@LORWEN108 Short version:
To lower cortisol levels naturally, stand before the morning sun, barefoot in the grass, and breathing deeply and hum a few bars of the "Star-Spangled Banner".
(Tried it. Checks out.)
1930 yılında Karaman’ın Uğurlu Köyü’nde bir kız çocuğu dünyaya geldi.
Adını Ayşe koydular.
Ayşe, 15 yaşına kadar köyde eğitim aldı. Daha sonra Köy Enstitüsü’ne gitmek istedi.
Köy Enstitüsü, İvriz’deydi.
Ayşe için bir çıkı hazırladılar. İçine çökelek, pekmez ve yufka koydular.
4 Temmuz 1945’te eniştesiyle birlikte yürüyerek yola çıktılar.
İki geceyi dağda geçirdiler. Karaman’a vardılar, oradan kağnı ile Ereğli’ye, Ereğli’den de İvriz’e ulaştılar.
Ayşe, okumaya öylesine hevesliydi ki…
1950 yılında İvriz Köy Enstitüsü’nü birincilikle bitirdi.
Ardından Ankara Kız Teknik Yüksek Öğretmen Okulu’nu kazandı. Onu da birincilikle tamamladı.
Ankara Valisi Kemal Aygün, Ayşe’yi yakından takip ediyordu.
“Gel, danışmanım ol.” dedi.
Ama Ayşe;
“Köylere gidip çocukları yetiştirmem gerek.” diyerek öğretmenliği seçti.
Trabzon’un Vakfıkebir ilçesine bağlı Beşikdüzü’nde öğretmenliğe başladı.
Ancak bu onun için yeterli değildi; çocuklar için daha fazlasını yapmalıydı.
Burs bularak ABD’ye gitti. Wisconsin Üniversitesi’nde doktora yaptı.
Okulda kalıp hoca olması teklif edildi.
Ama o;
“Ülkemdeki çocuklara bakmam gerek.” diyerek Ankara’ya döndü.
Hacettepe Üniversitesi Temel Bilimler Yüksekokulu’na bağlı Beslenme Bölümü’nde ders vermeye başladı.
Yetmedi; kişisel çabalarıyla Ankara Üniversitesi Ev Ekonomisi Yüksekokulu’nu kurdu. Burada bir laboratuvar açtı ve besinler üzerine çalışmalar yaptı.
Köylerdeki çocukların hastalıklarına çare olmak için çeşitli kimyasal çözümler geliştirdi.
Köylerdeki salgınlara karşı ishali önleyen bir ilaç üretti. Türkiye’nin dört bir yanındaki köylere ilaç gönderdi.
Ve bütün bunları hiçbir karşılık beklemeden yaptı.
Bir vakıf kurdu:
Beslenme Eğitimi ve Araştırma Vakfı (BESVAK).
Bu vakıf aracılığıyla beslenme uzmanları yetiştirdi, kurslar düzenledi. Ayrıca çocuklara burs sağladı ve onları okuttu.
Özellikle kız çocuklarına, yani kendi gibi köylü kız çocuklarına…
Prof. Dr. Ayşe Baysal,
2016 yılında, 86 yaşında, Ankara’da vefat etti.
Ayşe Baysal, Köy Enstitülerinin neden gerekli olduğunun en canlı örneklerinden biridir.
Mekânı cennet olsun, inşallah.
Zihin sandığınızdan daha güçlü
Zihin ile beden arasındaki bağ, tıbbın hâlâ en şaşırtıcı alanlarından biridir. Plasebo etkisini çoğunuz duymuşsunuzdur. Plasebo, kendini kandırmak değildir; beynin gerçekten devreye girip endorfin, dopamin gibi kimyasallar üretmesidir. Yani mesele hayal değil, biyolojidir.
Yapılan bir deneyde: Aynı milkshake iki farklı günde insanlara veriliyor.
Birinci gün üzerinde “620 kalori, yoğun ve şekerli” yazıyor. İnsanlar içtikten sonra kendini belirgin şekilde daha tok ve enerjik hissediyor.
İkinci gün, aynı içecek bu kez “140 kalori, hafif ve sağlıklı” etiketiyle sunuluyor. Bu sefer insanlar içtikten kısa süre sonra tekrar acıktıklarını söylüyor.
Daha ilginci, bu deneyi yapan Alia Crum ve ekibi deneklerin kanındaki açlık hormonu (ghrelin) seviyesine bakıyor. İçeceği yüksek kalorili sandıklarında ghrelin hızla düşüyor, yani vücut gerçekten doydum moduna giriyor. Düşük kalorili sandıklarında ise ghrelin yüksek kalıyor, sanki hiçbir şey yememiş gibi.
Aynı içecek. Farklı olan tek şey, zihnin kurduğu hikâye. Gerçek kalori, gerçek besin içeriği hâlâ temel belirleyici. Zihin sistemi baştan yazmıyor ama ayarını değiştirebiliyor.
Başka bir araştırmada, sporculara farkında olmadan gerçek kapasitelerinin %5 üzerinde hızlanan sanal bir rakip izlettiriliyor. Sporcular, kendileriyle aynı hızda gittiğini sandıkları bu rakibi yakalamak için normalde asla çıkamadıkları performans seviyelerine çıkıyorlar.
Ağrı ise en net örnek. Plasebo verilen birinde beyin gerçekten endojen opioid salgılıyor.. Yani verilen içi boş hap değil, beyin ağrı kesici üretiyor.
Hatta ameliyat sonrası hastalara morfin verildiğinde, eğer hasta morfin verildiğini görüyorsa, etkisi gizli verilen dozdan daha fazla oluyor. Kimyasal aynı; farkı yaratan beklenti.
Sonuç olarak;
Dış dünya kadar, ona verdiğiniz anlam da biyolojinizi etkiler. Bugün çok yorucu olacak dediğinizde bedeniniz yorgunluğa hazırlanır. İyiyim dediğinizde başka bir sistem açılır.
Zihin ayna değil, projeksiyon.
Ve etkisi sandığınızdan daha güçlü.
İzmir’de görev yapan Göğüs Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Şeyda Örs Kaya, akciğer sönmesini saniyeler içinde tespit edebilen yenilikçi bir mobil uygulamaya imza attı 👏
Sağlık alanında hayat kurtarabilecek bu önemli çalışmanın daha fazla kişiye ulaşması ve hak ettiği değeri görmesi için destek olmaya devam edeceğiz 🙏
Bilimle, emekle ve azimle gelen bu başarı hepimize umut veriyor 💙
Oğuzhan Uğur:
"Şu anda ahlakın, sadakatin, merhametin, alın terinin aptallık olarak anıldığı bir devirdeyiz.
Hak yemenin ayıp olmaktan çıkıp kurnazlık olarak görüldüğü, utanmanın dünde kaldığı bir devir."
Bunu iyi bir haber paylaşmak için paylaşmadım...
İnsanların hayatında, özellikle büyürken, neyin mümkün olduğunu görmek çok belirleyici, bakış açısı değiştiren ufuk açıcı bir deneyim oluyor.
Çocuklar ve gençler Türkiye'de epey uzun zamandır çoğunlukla karanlık tarafta neyin mümkün olduğunu görüyorlar... Canlı gerçek hayat örnekleriyle görüyorlar:
Gücü ele geçirenin neler yapabildiğini; gücü olanın nasıl herkesi dolandırdığını, şiddet uyguladığını, manipüle ettiğini, hapsettiğini, adaletin ona işlemediğini... Her gün maruz kaldıkları gerçeklik, karanlık tarafta neyin mümkün olduğuna dair. Kurgu dizilerde, filmlerde veya oyunlarda değil, günlük hayatta maruz kaldıkları gerçeklik hepsinden fena.
Kafamızı kaldırıp onlara aydınlık tarafta da nelerin mümkün olduğunu göstermemiz lazım.
"Misafirliğe gelen 3 yaşında çocuk elindeki telefonu fırlattı ve televizyonumuz kırıldı.
Babası özür dilemek şöyle dursun bu kırdığı dördüncü telefon ikinci de televizyon diye pişkin pişkin güldü.
6 yaşındaki çocuk pazar tezgâhındaki dolmalık biberleri parmağıyla tek tek popit gibi deldi, pazarcı ardından ürünleri tek tek ayıklayıp kaldırmak zorunda kaldı ve annesi bir kere bile yapma demedi.
Evimize gelip tuvalete çocuğunun peşinden "özgüveni kırılır" diye gitmeyen anne sayesinde, çocuğun batırdığı banyoyu ben temizledim.
Elinde kıyır kıyır elmalı kurabiyeyle evin içinde dolaşan çocuk için "örtü sereyim de öyle yesin" dedim. Annesi "Oturup yemez ki" diyerek omuz silkti.
Komşu çocukları bahçe aydınlatmalarını kırıyor. Söyleyince, "Çocuğumdan daha kıymetli değil" karşılığını alıyorsun.
Sorun çocuklarda değil. Sorun, kitap okumayan, pedagojiden bihaber ama Instagram'da izlediği iki videoyla kendini "çocuk ruhundan anlayan ebeveyn" ilan eden yetişkinlerde.
Neymiş efendim, çocuk özgürmüş, keşfederken engellenmezmiş, hayır denmezmiş, yoksa özgüveni kırılırmış.
Peki hangi psikoloji, hangi din, hangi kültür, hangi örf bu vurdumduymazlığı meşrulaştırıyor?
Yeni bir akım ortaya çıkardılar: "sorunlu davranışları özgürlük sanan bir ebeveynlik"
Disipline "travma", sınır koymaya "baskı" adını verdiler bir de...
Çocuk merkezli olmak; her şeyi çocuğa bırakmak değil, onun iyiliği için sağlıklı sınırlar çizebilmektir.
Özgürlük; başkasının hakkını çiğnemek değil, saygı duyarak var olabilmektir.
Ebeveynlik; sadece sevmek değil, yön gösterebilmek ve sorumluluk vermektir.
Çocuklarımızı özgürleştiriyoruz sanırken, aslında onları ölçüsüzlüğe teslim ediyoruz.
Topluma, hayata, başkasının varlığına karşı duyarsız bireyler yetiştiriyoruz.
Ama unutmayın, çocuklar her zaman öğrenir. Ya sorumluluğu ya sorumsuzluğu...
Ve çoğu zaman derslerini öğretmenlerinden değil, ebeveynlerinden alırlar.
O yüzden mesele çocuk değil. Mesele aynaya bakmayı reddeden yetişkinlik."
Şeyma Çekici
"Canımı veririm ama asla Türk askerlerini size teslim etmem!" 🇹🇷🇹🇷🙏👏🫶
Tarihin tozlu sayfalarında gizli kalmış, okurken tüylerinizi diken diken edecek bir onur ve insanlık dersi...
Görseldeki bu cesur adam, Japon Komutan Yukichi Tsumura.
Peki 1012 Türk esirinin hayatını kurtaran bu olay nasıl gelişti? 🇹🇷
📌 Sibirya'da Başlayan Çile
I. Dünya Savaşı'nın en zorlu yıllarında, Ruslara esir düşen 1012 Türk askeri ve aileleri Sibirya'daki kamplarda hayatta kalma mücadelesi veriyordu. 1921'deki Bolşevik Devrimi sonrası bölgeye giren Japon kuvvetleri, Türk esirlerin gözetimini devraldı.
📌 Eve Dönüş ve Yunan Engeli
Şubat 1921'de, esirlerimizi vatanlarına kavuşturmak için Heimei-Maru gemisi Vladivostok'tan yola çıktı. Ancak Süveyş'i geçip Akdeniz'e ulaştıklarında, Midilli açıklarında Yunan donanması geminin önünü kesti. Anadolu'da Kurtuluş Savaşı sürüyordu ve Yunanlılar, esirlerin derhal kendilerine teslim edilmesini emretti.
📌 Tsumura'nın Tarihi Duruşu
İşte o an Yarbay Tsumura, uluslararası hukuku ve insan onurunu hiçe sayan bu talebe karşı tarihe geçen o duruşu sergiledi. Namluların ucunda olmasına rağmen Türkleri teslim etmeyi kesin bir dille reddetti.
📌 Pire Limanı’nda 6 Aylık Direniş
Gemi zorla Pire Limanı’na çekildi. Tam 6 ay boyunca hiç kimsenin karaya çıkmasına, gemiye tek bir lokma erzak girmesine izin verilmedi. Yunanlıların tüm psikolojik baskısına ve açlığa rağmen Tsumura geri adım atmadı.
📌 Özgürlüğe Uzanan Yol
Bu destansı inat, sonunda Milletler Cemiyeti’ni harekete geçirdi. İtalya’nın arabuluculuğuyla esirler önce Asinara Adası’na, 1922 yılında ise “Ümit” adlı Türk gemisiyle nihayet ait oldukları topraklara ulaştırıldı.
Kendi canı pahasına binlerce kilometrelik yolda Türk askerine siper olan Japon Komutan Yukichi Tsumura’yı saygı ve minnetle anıyoruz.
Tarih, bu cesur yürekleri asla unutmaz! 🇹🇷🇹🇷‼️
#YukichiTsumura #Japonya #Japan #Türkiye #keşfet
Boston Üniversitesi, beynin uyku sırasında kendi atık ürünlerini dışarı attığını keşfetti. Beyin omurilik sıvısının derin uyku sırasında dalgalar halinde beyne akarak Alzheimer'a neden olan maddeleri uzaklaştırdığı bu mekanizma, gece boyu uykusuz kalmanın ne kadar tehlikeli olduğunu bilimsel olarak doğruluyor.
Dr. Rhonda Patrick says omega-3 is the single most powerful compound for reducing inflammation in the human body.
She broke down why on the Huberman Lab podcast.
In a clinical trial out of Switzerland, omega-3 was the only intervention that slowed epigenetic aging clocks.
And when combined with Vitamin D and resistance training, the results compounded:
• 66% reduction in invasive cancer risk
• 90% reduction in sudden cardiac death
• 5-year increase in life expectancy at high omega-3 index
Patrick says omega-3s work by forming molecules called resolvins and protectins that actively resolve inflammation rather than just suppressing it.
They also improve cell membrane fluidity, which directly affects how dopamine and serotonin receptors function in the brain.
She recommends 2 grams per day to move from a low omega-3 index to a high one.
Patrick says if she could only recommend one supplement to everyone she cares about, it would be omega-3.
— Dr. Rhonda Patrick (@foundmyfitness) on Andrew Huberman's (@hubermanlab) podcast
PS: If you found this insightful, follow me as I continue sharing unconventional health content just like this.
Kalp cerrahisinde devrim:
Almanya’da görev yapan Prof. Dr. Hüseyin İnce, dünyada bir ilki başararak kalbin triküspit kapağını göğüs kafesini açmadan, sadece bir damardan girerek değiştirdi. Neşter yok, büyük dikişler yok; sadece yüksek teknoloji ve Türk hekiminin dehası var. 🇹🇷
Dr. Arthur Brooks has spent years studying happiness, meaning, and the habits that make life truly fulfilling.
He makes a powerful case that happiness is not a feeling. It’s something deeper. Something built.
In this episode, @arthurbrooks breaks down the science of happiness and explains why a good life is shaped by the three essential “macronutrients” of enjoyment, satisfaction, and meaning. He explains why pleasure alone is not enough, why struggle is necessary for fulfillment, and why many of the things we chase like money, status, comfort, and admiration, can quietly pull us away from what matters most.
We also explore the hidden costs of modern technology, why boredom may actually be essential for reflection and purpose, and why service, beauty, and friendship are core ingredients of a meaningful life. Arthur shares practical ideas throughout, from his “reverse bucket list” to his mood-management protocol, tech hygiene rules, and strategies for avoiding relationship drift in marriage and friendship.
If you want a richer framework for happiness—and practical tools for building more meaning, stronger relationships, and a more fulfilling life—this is an episode you won’t want to miss.
Links to the episode on all platforms in the comments below.
Timestamps:
0:00 - Introduction
2:04 - The happiness macronutrients
3:57 - Pleasure vs. enjoyment
8:08 - No struggle, no satisfaction
11:16 - The happiness paradox
13:38 - Why pleasure is better shared
16:17 - The lost art of boredom
20:47 - Striver's curse
24:19 - The four false idols
27:39 - What's secretly driving you?
37:10 - The reverse bucket list
39:19 - Training your gratitude muscle
44:01 - Raising grateful kids
46:29 - Emotional affect profiles
53:01 - Exercise as mood therapy
56:03 - Arthur's five-step daily protocol
1:00:19 - The meaning of life
1:03:56 - The left-brain trap
1:09:52 - Escaping the Matrix
1:14:50 - The beauty deficit
1:17:49 - Finding your ikigai
1:22:39 - When pain becomes growth
1:31:02 - Metacognition & emotional pain
1:33:37 - Reversing relationship drift
1:40:12 - Rethinking dating apps
1:45:16 - The friendship crisis
1:54:04 - Can happiness be learned?
1:57:14 - Pharmacological treatments
2:00:22 - Exercise vs. antidepressants
2:02:59 - The real value of a PhD
2:04:52 - Lifelong learning & aging
2:09:25 - Digital overload
2:11:52 - Curating your social feed
2:15:33 - Coping skills & happiness
2:16:21 - The power of love
2:17:51 - Real vs. deal marriages
2:19:23 - The second-half blueprint
🚨 WOW —Tumors literally liquefied by sound waves. No scalpel. No chemo. No radiation. None of those horrible side effects.
This is histotripsy: focused ultrasound blasts destroy cancer cells mechanically in minutes, sparing healthy tissue completely.
Gözünüze bakteri damlatır mıydınız? Ya bu bakteriler, uzun süreli olarak kornea yaralanmanlarının hızla tamir edilmesine neden olacak bir sitokin salgılsalar uzun dönemde. Yaşayan ilaçlar konseptinin tek sınırı iyi fikir, bu konuda geliştimelerimiz de biz de devam diyoruz, farklı hastalıklar hedefli olarak. Ruhsatlanacak mı bir gün, tabi ki! Yeter ki işe yarasın.
Obezite tedavisinde yeni dönem geliyor!
Tek hedef değil, 3 farklı hedef reseptörü aynı anda vuran ilaç.
NEJM’de yayımlanan Faz 2 çalışmada retatrutide, 48 haftada obez bireylerde çok güçlü kilo kaybı sağlamış.
En yüksek doz grubunda ortalama kilo kaybı yaklaşık %24’e ulaştı.
Bu, klasik “biraz zayıflatan” ilaç etkisinin ötesinde bir sonuç.
Aynı anda 3 yolu hedefliyor:
GLP-1
GIP
Glukagon reseptörü
Yani sadece iştahı baskılamayacak aynı zamanda enerji dengesi ve metabolik yanıt üzerinde de daha güçlü bir etki oluşturmayı hedefliyor.
Katılımcıların önemli kısmı %15, %20 hatta %25+ kilo kaybına ulaşmış!
Etki doz arttıkça belirginleşiyor.
En sık yan etkiler yine bu sınıfta beklediğimiz gibi gastrointestinal şikayetler.
Obezite tedavisi giderek “irade meselesi” olmaktan çıkıp, çoklu biyolojik mekanizmaları hedefleyen hassas bir metabolik tedavi alanına dönüşüyor.
Bu sonuçlar çok güçlü olsa da bu hâlâ Faz 2.
Uzun dönem güvenlilik, sürdürülebilirlik, kas kütlesi üzerindeki etkiler ve tedavi bırakıldıktan sonraki tablo kritik olacak. Özellikle uzun vade ne olur çok hızlı hareket etmemek gerektiren ciddi bir konu!
Beni heyecanlandıran genetik, biyoteknolojik ve metabolik mühendislik çağına girmiş olmamız. Eğitimini aldığım, geleceğin mesleği diyerek başladığım biyoteknoloji hayatımıza hızla giriyor!