“Devletin 'makbul' olanla olmayan arasındaki sınırı çizdiği alan yalnızca yayınlar ya da sanat eserleri olmadı.”
@muberraunsl'ın kaleminden Türkiye'deki alkol politikalarının dünü ve bugünü:
Ahlaka Mugayir: Alkollü içki yasaklarında halk sağlığı nerede bitiyor, yaşam tarzına müdahale nerede başlıyor?
2013’te getirilen gece satış yasağından reklam, sponsorluk ve erişim kısıtlamalarına uzanan alkol politikaları, Gezi Direnişi’nin hemen öncesinde “yaşam tarzına müdahale” tartışmasının en görünür başlıklarından biriydi. Aradan geçen 13 yılda yasakların önemli bölümü yürürlükte kalırken, TTB Halk Sağlığı Kolu Başkanı Nasır Nesanır ile bu politikaların bilimsel dayanaklarını, halk sağlığı üzerindeki etkilerini, sınıfsal sonuçlarını ve ahlaki müdahale ile sağlık politikası arasındaki sınırı konuştuk. Müberra Ünsal’ın haberi. @muberraunsl@ttborgtr
https://t.co/etrgyAfWnb
Standımızla 1 Mayıs Mahallesi Kuruluş Festivali’ndeyiz.
Direnişle inşa ettiğimiz mahallelerimizde çeteleşmeye ve uyuşturucuya geçit vermeyeceğiz.
Tüm halk gençliğine çağrımızdır: Umutsuzluğa kapılma. Örgütlü mücadeleyle özgürlüğümüzü ve geleceğimizi kazanabiliriz.
şimdi her şey doludizgin ve çoğul
şimdi her şey kesintisiz ve sürekli bir devrim gibi
şimdi her şey yeniden
yüreğim, o eski aşk kalesi
yepyeni bir mazi yarattı sözcüklerin gücünden
Sarayın kayyumlarına, geleceksizliğe ve sömürü düzenine karşı özerk, demokratik, cins özgürlükçü, parasız ve anadilde bilimsel eğitim için safları sıklaştırıyoruz.
Amfilerden sokaklara taşan bu kavgada senin de yerin hazır. Gel, geleceğimizi ve özgürlüğümüzü kendi ellerimizle kazanalım. Bu yolu birlikte yürüyelim! ✊
#YKS2026 sonuçları açıklandı. Direnişin mekanlarına, üniversiteye hoş geldin!
Gençliğin özerk, demokratik ve cins özgürlükçü üniversite; parasız, anadilde ve bilimsel eğitim mücadelesinde yerin hazır.
Sen de aramıza katıl, birlikte yürüyelim!👇
https://t.co/Wnk3OjnMai
Biz kadınlar gücümüzü; katledilen kadınların isyanını kuşanıp önümüzdeki barikatları aşan, kayyumlara kampüsü dar eden deneyimlerimizden alıyoruz.
Cins özgürlükçü, nitelikli, güvenli bir üniversite için sen de ÖGK'ya katıl, isyanı yükseltelim👇
https://t.co/pnTl2KzlAt
#YKS2026
#YKS2026 sonuçları açıklandı. Direnişin mekanlarına, üniversiteye hoş geldin!
Gençliğin özerk, demokratik ve cins özgürlükçü üniversite; parasız, anadilde ve bilimsel eğitim mücadelesinde yerin hazır.
Sen de aramıza katıl, birlikte yürüyelim!👇
https://t.co/Wnk3OjnMai
Suruç Katliamı’nın 133. ayında Suruç Aileleri İnisiyatifi’nin çağrısıyla düş yolcularımızı anmak için İstanbul ve İzmir’de bir araya geliyoruz.
Suruç’u unutma, unutturma!
“Şimdi iyi biliyoruz ki, bizim Kemalizm konusundaki yargılarımız, Çetin Altan, D. Avcıoğlu, İlhan Selçuk'tan tutun da, TİP, M. Belli, H. Kıvılcımlı, TKP, THKP-THKC, THKO ve Şafak revizyonistlerine kadar, bütün burjuva ve küçük burjuva örgüt ve akımlarını öfkeyle ayağa fırlatacaktır. Ama öfkeyle ayağa fırlamaktansa, Türkiye tarihine daha ciddi olarak göz atmaları, onu doğru olarak kavramaya çalışmaları gerekmez mi?” - İbrahim Kaypakkaya
@amyaranaygir46 tek başarılı halk devrimcisi diyerek secde ettiğin adam: işçi grevlerini yasaklayan, komünistleri katleden ve toprak ağalarıyla uzlaşıp ezilen halkları kanla bastıran bir burjuva diktatörlüğünün mimarı
Sizin fotoğraf kesmek dediğiniz şey devrimci teorinin burjuva ideolojisinden ve ulusalcı vesayetten kopuş tarihidir… 71'in sınıf bilincinden duyduğunuz tarihsel korkunun ve teorik zavallılığın itirafıdır…
Harun Karadeniz burjuva değildi. 71 kopuşunun teorik netliğine henüz ulaşmamış 68 kuşağının yiğit bir devrimcisiydi. Biz de onun emperyalizme karşı militan pratiğini ve zindan direnişini sahipleniyoruz… o dönemin aşılmış ulusalcı yanılsamalarını değil. Tarihi diyalektik okumaktan aciz düz mantığınızın devrimci hafızanın geçmişi putlaştırmadan nasıl ileriye taşındığını anlamasını zaten beklemiyoruz.
Şu kısma da özellikle değinmek gerekir.
Tartıştığımız şey Mustafa Kemal’in şahsına yönelik bir nefret değil, kemalizmin tarihsel ve sınıfsal niteliği. 71 Kopuşunun önemli taraflarından biri de tam olarak bu türden miraslarla teorik ve siyasal hesaplaşmanın başlamasıdır. ki zaten İbonun kemalizm eleştirisi de Mustafa Kemal’i sevmiyorum seviyesinde bir kişisel husumet değil aksine kemalizmin sınıfsal karakteri, devlet anlayışı, ulusal mesele ve burjuva devrimciliği üzerinden çözümlemeye çalışan sistematik bir eleştiriydi.
Meseleyi kadraj tartışmasına indirgemek zaten konunun ne olduğunu anlamadığınızı gösteriyor… 71 Kopuşu bir fotoğraf estetiğinin değişimi değil, Türkiye solunun reformist siyaset anlayışıyla devrimci siyaset arasında yaşadığı niteliksel ayrışmaydı ve eski siyasal sınırların aşılması anlamında yeni bir devrimci hattın ortaya çıkışını temsil ediyordu. Dolayısıyla sorun da teorik olarak konuyu ıskalıyor. Mesele Harun’un kişisel olarak bir fotoğraf kesip kesmediği değil ki. Mesele 68 kuşağının politik ufku ile 71 sonrasında ortaya çıkan devrimci kopuş arasındaki tarihsel ve ideolojik farktır. Üstelik burada asıl tartışılması gereken şey Mustafa Kemal’le aynı karede bulunup bulunmamak değil, kemalizmin sınıfsal niteliği ve devrimci hareketin kemalizmle nasıl hesaplaştığıdır. İbonun kemalizm eleştirisi bu açıdan 71 içerisindeki diğer akımlardan dahi daha keskin bir teorik kopuş ifade ediyor. Ama sen bu tarihsel tartışmayı fotoğrafı kesmişler hehe diyerek küçültüp ardından 71 Kopuşu diye bahane uyduruyorlar diyerek meseleyi bir mka düşmanı olup olmamaya indirgiyorsun.