Akdeniz’de, özellikle Kıbrıs Adası’nda bir fitne ateşinin yakılmak istendiğini görüyoruz; bu gelişmeleri yakından takip ediyoruz.
Çok açık söylüyorum:
Eğer Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin ve Kıbrıs Türkü’nün hak ve hukukuna kastedilirse cevabımız çok net olur, çok da sert olur.
İdama gerek yok cezaevinde daha büyük karşılığı olur diyenler boş konuşuyor. Kimse adeleti kendi sağlamak zorunda değil. Gültekin Alan, Özgecan için adeleti kişisel olarak sağladı da noldu? Devlet madalya mı taktı? Ağırlaştırılmış müebbet ve 29 yıl verdi!
💥 İstanbul’da su satışı yapan Metin Şenay'ın işyerine yaptırdığı gizli bir odada mahallenin çocuklarına yıllarca tecavüz ettiği ve tecavüz anlarını kayıt altına aldığı ortaya çıktı.
Olay, 12 yaşındaki M.Y.'nin derslerinin bitmesine rağmen evine dönmemesi nedeniyle ailesinin polise yaptığı şikayet ile ortaya çıktı.
Kamera kayıtlarını inceleyen polis, M.Y.'nin okul çıkışında Şenay'ın arabasına binerek işyerine götürüldüğünü tespit etti. Polisin işyerine yaptığı baskında, gizli bir bölmede çok sayıda çocuğun görüntüsü ele geçirildi.
Dehşet odasında "Sus", "Seni öldürürüm", "Ağlama", "Seni kimse duymasın..." ifadelerinin yer aldığı kağıt parçaları bulundu.
En küçük kurbanın 5 yaşından itibaren cinsel istismara maruz kaldığı, R.Ş. adlı bir çoçuğun ise felç geçirene kadar cinsel istismara uğradığı öğrenildi.
Çocukların sesi duyulmasın diye gizli odayı süngerle kaplayan Şenay hakkında yüzlerce yıl hapis cezası istendi.
(Seyhan Avşar - Halk TV)
Bu kare çok şey anlatır. 21 Aralık 2016 günü çekilen fotoda gördüğünüz Akil Dağı, Hastane bölgesinde görevli Özel Kuvvet Taburu.Suriye'ye yarım asır sonra yağan kar,sis ve Daeş'in tüm gücüyle saldırılarına göğüs germiş,Tabur Komutanı dahil şehit vermiş inanmış adamlar topluluğu.
Evvelce gidenlerin asil ruhları şad olsun.
Cumhurbaşkanı Erdoğan:
"Türkiye hayatta kalabilmek için savunma sanayiinde güçlü olmak, sürekli kendini geliştirmek zorundadır.
Diğer türlü, çekile çekile 780 bin kilometrekareye sıkıştığımız mevcut vatan topraklarını bile bize çok göreceklerini gayet iyi biliyoruz.
Bu gerçeğin farkında olarak; kimseye düşmanlık etmeden, ordumuzu güçlendirmeye devam edeceğiz."
Cidde’de yapılan İslam İşbirliği Teşkilatı İcra Komitesi Olağanüstü Toplantısı’nın İsrail’in artan zulmü karşısında İslam âleminin kararlılığını, Filistin halkıyla dayanışmasını ve Filistin davasına desteğini somut bir şekilde göstermesi bakımından takdirle karşılıyorum.
7 Ekim’de başlayan ve tüm bölgemize sıçrama riski olan krizin ��özümü için ilk günden itibaren yoğun gayret sarf ettik.
Şimdiye kadar devlet ve hükûmet başkanı seviyesinde 18 liderle telefon görüşmesi gerçekleştirdik.
Mısır makamlarıyla iş birliği içerisinde 3 uçak dolusu insani yardım malzemesini bölgeye ulaştırdık.
17 yıldır abluka altında yaşayan mazlum Gazze halkına yardım elimizi uzatmaya devam ediyoruz.
Ancak sükûneti sağlamaya matuf çabalarımız bölgeye uçak gemilerinin gönderilmesi, Filistin halkına yönelik yardımların kesilmesi ve Gazze halkının toptan cezalandırılması gibi adımlarla sekteye uğradı.
İyice etkisizleşen Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi sorumluluğunu bir kez daha yerine getiremedi.
İnsan hak ve hürriyetleri konusunda mangalda kül bırakmayan batılı ülkeler, ateşe körükle gitmek dışında hiçbir adım atmadı.
Uluslararası medya organları taraflı ve ikiyüzlü yayınlarıyla âdeta insan kıyımını aklama yarışına girdi.
“Güvenli bölge” denilen alanlara göç eden masum insanların, sınır kapılarının, camilerin, okulların ve sivil yerleşim yerlerinin bombalanması son 12 günde şahit olduğumuz savaş suçlarından birkaçıdır.
Dün, El Ehli Arab Hastanesi’ne yönelik menfur saldırıyla Gazze’deki katliam bir başka boyuta taşınmıştır.
İnsanlığa karşı suç teşkil eden ve Gazze halkına yönelik soykırım derecesine varan bu saldırının faillerini lanetliyorum.
Yüreklerimizi dağlayan dünkü katliamdan failler kadar 7 Ekim’den bu yana yaptıkları açıklamalarla ateşe benzin dökenler de sorumludur.
İsrail bombardımanlarında şehit olan çoğu çocuk ve kadın 4 bin Gazzeli kardeşimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar niyaz ediyorum.
Türkiye olarak önce insani ateşkesin, sonrasında da kalıcı istikrarın tesisi için çalışmayı sürdüreceğiz.
İÇİMİZDEKİ DÜŞMANLAR
1992 yılında Dağlık Karabağ'ın Hocalı kasabasına giren Ermeniler, 83'ü çocuk, 106'sı kadın olmak üzere 613 sivil Türkü katletmişlerdi.
Yapılan otopsi ve incelemelerde cesetlerin birçoğunun insanlık dışı muameleye maruz kaldığı ve işkence görerek öldürüldüğü anlaşılmıştı.
1992 yılında Ermeniler tarafından binlerce Türk katledilerek işgal edilen Karabağ 31 yıl sonra işgalden kurtarıldı.
Ermeni yenilgisi üzerine, Türkün kanı oluk oluk akarken, kadın ve çocuklar işkence ile öldürülürken hiç sesi çıkmayan insan olmadıklarından emin olduğum bir güruh hümanist ayakları ile Türk milletine saldırmaya başladı.
İnsanlıktan çıkmış ve Hayatlarını Türke karşı konumlanmakla geçirmiş bu güruhun büyük böl��mü kripto Ermeniler, sol-sosyalist takılan bir müptezeller gurubu, Liboşlar, PKK terör örgütü militan ve sempatizanları ve FETÖ’ cülerden oluşuyor.
Kardeş Azerbaycan devletinin işgali sonlandırarak Karabağ’ı terörden arındırması her normal insanı ve Türkü mutlu etmişken, bu Sevinç’e ortak olamayan, bir tweet bile atamayan siyasi partilerde gözümden kaçmadı. Bunlar bu memlekette artık Türk milletinden değil Ermenilerden oy istesin.
Dönüp midem bulanarak etrafa bakıyorum; Türk soluda, sözde aydın geçinenler de dahil olmak üzere, solculuk/ sosyalistlik adına, Türk işçisinin, Türk köylüsünün, öğrencilerin haklarını savunmadığı gibi onlara da ihanet ettiğini, Kürtçülük, Ermenicilik, Yunancılık, ırkçılık, Sevrcilik yaptığını görüyorum. Şimdi de PKK sempatisi ile, FETÖ ajan örgütü ile omuz omuza Türk milletine ihanet edip, Karabağ’da, Ermeni katliamcılar ile saf tutuyorlar. ( içlerinden çıkan ve milli oldukları için öldürülenler istisna)
Bu namussuzlara bakıp enseyi karartmıyoruz. Bizim namuslu Türke yoldaş olmuş Ermenilerimizde vardı.
Annesi de bir Ermeni olan Cem Karaca'nın Karabağ'ın işgali için yazdığı Şarkının sözleri işgal altındaki Karabağın acısıyla başlıyordu. Karabağ'da yapılan katliamı,
“Karabağ'da talan var
Ak gerdana saldıran var
Demirsen durun gedim
Gözü yolda kalan var."
sözleriyle ile Karabağın Türk dünyasının nefes alacağı gerdanı olduğunu ifade ediyordu.
Türk coğrafyasının manevi mimarı Ahmet Yesevi'yi bilecek kadar şuur sahibi Cem Karaca “Atayurttan Balkan’a illa Anadolu” diyerek şarkı sözleri ile bir Türk dünyası haritası çiziyordu.
SSCB’nin yıkılmasının ardından Türk devletlerinin bağımsızlıklarını kazanmasına işaret ederek Türk Dünyası devletlerinin birliği için çağrı yapıyor,
Turan’ın ne kadar büyük bir hedef olduğunu; “
“Kavuşan elalem değil Can ile Canan'dır.
Bu asla bir turan değil muhteşem bir tufandır.”
sözleri ile Tanrının ve tarihin önümüze koyduğu büyük buluşmayı haykırıyordu.
Bu büyük idealin partisi, sağı, solu olmadığını Tüm Türk milletinin siyaset üstü davası olduğunu,
“İki gözüm bu işin yok sağı solu, yok sağı solu.”
sözleri ile anlatıyordu.
Burada Cem Karacada “Hangi etnik kökenden dinden, mezhepten gelirse gelsin, kabile kimliklerini aşmış, büyük Türk milleti şuurunda Uluslaşmış ve Uluslaşırken Ulusu ile ululaşmış büyük bir kültürel birikim ve derin bir şuur sahibi dev bir adam görüyoruz.
Büyük Türk milletinin evladı, Cem Karaca’nın ruhu şad olsun. Bu maskeli, müptezel hain fonlu ajan takımınına da lanet.
KARABAĞ
Karabağ'da talan var
Ak gerdana saldıran var
Demirsen durun gedim
Gözü yolda kalan var.
Şeyh Ahmet Yesevi'nin yaktığı ateş
Ateş değil sanki şerbet iç dolu dolu
Binbir nakış söyler yerde kilimler
Atayurttan Balkan'a ille Anadolu, ille Anadolu.
Bu asla bir turan değil muhteşem bir tufandır
Kavuşan elalem değil Can ile Canan'dır
Şimdi türkü söylemenin işte tam zamanıdır
İki gözüm bu işin yok sağı solu, yok sağı solu.
Dışişleri Bakanımız Sayın Hakan Fidan’a yeni görevinde başarılar diliyorum. Bir akademisyen olarak, Bilkent Üniversitesinde öğretim üyesi olduğum yıllarda, doktora çalışmalarından tanıdığım Sayın Fidan ile, daha sonra Cumhurbaşkanımızın başdanışmanı olduğum süre içinde birlikte çalıştığımız zamanlarda kıymetli tavsiyeleri ve desteği için çok teşekkür ederim. Yeni dönemde dışişleri bakanımız olarak kendisiyle tekrar birlikte çalışacağımız için mutluyum. Türkiye Yüzyılının inşasında değerli katkılarıyla yeni kabinede görevlerine başlayan bütün bakanlarımıza saygı ve sevgiyle başarılar dilerim. Hayırlı olsun. 😊🇹🇷
🚩 Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı ve Türkmen Beyi Sayın Doktor Devlet Bahçeli’yi tebrik ediyorum. Varlığınız bizim için gözaydınlığıdır.
🚩 Bu akşam Bayır-Bucak’tan, Halep’e, Kerkük’e Türkmeneli sevinçle ve umutla dolmuştur. Yarınlar bizim.
Congratulations to @RTErdogan on his re-election as President of #Türkiye.🇹🇷's stability is crucial for Europe, and it can play an important role in achieving #peace in Ukraine.Looking forward to working on strengthening our 🇹🇷🇭🇺 partnership. Tebrik ediyorum, Sayın Cumhurbaşkanı!