Fizik tedavi hocam bana bunu söyledi ve bunun öne eğik boynu (text neck / turtle neck) düzeltmek için en iyi yöntem olduğunu söyledi.
Bir hafta boyunca uyguladım ve boynumdaki tüm sertlik tamamen kayboldu. Hatta o kadar alışmışım ki, sertlik gidince garip hissettim.
Her gün 10 dakika boyunca bu şekilde yüzüstü uzanmayı deneyin.
Bunu yaptığınızda ensenizdeki o gerginlik ve sertlik hissi kayboluyor. 😱
Her sabah 7 dakikalık şu egzersiz rutini ile ne ağrınız kalır ne de gün içinde yorgunluğunuz.
İnsanlar basit sağlık alışkanlıklarını çok küçümsüyor.
Herkes saatlerce fitness salonunda antrenman yapmak gerekiyor sanıyor.
Sadece basit alışkanlıklar ile sağlığınızı geri kazanabilirsiniz.
Longevity bu basit temeller üzerine kurulu...
An itibariyle diğer uçak bileti sitelerinde gezme işi bitti. Google seneler önce yapması gerekeni şimdi yaptı. Kelepir uçak biletleriyle dolu. Valla ben girer girmez vizesiz bi yerlere gider miyiz hanımla diye bakınmaya başladım :) çünkü fiyatlar çok iyi.
Turkish friends!
Estoy encantado con vosotros. Turquía es mi segunda casa. Amo vuestro país. Estambul es precioso, La mezquita azul es increíble, Santa Sofía es el monumento más precioso. Y la gente de Turquía y en concreto de Eskisehir es la más hospitalaria del mundo!!
insanların 2-4 yıl boyunca sevgili olup, birlikte seyahat edip, sırlarını paylaşıp, evcil hayvan sahibi olup, çok yakın bir ilişki kurup, yine de ayrılabiliyor olmaları beni gerçekten çok korkutuyo
Tüm yaşam enerjisinin libido olduğunu anlayıp onu porno, mastürbasyon ve gündelik seks ile harcamak yerine yönlendirmeyi öğrendiğinde hayatı farklı bir seviyede, enerjide, çekicilikte yaşıyorsun.
Herkesi, her şeyi kendine çekmenin, auranın, akış halinin, başarının, heyecanını korumanın hatta çoğu “iyi” şeyin sırrı da bu.
Şüphesiz.
NO GOOGLE FLIGHTS IN 2026.
NO SKYSCANNER IN 2026.
NO KAYAK IN 2026.
CHATGPT FOUND MY FLIGHT IN 10 MINUTES AND SAVED ME $750.
COPY THESE 7 PROMPTS BEFORE YOU BOOK ANY TRIP:
neden karşında bu yılın en iyi dizisi filmi dahi beş dakika sonra elinde telefonunu buluyorsun, neden ders çalışırken kafan başka yerde, neden başladığın işi bitiremiyorsun
cevap: dopamin. öncelikle dopamin "mutluluk hormonu" falan değil. dopamin sana bir şeyi yapma isteğini veren ve o şeyi sürdürmeni sağlayan hormon yani "motivasyon" ve "odaklanma" hormonu. mutluluk dolaylı geliyor, o kahveyi içerken aldığın haz için seni mutfağa kadar götüren "dürtü" dopamin işte. mutluluk başka bir threadın konusu :)
ve senin odaklanma problemin de bu sistemin bozulmasından kaynaklanıyor
1) dopamin sistemi nasıl çalışıyor?
sen bir işe başladığında beynin arka planda bir değerlendirme yapıyor. "bu aktiviteden ne fayda alacağım? enerji harcamaya değer mi?" eğer beyin "evet değer, devam" derse odaklanıyorsun
ama sistem arızalandığında? on dakika bile o işin başında kalamıyorsun. beyin "bırak bunu, başka yerde daha iyi ödül var" sinyali gönderiyor sürekli
beyninde bir denge mekanizması var, her zevk veya acı hissettiğinde bu denge bozuluyor, beyin onu düzeltmeye çalışıyor. güzel bir yemek yedin, denge kaydı, beyin ayarladı artık normalsin
2) peki nasıl arızalanıyor bu sistem?
sorun şu: reels, shorts, tiktok... bunlar sıfır eforla maksimum uyarı veriyor hiçbir şey yapmadan, sadece parmağını kaydırarak beynine dopamin basıyorsun hem de her on saniyede bir yeni içerik
ataların bir ödül için kilometrelerce yürüyordu. dopamin sistemi o koşullar için tasarlandı şimdi sen yatakta uzanmış, parmağını oynatarak aynı dopamini alıyorsun
beyin ne yapıyor? "bu kişi sürekli bu kadar dopamin alıyor, demek ki bu onun normal seviyesi" diyor ve reseptörleri kapatmaya başlıyor ki dengen korunsun enerjini işe yarayacak şeylere harca sadece.
reseptörlerin azaldığında da dopamin etki etmiyor bir diğer deyişle etki etmesi için gereken dopamin miktarı (taban çizgisi) yukarı çekiliyor
bir araştırma kronik yüksek dopamin maruziyetinin (internet bağımlılığı gibi) reseptörlerde yüzde kırka varan azalmaya yol açtığını gösterdi YANİ neredeyse yarısı kapanıyor o reseptörlerin
sonra telefonu bırakıp gerçek hayata dönüyorsun, kitap okumaya çalışıyorsun. o durumda beyin o yükseltilmiş seviyeyi arıyor, kitap okumak ise tiktokun verdiği o seviyeye ulaşamıyor. "bu aktivite önemsiz" diyor beyin. dopamin salgılanmıyor. sen de sıkılıyorsun, boşluk hissediyorsun, elini telefona atıyorsun
buna da anhedoni deniyor, normal şeylerden zevk alamama hali
3) peki telefon neden bu kadar tehlikeli?
telefon rastgele bir dikkat dağıtıcı değil. beyninin zayıf noktalarını hedef alan bir sistem
ilk olarak: kumarhane etkisi. psikolog skinner bağımlılığın en güçlü halinin "ödülün ne zaman geleceğini bilmemek" olduğunu keşfetti. sonraki mesaj ne zaman gelecek? sonraki video eğlenceli mi olacak? bu belirsizlik beyni kilitliyor
ikinci olarak: abartılmış uyaranlar. doğada arılar en parlak çiçeğe gider, balıklar en parlak yeme koşar. bu içgüdüsel. sosyal medya da aynısını yapıyor: aşırı doygun renkler, hızlı geçişler, sürekli yenilik.. gerçek hayat yanında soluk kalıyor
üçüncü olarak: anlık tatmin tercihi. beyin "şimdi"yi her zaman "sonra"dan değerli görür. on dakika kaydırmak, beyne üç hafta çalışıp sınavı geçmekten daha çekici geliyor. çünkü biri şimdi, diğeri belirsiz bir gelecekte
bu irade meselesi değil. evrimsel programlamaya karşı savaşıyorsun
4) peki çözüm ne?
işte tam da bu konuda iki video hazırlıyorum
1)bu pazar motivasyon: dopamin sistemini nasıl resetlersin, bir işe nasıl istekle başlarsın, uzun vadeli hedeflere nasıl bağlanırsın
2)önümüzdeki hafta odaklanma: dikkat neden dağılıyor ve bunu nasıl engellersin
ve şunu demem gerek odaklanma videosu için yüzlerce akademik kaynak taradım (yes yüzlerce.. yz sağ olsun 240+289 kaynağı günlerce taradım, bunlar en iyi dergilerde yayınlanmış sağlam makaleler yüksek atıflı bilimsel veriler bu arada)
ve 6 ana odaklanma problemi belirleyip içlerine onlarca odak problemini, her problem için ise bambaşka bilimsel çözümleri birbiri ardına derledim ki işe yarayacak uygulayabileceğin teknikler bunlar.
VE toplamda 40-45 yöntem var odağını düzeltmen için her alanda faydası kanıtlanmış uygulayabilmen için iyice açıklanmış iyileşmeler..
sabah yapacağın tek hareketinle %200+ dopamin salgını arttıracak şeylerden tut sağa doğru yatmanın beynini nasıl daha iyi temizlediğine kadar. en başında da yapamayacağına olan ön yargılarını kıracağız ve bu yine bilimsel temelli tabii:)
ve en iyisi bunları ADHD/DEHB'li olarak yani en çok odak problemini yaşayan kişilerden biri olarak anlatıcam sana bunları izlerken sıkılma odağın kaymasın telefonuna diye binbir takla atıcam editlerken :, o yüzden takip et kaçırma yayınlandığında...
bir de favını, yer işaretini at ki odağımı derslerimden çal böylece daha hızlı daha çok üretiyim bunları, daha fazlasını öğren. motivasyon, odaklanma ve nicesi... hepsi yolda
Ahahahahahahah gözümden yaş geldi aq Bahçeli, Papa'nın ayinindeki görüntülere kızmış, tepki göstermek için de Kuruluş Orhan dizisinin senaristi aramış djdjdjddk Devlet aklı diye bize yedirmeye çalıştıkları adam bu, tivite gülerek başladım da sonunda moralim bozuldu. Bu adam ülkenin geleceği hakkında karar veriyor, kafayı yersin.
ERKEK DÜNYAYI YENER, AMA EVDEKİ HUZURSUZLUĞA YENİLİR.
Bir dostumuz "Konuyu biraz daha aç" demiş.
Açalım.
Bu mesele sadece "kavga etmemek" meselesi değil; bu mesele "Erkeğin Yakıtını Korumak" meselesidir.
1. DIŞARISI CEPHE, İÇERİSİ KARARGAHTIR
Bir erkek dış dünyada sürekli tetiktedir.
İş stresi, rekabet, para kazanma zorunluluğu, gelecek kaygısı...
Zihni sürekli bir "Savaş Simülasyonu"ndadır.
Eve, yani "Karargahına" döndüğünde zırhını çıkarmak ister.
Eğer kadın, kapıdan giren adama "Neden aramadın, neden şöyle baktın" diye yeni bir cephe açarsa; o adamın şarjı biter.
Şarjı biten adam, dışarıda savaşamaz.
Savaşı kaybeden adam, ailesine bakamaz. Zincirleme kaza budur.
2. DRAMA = ENERJİ HIRSIZLIĞIDIR
Kadınlar bazen "İlgi görmek" için kriz çıkarır (Bilinçaltı testi). "Beni önemsiyor mu?" diye adamı darlar.
Bunu yaparken fark etmediğiniz şey şu: Siz o dramayı çıkardığınızda, adamın imparatorluk kurmak için kullanacağı enerjiyi çalıyorsunuz.
Erkeğin gözünde "Zor Kadın" olmak çekici değildir; "Yorucu Kadın" olmak iticidir.
3. SIĞINAK OLMAK "PASİF" OLMAK DEĞİLDİR
"Huzur veren kadın" demek, susup oturan kadın demek değildir.
Sığınak olmak; erkeğin zihni karıştığında ona netlik kazandırmak, o düştüğünde "Kalk, biz neleri atlattık" diyebilmektir.
Erkeğin frekansını düşüren değil, yükselten kadın VAZGEÇİLMEZDİR.
ÖZETLE: Akıllı kadın, erkeğini yorarak değil; onu dinlendirip şarj ederek kendine bağlar.
Çünkü bir erkek, yanında huzur bulduğu kadının dizinde uyur; huzur bulamadığı kadının yanında ise sadece "nöbet tutar".
Nöbet biter, asker gider. Ama huzur varsa, o adam o eve K��K SALAR.
Mesele bu kadar net.
SOSYAL ÇÜRÜME BİR TEORİ DEĞİL, BİR OTOPSİ RAPORUDUR.
Etrafınıza bakın. Sadece bakmayın, GÖRÜN.Metroda, kafede, sokakta...
İnsanların gözlerindeki o boşluğu, o ruhsuzluğu, o "vazgeçmişliği" görüyor musunuz? Bir medeniyet, binalar yıkılmadan önce, ruhlar çürümeye başladığında çöker.
Ve biz şu an, canlı yayında bir çöküşü izliyoruz.
Buna "Zamanın Ruhu" (Zeitgeist) deyip geçemezsiniz.
Bu, sistematik bir ÇÜRÜMEDİR.
Neden bu hale geldik? İşte teşhis masasına yatırdığımız o cesedin (Toplumun) ölüm raporu:
1. TEKNOLOJİ, SOSYOLOJİYİ KATLETTİ
Tarihin en kesin kuralı şudur: Teknoloji değişirse, sosyoloji değişir.
Sapanı icat ettik, avcılık değişti. Matbaayı icat ettik, din değişti.
İnterneti ve Sosyal Medyayı icat ettik... İNSANLIK DEĞİŞTİ.
Bize "Bağlanacaksınız" dediler, ama bizi KOPARDILAR.
İnsanlar artık birbirinin yüzüne bakmıyor, ekranlarına bakıyor.
Yan masadaki arkadaşını dinlemiyor, o sırada kimin story attığına bakıyor.
Teknoloji, bizi "Birey" yapmadı; bizi dopamin bağımlısı, odaklanma süresi 3 saniyeye inmiş, derinlikten yoksun "Veri Yığınlarına" dönüştürdü.
Sosyolojimiz çöktü, çünkü "Toplum" olmayı bıraktık, "Kullanıcı" olduk.
2. AİLE KALESİNİN DÜŞÜŞÜ VE "BEN" DİNİ
Çürümenin en büyük sebebi, "Aile" kavramının içinin boşaltılmasıdır.
Size "Bireysel olun, özgür olun, kimseye hesap vermeyin" dediler.
Bu kulağa hoş gelen zehirli bir yalandı.
Çünkü insan, tek başına bir hiçtir. İnsan, ait olduğu klanla, aileyle, toplulukla güçlüdür.
Aileyi terk eden, "Ben" dinine tapan narsistlere dönüştü. Kimse kimseye tahammül etmiyor.
Kimse kimse için fedakarlık yapmıyor. "Bana hizmet etmiyorsa s*ktirsin gitsin" zihniyeti, ilişkileri birer tüketim maddesine çevirdi.
Sonuç?
Milyonlarca yalnız, mutsuz ve antidepresanla ayakta duran "Özgür" birey.
3. ONUR, ŞEREF VE HAYSİYETİN BORSADA SATILMASI
Eskiden bir adamın sözü senetti. Bir kadının duruşu imzaydı.
Şimdi? Her şey "Etkileşim" (Engagement) uğruna satılık.
Daha fazla izlenmek için şaklabanlık yapan erkekler...
Daha fazla beğeni için mahremiyetini pazara çıkaranlar...
Utanma duygusu (Haya), bir güncelleme ile silindi sanki. Onur, karın doyurmuyor diye rafa kalktı.
Haysiyet, "Eski moda" bir kavram oldu. Omurgasızlık, "Esneklik" ve "Uyum sağlamak" adı altında erdem gibi pazarlanıyor.
4. BOŞ ZİHİNLER VE ODAKLANAMAYAN BEYİNLER
En korkuncu da bu. İnsanlar artık DÜŞÜNEMİYOR.
Beyinleri o kadar çok çöp bilgiyle, o kadar çok kısa videoyla (Shorts/Reels) bombalanıyor ki; bir kitabı okuyup bitirecek, bir konuyu derinlemesine analiz edecek, bir sorunu çözecek zihinsel kasları eridi..
Kafalarının içinde hiçbir şey yok. Vizyon yok. Plan yok. Sadece "Tüketmek" var.
Bir nesil, "NPC" (Oyunlardaki figüran karakterler) gibi sadece önüne gelene tepki vererek yaşıyor.
Kendi hayatlarının senaristi değil, algoritmanın izleyicisi oldular.
PEKİ, KARANLIK BU KADAR KOYU DİYE VAZ MI GEÇECEĞİZ? ASLA.
Tam tersine.
Bu tabloya bakıp negatife düşmek, "Bittik biz" demek, kaybedenlerin işidir. Biz "Kozmik/Gnostik" bir bilinçle bakıyoruz. Ve şunu biliyoruz:
Dünya, hala "Güzel ve Karakterli" insanların hatırına dönüyor. Sayıları az olabilir.
Sesleri çok çıkmıyor olabilir.
Ama onlar var.
Belki şu an bu yazıyı okuyan sensin.
Belki o, sabahın köründe kalkıp ailesi için ter döken babadır.
Belki o, tüm bu kirliliğin içinde iffetini ve onurunu koruyan genç bir kadındır.
Belki o, "Herkes çalıyor" demeyip dürüst ticaret yapan esnaftır.
Bu çürüme, bir FIRSATTIR. Neden mi?
Çünkü her yer karanlıkken, küçük bir mum ışığı bile GÜNEŞ GİBİ parlar.
Herkesin sahtekar olduğu yerde, dürüst olmak seni "Elmas" yapar.
Herkesin tembel olduğu yerde, çalışkan olmak seni "Kral" yapar.
Herkesin omurgasız olduğu yerde, dik durmak seni "Lider" yapar.
Sosyal çürüme, zayıflar�� eler. Ama güçlü karakterleri, PARLATIR.
O yüzden; Kalabalıklara bakıp midenizi bulandırmayın.
Kendi kalenizi inşa edin. Ailenize sahip çıkın. Zihninizi koruyun. Ve o "Güzel İnsanlardan" biri olun.
Karanlık artıyor diye korkma. Yıldızlar sadece karanlıkta parlar.
Biz buradayız. Nöbetteyiz. Ve dünya, bizim gibilerin omuzlarında dönmeye devam edecek.