bir şirket başka bir ülkeye girmeli mi ?
ilk bakışta sabit bir strateji sorusu.
ama pazar payı, kur, marj, sabit maliyet, rekabet aynı anda düşününce tek bir tahmin hatta yapabileceğiniz en iyi tahmin hiç bir şey ifade etmiyor.
bu yüzden 50.000 senaryo simüle ettim.
sonuç?
almanyaya girmek mantıklı görünüyordu. model hayır dedi.
daha ilginci problemi pazarın kendisinde değil, maliyet yap��sında bulundu.
aynı pazar varsayımlarını koruyup maliyet yapısını değiştirdiğinde karar tamamen tersine dönüyor.
monte carlonun benim için en güzel yanı bu:
tek bir tahmine dayanmak yerine, binlerce farklı senaryoda ne olabilceğini görüyorsun.
bu arada projeyi açık kaynak olarak bırakıyorum.
almanya yerine farklı bir ülke, farklı bir şirket, farklı bir market entry senaryosu koyup çalıştırabilirsiniz.
monte carlo kısmını değiştirmeden sadece senaryoyu değiştirmeniz yeterli.
https://t.co/nyq07Uo24K
@cecesue03 Her meslekte geçerli olduğunu düşünüyorum, ai'yi bir sorun olarak görüp etrafından dolanmaya çalışanlar yarı yolda kalacak, ama yapay zeka ile yürüyenler kazanıcak
bugünün rabbit hole'u #2: survivorship bias
neden sadece başarılı insanların hikayelerini dinlemek, başarı hakkında seni yanlış yönlendirir?
survivorship bias tam olarak burda devreye giriyor;
çünkü elimizde çoğu zaman sadece hayatta kalanlar var.
2.dünya savaşında uçaklar üsse döndüğü zaman mühendisler kurşun izlerinin en yoğun olduğu bölgeleri güçlendirmeye çalışıyordu.
Abraham Wald bir şey farketti:
geri dönemeyen uçakları görmüyorlardı.
yani kurşun izi olmayan bölgeler, aslında uçağın vurulduğunda geri dönemediği yerler.
aynı hata bugün startuplarda, yatırımda ve kariyerimizde önümüze çıkıyor.
başarılı olanları inceleyip başarının formülünü bulduğumuzu sanıyoruz.
ama belki de asıl hikaye:
hiç göremediğimiz başarısızlıklarda.
survivorship bias rabbit hole'u
abraham wald > selection bias > missing data > base rate neglect.
bir startupun geleceğini tahmin etmek için ürüne değil, kurucusunun kullandığı kelimelere bakmak yeterli olabilir.
yeni bir çalışma 7419 startupun 20 yıllık verisini inceledi.
"revolutionary", "ai powered", "next generation" gibi kelimelerden tutun, şirketlerin kendilerini nasıl konumlandırdığına kadar metindeki dilin exit başarısıyla ilişkisini analiz ettiler.
hatta bir "hyping score" oluşturdular.
çıkan fikir şu;
startup'ın hikayesini nasıl anlattığın, sadece pazarlama değil. gelecekteki başarının ölçülebilir sinyali olabilir.
yani pitch deckteki kelimeler veri olabilir.
@agirsaglam Boşuna uzatıyoruz, aynı şeyi savunuyoruz tek eklediğim "hakkını alarak" idi.
Gerisini herkes kendi tecrübesinden yola çıkarak okur zaten, sağlıcakla ağabey.
@agirsaglam hakkı piyasanın ödediği ücret olarak tanımlarsan herkes hakkını alıyor zaten.
Ayrıca iş mahkemelerinin yüküne bakınca “teknik olarak imkansız” dediğin şeyin epey sık yaşandığı anlaşılıyor ağabey.
bazen daha iyi düşünmek için, daha fazla düşünmemen gerekiyor.
2026'da yayınlanan bir meta analiz 23 çalışmayı ve 1000den fazla katılımcıyı inceledi.
sonuç şu
yürüyüş, yeni ve farklı fikirler üretme beceresinde büyük bir artışla ilişkiliydi.
üstelik mesele sadece kafanı dağıtmak değil.
yürümek, özellikle tek bir doğru cevabı bulmaktan çok yeni cevaplar ve fikirler üretmene yardımcı oluyor.
belki de projen ya da hayatın için ihtiyacın olan şey daha fazla düşünmek değil, kalkıp yürümek.