Sn Erdoğan @RTErdogan liderliğinde Türkiye, en başından beri Azerbaycan'ı da Aliyev'i de desteklemiştir.
- Uluslararası siyasette ve diplomaside Azerbaycan'a her zaman alan açmış, destek olmuş ve sahip çıkmıştır.
- Çok emek gerektiren Azerbaycan ordusunu yenilemiş, eğitmiş, donatmış, seviye yükselmesini sağlamıştır.
- Ermenistan'a sadece kapılarını kapatmamış, Ermenistan'ın uluslararası alanda imkân ve kabiliyetlerini sınırlandırmıştır.
- 2. Karabağ Savaşı'ndan önce ortak yapılan tatbikatla hem Türkiye'nin desteğini hissetmelerini sağlamış, orada bıraktığı uçaklarla savaş sırasında Türkiye'nin gerekirse savaşa dahil olabileceğini, Azerbaycan'ın yanında olduğu mesajını başta Rusya ve İran'a vererek Azerbaycan'ın rahat savaşmasının ortamını hazırlamıştır.
- Aliyev @azpresident zaten bu durumu ve Azerbaycan'da bulunan uçakların orada bulunmasının verdiği güçlü mesajı üst düzeyde sıklıkla dillendirerek kullanmış ve Türkiye'nin hem siyasi hem diplomatik hem de savaş gücünü kendi gücüne eklemiştir.
- Sn. Erdoğan ilk saatlerde yaptığı kararlı bir mesajla hem Azerbaycan'a savaşta olan desteğimizi ilan etmiş hem de başkalarının karışmaması mesajını vermiştir.
- Bu sterilize edilmiş savaş ortamına rağmen, ilk vakitlerde Ermenistan'ın ilerleme sağlaması sonrası, Sn. Erdoğan Türk ordusundan çok seçme, üst düzey savaş tecrübesi de olan seçkin generallerini Azerbaycan'a göndermiştir. Bu generallerimiz, Azerbaycan Ordusu'ndaki sevk ve idare ve savaş yönetimi konusundaki başarısızlıkları Aliyev'e raporlamış, bunun sonucu olarak Azerbaycan Ordusu Genelkurmay Başkanı dahil bazı Azerbaycan subayları görevden alınmış, savaş yönetimi ve sevk ve idaresini Türk komutanlar üstlenmişler, savaşı başarıyla bitirmişlerdir.
- Savaş sırasında, Türkiye, henüz savaşlarda etkisinin ne olduğunu dünyanın bilmediği, kimsenin önlem alamadığı İHA ve SİHA'ları Azerbaycan'a göndermiş, Ermenistan'ın hava savunmasını çökertmiş, ikmal yollarını kesmiş ve Ermenistan Ordusu'nun dağılmasını sağlamıştır.
- Bu aşamada, Rusya, İran, Fransa, AB ülkeleri, ABD gibi ülkelerden olumsuz bir diplomatik girişim, savaşa diplomatik müdahale, silahla Azerbaycan'ın tehdidi gibi konuların önünü Sn. Erdoğan kesmiştir. Kardeş Azerbaycan ordusu böylelikle rahat savaşmıştır.
- Türkiye, savaş boyunca, dünyada henüz birkaç ülkede bulunan kaabiliyetlerden olan elektronik savaş silah ve malzemelerini (KORAL vs) Azerbaycan'a göndererek Ermenistan'ın savaşta kör ve sağır olmasını sağlamıştır.
- Türkiye savaş müddetince, aralıksız olarak, Azerbaycan'a silah, mühimmat, malzeme, melbusat tedarik ve takviyesini sürdürmüştür.
- Türkiye, savaş sonrasında kurulacak olan barış masasına Türkiye'nin de dahil edilmesini, görüşmelerde Azerbaycan adına daha etkili sonuçlar üretebilmek adına Aliyev'den istemiş, ama bu talep Aliyev tarafından yerine getirilmemiş, Rusya, Ermenistan ve Azerbaycan üçlü masası kurulmuştur.
- Bu masada Aliyev savaş başarıyla sonuçlanmış olmasına rağmen aynı başarıyı yansıtan sonucu alamamış, bu eksiklikler daha sonra bir günlük savaşta kısmen giderilmiş, Karabağ'ın tahliyesi ve sair masada eksik kalan konular Türkiye'nin diplomatik baskısıyla karşı taraflara kabul ettirilmiştir.
- Türkiye bu anlaşmanın uygulanmasının diplomatik alanda takibini en güçlü şekilde yapmış ve baskıyı artırarak sürdürmüştür. Neticede Ermenistan Karabağ'ı tamamen tahliye etmiş ve Azerbaycan'a teslim etmiştir.
- Türkiye yine de ve hâlâ Ermenistan'la sınır kapılarını açmamış, diplomatik baskılarını devam ettirmiş ve Ermenistan'ın Anayasası'ndaki düşmanca tanım ve ifadelerin çıkarılması cihetine gitmesini istemiştir. Ermenistan şimdi bu yoldadır.
- Türkiye daha önce Bakü'de imzaladığı askerî anlaşmayla, daha sonra ŞUŞA BEYANNAMESİYLE "Azerbaycan'a dokunan karşısında beni bulur" diyerek Azerbaycan'ın düşmanlıklardan korunması şemsiyesini Aliyev'e vermiştir.
Karabağ Savaşıyla ilgili yazılabilecek daha pek çok detay var ama burada keselim. Şimdi gelelim işin Aliyev'in Türkiye bakışına ve cephesine:
- 80 senedir süren, 2023 senesinden itibaren şiddetlenen İsrail'in Gazze özelinde Filistinlilere uyguladığı soykırım ve katliamlara Türkiye sessiz kalmamıştır. Hem diplomatik alanda, hem ticari, ekonomik-finansal alanda İsrail'e yaptırımlar uygulamıştır.
- Bu aşamada Aliyev Bakü-Ceyhan-Tiflis boru hattından İsrail'e petrol pompalamaya devam etmiş, Aliyev'in bu tercihi, Müslüman dünyasında ve dünyanın tümünde ihracatı Türkiye yapıyormuş gibi vebali Türkiye'nin sırtına sarılmış, Aliyev buna rağmen ne sesini çıkarmış, ne de politikasından vazgeçmiştir. Ara dahi vermemiştir.
- İsrail bu aşamada çevresindeki hemen hemen tüm ülkelere saldırmış, bombalamıştır. Türkiye'ye siyasi ve diplomatik saldırılarını artırmıştır. Aliyev yine Netanyahu'ya desteğe ara vermemiştir.
- Gazze'de resmi rakamlara göre 80 bine yakın insan İsrail tarafından katledilmiştir. Bunların çoğu çocuk, kadın ve yaşlılardır. Bu rakamlar sadece resmi rakamlardır, gerçekte rakamların bu rakamlardan 3-5 kat fazla olduğu sanılmaktadır. Bir o kadar kayıp ve ölü bedenlerin de enkaz altında olduğu varsayılmalıdır. Aliyev yine kılını kıpırdatmamış, Netantahu'ya desteğe devam etmiştir.
- Kısaltarak ilerleyelim. İşin nihayetinde İsrail ABD'yi de arkasına alarak İran'a da saldırmış, İran savaşını başlatmıştır. Savaşın ilk zamanlarında Azerbaycan tarafına, sahte bayrak operasyonu olduğu çok belli olan 1-2 İHA parçasının düşmesi üzerine, Aliyev İran'a karşı çok sert açıklamalar eşliğinde Azerbaycan-İran sınırında askeri hareketliliklerin olduğu basına yansımıştır. Netanyahu'nun istediği de tam olarak zaten buydu ve Aliyev koşa koşa bu davete icabet etmeye hazırdı. İran savaşına dahil olmak! Ne olduysa, Türkiye'nin mi yoksa başka yerlerin mi belki baskısı, belki akıl vermesiyle Aliyev İran savaşına bulaşmamıştır. Şimdilik!
- İsrail, yetkili ağızlardan, Netanyahu dahil, bakanları, basını vs Türkiye'yi düşman olarak tarif etmişler ve yeni düşmanlarının ve ilk vurulacak yerin bundan sonra Türkiye olduğunu ilan etmişler, açıklamışlardır. Aliyev hiç sesini çıkarmamıştır.
- İsrail/Netanyahu, Türkiye'ye sözlü tehditlerinin ötesine geçerek, Suriye'ye havadan bombalamak, karadan girmek suretiyle ve yakın zamanda Türkiye'ye 70 km mesafede olan, kısa zaman önce Türk askerî yetkilileri tarafından uygunluğu incelendiği basına yansıyan bir havalimanını bombalamış, Türkiye'ye mesaj verdiklerini açıklamış, Türkiye'yi TEHDİT ETMİŞLERDİR. Aliyev'in hiç sesi çıkmamış, Netanyahu'ya desteğe devam etmiştir.
Buraya kadar tarafların birbiriyle ilişkili konularda, birbirlerinin hassasiyetlerine, güvenliklerine ne kadar önem verdiğini gösteren gelişmeleri KISACA belirttim.
- Aliyev 2 Ekim'de Partisi YAP'ın bir toplantısında;
Kısaca ve özet olarak, Karabağ savaşını yalnız başına yaptıklarını, savaşırken kendilerine kimsenin destek vermediğini, ne aldılarsa "PUL" dediği parayla aldıklarını, kimsenin işlerine burnunu sokmamasını söyledi.
Bu açıklama, kim okursa okusun doğrudan Türkiye'ye yönelik bir açıklama olarak algılanabilecek bir açıklamaydı ve hem dünyada hem Türkiye'de pek tabii böyle algılandı.
Silahları ve melbusatı pul dediği parayla almıştır belki, bilinmez, Türkiye'de yaşayan ve kalbi Azerbaycan halkı ve savaşı kazanması için atan, dua eden 86 milyonun yüreğini de satın akmış mıydı, alabilir miydi, parası buna yeter miydi, buna yetecek bir para ölçüsü var mıydı? Ya Türkiye'nin yukarıda saydığım ve sayamadığım o emekleri kim kaç paraya satın alabilir, parayla satın alınabilir mi, Aliyev bunları da mı parasıyla satın almıştı?
- Aynı günlere rastlayacak şekilde;
Türkiye'nin 28 Şubat döneminde travmasını yaşadığı, hâlâ yarası açık olan konulardan olan "başörtüsü yasağı" uygulamasını Aliyev Azerbaycan'da uygulamaya soktu. Başı örtülü öğrenciler ve öğretmenler okullara alınmadılar, alınmıyorlar. Bazı haberler aynı yasağın kamunun diğer alanlarında da uygulandığını söylüyor. Aliyev bu yasakla neyi amaçladı? Zamanlamasının bir anlamı var mıydı? Bu konunun Azerbaycan halkına can kardeşi, kan kardeşi bilinciyle bakan ve bağrına basan Türk halkını ve siyasi ömrü boyunca bu uğurda mücadele vermiş Sn Erdoğan'ı kıracağını, duygularını kışkırtacağını Aliyev bilmez mi, bilemeyecek kadar Sn Erdoğan ve Türk halkına yabancı mı? Öyleyse?...
Son olarak, Azerbaycan'da yapılan bir toplantıya, daha önce Türk hava sahasını kullanmasına izin verilmeyen İsrail C. Başkanı Herzog'u, Azerbaycan Havayolları'na ait ama Herzog'dan başka yolcusu olmayan, yani Herzog'a tahsisli olarak, Aliyev, bir uçakla Türk hava sahasını da kullanarak Azerbaycan'a getirdi. Yani Aliyev, Türkiye'nin egemenliğine dayalı olarak uyguladığı bir yasağı, arkadan dolaşmak suretiyle bypass etti. Bu bilgi basında yer aldı.
- Başörtüsü konusunda Aliyev'in uyguladığı yasağa karşı, Türk halkından eleştiriler ve sesler yükseldi. Buna mukabil, hem Aliyev'in Azerbaycan devletinin değişik kademelerindeki belli görevlilerden, Aliyev'in partisinden, Aliyev'e bağlı basından çok şiddetli, hakaretlerin de yer aldığı acımasız, tutarsız ve ileri derecede söylemler ve sözlü saldırılar yapıldı. Hatta meclis üyelerinden, milletvekillerinden bile bu açıklamalar geldi. Bir tane de bir subayın bu minvalde konuşmasını dinledim. Azerbaycan'ın rejimi dikkate alındığında, zaten bu konuşanların, hakarete varan söylemleri yapanların Aliyev'den cesaret almadan, onun izni ve icazeti olmadan yapabilmesi akla aykırıdır. Aliyev hiç konuşmadı, Türkiye'ye saldıranların hiçbirine işlem yapmadı. Hatta tersine olarak, Azerbaycan Başsavcısına verdiği talimatla uygulamasını eleştiren bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Türk gazeteci hakkında yakalama kararı çıkarttı. Güler misin, ağlar mısın?
- Okullarda başörtüsü yasağına rağmen, Azerbaycan okullarında Siyonistlerin çocuklarının başlarında kipa ile okullara gidebildiğine dair bilgiler basında yer aldı ve resimler yayınlandı.
Velhasıl;
Azerbaycan halkı bizim halkımızdır, bizim can, kan, öz kardeşimizdir diyen, tasada kederde, sevinçte, savaşta, sulhte, iyi günde, kötü günde biriz beraberiz diyen ve bunu her zaman her hareketiyle göstermiş olan Türk halkına, Aliyev, "DUR" dedi, kardeşlik bir yere kadar; benim iç işlerime karışamazsın!
Halbuki, içişlerine karışan da yoktu, olmadı. Türk halkı, üstelik aynı tecrübeyi ve acıyı daha önce yaşamış bir halk olarak, kardeşlerinin tasasını, derdini, acısını paylaşmak istiyordu. Aliyev bunu istemiyordu.
Kaldı ki, günümüzde insan haklarına etki eden uygulamalar artık ülkelerin iç işleri olarak değerlendirilmiyor. Ülkeler birbirlerine sürekli demokrasi ve insan hakları notları veriyor, karneler düzenliyor, endeksler yayınlıyor. Ama olsundu, Aliyev'e göre Türk halkının, kardeşi Azerbaycan halkıyla tasada bir ve beraber olmasına hakkı yoktu.
Çok uzadı. Daha fazla da yazmaya gerek yok. Yukarıda yazdıklarımda hiç yoruma girmedim. Hepsi nesnel, olmuş, birçoğu basına yansımış gerçeklerdir.
Şunu kendinize sorun ve cevabını da yine kendinize verin lütfen:
Aliyev'in siyasetinde NANKÖRLÜK ve İHANET var mı, yok mu?
Aliyev'in siyasetinde Türk halkını ve ortak değerlerimizi yok saymak var mı, yok mu?
Son olarak; Aliyev güvenilir mi, Türk Devleti bu kişiye güvenmeye devam etmeli mi?
Bu Aliyev fitnesi, tedbir alınmazsa gerçek bir fitne haline gelebilir.
Adamın Karabağ konusundaki nankörlüğünü eleştirirken, şimdi kendine bağlı yayın organından, ordusunu çekidüzen vererek iyileştirmeye çalışan Türk Ordusunu talebe yerine koymuş.
Bu herif gerçekten hadsiz...
🔴 Azerbaycan merkezli Global Info, Türk ordusunun muharebe kapasitesi hakkında bir makale yayımladı.
Yazıda, Türk askerinin savaş tecrübesini Azerbaycan ordusuyla gerçekleştirdiği tatbikatlar aracılığıyla arttırdığı öne sürüldü.
Söz konusu site, Azerbaycan'da iktidara yakın bir yayın organı olarak biliniyor.
https://t.co/27A97h5p1i
Dün beni yalancı ilan eden @aygunattar1 bakın daha bir kaç ay önce benim için ne yazmış!
Üstelik bunun gibi onlarca paylaşımı var.
Bu iş çöplük karıştırıp PKK, Esad, İran, İsrail yanlısı ve İslam ve Türk düşmanlarının aforizmalarını sıralamakla olmuyor Aygün Attar...
Papatya falı açacak halimiz yok, ister gelsin, ister gelmesin.
Pek hörmetli Cenap Ali Başkumandan President @azpresident 'in paşa gönlü bilir. İçişlerine(!) karışacak değiliz. Bu bir tercih olur.
... ve elbette her tercihin de sonuçları olur.
Azerbaycan halkının Türkiye'nin yanında olduğunu söylemeye gerek bile yok, bundan eminim.
Aliyev muhtemelen Hindistan, İsrail, Yunan, Rum tarafına kayma arayışında...
Katil Netanyahu aylar önce bu 4+1 ittifaktan bahsetmişti zaten.
Şu anki tablo dikkatle okunmalı: #Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar İstanbul’da, #Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar ise Bakü’de.
Bu diplomatik temasların bölgesel güç dengeleri açısından ne anlama geldiğini doğru değerlendirmek gerekiyor.
#Azerbaycan ve #Türkiye, ortak hareket ederek koordinasyonlarını ve karşılıklı etki alanlarını mı koruyor, yoksa iki kardeş ülke arasındaki görüş ayrılıkları mı derinleşiyor?
Kesin sonuçlara varmadan önce tabloya daha geniş bir perspektiften ve soğukkanlılıkla bakmakta fayda var.
Ancak Bakü ile Ankara’nın dış politikada ortak çıkarları esas aldığından ve bölgesel dengeleri etkileyen önemli adımları önceden istişare ederek attığından eminim.
Çünkü Azerbaycan ile Türkiye arasındaki kardeşlik, yalnızca duygusal bağlardan ibaret değil, karşılıklı güvene ve stratejik ortaklığa dayanıyor.
Bu yakınlığın korunması ve güçlendirilmesi, her iki ülkenin de ortak çıkarları açısından büyük önem taşıyor.
Açık söyleyeyim, Ermenistan sınırının kapalı olmasının gereği kalmadı artık. Karabağ, Azerbaycan'a geçti. Anayasa'daki tehdit ve tacizleri de temizliyorlar.
Aliyev, Türkiye'nin gücüyle bölgede ağalık yapıyordu. Kendisi Ermenistan'la sınırları çoktan açtı. Hem mal hem akaryakıt satıyor Ermenistan'a. Aliyev'in nazını çekecek halimiz yok artık. İsrail dostuyum deyip, Türkiye'nin kendisi ve Azerbaycan için yaptıklarının hepsine YALAN deyip NANKÖRLÜK eden birine sorulacak mevzuu da değil.
Ben olsam sınırı açarım.
🔴 Ermenistan Başbakanı Paşinyan:
(Türkiye-Ermenistan sınırının yeniden açılması konusunda)
Azerbaycan bu konuda bazı çekincelere sahip.
Ama elbette hem Azerbaycan hem de Türkiye ile çözüm bulmak için çalışmaya devam ediyoruz.
🚨 Türk Birliği Teşkilatı için haftaya Ankara'ya gelecek Aliyev'i Cumhurbaşkanı danışmanı Oktay Saral'ın karşılaması gündemde..
Bence harika bi hareket olur 🤌
Milletvekillerimizin Azerbaycan Tarafından İstenmeyen Adam İlan Edilmesi Gazi Meclise Hakarettir!
Bu Meclis
İstiklâl mücadelesi verdiği en zor günlerde dahi gardaşına el uzatmaktan geri durmamış meclistir.
Karabağ’ın işgaline itiraz edilen meclistir.
Bakü’nün feryadının yankılandığı meclistir.
TBMM koruması gereken haysiyeti için mutlaka ortak bildiri yayınlamalıdır.
Üzücü. Gerçekten üzücü. Ermenistan'ın sözünde durması gerekiyor.
Ama endişe etmeyiniz Sn @MammadovQaya
"Pek hörmetli Cenap Ali Başkumandan President @azpresident " sorunu çözecek, sulhu salaha kavuşturacaktır.
Karabağ'ı kimsenin yardımı ve desteği olmadan işgalden kurtarmış olan zat-ı şahaneleri elbette bu konuyu daha kolayca çözebilir.
We are concerned about Armenia’s apparent attempts to delay creating the conditions necessary for signing the peace agreement and fulfilling its other obligations.
Armenia appears unwilling to remove territorial claims against Azerbaijan from its Constitution. Its government has taken no meaningful political or legal steps towards this end. Prime Minister Pashinyan’s suggestion that the peace agreement might not be signed until 2031 is particularly incomprehensible. Given the rapid, unpredictable developments in the region and beyond, postponing the agreement for five years would effectively take it off the agenda.
Such an approach violates Armenia’s commitments under the Joint Declaration signed in Washington on 8 August 2025, in which Armenia undertook to pursue “further actions to achieve the signing and ultimate ratification of the Agreement.” This necessarily entails removing territorial claims against Azerbaijan from its Constitution.
The lack of progress on Armenia’s part in implementing TRIPP represents another failure to fulfil its obligation to ensure unimpeded connectivity between the western regions of Azerbaijan and the Nakhchivan Autonomous Republic. It also delays the delivery of tangible benefits essential to sustaining positive momentum in the peace process. So far, the only visible practical benefits of peace have resulted from Azerbaijan’s goodwill in facilitating transit and exports to Armenia.
Prime Minister Pashinyan’s public suggestion of a possible exchange of exclaves came as a surprise to Azerbaijan, as the issue has never been discussed through established bilateral channels. Border-related matters should be addressed within the agreed delimitation and demarcation framework, following the agreed north-to-south sequence. An exception could be considered for the section relevant to TRIPP, when conditions are conducive.
Azerbaijan remains committed to achieving lasting peace, but Armenia’s delaying tactics and the uncertainty created by its actions do not help this objective.
Just as it was wrong to prolong the peace process during the period of occupation in the hope that Azerbaijan would eventually accept the status quo, it is equally wrong to delay the process now in the expectation that Azerbaijan will abandon its demand for the removal of territorial claims from Armenia’s Constitution. Armenia should act without further delay to address Azerbaijan’s concerns and demonstrate its genuine commitment to peace.
2 gün önce Reis ile Aliyev arasında bir telefon görüşmesi gerçekleşti. Bugün ise Paşinyan, sınır kapısının açılması konusunda açıklamalarda bulundu.
Belki de Reis başörtüsü konusunda, “Vazgeçin, yoksa sınırı açarım.” mesajı verdi.
Ben olsam Türkiye-Ermenistan sınırını açardım. Çünkü Ermenistan, Türkiye için doğrudan bir tehdit değilken Azerbaycan açısından ciddi bir tehdit oluşturuyor.
Sınırın açılması, Ermenistan'a özellikle ekonomik açıdan büyük bir rahatlama sağlayacaktır. Avrupa'ya açılan kapılardan biri Türkiye'dir. Böyle bir adım, Ermenistan'ın ekonomik olarak Türkiye'ye bağımlılığını artırırken Türkiye'nin de bölgedeki elini güçlendirebilir.
Bazen masada kazanmak için kapıları kapatmak değil, açmak gerekir.
Nush İle Uslanmayanı Etmeli Tekdir, Tekdir İle Uslanmayanın Hakkı Kötektir.
@ulvisaran Hayır, video bir AI yapımı.
Yavaşlatarak veya durdurarak izleyin, göreceksiniz; yukarıya yükselen kaselerle aşağıya inen kaselerin sayısı tutarsız.
Çıkışta 15, inişte 17
🇦🇿🇰🇬 Azerbaycan ile Kırgızistan Resmen Müttefik oldu
Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev, Azerbaycan ile Kırgızistan arasında müttefiklik ilişkilerinin kurulmasını öngören Anlaşma'nın onaylanmasına ilişkin kanunu imzaladı.
@aydinbboga@Akparti Bu fon konusunda anlayamadığım bir bocalama hali var. Bugün çıkarılan yasaya da inanılmaz yanlış bir madde eklendi.
Sn Cumhurbaşkanı farklı konuşuyor, güzel konuşuyor. Dinleyince "tamam" diyorsun, ama aşağı kademenin spastik gibi bir hali var.