İstanbul metrosunda bir genç, NATO’yu sözlü protesto ediyor.
Tam bu esnada sivil polis olduğunu söyleyen bir şahıs ve metro güveliği gence müdahale ediyor.
Ama dikkat ederseniz “boynunu kıracak seviyede” arkaya çekiyorlar adeta gence işkence yapıyorlar!
Üstelik böyle bir yetkileri yok! Bu olayın sonuna kadar takipçisiyim! Kimse bir gence böyle müdahale edemez!
Varto'da rant ve talan projelerine karşı büyük miting: 'Toprağımızı teslim etmeyeceğiz'
◾️Muş'un Varto ilçesinde yapılması planlanan JES ve maden projelerine karşı binlerce yurttaş bugün bir araya geldi. Köy ve doğa derneklerinin çağrısıyla düzenlenen kalabalık mitingde, doğanın zehirlenmesine ve talana asla geçit verilmeyeceği vurgulandı.
https://t.co/9WaEvie376
Koltuk, makam, ihale, rant “TİRYAKİ’lerine” cevabımızdır:
11 Ocak Pazar günü CHP Defne İlçe Başkanlığı tarafından Defne’de bir “dayanışma yemeği” düzenlenmiştir.
Dayanışma güzeldir; Hatay’da, Defne’de dayanışmanın güçlendirilmesi hem bir ihtiyaç hem de bir görevdir. Gerek deprem sürecinde gerek sonrasında halkımız bunun çok sayıda güzel örneğini de yaratmıştır.
Ancak adı “dayanışma” olan bu organizasyonda CHP Hatay İl Başkanı Hakan Tiryaki, tıpkı Defne’de yerel seçim akşamı balkon konuşmalarında CHP’ye oy vermeyenlerin “hain” ilan edilmesine benzer şekilde, TKP’ye oy veren Defne halkının yaklaşık %40’ını “dışarıdan” diyerek hedefe koymuştur.
Hakan Tiryaki coşarak;
“Biz Defne’de %95 oy alırken, TKP diye partiler çıktı, biz birbirimizi yediğimiz için %50’lere düştük, bunlar sosyalistiz, devrimciyiz deyip AKP’ye koltuk değneği oluyor” şeklinde ifadeler kullanmıştır.
Hatay halkı, Defne halkı sizin neyin tiryakisi olduğunuzu çok iyi bilmektedir.
Sizi asıl rahatsız eden, düşen oy oranları değil; rant düzenine, ihale düzenine komünistler tarafından sokulan çomaktır.
Bu konuşmalar için kimlerden akıl aldığınızı, kimlerle hangi masalarda oturduğunuzu biliyoruz. Bu zihniyeti çok iyi tanıyoruz.
Hatay’ın sokaklarına silahlı cihatçı çeteler doldurulduğu dönemlerde; halkın gençleri sokaklarda cihatçı kovalarken, “acaba bize ne düşer” diye ihale peşinde koşan zihniyettir bu.
On yıllarca yönettiği yerde kendisi palazlanan, eşini dostunu palazlandıran; “nasılsa %95 oy alıyoruz, halk çantada keklik” diyerek taş üstüne taş koymayan zihniyettir bu.
Depremde herkes çocuğunu, anasını, babasını, kardeşini, komşusunu kurtarmaya çalışırken; bu ülkenin yüz akı olan devrimciler, komünistler enkazdan enkaza koşarken, belediyenin iş makineleriyle enkazdan çelik kasasını kurtarmaya çalışan ve Lütfü Savaş’ın adamları olarak anılan kişilerin zihniyetidir bu. O halk düşmanını aday diye halkın önüne çıkaran zihniyettir bu.
Hatay halkına edilmedik hakaret bırakmayan Sadullah Ergin’i milletvekili yapan, bunu hazmedebilen zihniyettir bu.
Halkımız bu zihniyeti biliyor:
Zübüklerin, Lütfülerin ve Lütfü’nün adamlarının zihniyeti; makam, koltuk, ihale ve rant tiryakiliği zihniyetidir bu.
AKP’ye koltuk değneği olma meselesine gelince; CHP Hatay İl Başkanı Hakan Tiryaki öncelikle şunlara bakmalıdır:
On binlerce insanımızın kanı yerdeyken, suçlulardan hesap sorulmamışken; Hatay halkı üç yıldır berbat yollarda, elektriksiz, susuz, adeta zulüm altındayken, AKP’li bakanlara “çok büyük iş başardınız” diye teşekkür sırasına giren eski ve yeni CHP milletvekillerine bakmalıdır. AKP’nin “Bakın CHP’li vekiller bile bize teşekkür ediyor” diyerek propaganda malzemesi yaptığı bu tabloya bakmalıdır.
HBB Başkanı Mehmet Öntürk karşısında “Çok teşekkürler başkanım, Hatay’da daha önce böyle bir şey görülmedi” diyerek minnetle eğilip bükülen Defne Belediye Başkanına bakmalıdır.
Ve elbette Hakan Tiryaki öncelikle kendisine bakmalıdır.
Suriye’deki Alevi katliamlarına karşı Hatay’da tepkilerin yükseldiği, eylemlerin arttığı dönemde; AKP ve MHP ilçe başkanlarıyla kol kola girip kapı kapı, kurum kurum dolaşan; AKP ve MHP’nin tepkilerin üstünü örtmek için kurduğu “burada birlik beraberlik var” oyununun figüranlığını yapan Hakan Tiryaki’nin, birilerini koltuk değnekliğiyle suçlamadan önce utanması gerekir. Zira yaptığı, koltuk değnekliğinin alasından başka bir şey değildir.
Defnemiz, Samandağımız, Hatay’ımız ve halkımız çok büyük sorunlarla, ağır dertlerle mücadele etmektedir; adeta bir yaşam mücadelesi vermektedir.
İnsanlar kürsü hamaseti istemiyor, milyonlar harcanan reklam panoları ve reklam filmleri istemiyor. İnsanlar insanca bir yaşam istiyor.
Biz en başta verdiğimiz sözün arkasındayız.
Boyun eğmeden, halkın yararına yapılacak her işin destekçisiyiz: Yapın, destek olalım.
Yapamıyorsanız, bırakın biz yaparız!
Yılmaz Özdil'in fakir, ezilen insanlara olan nefretini gani gani kustuğu bugünkü yazısıyla birlikte, Sözcü'nün bir süredir bocalayan yayın çizgisinin artık netleştiğini söyleyebiliriz.
📣 Aralık ayı semt evi programımız belli oldu!
Gazi Semt Evi olarak Aralık ayında dayanışmayı, paylaşımı ve birlikte üretmeyi büyütüyoruz.
Etkinlik ve buluşmalarımıza katılmak için bizlerle iletişime geçebilirsiniz.
Üçüncü sayı. Artık Ortaklaşa’nın süreli yayıncılık açısından önemli bir kazanım olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. “Basılı kitap-gazete olayı bitti” önermesine kafa tutan dolu dolu bir dergi. Okurunu da yarattı. Şimdi daha fazla kişiye ulaşmasını sağlamak gerek.
Bir yayının ilk sayısı çok önemlidir. Ortaklaşa beğenildi, okur sahiplendi. İkinci sayı ise sürekliliğe aralanan kapıdır. Yine dolu dolu, emek ürünü, tutarlı. Okunası…
🔴Birkaç gün önce kaybettiğimiz #SuzanElik için sesleniyoruz:
Aylarca ağır tehditlere maruz bırakılan Suzan uzaklaştırma kararına rağmen korunmadı. Suzan’ın ölümü elim bir olay değil, sistemli bir ihmaller zinciridir!
Günlerdir hastanede hayatta kalma mücadelesi veren Suzan Elik’i kaybettik!
Suzan Elik, hakkında uzaklaştırma kararı bulunan eşi tarafından 29 Eylül günü ateşli silahla ağır şekilde yaralandı. Aylarca ağır tehditlere maruz bırakılan Suzan uzaklaştırma kararına rağmen korunmadı.
Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği ( @oncecocukkadin ) ve Kadın Dayanışma Komiteleri adına bu sabah dava dosyasını üstlenmiş olduğumuz Suzan'ın az önce vefat haberini aldık.
Üzgünüz ancak daha çok öfkeliyiz.
Suzan günlerdir yaşam mücadelesi verirken fail ise hala tutuklanmadı. Tüm araçlarıyla kamu gücünü elinde tutan iktidar, mesele kadınların yaşam hakkı olduğunda bir katili yakalamaktan bile aciz.
İki elimiz Suzan'ı ve daha pek çok kadını çaresizliğe mahkum edenlerin yakasında.
Görev ve sorumluluklarını yerine getirmeyen hükümete sesleniyoruz:
Ölen her kadının sorumluluğu sizdedir. Suç üzerine kurulu çete düzeninizden mutlaka hesap soracağız!
#Suçlusunuz