The offensive line was a liability, Drake's shoulder was compromised, but the Patriots knew all that entering the Super Bowl. I was so disappointed in the coaches offensive plan and Drake Maye above all. @985thesportshub
Never judge a regime by its aesthetics. Instead, ask whether it has torture chambers.
The Shah’s secular dictatorship infamously had them, just like the current “Islamic” dictatorship.
Iranian people deserve better than both. They deserve justice and freedom for all.
Umberto Eco, who owned 50,000 books, had this to say about home libraries:
“It is foolish to think that you have to read all the books you buy, as it is foolish to criticize those who buy more books than they will ever be able to read. It would be like saying that you should use all the cutlery or glasses or screwdrivers or drill bits you bought before buying new ones.
“There are things in life that we need to always have plenty of supplies, even if we will only use a small portion.
“If, for example, we consider books as medicine, we understand that it is good to have many at home rather than a few: when you want to feel better, then you go to the ‘medicine closet’ and choose a book. Not a random one, but the right book for that moment. That’s why you should always have a nutrition choice!
“Those who buy only one book, read only that one and then get rid of it. They simply apply the consumer mentality to books, that is, they consider them a consumer product, a good. Those who love books know that a book is anything but a commodity.”
The Doorman Fallacy
'You have a five-star hotel and it has a doorman, welcoming incoming guests.
McKinsey or Accenture will come in and say, “Your doorman currently costs you X thousand dollars a year. We have defined his or her function as opening the door. We’ll replace said doorman with an automatic door-opening mechanism and an infrared human detector and we’ll save you $30–$40,000 a year.”
They walk away, and they take the credit for the cost savings. Two years later, the hotel’s a catastrophe ... because the doorman was doing multiple things, many of which were human and kind of tacit.
Security would be one; there are no vagrants asleep in the doorway. Hailing taxis, dealing with luggage, recognizing regular guests, providing status to the hotel—there are loads and loads of value creation components to that doorman which aren’t captured in the open-the-door definition."
It's easy to see the visible things, but the invisible things make the difference.
Prof. Dr. Taha Parla’ya
Üniversiteye küskün başlamıştım; 0,064 puanla ekonomi bölümünü kaçırmanın burukluğu içimdeydi. Siyaset bilimi bölümüne mecburen girmiştim ama Taha Hoca, bana siyaset bilimini sevdiren birkaç önemli kişiden biri oldu.
Taha Hoca, sadece bir bölümü değil, düşünmenin kendisini sevdirdi. Üniversitenin, insanı biçimlendirmek için değil, zihnini serbest bırakmak için var olduğunu onun sınıfında fark ettim.
Açık kitap sınavlarının ardında hep bir mesaj vardı: Bilginin kapısı kapalı olmaz; asıl mesele aklın kapısını açmaktır. Bir sınavda “kendi sorunuzu kendiniz yazıp cevaplayın” dediğinde, eğitimin amacının aslında doğru cevabı bulmak değil, daha doğru soruyu cesaretle aramak olduğunu ilk kez onunla hissettim.
Her şeye anlamlı ve anlamsız karşı çıkanların “aydın” sayıldığı bir çağda düşünmeyi öğreten gerçek bir aydındı. Düşünmeyi her şeyin önüne koyan, bir fikri dayatmayan, hakikati tartışarak ve sabırla arayan, kavganın değil kavrayışın değerli olduğunu bize hissettiren bir öğretmendi. Sessizliği bile öğreticiydi; bazen tek bir kelimenin etrafında dolaşıp hepimizi yeniden düşünmeye çağırırdı.
Başta liseden sınıf arkadaşımız olan kızı Ayşe’nin, tüm ailesinin ve sevenlerinin başı sağ olsun. Tüm öğrencileri olarak bizim de…
Yokluğunda bize aktardığı düşünme biçimi yaşamaya devam edecek…
Just published a new piece exploring what brand visibility really means in an AI driven world and how brands can be ready for the future of search.
#AI#AIO#futureofSearch#AIEssentials
https://t.co/QLWbp61brA
🚨Dr. Elizabeth Potter is exposing United Healthcare’s ‘s peer to peer review for denying patients‼️ Dr Elizabeth Potter is an absolute hero and handled that situation like a pro‼️She stood up for her patient‼️ Health insurance companies are evil ‼️
1986-2025! coming up on 40 years. Me and my brother have been doing it and enjoy it as much today maybe more than ever! Together, we are #TheOtherHalf. Mikey, my friend, without you I don’t believe I would still be playing music today. Certainly can’t imagine doing it without you! I think we can squeeze another decade or so out of these old, but well oiled machines.📷📷 Sambo #HappyBirthday #ThenAndNow
İstanbul Depreminin Ekonomik Sinyalleri ve Ankara Havası
Doğal afetler, insan hayatında sadece fiziksel yıkımlarla değil, aynı zamanda derin ekonomik etkilerle de iz bırakır. İstanbul’da beklenen büyük deprem, sadece şehirdeki binaları ve altyapıyı değil, aynı zamanda Türkiye’nin ekonomik kalbini etkileyebilir. İstanbul, gayrisafi yurt içi hasılanın %30’unu, ihracatın %40’ını ve finansal sistemin merkezini oluşturan bir şehirdir. Ancak bu yoğunlaşma, ekonomik sistem için büyük bir risk anlamına gelir. Olası bir deprem, finansal ve ticari işleyişi derinden etkileyebilir, bankaların, sermaye piyasalarının ve hizmet sektörünün işleyişinde aksamalara neden olabilir.
Bu senaryoda, ekonomik ve sosyal dengeyi yeniden kurma ihtiyacı ortaya çıkıyor. İşte tam bu noktada Ankara, İstanbul’un risklerinden kaçınmak isteyen yatırımcılar ve kurumlar için bir alternatif merkez olarak dikkat çekiyor. Ankara, coğrafi konumu, mevcut altyapısı ve merkezi hükümetin varlığı sayesinde ekonomide yeni bir odak noktası haline geliyor. Bu değişimin ardında, hem kamu hem de özel sektörün yaptığı stratejik yatırımlar yatıyor.
Kamu kurumları, olası bir deprem sonrası ekonomik ve sosyal işleyişin devamını sağlamak adına Ankara’da yedek kriz yönetim merkezleri kurmuş durumda. AFAD ve İçişleri Bakanlığı’nın bu alandaki çalışmaları, Ankara’nın lojistik bir merkez olarak önemini artırıyor. Sağlık Bakanlığı’nın yatırımları ise sağlık sektörünün devamlılığını sağlamayı hedefliyor. Benzer şekilde, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın projeleri, Ankara’yı İstanbul’la bağlayan kritik bir köprü olarak güçlendiriyor. Tüm bu adımlar, deprem sonrası piyasa istikrarını korumak için önemli bir temel oluşturuyor.
Özel sektör de bu dönüşümün bir parçası. Bankalar, Ankara’da yedek veri merkezleri kurarak finansal işleyişin kesintisiz devamını sağlama çabasında. Bu yatırımlar, Ankara’yı bir finans merkezi olarak öne çıkarıyor. Telekomünikasyon ve enerji şirketleri de benzer şekilde, altyapı yatırımlarıyla Ankara’nın dijital ve lojistik bir üs haline gelmesine katkıda bulunuyor. Tüm bu gelişmeler, yatırımcılar için yeni fırsatlar yaratırken, Ankara’nın ekonomik gücünü de artırıyor.
Bu noktada ironik bir durum da dikkatlerden kaçmıyor: Finans merkezi yaratma amacıyla Merkez Bankası İstanbul’a taşındı, ancak sahada görünen tablo, ekonomik aktivitenin ve yatırımların yeniden Ankara’ya yöneldiği yönünde. Deprem riskiyle birleşen pratik ihtiyaçlar, finansal ve lojistik merkezlerin daha güvenli bir zemine oturması gerektiğini bir kez daha gösteriyor.
Ankara’nın yükselişi, yalnızca altyapı yatırımlarıyla sınırlı değil. Şehirde artan nüfus, yeni iş olanakları ve gayrimenkul piyasasında gözle görülür bir canlanma yaratıyor. İstanbul’un risklerinden kaçınmak isteyen yatırımcılar, Ankara’da alternatif projelere yöneliyor. Bu durum, gayrimenkul fiyatlarını ve kiraları yukarı çekerken, şehirdeki inşaat ve dönüşüm projelerine hız kazandırıyor. TÜİK verilerine göre, Ankara’daki konut fiyatları son iki yılda %60’a yakın bir artış göstermiş durumda. Bu eğilim, şehrin gayrimenkul sektöründe nasıl bir cazibe merkezi haline geldiğini açıkça ortaya koyuyor.
Ancak, bu değişim yalnızca kısa vadeli bir fırsat olarak görülmemeli. Ankara’nın büyümesi, Türkiye’nin ekonomik haritasını yeniden şekillendirecek bir süreç olabilir. İstanbul’un yükünü hafifleten, ekonomik faaliyetleri daha dengeli bir şekilde ülkeye yayan bir model, Türkiye’nin uzun vadeli kalkınma hedefleri açısından kritik bir öneme sahiptir. Ankara’nın yükselişi, yalnızca bir alternatif değil, aynı zamanda ekonomik çeşitlilik ve sürdürülebilirlik açısından da önemli bir adım.
Sonuç olarak, İstanbul’da beklenen deprem, Türkiye ekonomisinin yeniden şekillenmesine neden olacak bir dönüm noktası olabilir. Bu süreçte Ankara, risklerden kaçınmak ve yeni fırsatlar yaratmak isteyenler için güvenli bir liman olarak öne çıkıyor. Hem kamu hem de özel sektör yatırımları, şehri daha güçlü bir ekonomik merkez haline getirirken, gayrimenkul sektörü ve finansal işleyişte de yeni dinamikler yaratıyor. Ankara havası, İstanbul'un depremden alacağı hasar ihtimali göz önünde bulundurulduğunda ekonomik geleceğe dair çok daha sürdürülebilir bir tablo sunuyor.