Nitelikli bir kibir ile şişmiş bir egoyu birbirine karıştırmamak gerekir. Vasattan ayrışmanın verdiği sofistike bir kibir, insanı özel yapan şeylerin başında gelir. Böyle bir kibir, kimseyi küçümsemek veya kimseye üstten bakmakla ilgili değildir. Bu, aşmışlık halinin saklanamaz üstünlüğüdür.
Kimilerinin vakar dediği türden bir kibir de gerekiyor. Niteliklerinin farkında olan bir insanın, vasatın içinde eriyip kaybolmamak için sergilediği kibir asil bir davranıştır.
Kibir; tevazuyu eziklik sanan vasatın içinde, bazen asaleti ve saygınlığı korumanın tek yoludur.
Cehaletin özgüven kazandığı bu zamanda, nitelikli kişilerin aşırı tevazu sahibi olması, saygınlıklarının ayaklar altına alınmasına sebep oluyor.
Bu yüzden, onuru ve saygınlığı koruyacak kadar gösterilen gurur ve mesafeye kibir denilemeyeceği gibi, bazı durumlarda kibir bile asalettendir...
gülistan doku, rojin kabaiş, yeldana kaharman, nadira kadirova, rabia naz ve diğerleri. bu kadınların dosyaları tam olarak aydınlatılırsa bu ülkede hukuk var, yapılan her türlü kötülük yapanların yanına kâr kalmıyor diyeceğiz. bu kadınları unutmayalım, unutturmayalım
Nietzsche'nin bir asır önce söylediği bir söz var: "Yorulduğumuzda ve cesaretimizi kaybettiğimizde yıllar önce yendiğimiz düşüncelerin hücumuna uğrarız." Güneşe Bakmak, Yalom
Prof. Dr. Müge Özcan:
Üzgünüm. Kırgınım. Öfkeliyim.
Hastaya işitme cihazı önerdim. “Şimdilik idare ediyorum” dedi. Önyargılı olduğunu düşünüp, cihaz aslında gözlükle aynı işi yapıyor, biri görmek, diğeri duymak için filan diye anlatırken, gözleri doldu, sözümü kesti.
“Ondan değil hocam. Emekliyim. 25 yıl çalıştım. Ama demek ki az çalışmışım, emekli maaşım düşük. Buraya gelirken bir yere sordum. Devletin ödediği 4-5 bin liraymış. Üstüne en az 25 bin lira istiyorlar. O kadar param yok” dedi.
Dondum kaldım. Benim yardımcı olmamı ister misiniz, dedim. “Sağolun, çocuklar da söylüyor ama şimdilik idare ediyorum” dedi.
Kişi başı milli gelir 17 bin dolar. Emekliye düşen sağır dolaşmak.
Bu ülkede yaşamaktan başka bir imtihana ihtiyacımız yok bizim.
Bugün iş bıraktım.
Çünkü bazen çalışmak, olanı normalleştirmektir. Normal değil kardeşim. Öğretmeni itibarsızlaştıran her söz, sen kimsin diyen her bakış, benim çocuğuma nasıl… diye başlayan her tehdit dili,
Bugünkü tablonun taşlarını döşedi.
Devlet şunu anlamalı artık.
Öğretmenini koruyamayan, geleceğini koruyamaz. Öğretmeni hedef gösterilen bir yerde çocuklar da güvende değildir. Biz kahraman değiliz. Ama hedef tahtası da değiliz. Ben korkarak sınıfa girmek istemiyorum. Meslektaşımın fotoğrafına bakıp yarın ben mi diye düşünmek istemiyorum.Yeter.
Bugün iş bıraktım. Yarın başım dik derse girmek için.
Bu adamın gözaltına alınması, üstüne adli kontrol tedbirlerinin uygulanması çok büyük skandal. Pek konuşulmadı ama son günlerdeki en vahim olaylardan biri.
Birisinin çocuğu Fransız lisesinde, birisinin çocuğu İngiltere'de ve noel kutluyor, diğerinin çocukları abd'de, berikinin çocuğu Almanya'da... Hepsi böyle ve kendilerini karun kılarken sefalete sürükledikleri bizlerin ufacık çocuklarına sadece din boca ediliyor... Neden, çünkü onlarınkiler efendiliğe bizimkiler köleliğe hazırlanıyor. Laiklik yoksa, kölelik var ve bu kölelik emeği ile geçinenlere, onların çocuklarına özgü. Boyun eğen, itiraz etmeyen, kader diyerek katlanan... aklını, fikrini şeyhine devretmiş zavallıcıklar istiyorlar harami saltanatları sürsün diye...
Bunca yıldır Soğuk Savaş çalışan biri olarak bazı dönüm noktalarının coğrafyamız için çok acı sonuçları olduğunu düşünüyorum:
Keşke Afganistan'da Sovyetler Birliği başarılı olsaydı.
Sovyetler galip gelseydi, sadece Afganistan'ın değil, buradan yayılan cihatçılıkla mahvedilen büyük bir coğrafyanın kaderi başka türlü olabilirdi.
En başta kadınlar ve kız çocukları bambaşka bir yaşama kavuşurdu.
Ortadoğu da dahil Asya'nın kadersizliği ABD'nin Afganistan'da Sovyetlere karşı kazanmasıdır.
Sovyetler girdiği için böyle oldu demeyin. Sovyetleri çağıran Afgan hükümeti şeriatçı milislere tek başına direnemeyeceğini anladığı için yardım istedi. Ayrıca Sovyetler 80lerde önce de Afganistan'ın sanayileşmesi, kalkınması için büyük kaynak akıttılar. Bu kapsamda bir yardım çok az ülkeye yapıldı.
Keşke bu barbarlık öyle ya da böyle durdurulabilseydi.
Durdurulamadı ve cihatçılar ile ABD ilişkisi başka coğrafyalara taşındı. Bugün Suriye'nin yaşadıklarının arkasında bile Afganistan'daki Sovyet yenilgisi var.