Şöyle bir disiplini edindiğim bir muhit ve dönemin içinden geçmiştim uzun süre önce
Bu câmiada isen
Müslüman isen
Meselen var ise
İstisnasız, tüm siyasi, kültürel, ideolojik yayınları, kitap, dergi, yayınları, tüm üretimleri bilmek, yakından takip etmek zorundasın
Bu bir artı değil doğal zorunlu sorumluluklardan biriydi mesela
Herhangi bir özel sebep olmaksızın, sadece hal hatır sağlık afiyet sormak dilemek selam vermek için nice arkadaşı tanışı düzenli düzensiz aralıklarla aramak da, o doğal akış zenginliğinin içinde idi
Allah var, çok uzun yıllar, böylesi bir mitralyöz ciddiyeti ile yaşadım
Sonra bir baktım ki, hiç kimse
orada da değil
oralı da değil..
Cevat abi öyle değildi işte
Mesela, Metis İletişim Ayrıntı alaşımlarının bugün bile basmadığı nice çeviriyi, nice kitabı, onlarca yıl önce çevirten, kamusal dolaşıma emanet eden bir serdengeçti Cevat abi
Ben mesela, kot siyah gri kot pantolunu severim, koyu İrlanda yeşilinin her mont ve ceketini, montunu severim ki, her yaşta ilanihaye genç kalmaya bedenimi makineleştirmek içindi galiba biraz da
İşte o gençliği en çok, en doğal, en karizmatik Çerkeslikle, Cevat abide gördüm
Camiada "abi" çok, ama Cevat abi gibisi gerçekten yok
Yek başına, Umran ve Pınar dergi ve yayınlarının üretim bandından çıkan onbinler bile yeterli idi aslında gerçek bir "kültürel iktidar" derinliği inşası için ama
Onlarca yıldır, siyah giyen bi kaç adam hariç, kimsenin böyle bir ciddiyeti de, gençliği de önceliği de dünyası da kalmadı
Sanırım bir süredir gönlümde idi bunları yazmak
Cevat ağabeyim
Senin varlığındaki o asil hasbîlikteki gerçeklik kadar gerçek bir gönül ile söyl��yoruz
Dualarımız senin içindir ağabey
Ya Şâfi, ya Kâfi, ya Muâfî...
İstanbul Üniversitesi’nde toplanan grup rektörü protesto etti:
"Bizim diyetimize uygun bir öğün veren plan hazırlandı mı?"
Yemeği bulmuş vegan menü istiyor.
Erdoğan yüzünden hep bunlar😅
Yavuz Ağıralioğlu hakkında!
O konuşmayı ben de gördüm.
Kendisini yıllardır tanır bilirim.
Bu konuyla ilgili bir görüşmem de oldu
Yavuz Ağıralioğlu'ndan başörtüsü düşmanı çıkarmak hakikaten insafsızlık olur.
O konuşmada başörtüsünü de hedef almıyor zaten.
Kendi eşi hanımefendi de başı örtülü.
Gel gör ki Fatma Betül Sayan Kaya olayını başörtüsü üzerinden ifade etmeye kalkması bu türden bir komplikasyonu da maalesef kaçınılmaz kılıyor
Kastı aşma dediğimiz hadise de böyle bir şeydir
Özetle, Yavuz Bey'den başörtü düşmanı çıkmaz lakin sözleri kastı aşmıştır
Bu akşam Konya’mızda, @Konyaspor'la Filistin Millî Futbol Takımı’nın yaptığı dostluk maçı, ülkelerimiz arasındaki kardeşliği, dayanışmayı, gönül birlikteliğini gözler önüne seren müstesna bir örnek olmuştur. 🇹🇷🇵🇸
Bu anlamlı maç için ülkemize gelen Filistinli futbolculara ve kardeş Filistin halkına en kalbî selam ve muhabbetlerimi iletiyorum.
42 bin kişilik stadımızı doldurarak Filistin Millî Futbol Takımını bağrına basan, Filistin davasına desteğini gösteren, Filistin'de, Gazze'de yaşanan trajediyi, soykırımı bir kez daha tüm dünyaya hatırlatan aziz Konyalı kardeşlerime şahsım, milletim ve tüm insanlık adına şükranlarımı sunuyorum.
Türkiye olarak Filistinli, Gazzeli kardeşlerimizle bir ve beraber olmaya, onların hakkını uluslararası alanda savunmaya, dayanışmamızı güçlü bir şekilde göstermeye devam edeceğiz.
@buradabirsey Bu kadar akıllı adam nasıl oluyor da bizden daha iyi örgütlenip seçimleri kazanamıyor acaba? Seçimleri 25 senedir ülkenin aptallarına karşı mı kaybediyorsunuz yani? Siz de çok zeki değilmişsiniz bence.
"İKTİDARIN GAZETECİSİ"ymiş..
Hadi len oradan
Şu mükemmel cümleleri
Kullanarak
Milyonlarca sessiz yığının sesi olan
Gazeteci @zafersahin06..
Olsa olsa
Milletin gazeteci olur..
Adamsın..
Zafer Şahin kardeşim...
Seviliyorsun..🇹🇷🇵🇸🤚
"Filistin özgür olana dek maç ertelenmiştir..."
Konyaspor ile Filistin Milli Takımı arasında yapılan dostluk maçı, normal süre tamamlanmadan 89. dakika 59. saniyede sona erdi.
Çünkü soykırımcı İsrail'in saldırıları altındaki Filistin'de hala hayaller ve hayatlar yarım kalıyor, çocuklar çocukluğunu yaşayamıyor...
Hükümet erken seçim kararı alacaktı.
Ama öncesinde öyle bir süreç başladı ki;
Fon mağdurları…
Borç batağı…
İcralar…
İşini kaybedenler…
Başka şehirlere savrulan memurlar…
Geçinemeyen emekli…
Ay sonunu getiremeyen esnaf…
Milletin sinir uçlarına tek tek basıldı.
Bunun tesadüf olduğuna inanmıyorum.
Hedef neydi?
MİLLETİ YILDIRMAK.
DEVLETE KÜSTÜRMEK.
HÜKÜMETLE MİLLETİN ARASINA DUVAR ÖRMEK.
Şimdi hükümetin önünde çok ciddi bir mesele var:
BU MAĞDURİYETLER ÇÖZÜLMEZSE…
Sandıkta insanlar kime oy vereceğini değil,
KİME TEPKİ GÖSTERECEĞİNİ konuşmaya başlar.
Ben aylardır tam da buna dikkat çekiyorum.
HÜKÜMET BİR AN EVEL BU İŞLEMLERE EL ATMALI.