🧭Diyarbakırda Halk Fuhuş ve Uyuşturucu İçin Sokakta;
Diyarbakır merkezde duyarlı Müslümanların bir araya gelerek uyuşturucuya ve fuhşiyata geçit vermeyeceklerini,Diyarbakır'ın muhtelif yerlerinde yapılan fuhşiyati Yayan nesimizi ve gençlerimizi ahlaksızlığa sürükleyenlere müsaade edilmeyeceği belirtildi.
Uyuşturucu baronlarına yönelik sert bir uyarıda bulunuldu..
IŞİD etiketi; İslam'a davet eden ve sisteme İslami bir muhalefet yürüten insanlara zulmetmenin meşruiyet aracına dönüştü.
Bu zulme karşı ses çıkarılmalı ki zulmedenler bu sessizlikten cesaret alarak zulümlerini sürdürmesinler.
🚨 İsrail ordusunda görev yapan çifte vatandaş Matan Baron (Armağan Bayraktaroğlu)’nun Antalya’da bulunduğunun ortaya çıkmasının ardından Gaziantep’ten bir grup vatandaş Antalya’ya doğru yola çıktı.
Gazze’nin kanı hâlâ kurumamışken, işgal ordusunda görev yaptığı belirtilen kişilerin Türkiye’de rahatça dolaşabilmesi vicdan sahibi insanların kabul edeceği bir durum değildir.
Mazlumların feryadı göklere yükselirken, zulmün tarafında yer alanların hiçbir şey olmamış gibi hayatlarına devam etmesi öfkeyi ve yarayı daha da büyütmektedir.
Zulme karşı ses çıkarmak bir tercih değil, bir vicdan meselesidir.
Seni ilmi mücadeleye defalarca davet ettik
Her defasında kalabalığın arkasından konuştun.
Bugün seni yine çağırıyoruz ey korkak vaiz!
Geliyor musun? Gelmiyor musun?
#KemalistDeccalVaiz
Dini ve mukaddesatı ticarete döken, duaları ve ayetleri para karşılığı pazarlayan Cübbeli Ahmet, tam manasıyla bir din tüccarıdır!
Böyle bir ahlaksız halen şerefli insanlara dil uzatabiliyor.
#KemalistDeccalVaiz
Sana meydan okuyoruz! Kaynak olarak Maturidi akaidini, Hanefi fıkhını koyalım; senin nasıl bir yol kesici, nasıl bir inanç dolandırıcısı olduğunu yüzüne ispat edelim. Ama sende o ilmi cesaret ne gezer?
#KemalistDeccalVaiz
@dailyislamist 🗣️Alparslan Kuytul:
- Bu ülkede kim doğruları konuşuyorsa bu Cübbeli ona düşman kesiliyor.
- Dini bozduğu yetmiyor birde Müslümanlara düşmanlık yapıyor!
https://t.co/I6o8ditHIn
📢 Gazze'deki ablukayı kırmak adına sivil misyonla yola çıkan Şafak kardeşimiz, açık denizde alıkonuldu. Bu hukuksuz esarete karşı uluslararası kamuoyunu harekete geçmeye çağırıyoruz.
#SumudFilosunaSaldırı
🔴 SON DAKİKA | Sumud Filosu’nun son teknesine de müdahale edildi.
🔻 Filodaki 50 teknenin tamamı İsrail tarafından durdurularak ele geçirildi.
🔻 78’i Türk olmak üzere toplam 428 gönüllü alıkonuldu.
Gazze’deki ablukayı kırmak ve insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan sivillere yönelik gerçekleştirilen bu müdahale, uluslararası hukukun açık ihlalidir.
Silahsız gönüllülerin hedef alınması; yalnızca yardım filosuna değil, insanlık vicdanına ve tüm insani değerlere yapılmış bir saldırıdır.
#SumudFilosunaSaldırı
🔴 SON DAKİKA
🔻Global Sumud Filosu’na ait Alcyone teknesini durdurmak için zodyaklarla tacizde bulunan İsrail askerlerinin, aktivistlere silah doğrulttuğu ve ateş açtığı görülüyor.
Milyarlarca insanın prangalı vicdanını bir avuç inanmış insan harekete geçirmeye çalışıyor.
Allah (cc), İsrail ve avanesini tez zamanda kahretsin.
#SumudFilosunaSaldırı
Rabbimiz! Gazze için yola çıkan, arkalarında eş, evlat, anne ve dua bırakan kardeşlerimizi esaret karanlığında sabit kıl. Onları zalimlerin elinden kurtar, ailelerine sabır ve ferahlık ver.
Bir avuç sivil vicdanını ortaya koyarken, orduları ve imkânlarıyla parmağını kıpırdatmayan tağutları da sana havale ediyoruz.
Bir vedanın bu kadar uzun, bir adaletin bu kadar sessiz olacağını kim bilebilirdi?
Rojin’in yarım kalan gülüşü, cevapsız soruların gölgesinde bekliyor. Adalet, sadece dosyalar arasında değil, bir babanın titreyen sesinde, bir annenin dinmeyen gözyaşında hayat bulmalı...
Eğer aynı vahşet, sakallı ya da “İslami” kimliğiyle bilinen birinin üzerinden gerçekleşmiş olsaydı; bugün bambaşka bir tablo konuşuyor olurduk. Yüzlerce insan, hiçbir somut delil olmadan gözaltına alınır, aylarca cezaevinde tutulur, sonra da “bir bağınız yokmuş” denilerek sessizce serbest bırakılırdı. Ama mesele sistemin içinden bir açık verdiğinde, bir anda ne sorumlu bulunuyor ne de hesap soruluyor.
Bu çifte standart artık inkâr edilemez bir gerçek olarak karşımızda duruyor. Aynı suç, farklı kimliklerde bambaşka muamele görüyor. Bir kesim için peşin hüküm, diğer kesim için sonsuz hoşgörü… Hukukun terazisi herkese eşit tartmıyorsa, orada adaletten söz etmek mümkün müdür?
Peki bu noktaya nasıl gelindi? Okullarda verilen eğitim mi çocukları bu hale getiriyor? Yoksa ekranlardan pompalanan diziler, filmler ve normalize edilen şiddet mi? Belki de en büyük pay, denetimsiz bırakılan ve her türlü aşırılığı besleyen sosyal medyada…
Ama asıl soru şu: Bu düzen böyle devam ettikçe, daha kaç masum yaftalanacak, kaç gerçek fail görmezden gelinecek? Çünkü unutulan her adaletsizlik, yeni bir adaletsizliğin kapısını aralar.