Ömer Koç, Anıtkabir Özel Defteri'ne şunları da yazabilirdi:
12 Eylül'de dedesinin idamların hızlandırılması için cuntacılara mektup yazdığını
12 Eylül'ün Türk-İslam sentezinden gayet memnun olduklarını
Özal'la birlikte işçilerin haklarını, sosyal devleti, kamu kaynaklarını talan ettiklerini
2002'de Erdoğan'ın iktidara gelmesini sağladıklarını, karşılığında 2003'te TÜPRAŞ'a çöktüklerini
TESEV'i kurarak Fethullahçılar ile AKP'nin rejim değişikliği için platform sağladıklarını
Kılıçdaroğlu'nun CHP'nin başına geçmesinde bile parmakları olduğunu...
Geçen yıl iki büyük şirketlerinde kar patlaması yaşarken binde 1 vergi verdiklerini, o sırada işçilerin yüzde 17 vergi ödediğini, vs. vs.
Bu orta sınıf mitosu bana istatiksel bir algı yanılmasından kaynaklı gibi geliyor ya da bu algı yanılması en azından bu kavrama atfedilen önemi besliyor. Gelir normal dağılmıyor, simetrik bir çan eğrisi yok, ortalama=medyan=mod değil. Çoğunluk ortalama etrafında kümelenmiyor.
In the 1990s the CIA gave funding to the Iowa TV writers workshop to make sure prestige television dramas leaned away from broader systemic critiques to stay hyperfocused on dark, male anti-heroes, keeping a generation of largely male viewers trapped in individualist fantasies.
O psikolojik eşiklerden biri bu mesela. Şu zımbırtılara dokununca ne olacağını, ne ceza alacağını bilen var mıydı? Yoktu. Herkes "elleyemeyiz" diye düşünüyordu ve ellemiyordu. Bu kadar.
Kimsenin, dokunsa ne olacağına dair bir öngörüsü de yoktu. Korku desen tam olarak büyük bir korku sebebi yoktu yani. Sadece "elleyemeyiz" düşüncesi vardı tüm çocuklarda. Kimse kimseyi neden yapmaması gerektiği konusunda eğitmiş ya da ikna etmiş filan da değildi. Görünmez bir engel, kaç nesli bu zımbırtılardan uzak tutmayı başarmıştı.
O görünmez engel -bence- okulun bir "kurum" olması idi her şeyiyle. Disiplin, ast-üst ilişkisi, devletin elinin varlığı, düzen, intizam... Dışarıdaki psikopatları okuldan uzak tutan da buydu. Yabancı kimse okula girmezdi. Güvenlik olduğundan mı? Hayır. Devletin eli orada olduğundan sadece. İçerde takım elbiseli adamlar, düzgün giyimli kadınlar, üniformalı çocuklar olduğundan.
Her şey için senelerce sürecek bir psikolojik çözümleme süreci ya da çok caydırıcı, ibretlik cezalar ve kanunda inanılmaz değişiklikler gerekmeyebilir yani.
al işte, olaya bakın. yıllarca insanlar sokak sokak dolaşıp Pokemon avladı. telefonları ellerinde, parkta, caddede, meydanda…
oyuncular farkında olmadan 30 milyardan fazla gerçek dünya taraması oluşturmuş.
evet, milyar.
telefon kameralarıyla yapılan bu taramalar sayesinde şehirlerin sokakları, kaldırımlar, binalar, parklar… hepsi dev bir veri setine dönüştü.
ve şimdi o veri ne için kullanılıyor biliyor musunuz?
otonom teslimat robotlarının şehirlerde yol bulabilmesi için.
yani yıllarca insanlar “pokemon yakalıyorum” sanıyordu. ama aslında şehirleri robotlar için haritalıyorlarmış. 😅
@CDerinbogaz@jack@blocks We're slashing the company from 10k to under 6k people because AI plus tiny teams now let us do the same work with way fewer bodies, and the CEO would rather gut half the staff in one brutal move than bleed out slowly over years.
This speech *is* one for the history books. But that’s less a compliment, than a coda.
Carney has given us the words to mark the end of the ‘rules-based order’…by acknowledging it never really existed.
It was a collective illusion. That now is over.