İki farklı nebî, aynı cümle:
"Muhammed sadece bir elçidir. Ondan önce de elçiler gelmiştir." 3/144.
"Meryem oğlu Mesih sadece bir elçidir. Ondan önce de elçiler gelmiştir." 5/75.
Bu iki ismin (Muhammed - Meryem'in oğlu Mesih) aynı cümle yapısıyla, ısrarla sadece "elçi" olarak vurgulanması, adeta uyarı mahiyetinde kritik bir mesaj taşıyor.
Kristolojik tartışmalar ve gnostik yorumlar sonrası Hristiyan teolojisinde İsa, beşeri sınırın ötesine geçirilmiş, elçilik vasfından soyundurulmuş ve sonunda ilahlaştırılmıştır. Bu süreçte İsa'nın "Allah'ın kelimesi" olması üzerinden ortaya koyulan teviller belirleyici bir etki yaratmıştır.
Tasavvuf gnostisizmi içerisinde ortaya çıkan "Nur-u Muhammedî" gibi inançlar "Muhammed eşittir Allah" noktasına kadar evrilmiştir.
Abdulkerim Cilî "Hakikat-i Muhammediyye" kitabında esma-ı Muhammed'i sayarken, Muhammed’in ilk isminin Allah olduğunu söyler. Ve devamında Allah'ın tüm vasıflarının Muhammed’in de vasfı olduğunu açıklar.
Ortada Muhammed'e a.s yönelik bu tarz gnostik teolojilere dair hiçbir emârenin dahi olmadığı bir dönemde Kur'an'ın Muhammed-İsa benzerliği kurması ve "sadece elçi" olmalarını vurgulanması bana göre bir mucizedir.
Muhammed a.s, Allah'ın kulu ve elçisidir. Dosdoğru yol ve inanç budur.
Bunun ötesini iddia edenler dalâlettedir.
@gazetory Herkes Türkçe biliyor mu adam, nasıl anlaştınıza takılmış. Kimse ülkemizde genelde yüzünden okunan, anlaşılmaya çalışılmayan bir kitap olduğuna takılmamış
Evet, Allah hayvanı lanetlememiş, nitekim yaratmış, o da Allah'ın bir nimetidir dünyaya, varlığı sebepsiz değildir. Etini yemeyin hükmünü koymuş, ki zorda kalındığında bile ölmeyecek kadar yiyin demiş. Ayakkabısını, ondan yapılmış bir şeyi tercih etmeyebilirsin ama haram diyemezsin.
American legend and close friend of Benjamin Netanyahu, Chuck Norris, has passed away at the age of 86 after being hospitalized.
Chuck Norris was a vocal and consistent supporter of Israel for decades, describing it as an incredible country.
Norris was a high-profile endorser of Benjamin Netanyahu.
@DicleElektrikAS@DicleMemnuniyet sokak panosunda meydana gelen arıza nedeniyle evimize tam 55 saattir elektrik verilememektedir. Bu süre boyunca yaklaşık 20 kez arıza bildirimi yapılmış, 2 kez merkezden aranmış olmamıza rağmen birçok kayıt çözüm sağlanmadan “sonuçlandırıldı” olarak kapatılmıştır. Saha ekiplerinden yeterli ve düzenli bilgilendirme de yapılmamıştır. Yalnızca geçici çözüm vaadiyle oyalanmak yerine, başka bir hattan enerji sağlanması veya mağduriyetin somut biçimde giderilmesi gerekmektedir. Bayram döneminde evde çalışma düzenimiz tamamen bozulmuş, temel yaşam ve ısınma koşullarımız ortadan kalkmıştır. Bu mağduriyetin sorumluluğunu kim üstlenecektir?
İsrail saldırıları sonucu öldürülen Avda Hastanesi'nde görev yapan Dr. Mahmoud Abu Nujaila'nın bir ameliyat planlama tahtasına yazdığı son sözlerinin BM kürsüsünde okunma anı:
"Kim sona kadar kalırsa, hikâyeyi o anlatacak. Biz elimizden geleni yaptık.
Bizi hatırlayın."
@DicleElektrikAS dün sabah 9.30 dan beri elektrik yok Mardin Savurkapı Mahallesi'nde. Kayıt oluşturuyorum, kapanıyor iş emri. Bu devirde rezillik, ısınma sorunu, buzdolabı sorunu...
@DicleElektrikAS@DicleMemnuniyet 2 gün önce 9.30 da giden elektrik halen yok! Mahalledeki enerji dağıtım kutusuna bakıldı dün, arıza var dendi, çalışıldı ama sorun çözülemedi. Ramazan son 2 günü ve şimdi bayramı da zehir ettiniz. Sisteme "çalışma tamamlanmıştır" girilmiş!
Minab'da bir ilkokula düzenlenen ABD hava saldırısında hayatını kaybeden üçüncü sınıf öğrencisi Mikail Mirdoraghi'nin annesi anlatıyor:
"Ona akşam yemeği hazırlamıştım. Yemeğini yerken bana dönüp, 'Anneciğim, yaptığın yemeğin tadı tıpkı cennet gibi,' dedi.
Ona, 'Oğlum, neden böyle söylüyorsun? Daha önce hiç böyle bir şey demezdin,' diye karşılık verdim.
Gece yarısına doğru etrafına yastıklardan siper yapıp kardeşinin yanına oturdu. 'Kardeşim, hadi oyun oynayalım. Ben İran olayım, sen Amerika ol. Silahlarla, tanklarla çarpışalım,' dedi.
Birlikte oynamaya başladılar. Bir ara, 'Gördün mü, İran kazandı! Kardeşim, İran kazandı. Ben İran'dım ve ben kazandım,' diye seslendi. Benim güzel oğlum, kazananın İran olduğunu söylüyordu.
Sanki o gece tüm bunlar onun içine malum olmuştu. Şehit düşmeden önceki o son gece yaptı bütün bunları.
O gece namazını kıldı, Kur'an'ını okudu.
Sabah olduğunda ise bana dönüp, 'Anne, benim bir fotoğrafımı çeker misin?' dedi.
Benim yavrum adeta bir melekti. Hep şöyle derdi: 'Benim adım Mikail. Mikail, Allah'ın meleği demektir. Kimin bir dileği varsa bana söylesin, ben onu yerine getiririm.'
Allah da onu çok sevdi ve kendi yanına aldı.
Gerçekten de tam olarak böyle oldu...
Şüpheli hiçbir şeyin, hiçbir hedefin bulunmadığı o okula o füzeyi atan, vicdandan yoksun Amerika'ydı. Ben kendim de Minab'da dört yıl yaşadım.
Onların tek istedikleri, bizim masum yavrularımızı öldürmekti..."
2025’in fotoğrafı budur.
İsrail’in Gazze soykırımında yerle bir ettiği Şifa Hastanesi’nin enkazının önünde 168 Filistinli doktor göreve başlama belgesini almış.
Hepsi birer süper kahraman.
Gazze çağımızın vicdan ve dirayet destanı.
İsrail’e kalan ise gaddar bir hüsran.
Milli maçta kulüp forması giymeyin arkadaş, farklı formalar tribünde renk karmaşası oluşturuyor. Bursaspor forması giyersen kırmızı milli takım formalarıyla birleşince Bulgaristan tribünü etkisi yaratırsın