Rus bir doktorun hazırladığı sırt ve disk ağrılarını ameliyatsız olarak ortadan kaldıran özel egzersizler.
Günde 15 dakikanızı ayırmanız yeterli olacaktır..
"Ticaretin kitabını yazan adam" olarak tanınan Adnan Silinmez, kendisine "Abi 700 bin TL borcum var, ailem yıkılmak üzere, fabrikada çalışıyorum" diyerek ulaşan bir takipçisine, gırtlağa kadar batan borçların nasıl ödeneceğini anlattı.
Güzel evladım!
Sen bana Allah’ın emanetisin. Beni de seni de Allah yarattı. İkimiz de Allah’ın kuluyuz.
Seni çok seviyorum. Çünkü sen, benim cennet sebebim olacaksın Allah’ın izniyle. Ben de inşallah senin cennete girmene vesile olurum.
Allah’tan, sen, ben, annen ve kardeşlerinle birlikte sonsuz mutluluk hayatını yaşayacağımız cennetlerde olmayı istiyorum.
Bu yüzden size Rabbimizi, Peygamberimizi, dinimizi anlatıyorum ve ben de söylediklerimi yaşamaya çalışıyorum.
Eksiklerim, hatalarım vardır elbette ama onları da düzeltmeye gayret ediyorum. Size daha güzel örnek olmak için çabalıyorum.
Güzel evladım!
Sana önce sadece Allah’a inanmanı hatırlatmak istiyorum. Çünkü her şeyi O yarattı. Her şey O’na işaret ediyor. Her şey O’nun emrinde. Evren O’nun.
O’nun her emrini elimizden geldiği kadar yapalım, yasaklarından da kaçalım, olur mu?
İnkar edip keyfine göre yaşayan hiç kimse kazanamadı. Hem ahiretini hem de dünyasını batırdı.
Biz Allah’ın verdiği aklı O’nun yolunda kullanalım, kötülerin halinden ibret alalım, olur mu?
Hata etsek, günaha düşsek bile hemen tevbe edelim. O’ndan af dileyelim. Bir daha o yanlışı yapmamaya gayret edelim.
Güzel evladım!
İmandan sonra o imanı güçlendiren güzel ahlakımız ve salih amellerimiz olmalı.
Bunun için de önce öz edebimize dikkat edelim. Bizi tertemiz yaratan Allah’ın verdiği sağlımıza sahip çıkalım.
Tertemiz bir bedene sahip olalım; tırnak temizliğimize, vücut bakımımıza, özel bölge traşımıza özen gösterelim.
Manevi temizliğimiz için cünüplük hali dışında, her Cuma günü boy abdestimizi almayı alışkanlık haline getirelim, olur mu?
Tüm bu temizliğimiz, her gün Allah’ın huzuruna beş vakit çıkıp kılacağımız namazlarımız için…
Bu, Allah’ın hakkı! sakın namazlarımızı ihmal etmeyelim, olur mu?
Güzel evladım!
Allah’ın hakkından sonra anne baba hakkı geliyor. Benim için de senin için de böyle…
Özellikle de annen… Seni sadece dokuz ay karnında taşıması bile ona iyi davranman için yeter.
Sonra da kardeşlerin ve akrabaların başta olmak üzere herkesle güzel geçinmeye çalış, olur mu?
Güzel evladım!
Bu arada utanma duygunu hiç kaybetme ne olur! Çünkü utanmazlık her kötülüğü yaptırır.
Birini üzersen, günaha düşersen, ağzından kötü söz çıkarsa, sorumluluklarını yerine getirmediğinde muhakkak yüzün kızarsın, olur mu?
Bu seni eğitir; gelişirsin, olgunlaşırsın. Yaşın küçük olsa da büyük olursun.
Güzel evladım!
Sana Allah’ı, namazı, edebi, iyiliği hatırlatan arkadaşlarla beraber ol. Yalan söyleyen, terbiyesiz kişilerden uzak ol, olur mu?
İnsanlara faydalı olacağın bir iş peşinde ol mutlaka. Peygamberimiz öyleydi. İnsanların en hayırlısıydı ve çevresine yararlı işler yapardı.
Şimdilik bu kadar… Ben sana çok dua ediyorum. Sen de bana dua et, olur mu?
Kâsım — 2 yaşında vefat etti.
Abdullah — 3 aylıkken vefat etti.
İbrahim — 1,5 yaşında vefat etti.
Zeynep — 30 yaşında vefat etti.
Rukiyye — 22 yaşında vefat etti.
Fâtıma — 27 yaşında vefat etti.
Ümmü Gülsüm — 25 yaşında vefat etti.
Babasız dünyaya gelen,
6 yaşında annesini kaybeden,
6 çocuğunu yaşarken toprağa veren Hz. Muhammed (s.a.v.)'in ümmetisin...
Belki imtihana "of" değil,
"af" Allah'ım diye haykırmalısın...
Torun bakan anneanne ve sosyal medya fenomeni kızının viral olan paylaşımı:
🔹 Anne!
🔹 Ne işin var senin burada?
🔹 Geldin mi Sıla?
🔹 Evet geldim de ne oldu? Durmadı mı su?
🔹 Yooo çok güzel durdu kızım.
🔹 Anne!
🔹 Doğum günün nasıl geçti annem?
🔹 İyi geçti anneciğim de dört buçuk ayda bir kere sana çocuk bıraktım yani bu mu?
🔹 Bu kadar yormuş olamaz.
🔹 Hiç yormadı annem.
🔹 Anne! Terliklerle gidiyorsun farkında mısın?
🔹 Hiç yormadı annem.
🔹 Saçmalama.
Eski bir bankacı, sosyal medyada paylaştığı videoda "zenginlik" kavramına dair dikkat çeken bir tanım yaptı:
🔷 Bir eviniz varsa, bir arabanız varsa, abartmıyorum bak aylık standartta da bir geliriniz varsa, ya size yetecek kadar, siz çok zenginsiniz demektir.
🔷 Yılda bir ve iki kez de tatile çıkabiliyorsanız, çok sağlıklısınız demektir, çok şükredin halinize.
🔷 Bakın ben neleri gördüm; var olup hiç yiyemeden gideni, var oldurmaya çalışıp hiç tadına bakamayanı.
🔷 Ama ufacık maaşlarıyla karı koca hem ev kredisi çekip, hem taşıt kredisi çekip, hem de tatile gidebilenleri gördüm biliyor musunuz?
🔷 Bir de çocukları var, mis gibi.
🔷 İşte, ben o son numaranın takipçisiyim.
Şu devirde en güzel şey kira geliri.
Emin olun birkaç yerden kira alan insanların sağlık haricinde hayata dair kaygıları %90 azalıyor.
Patron bir şey mi dedi, kolay gelsin deyip çıkarsın.
Mesai mi var, ben kalmıyorum dersin.
Tatil mi yapmak istedin, biletini alır gidersin.
Enflasyon mu yükseldi, kiran da yükselir.
Hava mı sıcak, işe gitmezsin.
Her ay kiran takır takır yatar.
Başkaları çalıştığı sürece para kazanabilirken, sen çalışmadan da kazanırsın.
Sevmediğin insanlara katlanmak zorunda kalmazsın.
Yine çalışırsın ama işin her şeyin olmaz.
Hayır diyebilme özgürlüğün olur.
İnsanların peşinde olduğu şey para değil, özgürlük.
Aslında her şey şu kadar basit ama bir o kadar da zor.
Yapabilen hayatı %90 daha iyi yaşar…
Sunucu: Altın biriktirmek zengin eder mi?
Mert Başaran: Hiçbir şeyi biriktirerek, salt hiçbir şeyi biriktirerek zengin olamazsın. Her şeyin dönemi var abi. Dolayısıyla altında da yine bunu bizim Türk halkı kabul etmiyor ama yavaş yavaş kabul edecekler, altın her zaman para kazandırmaz. Uzun vadede kazandırır ama her zaman kazandırmaz. Mesela 1980'le 2000 yılı arasında altın neredeyse hiç artmamış. 800 doları görmüş, 300 dolarda yıllarca kalmış. 20 yıl. Aynı şekilde 2011'de bir düşmüş 1900 dolardan 1050'lere. Ondan sonra 13 yıl, bak 13 yıl aynı yerde kalmış. Çıkmamış. Yani bundan bir 2 yıl önce 1700 dolardı ya, 2011'deki rakamıyla aynıydı. Dolayısıyla bak her varlık için ki altın güzel bir varlıktır, kesinlikle kötü demiyorum, gümüş hala 1980'deki dolar bazlı zirvesini enflasyonla geçemedi. 1980'de tepeden alan hala zararda. Sonuç, hiçbir varlık her fiyattan alınarak zengin etmez. Öyle olsaydı zaten bu işler de çok basit. Benim annem olsun, Ayşe Teyze olsun şu an zengin olmuştu. Bütün gündeki arkadaşlarınız zengin olmuştu. Ben hiç güne gidip de altın toplayıp da zengin olan görmedim. Yok. Ama şunu yapan zengin oluyor tabii ki. Altını ucuzken alıp, iyi fiyattan altından çıkıp, oradan çıkıp borsa veya petrole girip, oradan çıkıp Bitcoin'e girip, oradan çıkıp gayrimenkule giren, sadece rast gitmesi de değil abi, ucuzken alacaksın ya, düşenin dostu olacaksın dediğim şey var ya. Bir şey düşükken toplayacaksın, çok çıktığında çıkıp diğer düşene gireceksin. Düşenin dostu olacaksın.
🔵 Mert Başaran:
▪️"Etrafımda bazı insanlar aylık 400 bin TL ile geçinemediğini söylerken, bazıları da aylık 40 bin TL ile her ay 10 bin TL biriktirdiğini söylüyor."
▪️"Eğer çocuğunuzu özel okula veriyorsanız, zaten ortalama 250 bin TL’niz gidiyor. Bir de güzel bir yerde oturayım diyorsanız, o da 100 bin TL."
▪️"Böylece 350 bin TL’niz gidiyor. 50 bin TL de yemek masrafı yapsanız, toplamda 400 bin TL’niz gidiyor."
▪️"Olay senin karakterinle, hayattan zevk almanla alakalı. Aynı ayakkabıyı giydiğinde bu sende kompleks yaratmıyorsa, birileri sana ‘cimri’ dediğinde takmıyorsan, aynı siyah tişörtle de mutluysan çok daha az parayla geçinirsin."
Evlilik dediğin şey, ne sadece bir anlık heves ya da nefsi tatmin etmek, ne de insanın sırtına vurulmuş çekilmez bir yük. Allah'ın iki insanı sevgiyle, merhametle bir araya getirdiği büyük bir nimet aslında. Ama gerçekçi olmak lazım; masallardaki gibi pürüzsüz bir hayat da beklemiyor kimseyi. O kapıdan darlık da girecek, hastalık da, yorgunluk ve geçim kaygısı da. İşte nikah tam olarak burada devreye giriyor: Hayatın bütün bu koşturmacası içinde iki insanın Allah rızası için birbirine omuz vermesi, yükü beraber göğüslemesidir.
Eş seçerken göze hoş gelen birini istemek gayet insani bir durum, gözün de bir hakkı var nihayetinde. Ama güzellik dediğin şey sadece kapıyı açar, o evi ayakta tutan ise karakterdir; sabırdır, anlayıştır, Allah korkusudur. Yüz dediğin yıllarla değişir, beden yaşlanır. İnsanın ahlakı ve huyu, o evi ya huzurlu bir sığınağa çevirir ya da hayatı iki tarafa da zindan eder. O yüzden insan evleneceği kişide sadece dış görünüşe değil; zor günde arkasını yaslayabileceği, yükünü paylaşabileceği o olgunluğa bakmalı.
Evli olanlar için de en büyük tehlike zamanla gelen o alışkanlık duygusu. Geçim derdi sevgiyi, günlük yorgunluklar da saygıyı kemirmemeli. Zaten yuvalar genelde pat diye büyük felaketlerle yıkılmıyor; o an önemsemediğimiz küçük kırgınlıklar, sitemler, içte biriken öfkeler yüzünden için için çürüyor. Biri parladığında diğerinin biraz alttan alması, biri yorulduğunda diğerinin elini taşın altına koyması şart. Tatlı dil ve fedakarlık olmadan bir evliliği uzun süre ayakta tutmak çok zordur.
Kısacası evlilik, iki mükemmel insanın bir araya gelmesi değil. İki eksik insanın, Allah için birbirinin kusurunu örtmesi, hayatın fırtınalarına karşı aynı yöne bakıp beraber yol yürümesidir.
Bir kadının hayatında onu sahiplenen bir erkek yoksa hayatı bir şekilde zor gidiyor maalesef. Ya babası, ya kardeşi, ya eşi.. Sahiplenen erkekten kastım akılda canlanan o arabesk cahil profil değil, "onu seviyorum ve hayatı kolaylaşsın, zarar görmesin istiyorum" erkeği.
Ben okurken her yaz farklı restoranda çalıştım. Dışarda yemek yiyin ama bunları bilin de yiyin;
-açık ayran makinasına günde 8-10 sinek düşüyor
-her gün temizlenmezse kurtlanıyor
-yeşillenmiş köfteler pul biber ve salçayla yoğrulup tekrar satılıyor
-kokuşmuş tavuklar soslanıp satılıyor
-kalan pilavlardan yayla çorbası yapılıyor
-kalan tavuk butları ayıklayıp çorba yapılıyor
-paketli mantı, kayseri mantısı diye satılıyor
-serpme kahvaltıdan artanlar bir sonraki müşteriye servis ediliyor,
-kalan ballar ve reçeller süzgeçten geçirilip geri toplanıyor
-artan peynirler gözleme iç harcına katılıyor
Yaptığım büyün paylaşımların altında bu sektörde çalışanlar şahidiz diyor, bazı arkadaşlar inanmak istemiyor.
Abi Gidin ayran makinasının içine bakın köpüğün altında dans eden ölü sinekleri kendiniz görün.
Ya da mutfağa gidin dolaptaki mantının markasına bakın.
Ya da köfteler niye acı biraz düşünün ?
Bu kadar basit.
Sektörde bu tarz olaylara şahit olan arkadaşlar yorumlara yazın da millet görsün neler yediğini 👽👽👽
Manifest Grubu'nun bu kadar çocuğu nasıl etki alanına alabildiği bence çok iyi araştırılıp incelenmelidir.
Hatta üzerine tez yazılmalıdır...
İzmir Konserine 150 bin kişi katılmış...Vay be...
YANİ:
Neredeyse çıplak sahneye çıkacaksın...
Sahnede erotik danslar yapacaksın...
Çocuk kostümlerini kullanacaksın...
Ses neredeyse vasat olacak...
Müzik yerlerde...
Korumaya çalıştığımız çocuklar bu konserlere nasılsa engel olmadan gidebilecek...
Anne ve babalar engel olmayacak...
Sözler hiç araştırılmayacak...
Bu grubun neye hizmet ettiği hiç sorgulanmayacak...
AMA KATILIM...
Her yerde izdiham...
K-POP Müzik gruplarına havale edilen CİNSİZYSİZLEŞTİRME Projeleri üzerine çok konuştum çok yazdım. Başta İHL olmak üzere çocuklarımızın neredeyse bir çoğunun KORE hayranı bu grupları nasıl takip ettiklerini de...
Ayrıca müzik tınılarının kişilik, kimlik ve karakter oluşumlarında nasıl etkili olduğunu şeytani ve rahmani frekanslarla ve sözlerle bunun nasıl gerçekleştiğini de çok yazdım çok anlattım...
Bize hak vermeleri için ALLAH KORUSUN KAHRAMANMARAŞ ve ŞANLIURFA gibi okul olayları olması gerekiyordu sanırım...
Şimdi soruyorum:
İktidarın tüm nimetlerinden faydalanan ama hala eleştirmeye devam eden, sözde çocuklar, aileler, ahlak ve maneviyat için örgütlenen, kurulan, faaliyet gösteren bu kadar çok ama çok YAPI (cemaat, tarikat, sendika, stk, cemiyet) varken, iki yüz binlere yaklaşan bir diyanet teşkilatı ortadayken, bir milyondan fazla eğitim camiası mevcutken, her yerde mantar gibi biten üniversiteler varken çocuklarımız nasıl oluyor da elimizden sabun köpüğü gibi kayıyor?
Nasıl oluyor da % 80'i yurt dışına kaçmak istiyor?
Nasıl oluyor da ülkesine vatanına milletine inançlarına değerlerin düşman olarak yetişiyor?
Nasıl oluyor da deizm ateizm agnostisizm ve apeteizm artıyor?
Nasıl oluyor da aile ve ahlak değerleri önceden azar azardı şimdi durdurulmaz bir çığ gibi bozulmaya devam ediyor?
Ben cevabını biliyorum.
16. Devletimizi tek kurşun atmadan aile ve ahlak değerlerini bitirerek yıkmaya çalışıyorlar diğer 15 devletimizi aynı oyunlarla yıktıkları gibi...