Bilgi biraz da kumpastir.. bazi bilgileri alırken kendisini yok sayar insan... bilgi o kadar mantıklı ya da bütüne dairdir ki, insan kendini bir kenara koyar...
Bilgiyi kendi'yle sentezlenmez.. kendini yok sayar...
Bu sahne, BoJack Horseman dizisinde sıkça gördüğümüz gibi "güçlü olmak" değil, duygusal bastırma halini anlatır. Uzun süre yalnız kalan ve anlaşılmayan bir zihin bağırmaz, ağlamaz; sessizleşir.
+++
Saçma sapan yaşadıklarımızın hepsi hocanın dediği gibi sosyal çürümenin eseridir.
#ElaRümeysaCebeci
Melisa Döngel
Mehmet Akif Ersoy
Sevilay Yılman
Show TV
Sadettin Saran'dan
Kütüphane
Alina Boz
Umut Evirgen
Tesla'nın bir güvercine aşık olduğunu, Newton'un görünmez güçlerle kafayı kırdığını okuyunca "bu adamların kafası harbiden sakatmış" dedim
Sonra psikoloji kitaplarını karıştırınca olayın delilik değil, bir "filtreleme hatası" olduğunu fark ettim
Sağlıklı bir beyin gereksiz detayları filtreler (latent inhibition). Kahve içerken bardağın atomlarını düşünmezsin mesela. Ama bu abilerin filtresi sıkıntılı çalışıyor. Herşeyin herşeyle bağlantısı olduğunu falan düşünüyorlar. İnsan beynini aşırı yoran bir sorun bu aslında
Psikiyatride buna "şizotipal spektrum" deniyor. Bunu bir apartman gibi düşünüyorum
Zemin Kat: Bizim gibi "sağlıklı" faniler. Hayat güvenli ama sıkıcı
1. Kat: Sanatçılar, hayalperestler
2. Kat: Takıntılı, kaygılı tipler
3. Kat: Şizopital kişiler. Tesla, Dali, Elon Musk burada oturuyor
Çatı Katı: Şizofrenler. Gerçeklikle bağı koparan sıkıntılı tipler
Tarihi değiştirenler, şizofreniye en yakın komşularmış meğer
Yani olay şu: Gördüğün halüsinasyonları/saçmalıkları matematiğe dökersen - bir ürüne dönüştürebilirsen Nobel ödülü veriyorlar ama dönüştüremezsen reçete yazıyorlar
Toplaşın, yıllar önce sevgili Ülker İnce'den öğrendiğim bir bilgiyi paylaşacağım: Temas varsa "üzerinde" yoksa "üstünde". Masanın üzerindeki bardak, evin üstündeki bulutlar
Küçük Prens'i her okuduğumda içimi burkan şu cümle:
"Ben onu anlıyordum. Yanlış yaptığında bile anlıyordum. Onu sevdiğim için anlayacak bir sebep buluyordum. O da öyle yapar sanmıştım.."
Böyle kişilere sinestezik diyoruz. Sayılar, günler, harflerde ilginç bir renk, ses ilişkisi kuruyorlar; Günlerin renkleri, şarkıların tadı, sayıların cinsiyeti vs. oluyor bu kişilerin zihninde.