Bomboş bir anlatı. Çünkü tüm argümanı yanlış bir ikilem üzerine kuruyor:
Kaçak Gecekonducu 🆚 Kanunlara Uyan Kiracı.
Türkiye kentleşme tarihini bu şekilde okursanız hiçbir şey açıklayamazsınız.
- Erken Cumhuriyet döneminde nüfusun çoğu kırsalda yaşıyor. Kentlerin temel sorunlarından biri “mesken buhranı”, yani konut krizi. 1930’larda gazeteler haber dosyaları yapıyor bu konu üzerine. Yapı stoğu eski, kiralık konut bulmak çok zor, inşaat için emek ve sermaye lazım.
- 2. Dünya Savaşı sonrası hızlı bir kentleşme yaşanıyor. Tarımda makineleşme ile (1950’de 10227 olan traktör sayısı 1960’a gelindiğinde 42136’ya çıkıyor) emek yoğun üretim azalıyor, kentlerde de sanayileşme ile iş gücü ihtiyacı artıyor. Kente göçle gelen nüfus için barınma alanları yok. Fabrikaların etrafında gecekondu mahalleleri kuruluyor. Bu kendiliğinden gelişen bir durum değil, bir devlet politikası: Sermaye sanayileşmeye ayrılıyor, sanayinin ihtiyaç duyduğu emeğin yeniden üretimi için kent yoksulunun kamu arsasına yerleşmesine göz yumuluyor. Bir nevi “sanayileşmeye devlet katkısı”.
- İlk “gecekondu” haberi 1947’de yapılıyor. TBMM ilk Gecekondu kanununu 1948’de çıkartıyor. İlk Gecekondu affı 1949’da çıkıyor. Yani Gecekondu kamuoyunun gündemine geldiği ilk andan itibaren hep imar aflarıyla “meşru” bir zeminde tartışılıyor. “Bugüne kadar yapılanları affediyoruz, bundan sonrakilere izin vermeyeceğiz” denilerek çıkartılan afların ardı arkası kesilmiyor.
- 1960’larda Meclis’te yine gecekondular tartışılırken bir vekil, gecekonduları “iyi anlaşılması ve doğru bir şekilde yönlendirilmesi gereken yaratıcı bir mucize” olarak nitelendiriyor. Nasıl bu şekilde nitelendirmesin ki, o yıl Ankara’da devlet 700 konut inşa edebilmişken Gecekonducular 15 bin konut yapmışlar.
- Bu “devlet politikası”ba rağmen Gecekondu hiçbir zaman dikensiz gül bahçesi olmamış. Hep yıkımlarla, güvencesizlikle, kentsel hizmetlere erişim için mücadele ile, tahsis belgelerinin tapuya dönüşüm talebiyle, nesiller süren belirsizlikle anılmış, halen anılmakta. Çünkü bu aynı zamanda siyasetin vatandaş ile kurduğu patronaj ilişkilerinin de bir aracı olmuş.
- “Kentsel dönüşüm ile köşeyi dönen gecekonducu” anlatısı ise büyük safsata. 2004 sonrası kentsel dönüşüm süreci ağırlıklı olarak gecekonducuları mağdur ederken iktidarlara yakın müteahhit sınıfı zengin etti.
- Son olarak 1950 sonrası dönemde hızlı kentleşme ile gecekondulaşma sürecini yaşayan tek ülkenin Türkiye olmadığını, birçok Latin Amerika veya Asya ülkesinin de benzer süreçlerden geçtiğini söylemek gerekir. Tüm bu örnekler içinde Türkiye, gecekonduyu formal sistem içine çekerek sosyal mobilizasyon sağlayan “iyi örneklerden” biri olarak gösterilmekte.
- Gerçek “şerefsizlikler” için ayrıcalıklı imar izinleri alan gökdelenlere, özelleştirilen kıyılardaki tatil köylerine, koruma altındaki tarihi mahalleleri yıkmak için getirilen yasal düzenlemelere, deprem riski karşısında önlem almak yerine rant için riskli alan kanununu sulandıranlara bakınız.
@mrv_ymsk@say_cem Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanlardansınız. Üzücü!
“Üniversite öğretim üyeleri için emeklilik azami yaş haddi 2547 sayılı kanunun 30.maddesine göre 67 yaş olarak belirlenmiştir.”
@mrv_ymsk@say_cem Emeklilik yaşı 67 bu arada. Fakat Edhem Hoca’nın enerjisi ve çalışkanlığı birçoklarından gençten çok daha fazladır. O nedenle argümanınız geçersiz!
Gün geçmiyor ki, sahte ISBN numaralarıyla adı sanı duyulmamış matbaalarda (büyük ihtimalle sadece yedişer tane) basılmış, doçentlik/profesörlük dosyalarından çıkma kitaplarla karşılaşmayayım!
“Tarih hiçbir zaman bu kadar lümpen bir ahmaklar grubuna toplu olarak şahit olmamıştır. Influencerlar, emeği savunmak için caddelerinde barikat kuran grevcilere saldırmış, caddenin yeniden ‘normalleşmesine’, barikatın açılmasına, grevin yıkılmasına yardımcı olmuşlardır…
Tehlikeli madde taşıyan araçlar temizlenmeden (temizlendiğine dair belge almadan) başka yük taşıyamazlar. Hız sınırını (otoyolda 70 , şehir içinde 30 km,şehirlerarası 50 km) aşamazlar. 1 ve 2.köprü ve bazı tünelleri geçemezler. Asbest taşıyan araçlar temizlenmeden herşeyi taşıyor
İster inanın ister inanmayın ama referans gösterdiğiniz uydurukçu sitenin haberine göre dahi aşılar gerçekten koruyor. Zira, ölümlerin yüzde 76'sı aşısız ya da eksik aşılılardan oluşuyor.
@emineegurel İyi ki de KUTSAL AŞILAR koruyor, ya korumasaydı!!!
UYARI - Halk Sağlığı verilerine göre 50 yaş altı Tam Aşılı kişilerde Covid-19'a bağlı ölüm riski %182'ye kadar artıyor
https://t.co/YYv1zahTXT
In the year 2268: Nepal has been chosen to host the Olympics for the sixth consecutive time, as its average elevation has made it the only country that is still above water. Everyone remaining on Earth competes. https://t.co/5GvjaeyWZj
Hatta şunu da okuyun:
https://t.co/uE37gg5QpP
İki yazı da VAERS'in iyi niyetle hazırlanmış bir veritabanını aşı karşıtlığı için nasıl tehlikeli bir biçimde kötüye kullandığından bahsediyor. Buna benzer başka yazılar da var. "Hazıra alışmayın lütfen"!
404
Article not found
Bizim okuma yazmamız var merak etmeyin! Ama sanırım sizin yok. Lütfen siz de ekteki yazıyı okuyunuz. @OpDrBilgehan
https://t.co/iu8zktvMk6
404
Article not found
Bizim okuma yazmamız var merak etmeyin! Ama sanırım sizin yok. Lütfen siz de ekteki yazıyı okuyunuz. @OpDrBilgehan
https://t.co/iu8zktvMk6