İHS'li personel; KPSS ile işe girmiş, devletin asli ve sürekli işini omuzlamış, buna rağmen kadrodan, iş güvencesinden ve eşit ücretten mahrum bırakılmıştır. Memurla aynı sorumluluğu taşıyan İHS’li çalışanlarımız, yıllardır haklarının teslim edilmesini beklemektedir.
İHS Yönetmeliği; hukuka, hakkaniyete, güvenceli istihdam anlayışına ve çalışanların haklı beklentilerine uygun şekilde derhal yeniden düzenlenmelidir.
Bizim davamız hakkaniyet davasıdır. Devlet Memurları Konfederasyonu olarak; ister PTT'de ister sağlıkta, ister eğitimde ister herhangi bir kamu kurumunda olsun, haksızlığa uğrayan her kamu çalışanının yanındayız, yanında olmaya da devam edeceğiz.
Emeğin karşılığı lütuf değil, haktır ve mücadelemiz kararlılıkla sürecektir!
#PTTihsyeGüvence
Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde görev yapan şube müdürlerinin özel hizmet tazminatlarında yapılan son düzenleme, kamuda uzun süredir kanayan yara olan eşit işe eşit ücret, liyakat, hakkaniyet ve çalışma barışı ilkelerini bir kez daha tartışmaya açmıştır.
Öğretmen kökenli şube müdürlerine hizmet sürelerine göre ek tazminat hakkı tanınırken, aynı işi yapan öğretmen dışı kökenli şube müdürlerinin kapsam dışında bırakılması kabul edilemez. Üstelik mesele yalnızca şube müdürleriyle sınırlı değildir.
MEB’de görev yapan şefler, teknik personel, memur, VHKİ, bilgisayar işletmeni ve yardımcı hizmetler sınıfındaki tüm personel için de hizmet yılı esaslı özel hizmet tazminatı iyileştirmesi yapılmalıdır.
TEÇ-SEN olarak talebimiz nettir. Sadece Şube Müdürleri Değil, Tüm Eğitim Çalışanları İçin Adil Mali Hak Düzeni kurulmalıdır.
Bu adaletsizliğin giderilmesi için atılması gereken adımlar açıktır. Milli Eğitim Bakanlığı’nda mali ve özlük haklara ilişkin düzenlemeler, parçalı ve ayrıştırıcı değil; bütüncül, kapsayıcı ve hakkaniyetli olmalıdır.
1. Tazminat Düzenlemesi Tüm Şube Müdürlerini Kapsamalıdır.
"Öğretmen kökenli olup olmadığına bakılmaksızın, Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde şube müdürü kadrosunda görev yapan tüm personel aynı özel hizmet tazminatı artışından yararlanmalıdır.
Aynı unvanı taşıyan, aynı sorumluluğu üstlenen ve aynı imzayı atan şube müdürleri arasında meslek kökenine göre ayrım yapılamaz."
2. Şeflere Hizmet Yılı Esaslı Özel Hizmet Tazminatı Artışı Yapılmalıdır.
"Yönetici pozisyonunda görev yapan şeflerin özel hizmet tazminatları, üstlendikleri idari sorumluluk dikkate alınarak artırılmalıdır. Şefler için 5, 10, 15, 20, 25 ve 30 yıl hizmet sürelerine göre kademeli özel hizmet tazminatı iyileştirmesi yapılmalıdır."
3. Teknik Kadroların Tazminatları Uzmanlık ve Risk Esasına Göre Artırılmalıdır.
"Teknisyen, tekniker, mimar, mühendis ve benzeri teknik kadrolarda görev yapan personelin özel hizmet tazminatları; teknik sorumluluk, mesleki uzmanlık, saha riski ve hizmet yılı dikkate alınarak yükseltilmelidir. Bu kadrolar için de 5, 10, 15, 20, 25 ve 30 yıl esaslı kademeli iyileştirme yapılmalıdır."
4. Memur, VHKİ ve Bilgisayar İşletmeni Kadroları Kapsama Alınmalıdır.
"Memur, veri hazırlama ve kontrol işletmeni, bilgisayar işletmeni ve benzeri genel idare hizmetleri kadrolarında görev yapan personel, Bakanlığın kurumsal hafızasını ve idari yükünü taşımaktadır.Bu kadroların 5, 10, 15, 20, 25 ve 30 yıl hizmet sürelerine göre kademeli özel hizmet tazminatı iyileştirmesi yapılmalıdır."
5. Yardımcı Hizmetler Sınıfı İçin Özel İyileştirme Yapılmalıdır.
"Yardımcı hizmetler sınıfında yer alan tüm kadroların 5, 10, 15, 20, 25 ve 30 yıl hizmet sürelerine göre kademeli özel hizmet tazminatı iyileştirmesi yapılmalıdır.. "
Ağır fiziki emek, düşük mali haklarla karşılıksız bırakılmamalıdır.
6. Meslek Kökeni Değil; Kadro, Görev, Sorumluluk ve Hizmet Yılı Esas Alınmalıdır.
"Mali hakların belirlenmesinde geçmiş meslek unvanı değil; mevcut kadro, görev tanımı, yetki, sorumluluk, hukuki risk, teknik uzmanlık,
hizmet yılı esas alınmalıdır."
7. Görevde Yükselme Sınavıyla Atananların Hakları Korunmalıdır.
"Sınavla, emekle ve liyakatle şube müdürü olan idari kökenli personelin kapsam dışında bırakılması kabul edilemez."
Devlet, sınavla yükselen personelini cezalandırmamalı; aksine liyakat yolunu teşvik etmelidir.
8. Eşit İşe Eşit Ücret İlkesi Yasal Güvenceye Alınmalıdır.
"Aynı unvan, aynı görev ve aynı sorumluluğa sahip kamu görevlileri arasında mali hak farklılığı oluşturulmasını engelleyecek açık düzenlemeler yapılmalıdır."
9. Eğitim Çalışanlarının Tamamı İçin Kapsayıcı Mali Hak Reformu Yapılmalıdır
"Milli Eğitim Bakanlığı’nda öğretmen, yönetici, şube müdürü, şef, teknik personel, memur, VHKİ, bilgisayar işletmeni ve yardımcı hizmetler personelini kapsayan bütüncül bir mali hak reformu hayata geçirilmelidir."
Eğitim hizmeti bir bütündür. Bu bütünün hiçbir parçası yok sayılmamalıdır.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞINDA ÜCRET ADALETİ YİNE SAĞLANAMADI, KALICI ÇÖZÜM ŞART!
11 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı, Millî Eğitim Bakanlığında ücret adaletini sağlamak yerine yeni bir adaletsizliğe kapı aralamıştır.
Aynı unvanda görev yapan, aynı yetkiyi kullanan ve aynı sorumluluğu taşıyan şube müdürleri arasında geçmiş görevlerine göre farklı mali haklar oluşturulması; eşitlik, hakkaniyet ve adalet ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.
Ancak sorun yalnızca şube müdürleriyle sınırlı değildir. Bu düzenleme, Millî Eğitim Bakanlığında memur, şef, şube müdürü ve diğer yönetici kadroları arasında yıllardır büyüyen ücret dengesizliğini gidermek yerine daha da derinleştirmiştir.
TEÇ-SEN olarak aynı unvanda görev yapan personel arasında geçmiş görevlerine dayalı mali farklılıkları asla kabul etmiyoruz. Üyelerimizin haklarının korunması adına gerekli hukuki süreçleri kararlılıkla başlatacağımızı kamuoyuna duyuruyoruz.
Bugün yaşananlar, yıllardır dikkat çektiğimiz yapısal ücret adaletsizliğinin bir sonucudur. Sendikamız;
✅ "Ek Ders Ücretimi Geri İstiyorum" eylemiyle,
✅ Millî Eğitim Bakan Yardımcısı Sayın Ömer Faruk Yelkenci ile gerçekleştirdiği görüşmeyle,
✅ "Eğitim Çalışanlarına Yönetim Görevi ve Görev Karşılığı Ek Ders Ücreti Ödenmesine İlişkin Rapor" ile bu sorunu ve çözüm önerisini defalarca Bakanlığın gündemine taşımıştır.
Parçalı düzenlemeler yeni adaletsizlikler üretmektedir.
Kalıcı çözüm; Millî Eğitim Bakanlığında görev yapan tüm eğitim çalışanlarını kapsayacak şekilde "Yönetim Görevi Karşılığı" ve "Görev Karşılığı Ek Ders Ücreti" düzenlemesinin hayata geçirilmesidir.
Çünkü ücret adaleti, aynı işi yapanlar arasında ayrım oluşturarak değil; tüm eğitim çalışanlarını kapsayan adil, sürdürülebilir ve bütüncül bir mali sistem kurularak sağlanabilir.
TEÇ-SEN mücadele ediyor, çözüm üretiyor!
#TEÇSEN #MilliEğitim #ÜcretAdaleti #ŞubeMüdürü #Memur #Şef #EkDers #EşitİşeEşitÜcret #KamuÇalışanları #Sendika
DEMİREL : “Sandıktan Sandığa Hatırlanan Millet: Asgari Ücretli, Emekli ve Memur Yoksulluk Kıskacında!”
Demokrasilerde sandık, halkın iradesinin tecelli ettiği en yüce makamdır. Sandık, milletin yönetime katıldığı, ülkenin geleceğine dair söz söylediği ve siyasi iradeyi belirlediği en meşru zemindir.
Ancak Türkiye’de sandık, ne yazık ki çoğu zaman demokrasinin onurlu zemini olmaktan çıkarılıp vaatlerin havada uçuştuğu, geniş kitlelerin kısa süreliğine “baş tacı” edildiği, seçim biter bitmez ise kepenklerin kapatıldığı dönemsel bir siyaset sahnesine dönüştürülmektedir.
“ Seçim Zamanı Baş Tacı Edilen Millet, Seçimden Sonra Kaderine Terk Edilemez!”
Seçim dönemlerinde millet hatırlanır.
Memur hatırlanır. İşçi hatırlanır. Emekli hatırlanır. Asgari ücretli hatırlanır. Anne hatırlanır. Baba hatırlanır. Genç hatırlanır. Çocuk hatırlanır.
Meydanlarda sözler verilir. Kürsülerden umut dağıtılır. Beyannamelerde refah vaat edilir. Aileye destek sözü verilir. Gençlere gelecek sözü verilir. Emekliye insanca yaşam sözü verilir. Memura alım gücü sözü verilir. Çocuklara eğitimde fırsat eşitliği sözü verilir.
Sonra sandık kapanır. Kameralar gider. Meydanlar boşalır. Afişler sökülür. Sloganlar susar. Vaatler raflara kaldırılır.
Ve millet, bir kez daha hayat pahalılığının, geçim sıkıntısının, kira krizinin, borç sarmalının ve tutmayan ekonomik hedeflerin insafına terk edilir.
İşte bu nedenle bugün sormamız gereken temel soru şudur:
Millet, sadece seçimden seçime hatırlanacak bir oy deposu mudur; yoksa yılın 365 günü insanca yaşamayı hak eden bu ülkenin gerçek sahibi midir?
“Rakamların Söylediği Acı Gerçek: Çalışmak Bile Yoksulluğu Bitirmiyor”
Bugün Türkiye’de ekonomik veriler, ortalama bir vatandaşın refah içinde yaşadığını değil; geniş halk kesimlerinin adeta hayatta kalma savaşı verdiğini göstermektedir.
Temmuz 2026 itibarıyla dört kişilik bir ailenin yalnızca sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için gereken açlık sınırı 35.759 TL seviyesine ulaşmıştır.
İnsanca yaşamak için gerekli olan yoksulluk sınırı ise 116.478 TL olarak hesaplanmaktadır.
Bu rakamların karşısında milyonlarca çalışanın ve emeklinin geliri derin bir uçurumu göstermektedir:
15 Temmuz 2026 tarihinde; Asgari ücret 28.075 TL, En düşük SSK ve Bağ-Kur emekli maaşı 23.552 TL, En düşük memur emeklisi maaşı 31.527 TL, En düşük memur maaşı 70.224 TL olacaktır. Açlık sınırı 35.759 TL
Yoksulluk sınırı 116.478 TL
Tek çalışanın temel ihtiyaç maliyeti 46.248 TL
Bu tabloya göre asgari ücretli, daha ayın başında açlık sınırının altında kalmaktadır. SSK ve Bağ-Kur emeklisi açlık sınırının çok altında yaşamaya mahkûm edilmektedir. Memur emeklisi dahi açlık sınırının gerisinde kalmaktadır.
En düşük memur maaşı ise yoksulluk sınırının oldukça altında kalmaktadır. Tek bir çalışanın yalnızca temel ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için gereken tutar 46.248 TL seviyesine ulaşmışken, asgari ücretin 28.075 TL olması, çalışma hayatındaki gelir adaletsizliğini bütün çıplaklığıyla ortaya koymaktadır.
Yani bugün Türkiye’de yalnızca işsiz kalmak değil, çalışmak da yoksulluğu ortadan kaldırmaya yetmemektedir.
Daha açık söyleyelim:
Asgari ücretlinin geliri, dört kişilik bir ailenin yalnızca mutfak giderini bile karşılamaya yetmemektedir. Emekli maaşı, insan onuruna yakışır bir yaşamı değil, ayakta kalma mücadelesini ifade etmektedir.
Memur maaşı, kamu çalışanını yoksulluk sınırının üzerine taşıyamamaktadır. Bir ülkede asgari ücret açlık sınırının altında kalıyorsa, orada ücret politikası çökmüştür.
Türkiye’nin kurtuluşu, halkı sandıktan sandığa hatırlayan geçici politikalarda değil; emeğin, eğitimin, çocukların, gençlerin, emeklilerin ve insanca yaşam hakkının merkezde olduğu kalıcı yapısal reformlardadır.
Gerçek egemenlik, milletin sadece seçim günü oy kullanmasıyla değil; yılın 365 günü onurlu, güvenceli ve insanca yaşayabilmesiyle tesis edilir.
Çünkü millet figüran değildir. Millet, bu ülkenin asıl sahibidir.
📢 1. Dereceye Gelen Tüm Kamu Çalışanlarına 3600 Ek Gösterge Verilsin! Yıllardır verilen sözler artık tutulmalıdır.
1.dereceye ulaşan tüm kamu çalışanlarının 3600 ek gösterge hakkından yararlanması, çalışma barışının sağlanması ve kamu personeli arasında oluşan mağduriyetlerin giderilmesi için bir zorunluluktur.
Bu talebimiz sadece bugünün değil; emekliliği, maaşı ve geleceği doğrudan etkileyen milyonlarca kamu çalışanının ortak beklentisidir.
📍 17 Haziran 2026
📍 Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Önü
🕛 12.00 Haklı talebimizi güçlü bir şekilde haykırmak için tüm kamu çalışanlarını eylemimize destek vermeye davet ediyoruz.
3600 Ek Gösterge Haktır, Ayrıcalık Değil!
#3600ekgösterge #kamu #memur #teçsen #devletmemurlarıkonfederasyonu
📢 "Üniversite Çalışanı Tayinsizliğe Mahkum Edilemez!"
Üniversitelerimizin görünmez kahramanları olan idari personelimiz, yıllardır görmezden gelinen ve çözüme kavuşturulmayan tayin hakkı sorunuyla karşı karşıya.
Devlet memuru olmalarına rağmen il içi ve il dışı yer değiştirme hakkından mahrum bırakılan, aile bütünlüğü ve yaşam hakkı hiçe sayılan Üniversite çalışma arkadaşlarımızın sesini duyurmak için YÖK önünde ÜNİ-PER-SEN tarafından gerçekleştirilen oturma eylemine destek verdik.
TEÇ-SEN Genel Başkanı Ümit DEMİREL yaptığı basın açıklamasında, üniversite çalışanlarının maruz bırakıldığı bu adaletsizliğe dikkat çekerek, objektif, şeffaf ve uygulanabilir bir tayin yönetmeliğinin acilen hayata geçirilmesi gerektiğini bir kez daha altını çizdi.
📍 Unutulmamalıdır ki; üniversiteler, emeğiyle sistemi ayakta tutan eğitim çalışanlarıyla vardır.
KADIN ONURUNU VE EŞİTLİĞİ HEDEF ALAN HİÇBİR SÖYLEM "MİZAH" ADI ALTINDA MEŞRULAŞTIRILAMAZ!
İş insanı Rahmi Koç’un kamuoyuna yansıyan kadınlarımızın etnik kimlik üzerinden kurduğu çağ dışı ifadeler, toplumsal vicdanda derin bir yara açmış ve haklı tepkilere neden olmuştur. Sorumluluk makamında olan, topluma yön veren ya da kamuoyunda etkisi bulunan figürlerin, ağızlarından çıkan her sözün toplumsal yansımasını hesap etmekle yükümlü olduklarını bir kez daha hatırlatmak isteriz.
Kadınları küçümseyen, aşağılayan, nesneleştiren veya toplum önünde değersizleştiren her türlü söylem; faili kim olursa olsun, hangi ekonomik ya da sosyal gücün arkasına saklanırsa saklansın asla kabul edilemez, edilmeyecektir.
Kadın Hakları Bir Lütuf Değil, Toplumsal Adaletin Temelidir
Kadın hakları; demokrasinin, çağdaşlığın ve toplumsal adaletin en temel yapı taşıdır. Kadınların onurunu zedeleyen, kalıpyargıları besleyen ve ayrımcı anlayışları normalleştiren fıkra, fıkra görünümlü anlatılar ya da söylemlerin "mizah" gerekçesiyle yumuşatılması veya geçiştirilmesi mümkün değildir. Kadına yönelik şiddetin ve ayrımcılığın dille başladığı gerçeği ortadayken, eril ve ayrımcı bir dili mizah malzemesi yapmak, o ayrımcılığı üretmek ve onaylamaktır.
Bir toplumun gelişmişlik düzeyi, kadına verdiği değerle ve kadının toplumsal hayatın her alanındaki eşit temsiliyle ölçülür.
TEÇ-SEN Olarak Eşitlikçi Bir Dilin Takipçisiyiz
TEÇ-SEN (Tüm Eğitim Çalışanları Sendikası) Genel Başkanı olarak açıkça ifade ediyorum ki; eğitim her şeyden önce insana ve insan onuruna saygıyı öğretir. Bizler, toplumsal yaşamın her alanında nezaketin, saygının ve tam eşitliğin hâkim olduğu bir dilin inşa edilmesi gerektiğine inanıyoruz.
Kadınların haklarını, emeğini, saygınlığını ve varlığını hedef alan her türlü zihniyetin ve söylemin karşısında amansızca durmaya devam edeceğiz. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Ümit DEMİREL
TEÇ-SEN Genel Başkanı
(Tüm Eğitim Çalışanları Sendikası)
Memur ve emeklisinin ayağındaki prangalardan kurtulması için;
Enflasyon farkı yetmez.
Seyyanen artış yetmez.
Geçici pansuman yetmez.
Kalıcı ve gerçek refah payı şarttır!
İL İÇİ YER DEĞİŞİKLİĞİ, YER DEĞİŞTİREMEME SİSTEMİNE DÖNÜŞMEMELİDİR!
Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) bünyesinde görev yapan eğitim-öğretim hizmetleri sınıfı dışındaki personelin il içi isteğe bağlı yer değişikliği işlemleri, ilgili yönetmelik hükümleri doğrultusunda yürütülmektedir. Ancak yıllardır süregelen uygulamalar göstermektedir ki mevcut sistem, birçok ilde çalışanların il içi yer değişikliği hakkını etkin şekilde kullanmasını engellemekte ve süreci adeta bir "yer değiştirmeme" sistemine dönüştürmektedir.
Personelin yoğun olarak tercih ettiği il merkezleri ve merkez ilçelerde boş kadrolar bulunmasına rağmen bu kadroların önemli bir kısmı tercihe açılmamakta, bazı unvanlarda ise yıllardır hiç boş kadro gösterilmemektedir. Son dönemde birçok ilde yayımlanan boş kadro listeleri bu durumu bir kez daha teyit etmektedir.
Nitekim Muş ilinde yayımlanan boş kadro listesi, il içi yer değişikliği sistemindeki sorunu açıkça ortaya koymuştur. Toplam 72 boş normun buluğu ilde, yalnızca 8 kadroya yer değiştirme imkânı sağlanmıştır. Söz konusu 8 kadronun tamamı da yalnızca şef unvanı için açılmıştır. Bu ilde görev yapan memur ve hizmetlilerin il içi yer değiştirme hakları ellerinden alınmıştır. Yönetmelikle kazanılan bu hak illerde yöneticinin inisiyatifine bırakılmış fiili olarak yer değişikliği engellenmiştir.
Bu tablo, il içi yer değişikliğinin çalışanların taleplerini karşılamaktan uzak olduğunu ve birçok ilde uygulamanın "yer değiştirme" değil "yer değiştirememe" sonucunu doğurduğunu göstermektedir.
TEÇ-SEN olarak çözüm önerilerimiz şunlardır:
✅ Kontenjan Artırımı ve Şeffaflık: İl içi yer değişikliği kapsamında boş bulunan kadroların en az %50’si ilana çıkarılmalı, hangi kadroların hangi gerekçeyle ilana açıldığı veya açılmadığı şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşılmalıdır.
✅ Merkezi Sistem Uygulaması: İl içi yer değişikliği işlemleri, öğretmenlerimizde olduğu gibi Bakanlık tarafından merkezi olarak yürütülmeli; başvuru, tercih ve atama işlemleri MEBBİS üzerinden oluşturulacak merkezi bir dijital sistem aracılığıyla gerçekleştirilmelidir.
✅ Zincirleme Yer Değişikliği Modeli: Yer değişikliği sonucu boşalan kadrolar sistem tarafından anlık olarak değerlendirilmeli ve tercihe açılarak daha fazla personelin yer değişikliği hakkından yararlanması sağlanmalıdır.
✅ Standart Uygulama Kılavuzu: Valilikler arasında uygulama farklılıklarını ortadan kaldırmak amacıyla tüm illerde uygulanacak bağlayıcı, ayrıntılı ve standart bir uygulama kılavuzu hazırlanmalıdır.
✅ Norm Kadro Güncellemesi: Yer değişikliği süreci başlamadan önce okul ve kurumların norm kadro durumları güncellenmeli, gerçek ihtiyaçlar doğrultusunda boş kadrolar belirlenerek ilana çıkarılmalıdır.
✅ Becayiş Hakkının Tanınması: 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu ile kamu görevlilerine tanınan karşılıklı yer değiştirme (becayiş) hakkı, Millî Eğitim Bakanlığı Personelinin Görevde Yükselme, Unvan Değişikliği ve Yer Değiştirme Suretiyle Atanması Hakkında Yönetmelik'e eklenmeli ve eğitim çalışanlarının bu haktan yararlanabilmesi sağlanmalıdır.
📣 Yer değişikliği bir ayrıcalık değil, çalışanların mevzuattan kaynaklanan hakkıdır. İl içi yer değişikliği sistemi; çalışanların beklentilerini karşılayan, şeffaf, adil ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulmalıdır. TEÇ-SEN olarak eğitim çalışanlarımızın taleplerini dile getirmeye, çözüm önerilerimizi ilgili mercilerle paylaşmaya ve sürecin takipçisi olmaya devam edeceğiz.
📢 1. Dereceye Gelen Tüm Kamu Çalışanlarına 3600 Ek Gösterge Verilsin!
Yıllardır verilen sözler artık tutulmalıdır.
dereceye ulaşan tüm kamu çalışanlarının 3600 ek gösterge hakkından yararlanması, çalışma barışının sağlanması ve kamu personeli arasında oluşan mağduriyetlerin giderilmesi için bir zorunluluktur.
Bu talebimiz sadece bugünün değil; emekliliği, maaşı ve geleceği doğrudan etkileyen milyonlarca kamu çalışanının ortak beklentisidir.
📍 17 Haziran 2026
📍 Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Önü
🕛 12.00
Haklı talebimizi güçlü bir şekilde haykırmak için tüm kamu çalışanlarını eylemimize destek vermeye davet ediyoruz.
3600 Ek Gösterge Haktır, Ayrıcalık Değil!
@DMKonfederasyon@dmssendikasi
Bugün TÜİK Mayıs ayı enflasyonunu %1,71, yıllık enflasyonu ise %32,61 olarak açıkladı. Kağıt üzerindeki rakamlar böyle söylüyor ama gelin bir de madalyonun diğer yüzüne, yani biz memurların gerçek gündemine bakalım…
Geçen sene 15 bin lira olan kiralar bugün 35-45 bin lira bandına dayanmış durumda. Markete gidip sadece birkaç poşet temel ihtiyaç alıp çıktığınızda ödediğiniz rakam binlerce lirayı buluyor. Buna çocuğun okul masraflarını, servis ücretini, yol masrafını eklediğinizde, daha ayın ortasını bile görmeden maaşın eriyip bittiğine şahit oluyoruz. Artık birikim yapmayı ya da gelecek planı kurmayı çoktan bıraktık; tek derdimiz ay sonunu getirebilmek oldu.
Eskiden memur dediğin, yılda bir kez de olsa ailesini alıp birkaç gün tatile gidebilirdi. Bugün bırakın tatil planı yapmayı, bir otelde birkaç gün konaklamanın maliyeti bile maaşın kendisiyle yarışıyor. Sosyal hayat zaten lüks oldu, artık nefes almak bile bir maliyet hesabı gerektiriyor.
Şunun adını net bir şekilde koymamız lazım: Enflasyon farkı, bir zam değildir.
Enflasyon farkı, zaten cebimizden eriyip giden paranın aylar sonra, o da sadece bir kısmının geri iade edilmesidir. Bu yüzden enflasyon farkını bir lütuf veya maaş artışı gibi sunmak, mutfaktaki yangını görmezden gelmektir. Bizler lütuf değil, alın terimizin, emeğimizin karşılığını istiyoruz.
Temmuz ay��nda memurun alım gücünü gerçekten koruyacak, bu ekonomik yangına su serpecek ve refah payını içeren gerçek, reel bir zam artık kaçınılmazdır.
Çünkü memur geçinemiyor.
Çünkü memur tükeniyor.
Ve en önemlisi; bu ülkenin memuru da insanca yaşamayı hak ediyor.
#enflasyon #mayıs #teçsen #memur #kamu #geçinemiyoruz
Şunun altını kalın çizgilerle çiziyoruz: Enflasyon farkı bir zam değildir! 📢
Cebimizdeki yangını söndürmeyen, alım gücümüzü artırmayan hiçbir düzenleme gerçek bir kazanım sayılamaz.
Bizler lütuf değil, dökülen alın terinin, emeğin gerçek karşılığını istiyoruz!
Temmuz ayında mutfaktaki yangını söndürecek, memur ve emeklimizin alım gücünü gerçekten yükseltecek REEL ZAM ve REFAH PAYI ŞARTTIR! 💼💸
Çünkü memur ve emeklisi insanca yaşamayı hak ediyor!
#TEÇSEN #MemurZammı #RefahPayı #İnsancaYaşam #EmekçininSesi #EnflasyonFarkıZamDeğildir
TEÇ-SEN: Engelli Personelin Yer Değişikliği Talebi Geçici Görevlendirmeyle Geçiştirilemez.
📌 Tüm Eğitim Çalışanları Sendikası (TEÇ-SEN) tarafından üyemiz adına açtığımız davada, Balıkesir 2. İdare Mahkemesi’nin 2025/867 Esas ve 2026/481 Karar sayılı kararıyla, engellilik durumuna bağlı yer değişikliği talebinin geçici görevlendirme ile karşılandığı gerekçesiyle zımnen reddine ilişkin işlem hukuka aykırı bulunarak iptal edilmiştir.
📍 Olayın Özeti
Karesi İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesinde Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni olarak görev yapan ve %40 oranında engelli raporu bulunan üyemiz;
İkamet adresine en yakın eğitim kurumlarından olan,
Aynı zamanda halen geçici görevlendirme ile görev yaptığı Karesi İnebey Anadolu Lisesi ya da Şehit Jandarma Teğmen Cengiz Evranos Ortaokuluna atanma talebinde bulunmuştur.
Ancak söz konusu başvuru, idare tarafından herhangi bir olumlu işlem tesis edilmeksizin zımnen reddedilmiş, bunun üzerine sendikamız tarafından konu yargıya taşınmıştır.
⚖️ Mahkeme Ne Dedi?
Mahkeme kararında;
🔹 Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmeliğin Ek 3. maddesigereğince, en az %40 oranında engelli memurların engellilik durumundan kaynaklanan gerekçelerle yer değişikliği talebinde bulunabileceği, bu taleplerin kısıtlayıcı hükümlere tabi olmaksızın değerlendirilmesi gerektiği,
🔹 Üyemizin atanmak istediği okulda zaten geçici görevlendirme ile çalıştırılıyor olmasının hizmet ihtiyacını açıkça ortaya koyduğu,
🔹 Hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkeleri gereği, geçici görevlendirmenin kalıcı atama ihtiyacını ortadan kaldırmayacağı açıkça ortaya konulmuştur.
Mahkeme özellikle; “Kalıcı ataması gerçekleştirilmeyen davacının geçici olarak görevlendirilmiş olmasının herhangi bir mağduriyeti bulunmadığı anlamına gelmeyeceği” tespitine yer vererek dava konusu işlemi hukuka aykırı bulmuştur.
📢 TEÇ-SEN olarak diyoruz ki:
➡️ Engelli kamu çalışanlarının yer değişikliği talepleri, mevzuatın tanıdığı koruyucu hükümler doğrultusunda değerlendirilmek zorundadır.
➡️ Geçici görevlendirme uygulaması, kalıcı çözüm gerektiren mağduriyetlerin üzerini örten bir yöntem olarak kullanılamaz.
➡️ Bu karar, engelli personelin yer değişikliği taleplerine ilişkin idarenin yükümlülüklerini ortaya koyan önemli bir emsal niteliğindedir.
🟨 Üyemize geçmiş olsun diyor, engelli kamu çalışanlarının haklarını korumaya yönelik hukuk mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.
TEÇ-SEN GENEL MERKEZİ
🇹🇷 Türkçe, Türk milletinin sadece kelimeleri değil, binlerce yıllık karakteri ve bağımsızlık yeminidir.
Orhun’dan bugüne taşınan bu ses; kimliğimizin kalesi, geleceğimizin ise en büyük güvencesidir.
Kendi diline sahip çıkamayanlar, kendi yarınlarını inşa edemezler.
Ses bayrağımız Türkçeye selam olsun, Türk Dil Bayramımız kutlu olsun !🇹🇷
🎯Yeni Konu Testimiz TEÇ-SEN Akademi’de Yayında!
TEÇ-SEN Akademi bünyesinde hazırlanan 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu – 25 Soruluk Konu Testi erişime açılmıştır!
📚 Bu testte:
✔️ Devlet memurlarının ödev ve sorumlulukları
✔️ Disiplin hükümleri
✔️ İzinler ve özlük hakları
✔️ Memuriyete giriş şartları
✔️ MEB tarzı soru yapısı
✔️ Sınav odaklı kritik bilgiler
yer almaktadır.
💡 Orta zorluk seviyesinde hazırlanan bu test ile bilginizi ölçebilir, eksiklerinizi tespit edebilirsiniz.
TEÇ-SEN Akademi:
TEÇ-SEN üyelerinin görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavlarına hazırlanması için özel olarak oluşturulmuş, güncel mevzuat ve sınav mantığına uygun içerikler sunan online eğitim platformudur.
Üyelerimiz ister TEÇ-SEN Mobil Uygulamasından, isterlerse de web sitemizdeki linkten eğitim akademimize ulaşabilirler.
🚀 Bilgi ve emeğimizle yükselip TEÇ-SEN ile kazanacağız
🔖EYLEMDEYİZ!!!
📢21 Mayıs'ta Türkiye Genelinde Eylemdeyiz!!
#LiyakatİçinSınavŞart
Görevde yükselme ve Unvan değişikliği sınav takvimleri açıklansın!!!
📍Milli eğitim Bakanlığı Önünde ve İl MEM Önlerinde
🗓️ 21 Mayıs 2026 Perşembe Günü
🕛Saat: 12.00'da
🔈 Sesimizi duyurmak için eylemde olacağız.
⚠️ Kariyerin ve geleceğin için sessiz kalma Sen de katıl.
#teçsen #gys #uds #meb #eğitimçalışanları
📢 Öğretmenlerin İl İçi İsteğe Bağlı Yer Değiştirme Sonuçları Açıklandı
İl içinde yer değiştiren öğretmenler, 26 Haziran 2026 itibarıyla tebligat ve ilişik kesme işlemlerine başlayabilecekler.
👉🏻 https://t.co/cqy180Q0Kw
Şube Müdürlüğü Mülakat ve Atama Takvimi Açıklanmalıdır.
7 Şubat 2026 tarihinde yapılan Şube Müdürlüğü Görevde Yükselme sürecine ilişkin mülakat ve atama takviminin ilan edilmesi talep ettik.
📌 Bilindiği üzere;
• Yazılı sınav 07 Şubat 2026 tarihinde gerçekleştirilmiş,
• Sınav sonuçlarına ilişkin itiraz süreci 27 Mart 2026 tarihi itibarıyla tamamlanmıştır.
Ancak, sürecin devamı niteliğindeki sözlü sınav (mülakat) ve atama takvimi henüz açıklanmamıştır.
Bu kapsamda Bakanlığa yaptığımız resmi başvuru ile: Mülakat ve atama sürecine ilişkin takvimin belirlenerek ilan edilmesini talep ettik.
Sürecin takipçisi olmaya devam edeceğiz.
#MEB #ŞubeMüdürlüğü #GörevdeYükselme #Mülakat #Atama