı.
Köyleri mahalle yapıp tüzel kişiliklerini yok ettiler
En basit barınakları bile vergi ve harç kıskacına aldılar
“Rezerv alan”, “madencilik faaliyeti” ve “kamu yararı” kılıfıyla anayasal mülkiyet haklarını pervasızca yok ediyorlar.
Önce bankalardan başladılar ardından gıda şirketleri tek tek yabancı şirketlerin eline geçti
Şimdi sırada tarım topraklarımız var.
Yarın bu topraklar büyük şirketlerin ve yabancı sermayenin eline geçtiğinde, bu yağmaya “yatırım” diyecekler
Biz buna düpedüz ihanet diyoruz.
Canım anneannem Hacı Aynur Ülker vefat etmiştir.
Merhumenin cenaze namazı 3 Haziran Çarşamba günü ikindi namazına müteakip Zümrütevler Merkez Camii'nde kılınacak, ardından Maltepe Mezarlığı'nda toprağa verilecektir.
Allah rahmet eylesin. Mekânı Cennet, makamı âli olsun.
FRANSIZ DÜŞÜNÜR EDGAR MORIN GAZZE SOYKIRIMINA İSYAN ETTİ!
NİHAYET YANİ!
MORIN, HABERMAS’TAN CESUR ÇIKTI!
Yaşayan en büyük Fransız düşünürü 102 yaşındaki filozof Edgar Morin, belki de çağı. en büyük Alman düşünürü Habermas gibi üç maymunu oynayarak İsrail’i destekleme pespayeliği ve zavallılığı sergilemedi; aksine İsrail soykırımını sert bir dille eleştirdi. Avrupa ülkelerinin ve bütün dünyanın sessizliğini, âcizlik ve suç ortaklığı olarak niteledi.
https://t.co/OahP625r53…
EDGAR MORIN’İN ONURLU DURUŞU VE ANLAMLI İSYANI!
İşte Gazze’de işlenen soykırım hakkındaki sarsıcı sözleri:
"Yüzyıllar boyunca dînî veya ırkî nedenlerle zulme uğramış bir halkın (Yahudilerin) torunlarını temsil eden İsrail Devleti'nin masum bir halkı, Filistin halkını yalnızca sömürgeleştirmekle kalmayıp, onları topraklarından kovmak ve kalıcı olarak sürgün etmek istemeleri karşısında hem şaşkınım hem de öfkeliyim... Ama dahası, 7 Ekim katliamından sonra Gazze nüfuslarına karşı gerçek bir kitlesel katliama girişmeleri ve durmaksızın sivillere, kadınlara ve çocuklara saldırmaya devam etmeleri.
Ve dünyanın sessizliğini, İsrail'in koruyucusu ABD'nin sessizliğini, Arap devletlerinin sessizliğini, kültür, insanlık ve insan hakları savunucusu olduğunu iddia eden Avrupa devletlerinin sessizliğini görmek…
Bence korkunç bir trajedinin içinden geçiyoruz, çünkü biz de bu kontrolden çıkmış şeye karşı çaresiziz. En azından şunu söylüyorum: Tanıklık edin! Eğer somut olarak direnemiyorsak, geriye kalan tek şey tanıklık etmek. Zihinlerimizde direnelim, kandırılmayalım, unutmayalım, acı ve zorlu gerçeklerle doğrudan yüzleşecek cesareti gösterelim."
KORKAK AVRUPA!
ZAVALLI AVRUPA!
Avrupalı büyük düşünürlerin Gazze soykırımına karşı nihayet konuşmaları, biraz günah çıkarmak gibi görülebilirse de her şeye rağmen İsrail’in durdurulması ve soykırımcıların cezalandırılması sürecini tetikleyecek olması ve insanlığın insanlığın yitirmediğini, yitirmeyeceğini hatırlatması bakımından önemli ve önemsenmeli.
Ayrıca, burada Morin’in içinde bulunduğu hâlet-i ruhiye, Avrupa’nın içinde bulunduğu hâlet-i ruhiyenin yansıması: Avrupa devletleri ve hatta halkları korku ve panik içindeler! Zavallı Avrupa! Bu kadar düşmemeliydin!
Birkaç gün önce Avrupa’daydım. Verimli, ruh dolu bir Almanya ve Danimarka seyahatim oldu, 20 civarında konferans verdim (Not: Konferanslardan para almıyorum, ben tefeci değilim. Avrupa’da MTO çerçevesinde veya kitap fuarları dolayısıyla konferanslar veriyorum).
ANLAM VE DEĞER ÜRETME KABİLİYETİ BİTTİ BATI’NIN!
Gördüğüm manzara tedirgin ediciydi bu kez. Avrupa’nın ne kadar zayıf temeller üzerinde ayakta durduğunu görünce hem sevindim hem de üzüldüm. Üzüldüm çünkü yüzyıllarca insan halkları, özgürlükler retoriği üzerinden evrensel Avrupalı değerler diye diye, kafamıza vura vura propagandasını yaptıkları bu söylemlerin sadece içi boş, söylem üzerinden hegemonya kurmaya yarayan yine sinsi, ruhsuz, zavallı ve iki yüzlü Avrupa karakterini ele verdiğini görünce üzüldüm.
Oysa böyle mi olmalıydı? Avrupalılar, göğüslerini gere gere İsrail soykırımına karşı çıkmalıydılar! İsyan etmeliydiler!
Değil mi?
Ama edemezlerdi. Çünkü emperyalist bir tarihe, geçmişe sahiptiler. Tarihleri soykırım tarihiydi; katliamlar, tecavüzler tarihi. Bunlardan çağımızdaki iğrenç bir soykırıma karşı ses vermelerini beklemek kabuk edilmeyecek bir duaya amin demekti.
Beni yanıltmadığı için, Avrupalıların sömürgeciliğinin en zayıf anlarında onları nasıl korkuya, paniğe, pasifizme, kör itaate sürüklediğini görünce, bunların insanlığa verecekleri bir anlan ve değer kalmadığını görünce, yıllardır söylediklerimizin, yazıp çizdiklerimizin bir kez daha doğrulandığını görünce sevindim.
Artık şu gerçek bir kez daha ispatlanmış oldu: Batı, Gazze soykırımı ve Epstein rezaletinden sonra anlam ve değer üretme kabiliyetini kaybetti.
O yüzden Edgar Morin’in bu çıkışını önemsedim, Avrupa’da ve dünyada İsrail soykırımına karşı entelektüel bir başkaldırıyı kışkırtabilir. Çünkü
Müslüman olan ABD'li yazar ve aktivist Lauren Sweeney, özlü ve sarsıcı bir Batı ve İslâm karşılaştırması:
"Bir Müslüman olarak, İslâm'ın aslında Batı ile uyumsuz olduğunu duyurmaktan mutluluk duyuyorum.
Batı, gerçekte çocuk istismarı, ikiyüzlülük, sömürü, baskı ve tiranlıktır."
Sayın cumhurbaşkanım 3 çocuk konusunda haklısınız ama oraya giden yol ailenin İslami ahlak ve milli örf ve adetimiz üzere korunmasından geçer.
Maalesef izlediğiniz politika ülkemizde özellikle kadın ve aile konusunda batılılaşma üzerine kuruludur.
Yaradılışa aykırı şekilde kadın erkek eşitliği, kadının adeta erkekleşmeye yönlendirilmesi, aile reisliğinin erkekten alınması, kadının beyanı esastır kuralının getirilmesi, süresiz nafaka, kadının çalışmasının teşvik edilmesi hatta erkekten daha çok teşvik edilmesi, zinanın ve fuhşun suç olmaktan çıkarılması, kadının sokakta neredeyse anadan üryan şekilde dolaşmasına izin verilmesi, boşanma halinde malların eşit bölüşülmesi, 12 yıllık zorunlu eğitim, toplumsal cinsiyet eşitliği, eğitimin büyük ölçüde batılı değerler üzerine devam etmesi gibi birçok kanun ve uygulama sebebiyle evlilik ve aile kurumu zayıflamış, nüfusumuz azalmaya başlamış, geleneksel anne baba, erkek kadın rolleri bozulduğu için çocuklarda cinsiyet ve cinsellik konularında sapkınlıklar artmış ve lgbt akımları güçlenmiştir.
Çözüm batıda değil İslam'dadır. Batılda ısrar etmektense hakka dönmek gerekir. Aile ve her konuda İslami değerlere dönmek, yeni anayasada, eğitim ve hukuk alanlarında ahlak ve din esaslı milli ve manevi bir kalkınmaya şiddetle ihtiyaç var.
Öte yandan gelir dağılımında adalete, faizsiz ekonomiye ağırlık vermeye, dar gelirli insanımızı korumaya, devlet erbabının topluma örnek olarak lüks harcamalardan ve gösterişli yaşantı tarzından uzak durmasına ihtiyacımız var. Rabbim cümlemizin yar ve yardımcısı olsun. Rabbim bize hakkı görmeyi ve hakka tabi olmayı nasip etsin.
UYARI / YORUM
EĞİTİM VE AİLEDE DEVRİM ŞART!
• Eğer zorunlu eğitimin sorunlu eğitim olduğu anlaşılamaz da, zorunlu eğitim kaldırılmazsa, mevcut eğitim sistemi, toplumun mezarını kazma, ülkenin altını oyma sürecini hızlandıracaktır.
• Aileyi çökerten yuvaları yıkan 6284 sayılı yasa derhal kaldırılmalı. Aileyi çökertmekten başka bir işe yaramadığı anlaşılması gereken Aile Bakanlığı kaldırılmalı.
• Aileye dokunulmamalı. Ailenin en iyi eğitim kurumu olduğu unutulmamalı, aileyi güçlendirecek radikal önlemler alınmalı. Kadının anne rolü yok edildiği ve kadın sokağa zorla sürüldüğü sürece ailenin çöküşü durdurulamaz!
• Eğitim sitemi yetenek ve karakter sütunları üzerinden yeniden inşa edilmeli.
• Zorunlu eğitim derhal kaldırılmalı. Meslekî eğitimde devrim yapılmalı. Yoksa ülkede sanayinin çökmesi, sosyolojinin alt üst olması durdurulamaz.
ORGANİK TARIMDA VERİM DÜŞMEZ: KİMYASALDA ISRAR ETMEK CEHALETTİR!
Cehalet mazeret değildir
"Zehir atmazsak mahsulü böcek yer" diyerek sentetik gübrelere ve kimyasal zehirlere sarılmak bir mecburiyet değil, teknik bir cehalettir.
Toprağınızı kendi elinizle öldürmekten vazgeçin.
2/ Bitki; azotun, fosforun veya potasyumun fabrikadan mı yoksa organik kaynaktan mı geldiğini sormaz.
Organik ve organomineral hazır gübrelerde, sentetik gübrelerdeki tüm makro ve mikro besinler aynı oranda mevcuttur.
Organik kaynaklar bu besini tam kapasiteyle sunar.
3/ Zehir Sıkarak Koruma Yapılmaz, Katliam Yapılır
“ilaçsız ne yapacağız?" sorusu koca bir yalandır.
Kimyasal pestisitlerin yerini tutan, doğayı öldürmeyen organik ilaçlar her dert için mevcuttur ve oldukça etkilidirler.
Sorun ilaç yokluğu değil, 1950’lerin "Yeşil Devrim" denilen zehirli modeline takılıp kalmanızdır.
Yaptığınız tarım size kazandırmıyor
4/ Bilgisizliği Bırakın:
Organik ve Doğal Tarım Farklıdır! Çoğu çiftçi ve ziraat mühendisi dahi bu farkı bilmez.
Doğal tarımda besleme ve koruma doğal dengeye bırakılır, bu yüzden bir geçiş sancısı yaşanır.
Ancak Organik Tarım’da dışarıdan paket halinde sunulan organik besleme ve koruma durmaz; dolayısıyla hiçbir verim kaybı olmaz!
5/ Toprağı Kendi Elinizle Betonlaştırdınız!
Yıllardır döktüğünüz sentetik gübreler toprağı tuzlandırdı ve cansız bir kum yığınına çevirdi.
Pervasızca attığınız pestisitler biyolojik çeşitliliği hunharca yok etti. Kendi toprağınızın katili olmayı bırakın.
6/ Bayiye Mahkumiyetten Vazgeçin! Doğal tarıma dönemiyorsanız bile organik tarıma dönün; önünüzde hiçbir engel yok. İthal zehirlere ve ilaç lobilerine her yıl servet döküp "çiftçi kazanamıyor" diye ağlamak tutarsızlıktır.
7/ Organik tarımda verim düşmez; cebinizdeki para zehir tacirlerine değil size kalır. Bahaneleri, zehirli alışkanlıkları ve cehaleti bir kenara bırakın. Toprağınızı sömürmeyi değil, onu gerçekten beslemeyi öğrenin!
🔴 | ŞU ÇOCUĞUN HALİNE BAKIN!
Kütahya'nın Tavşanlı ilçesinde okuldan dönen ilkokul öğrencisine başıboş köpekler saldırdı.
Dakikalarca köpeklerle boğuşan çocuğun alnı yarıldı, gözü morardı. Çocuk girdiği şoktan dolayı konuşamadı.
Köpek sürüsü hala arka tarafta duruyor. Saldırı sonrasında bile kimse toplamaya gelmemiş. @TavsanliBld@KutahyaValiligi
Ülkemizde çocuklara verilen değerin en net göstergesidir bu durum. Görevini yapmayan yerel yönetimlere yaptırım uygulanmadığı için sorun çözülmüyor.
Bu durum ayrıca toplumun devlete ve adalete olan inancını da derinden sarsıyor. Çocukları bu hale getiren yetkililerin yargılanmasını bekliyoruz. @mustafaciftcitr@abakingurlek
İki yıl önce köye ilk geldiğim zamanlarda, onu "garibanın biri" diye tanıttılar. Kendi halinde, üstü başı pejmürde biriydi.
İlk bakışta aklımdan geçen, "Meczup herhalde." fikriydi. Ancak zaman geçtikçe tanıdım Şayibu’yu.
Meğer çocukken İslami eğitim almış. Fakat kader işte. Önce kimsesiz kalmış, sonra kendi dünyasına çekilmiş. Zamanla eli ayağı da tutmaz olmuş. Her şeyi bırakmış ama yalnızca Kur'an’dan vazgeçmemiş.
Tanıdıkça öğrendim ki hâlâ köyün çocuklarına Kur'an’ı o öğretiyor.
Hatta köyünde cami yok diye kamıştan bir mescit yapmış.
Hikâyesini öğrendikten sonra hadsizce, "Diğer hocalara benzemiyorsun," dedim. "Hangilerine mesela?" diye sordu. Öyle bir sordu ki rehber arkadaş bile kalakaldı.
Ben de dondum, cevap veremedim. Gülümseyerek baktı, bir şey demedi.
Dün gittiğimde mescidi yıkılmıştı. Yağmur, binbir emekle yaptığı mescidi yerle bir etmişti.
Şayibu, o enkazın önünde oturmuş huzur içinde Kuran okuyordu.
Bir sözü ezberlersiniz, sonra anlamanız için yaşamanız gerekir ya. Ben de "Defineye malik viraneler vardır" sözünün ne olduğunu dün öğrendim. Ben harabat ehlini hor görendim, o defineler sahibi virane.
Çim ekmemek, çam dikmemek ve avluya beton dökmemek kaydıyla herkes 500 metrekareden az olmayacak bahçeli evlerde oturmalı
Ev oturumu 75 metrekareyi ve iki katı geçmemeli
Bahçelerde sebze ekimi şart koşulmalı soğanını patatesini yetiştirmeli
Üç beş tavuk illaki olmalı
arzu eden keçi koyun inek besleyebilmeli
Korkmayın tarımsal alanlar kaybolmaz
25 milyon hane var bu ülkede
Bazıları apartmanlarda yaşamak isteyebilir zorlama yok
10 milyon aile bahçeli evde otursa mutluluk katsayısı artar
On milyon bahçeli evin kaplayacağı alan Konya’nın beşte biri yapmaz
Üstad Sezai Karakoç'un şiirini hatırlamanın zamanıdır:
"Ve haberci diyor ki: n’oldu Bağdat
Nerde onu koruyan sur ve perde
İnsan ki yaşar eserde
İnsan nerde ve eser nerde
Devrilen her taş benim taşım
Yıkılan her ev benim
Benden yıkılıyor hepsi ben yıkılıyorum
Yıkılan benim
Ve haberci diyor ki: Yıkılan benim
Taşta suda hurmada
Kuş boğazında
Otomobil tekerinde petrol zerresinde
Her zerrede ölen benim
Ölen Bağdat benim
Ve diyor ki haberci:
Yanan ay sönen gün benim
Çöken akşam gelen geceyim ben
Neden anlamadın bütün bunları
Ey Bağdat’ın altın anahtarını küle çeviren"
(Gün Doğmadan, syf. 634)
Güneş, Batı’dan mı doğacak?
İngiliz akademisyen Profesör Şeyh Abdülhakim Murad: "Şu anda çok sayıda insan İslam'a geçiyor. Öyle ki, buna İngiltere'deki camiler yetişemiyor. 40 yıllık müslümanlık hayatımda böyle bir akın görmedim. Bu bir mucize."
Fotoğrafta gördüğünüz kişi abim Samet Özgül.
Gazi Üniversitesi öğrencisi ve motokurye olarak çalışan abim Samet, Ankara’da trafikte uyardığı 3 kişi tarafından darp edilip canice boğazından bıçaklanarak katledildi.
Sabıkalarında uyuşturucu dahil 20 ayrı suç olan 2 kişi serbest bırakıldı, 19 yaşındaki katilin 'pişmanım' sözüyle müebbet hapis cezası 25 yıla indirildi.
Samet için ses verin, adalet yerini bulsun!
@adalet_bakanlik@TCYargitay
#SametÖzgülİçinAdalet
Alevi Dedesi Ahmet Ünver'den ibretlik tarihî uyarılar:
Kur'an-ı Kerim'i, Peygamberi, namazı kabul etmiyorsan, 4 kitabı kabul etmiyorsan, sen soytarısın.
Dedelik adına Ermeni ve Yahudileri destekliyorsunuz.
Memleketin başına belâsınız.