@daskalium@ebrarozdemir58@deepwebcringe Yeğeninizde bir problem olabilir, kardeşlerimi ben büyüttüm çok uysallardı, hiçbir zorluk çıkarmadılar. Çocuktan çocuğa değişebiliyor demek ki.
@AyeNadir8@ebrarozdemir58@deepwebcringe Ben zaten çocuk yapmak istemiyorum, benim dediğim şey çocuk yapıyorsan onu başına bela olarak görmemek. Bu mentaldeki kimse anne baba olmamalı.
@resulakbas34 Off bu arka iki lobunuzdan bir şeyler sallamanızdan gına geldi. İnsan psikolojisi unutmaya meyillidir. İster isteyin ister istemeyin sağlıklı psikolojideki herkes bir süre sonra unutur. Siz takıntılısınız diye herkes öyle olmuyor.
@Risaleli öyle deme, gördüğüm en temiz kalpli insanlardan birisin. sevilmek en çok senin hakkın. doğru zaman geldiğinde zaten istemesen de seni bulacak ben inanıyorum. Allah kalbine inşirah ferahlığı versin bu gece dualarımdasın🥺
Shakespeare’in
“gönlümü nasıl köle ettin bunca kusura?”cümlesi tam olarak aşkı tanımlıyor.. kusurlarını görmeye başlayınca,iki seçenek olur önünde,ya aşkın azalarak biter ya da kusurlarıyla kabullenirsin ve aşk sevgiye dönüşür. gülü seven dikenine katlanmaz,dikeniyle sever gibi.
Kierkegaard'nun tespiti yerindedir: Varoluşumuzdaki her şey aşkla ilgilidir. Aşk ne kadar yozlaşırsa, yani saflığını ve mutlaklığını ne kadar yitirirse; varoluşumuz o ölçüde ölümcül bir hastalığa dönüşür. Bu yüzden saf aşk, insan için bir varoluş ödevi ve kurtuluş reçetesidir.
@ardayamanwrites açıkçası bıktım bu sürekli kendini geliştir, kendini geliştirirsen mutsuz olmazsın propagandalarından ya. hayatımın en geliştiğim en değiştiğim döneminde de depresyondayım. bazen sadece değişmeden, sadece duygularımıza odaklandığımız dönemler olamaz mı? insanız, yarış atı değil.
“sevmek ya da sevilmek yeterlidir. gerisini sormayın. yaşamın karanlık kıvrımlarında bulunacak başka bir inci yoktur. sevmek tamamlanmaktır.”
• sefiller | victor hugo
Depresyonda insan dünyada dolaşır ama dünyaya temas etmez. Henüz fiziksel olarak ölmemiştir ama varoluşsal olarak hayatta da değildir. Arafta, iki hiçlik arasında sıkışıp kalmıştır.
Heidegger bu durum için “şiirselliğin kaybolması” der. Dünya, bizim dünyamız olmaktan çıkmıştır.
Sylvia Plath'ın "incir ağacı" metaforu, insanın hayat karşısındaki kararsızlığını anlatan en çarpıcı imgelerden biri. Plath, hayatı dallarında farklı incirler taşıyan bir ağaç gibi düşünür: her incir farklı bir olasılığı, farklı bir hayatı temsil eder. Birinde başarılı bir kariyer, diğerinde aşk, bir başkasında özgürlük ya da bambaşka bir yaşam vardır. Ancak sorun şudur ki hepsini aynı anda seçmek mümkün değildir. Karar veremeden ağacın altında bekledikçe incirler tek tek olgunlaşıp düşer ve çürür. Bu metafor, aslında seçim yapmaktan korktuğumuzda ya da "en doğru" hayatı ararken zamanın geçip gittiğini hatırlatır. Bazen bir inciri seçmek, diğerlerinden vazgeçmek demektir; ama hiç seçmemek, hepsini kaybetmek olabilir.