İzmir halkının, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kaynaklarına çöken, işçi düşmanı, asalak taşeron sistemine karşı direnişimizin 50. gününü geride bıraktık.
📣Direnişimizin 50. gününde tekrar ediyoruz:
🗣️İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden taşeronu kovacağız.
🗣️Hem kendi haklarımıza ve güvenceli çalışma koşullarımıza sahip çıkacağız hem de İzmir halkının, İzBB’nin kaynaklarına.
Ensenizdeyiz!
Belediye şirket işçisi de taşeron da aynı işi yapıyor, aynı hakkı istiyor.
Kamu hizmeti aracı şirket üzerinden yürütülmesin. Belediye şirket işçisi ve taşeron işçi ayrımsız, şartsız kadroya geçsin. Eşit işe eşit ücret, eşit güvence.
Taşeronsuz, şirket işçisiz güvencesiz düzen bitsin. Hedef: güvenceli Türkiye. #TaşeronsuzTürkiye
🚨 TBMM AÇILDI, SEÇİME AZ KALDI!
Meclis’in yeniden çalışmaya başlamasıyla birlikte milyonların takip ettiği başlıklarda kritik süreç başladı. 📢
📌 Gündemde öne çıkan talepler:
• 3600 ek gösterge
• Yardımcı Hizmetler Sınıfı personeli
• Taşerona kadro
• Kamu mühendislerinin hakları
• Polislerin özlük hakları
• Bayram ikramiyesi
• Kira yardımı
• Disiplin affı
• Üniversiteli işçiler
• Ehliyet affı
• Kademeli emeklilik
• Staj ve çıraklık düzenlemeleri
🔥 Kanun teklifleri, torba yasa ve Meclis’teki son gelişmeler yakından takip ediliyor.
🔔 Gelişmelerden anında haberdar olmak için yeni X hesabımız @KamubizHaber’i takip etmeyi ve bildirimleri açmayı unutmayın!
TAŞERON ÇALIŞANIN GELECEĞİ
Bir çocuğun eğitimi yıllarla, bir evin borcu yıllarla, emeklilik hazırlığı yıllarla hesaplanır. Peki hayatını sözleşmesinin yenilenip yenilenmeyeceğine göre kuran taşeron çalışanı, geleceğini nasıl planlayacak?
“Seneye de burada olacak mıyım?” sorusu cevapsız kaldığında insan yalnızca harcamasını kısmaz. Kararlarını erteler. Sağlık ihtiyacını bekletir, çocuğuna vereceği sözü tartar, kendi hayallerini sonraya bırakır. Belirsizlik, zamanla ailenin ortak kaygısına dönüşür.
Üstelik bu çalışanlardan deneyim, dikkat, devamlılık ve sorumluluk beklenir. Hizmetin aksamaması istenir. İşin devamlılığı beklenirken, o işi yapan insanın geleceği neden belirsiz kalsın?
Mağduriyet tam da burada bir döngü oluşturur: Yetersiz gelir seçenekleri daraltır; daralan seçenekler çalışanın pazarlık gücünü zayıflatır. İşini kaybetme korkusu, hakkını dile getirmesini zorlaştırabilir. Böylece bugünü kurtarmak için katlanılan koşullar, yarını da kuşatır.
Kamunun hizmet değerlendirmesinde bu hayatların da bir karşılığı olmalıdır. Temizlenen koridor, yürütülen bakım, tamamlanan iş görünürken; bunları yapan kişinin sağlığı, mesleki birikimi ve geleceği de hesaba katılmalıdır. İhale bedelinin yanında, çalışanın hayatında oluşan bedel de görülmelidir.
Adil ücret, güvenli çalışma, eşit haklar ve iş güvencesi birlikte ele alındığında insan önünü görebilir. Ailesine söz verebilir. Emeğinin karşılığını bugün alırken yarınını da kurabilir.
Bir hizmetin kalitesini, onu sunan insanın hayatından ayrı düşünemeyiz. Çalışana yalnızca iş vermek yetmez; o işle bir gelecek kurabilmesini de gözetmek gerekir.
Taşeron bitsin, kadro gelsin. Aynı işi yapan aynı hakka sahip olsun. Belediye şirketi, KİT ve kapsam dışı bırakılanlar dahil herkese sınavsız sürekli işçi kadrosu. #TaşeronsuzTürkiye#TaşeronaKadro
2017 yılında %70 işçilik gideri vb sebepler ile kadro kapsamı dışında bırakılan yaklaşık 90 Bin Taşeron işçiye her seçim dönemi defalarca kadro müjdesi verildi.
Taşeron işçilere kadro da işçiler arasında ayrım yapıldı.
Devlet ayrım yapmaz.
#TaşeronaKadro@RTErdogan@Akparti
"Taşeron işçilerin kadro çalışmasını tamamladık,ama deprem oldu meclis çalışmalara ara verdi. Taşeron işçilere söz verdim.Meclis açılır açılmaz bunu çözeceğiz."
Çalışma Bakanı
@vedatbilgn
8 yıl geçti.
Akparti sözünü tutmadı.
@Akparti@RTErdogan
TAŞERON İŞÇİYE KADRO TEKLİFİ MECLİS’TE!
2018’de kapsam dışında kalan taşeron işçiler için yeni kadro teklifi T
⚠️ Henüz yasalaşmadı. Gözler Meclis ve Çalışma Bakanlığı’nda!
📢 Taşeronun sesi duyulsun! Takip et, paylaş, sesimize ses kat.
#taşeron#kadro#işçihakları#TBMM#gündem
🚨 SON DAKİKA | TAŞERON İŞÇİLER İÇİN İLK KANUN TEKLİFİ TBMM'DE!
📢 Taşeron çalışma ilişkisinin kaldırılması ve işçilerin sürekli işçi kadrosuna alınması için yeni kanun teklifi Meclis’e sunuldu!
📌 TEKLİFTE NELER VAR?
🔹 Belediye şirket işçileri ve taşeron çalışanlar için kadro düzenlemesi
🔹 İl özel idareleri ve mahallî idare birliklerindeki işçilerin kapsama alınması
🔹 KİT’ler ve diğer kamu kurumlarındaki belirli taşeron işçilerin sürekli işçi kadrosuna geçirilmesi
🔹 Kadroya geçişte sınav şartı aranmaması
🔹 Geçiş işlemlerinin en geç 60 gün içinde tamamlanması
⚠️ ÖNEMLİ: Teklif henüz yasalaşmadı. Kadro geçişi, teklif metnindeki şartlar ve kanunun kabul edilmesi hâlinde uygulanabilecek.
📢 TBMM kanun teklifleri, torba yasa, 3600 ek gösterge, YHS, taşerona kadro, kademeli emeklilik, staj ve çıraklık gelişmelerinden anında haberdar olmak için yeni X hesabımız
@KamubizHaber'i takip etmeyi ve bildirimleri açmayı unutmayın!
#TaşeronaKadro
@arslanibrahimss@kadrosuz123@KamuKatib
🔴 Taşeron işçilere kadro verilmesi...
🔴 2016 yılında taşeron işçilere, 800 bin kişiye kadro verilmişti, şimdi yine bekliyorlar çünkü KİT'lerdekilere verilmemişti.
🔴 Şimdi belediyelerdeki hizmet çalışanları var yani belediye şirket işçileri var, bunların sayısı da 1 milyona çıktı.
🔴 Bir defaya mahsus olmak üzere bir kanun çıkarılarak bunlar kadroya geçirilmeli ve bundan sonra da bir kriter konulmalı.
KAMUNUN GÖZÜ TAŞERON ÇALIŞANI NİYE GÖRMÜYOR? NE GÖZ AMA!
Kamu, aldığı hizmetin nasıl yapılacağını belirliyor. İşin süresini, niteliğini, kullanılacak araçları, personelin yeterliliğini şartnameye yazıyor.
Peki o hizmeti üreten insanın emeğinin karşılığını neden aynı titizlikle güvenceye almıyor?
Aynı kamu işyerinde, aynı işi, aynı sorumlulukla yapan iki çalışan düşünün. Biri doğrudan kamuya bağlı, diğeri hizmet ihalesini alan şirketin çalışanı. İşleri karşılaştırılabilir olduğu hâlde ücretleri, sosyal imkânları ve gelecek güvenceleri arasında ciddi farklar bulunabiliyor.
Kamu hizmeti yapılırken yan yana duran insanlar, hakları konuşulurken neden birbirinden uzaklaştırılıyor?
Özel şirketin maliyet hesabı yapması, yüklenicinin kazanç araması anlaşılabilir. Ancak çalışanların haklarından kısılması bu hesabın olağan parçası kabul edilemez. Üstelik hizmeti satın alan kamuysa, meseleye bir de kamunun adalet sorumluluğu eklenir.
Burada “Kamu ücretlere karışamaz” denilemez. Kamu İhale Genel Tebliği, işin niteliğine göre çalışana brüt asgari ücretin üzerinde, belirli bir yüzde fazlasıyla ücret öngörülmesine imkân tanıyor. Yani ücret, şirketin tercihine bütünüyle bırakılmak zorunda değil; ihale dokümanında bir güvence oluşturulabiliyor.
O hâlde soru açık:
Kamu, satın aldığı hizmetin kalitesine ön şart koyabiliyorsa, o hizmeti üreten insanın emsal işe uygun ücretine neden daha güçlü bir ön şart koymuyor?
Hukuki ayrımı da dürüstçe ortaya koyalım. Kamu işyerinde yüklenici aracılığıyla çalışmak, tek başına kadroya atanma veya kadroluların bütün mali ve sosyal haklarından yararlanma hakkı doğurmuyor. İş Kanunu’nda bu ayrımı düzenleyen hükümler bulunuyor. Dolayısıyla bütün hakların eşitlenmesi, gerektiğinde kanuni düzenleme de gerektiriyor.
Ancak bu ayrım, daha adil ücret şartları oluşturma sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Otomatik hak kazanılmaması, adaletin hiç kurulamaması demek değildir.
Kamunun rolü yalnızca faturayı ödemek de değildir. Alt işverenlik ilişkisinde ücretlerin ödenmesini kontrol etme ve ödenmeyen ücretleri hakkedişten keserek işçiye aktarma yükümlülüğü bulunuyor. Demek ki çalışanın ücretine ilişkin denetim, zaten sistemin içinde yer alıyor.
Fakat ücretin ödenmesiyle ücretin adil olması aynı şey değildir.
İhale kapsamındaki ücret ve sosyal imkânlar; yapılan iş, sorumluluk, nitelik, kıdem ve çalışma riski esas alınarak belirlenmeli. Karşılaştırılabilir işlerdeki farklar nesnel gerekçelere dayanmalı. Çalışan için öngörülen ücretin gerçekten çalışana ulaştığı denetlenmeli. Mevzuatın engellediği eşitlikler için de açık düzenleme yapılmalı.
Somut bir ihaleyi incelemeden “bilerek yapılıyor” hükmünü veremeyiz. Fakat bu araştırmadan çıkardığım sonuç şu: Sorunu yalnızca kamunun gözünden kaçan bir ayrıntı olarak açıklamak yetersizdir; şartnamenin, bütçe tercihinin, hukuki ayrımın ve denetimin birlikte sorgulanması gerekir.
İhaledeki aracın modelini gören göz, o aracı kullanan insanın geçimini de görmeli.
Hizmetin eksik yapıldığını gören göz, emeğin eksik karşılık bulduğunu da görmeli.
Kamunun gözü ne göz ama!
Şartnamedeki her ayrıntıyı görüyor; o şartnamenin arkasındaki insanı da görmesini bekliyoruz.