Çocuklar babalarını bekliyor!
1200 metre yer altında açlık grevindeki madenciler, yeryüzünde ise onları bekleyen çocukları var.
Patron tarafından iletişim hatları kesildiği için arkadaşlarımızdan haber alamıyoruz.
Tüm kamuoyunu ocak önüne çağırıyoruz.
#KiremitçiyeHuzurYok
“Öğrencisi tarafından öldürülen Öğretmen arkadaşımız Fatma Nur Çelik, geçen yıl aynı okulda iki öğrenci arasında bıçaklanma olayı olunca can güvenliğimiz yok bıçaklanan biz de olabilirdik demiş. Ve kurulda bu olayı gerçekleştiren öğrencinin ismini vermişler. 3 isim söylemişler biri geçen yıl öğrenci bıçaklamış, biri bu yıl katliam yaptı, hedefte başka öğretmenler de varmış kimi odaya kitleyerek kurtarmış kendini. Kapıları tekmelemiş kırmaya çalışmış. Artık diğer öğrenci olay yapar mı ne olur yaşayıp göreceğiz”
ÖĞRETMENİMİZİ KAYBETTİK❗️😭
İstanbul-Çekmeköy Taşdelen Borsa İstanbul MTA Lisesi 11. sınıf öğrencisi F.S.B. (17)’nin saldırısında ağır yaralanan kadın öğretmen F.N.Ç. (44) maalesef hayatını kaybetti. Yaralı öğretmen Z.A. (52) ile öğrenci S.K (15) tedavi altında.
DEM’liler Nusaybin’de Türk bayrağını gönderden indirdiler. Lozan’ın çizdiği sınırı tanımıyoruz diyerek Suriye’ye geçtiler.
Bu arada TBMM’de Öcalan komisyonu raporun taslağı üzerinde anlaşmış. Detaylar üzerinde çalışıyorlarmış.
Bundan tam bir yıl önce bugün Türk bayrağını gönderden indirecek bu sürece karşı çıktığım için gözaltına alınıp tutuklanmıştım.
Merak ettim, bayrağımızın gönderden indirilmesi Terörsüz Türkiye’nin detayı mı? @zaferpartisi
Diyanet bugünkü Cuma Hutbesinde depremde ölen birinin diplomasını çalmak, bir gün olula gitmeden torpille diploma almak , dolandırıcılıkla sahte diploma ve iş sahibi olmak ile kul hakkı arasındaki ilişkiyi açıklasaydı keşke.
Bir de hukuk devletinde , mirasın diyanetin görevi olmadığını idrak ederse…
Çok şey mi istedik?
Değerli Yurttaşlarım,
Size Silivri’den yeni adı ile Marmara Ceza İnfaz Kurumunda kaldığım B-43 no’lu hücremden sesleniyorum. Bu hücrede 67 günden bu yana Öcalan için rehin tutuluyorum. Cumhur İttifakı ile Öcalan arasında bir görüşme süreci yürüyor.
Erdoğan ve Bahçeli bu süreç devam ederken benim Zafer Partisi’nin başında mitingler düzenlememi istemediler. Ve ben Erdoğan’a hakaret suçlaması ile gözaltına alındım. Ama 2 ay önce gerçekleşen Kayseri olaylarını kışkırtmak suçlaması ile İstanbul Başsavcılığı tarafından tutuklanma istemiyle mahkemeye sevk edildim ve tutuklandım. Ve şimdi düşman ceza hukuku uygulaması ile en üst cezayı alsam bile yatarı olmayan bir suç iddiasından dolayı bu 6 adımda sonuna gelinen hücrede hapisim.
Ancak siz benim suçsuz olduğumu, siyasi bir kararla tutuklandığımı biliyorsunuz. Ve sizin sevgi ve desteğiniz emin olun Silivri’nin kalın duvarlarını delerek hücreme kadar ulaşıyor.
Bu hücrede en güzel anları genç kardeşlerimin mektuplarını okurken yaşıyorum. Onların mektuplara dökülen gözyaşları, satırlara dökülen sevgileri kalbimi ısıtıyor, bana güç veriyor. Sevgili genç kardeşlerim dualarınız benim için güç kaynağı.
Silivri cezaevinin hemen dışında Zafer Partili kardeşlerimin kurduğu ve karda, fırtınada, yağmurda boş bırakmadığı Zafer Otağ’ı da benim için ayrı bir güç kaynağı.
Zafer Otağı’nda baskılara, tacizlere direnenler oradan adeta “Kar, fırtına, bora sükûn bulacak, sana bölücüler, sana emperyalistler selam duracak” mısralarını haykırıyorlar.
Size ne kadar bir süre buradan seslenmek zorunda kalacağımı bilmiyorum ama bu ilk seslenişimi “Zafer Büyük Türk Milletinin olacaktır” haykırışı ile bitirmek istiyorum.
Tutuklu olduğum “halkı kin ve düşmanlığa kışkırtma” suçunun cezası 1-3 yıl. En üst sınır olan 3 yıl ceza alsam bile, hapishanede şimdi kaldığım kadar kalmam mümkün değil. Oysa 66 gündür iddianamem hazırlanmadan yüksek güvenlikli bir cezaevinde hücrede tutuluyorum.
Tutuklama ile siyasi ceza veriliyor. Her 30 günde bir yapılan tutukluluk değerlendirmesinde tutukluluğum “güçlü suç şüphesi var” denilerek uzatılıyor.
Oysa bırakın suç şüphesini; suçlu olsam/bulunsam serbest kalacağım.
Bu düşman ceza hukuku uygulamasıdır.
Bu haksız, hukuksuz, uygulamayı TÜRK MİLLETİNE şikayet ediyorum.