Laf sokan insanların kendi hayatında büyük problemleri vardır, hayatlarına bakın, hiç bir şeyleri yok. Neden?
Manifest, yüksek frekanslı (şükür, sevgi, huzur gibi) duygularla çalışır. Laf sokmak en düşük frekanslardan biri olan öfke ve hasetten beslenir. Kişi bu düşük enerjideyken istediği güzellikleri hayatına çekemez. Niyetleri hep yarım kalır, iyi gitse tepetaklak dönebilirler.
"Ateşin odunu yiyip bitirdiği gibi, haset de iyilikleri yer bitirir."
Hayatlarında hiç bir iyi şey olmaz onların. Haspel kader oldu ise de, gider…
Yaşım ilerledikçe Yakup aleyhisselam'ın neden "Ben acımı ve kederimi sadece Allah'a arz ederim" dediğini daha iyi anlıyorum.
Haykırsanız da insanlar sizin acınızı anlamıyor, ama sadece Allah'a yöneldiğinizde yakarışlarınızı asla karşılıksız bırakmıyor.
hayatı bütün zorluklara rağmen yaşanır kılan; her şeyin Allah’ın iradesinde olduğunu bilmek ve yarını göremeyişimizdir. isteklerimiz gerçekleşsin ya da gerçekleşmesin, asıl güç bu hakikati kalbinde taşıyabilmektir.
o hataya düşmen gerekiyormuş. çünkü bazı dersler sadece yaşanarak öğrenilirmiş. yürünmeyen yolların hikayesi bilinmez, kırılmadan şekil almazmış insan. belki de o yanlış, seni kendine en doğru yerden yaklaştırmış. çözemediğin ne varsa, oradan anlam kazanmış.
Travma Sonrası Büyüme diye bir şey varsa onu en güzel Erdoğan (Özmen) Hoca’yı alıntılayarak tarif edebiliriz ancak: “İnsanın en çaresiz, en muhtaç, en güçsüz, en zavallı, en yalnız hissettiği zamanda, tam da böyle hissettiği için belki de, en iyi, en cömert, en merhametli haliyle karşılaşması (…)”