TİP 2026 Yaz Yönetici ve Genç Kadro Kamplarımızı Düzenledik
Partimizin 10. kuruluş yıl dönümü yaklaşırken emekçilerin kara düzene karşı eşitlik ve özgürlük kavgasını büyütecek; kararlı, kuvvetli, örgütlü bir parti haline gelme hedefiyle yürüyoruz.
➡️https://t.co/wPq7F8ZcU4
Zonguldak ve Düzce'de Kürt mevsimlik işçilere yapılan faşist saldırıları lanetliyoruz. Hakkını vermek istemediği işçilerin etnik kökenini saldırı malzemesi haline getirenler, bu ülkenin barış içerisinde ve kardeşçe bir arada yaşama iradesine kastetmektedir.
Alçak faşist saldırıların failleri ve azmettiricileri derhal yakalanmalı ve cezalandırılmalıdır!
Genel Başkanımız Erkan Baş bugünkü basın toplantısında açıklamalarda bulundu:
Türkiye İşçi Partisi, iktidarın CHP'ye kayyum ataması ve Yeni Parti'nin kuruluşu sürecini nasıl değerlendiriyor?
TBMM Başkanlığına 2 Temmuz 2026 tarihinde sunulan ve kamuoyu gündeminde yalnızca öğrenci affı konusu ön plana çıkarılarak tartışılan 28 maddelik “Yükseköğretim Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”, yükseköğretim alanında ciddi tahribata yol açacak birçok değişikliği beraberinde getirmektedir. Yüz binlerce öğrencinin umut bağladığı bir düzenlemenin akademik özgürlüğü ve özlük haklarını doğrudan hedef alan yasal değişikliklere zemin oluşturmak amacıyla bir araç olarak kullanılması kabul edilemez.
Teklifin en tartışmalı düzenlemelerinden biri olan 26. Madde, 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu'na “yükseköğretim kurumlarında çalışacak öğretim elemanları” ibaresinin eklenmesini öngörmektedir. Bu düzenlemenin yasalaşması halinde, öğretim üyelerinden araştırma görevlilerine kadar tüm akademik personelin atama süreçleri, herhangi bir yargısal karara dayanmayan kaynağı belirsiz verilere ve idarenin mutlak takdirine dayanan bir denetim mekanizmasına tabi tutulacaktır. Anayasa tarafından güvenceye alınmış olan üniversitelerin özerkliğini ve akademik özgürlüğü hiçe sayan bu düzenleme, eleştirel düşünceyi ve bilgi üretimini güvenlik riski gerekçesiyle hedef almaktadır. Söz konusu düzenlemenin özellikle genç akademisyen adaylarını düşüncelerini, söylemlerini ve araştırma pratiklerini olası güvenlik soruşturmalarına göre tasarlamaya zorlayacağı aşikârdır. Korkunun ve baskının hâkim olduğu, özgürlüğün kısıtlandığı böyle bir ortamda ise bilimsel bilginin gelişmesine imkân yoktur.
Vakıf üniversitelerine uygulanacak idari yaptırım ve önlemlere ilişkin 10. Madde teklifin en tartışmalı düzenlemelerinden bir diğeridir. Kanun teklifiyle YÖK’e tanınan geniş yaptırım yetkileri, vakıf üniversitelerini sürekli olarak kapatılma riski altında tutarak üniversite özerkliğinin ve akademik özgürlüğün fiilen askıya alınmasına ve bu kurumların siyasi müdahalelere açık hale getirilmesine zemin hazırlamaktadır. Yakın dönemde yaşanan İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin faaliyet izninin bir gece vakti Cumhurbaşkanlığı kararıyla kaldırılması süreci, bu alandaki denetim yetkisinin iktidarın elinde büyük bir kontrol gücüne dönüşebileceğini göstermiştir. Ayrıca, teklifin vakıf üniversitelerine ilişkin düzenlemeleri, vakıf üniversitelerindeki temel sorun alanlarını görmezden gelmektedir. Vakıf üniversitelerindeki temel mesele, bu kurumların eğitim ve bilim odaklı yapılar olmaktan ziyade kâr-zarar hesabıyla yönetilen ticari işletmelere dönüşmüş olmasıdır. Bu yapısal güvencesizlik, vakıf üniversitelerinde artan keyfi işten çıkarmaları ve özlük hakkı ihlallerini artıran bir ortam oluşturmaktadır. Nitekim geçtiğimiz günlerde yaşanan toplu tasfiyeler bunun en somut kanıtıdır. Teklifte 10. Madde ve ilgili diğer düzenlemeler, vakıf üniversitelerini denetleme bahanesiyle YÖK’ün merkezi otoritesini güçlendirmeye odaklanırken, bu üniversitelerdeki yükseköğretim emekçilerinin özlük haklarını korumaya yönelik tek bir somut adım önermemektedir.
Türkiye İşçi Partisi Bilim Kurulu olarak, akademik özgürlüğü, üniversite özerkliğini ve akademik emeğin güvencesini hedef alan, kimi maddeleri doğrudan anayasaya aykırı olan bu düzenlemenin öğrenci affı gibi haklı bir talebin arkasına gizlenerek yasalaştırılmasını kabul etmiyoruz! Kanun teklifinin 26. Maddesi ve 10. Maddesi başta olmak üzere, akademik emeği güvencesizleştiren ve bilgiyi metalaştıran tüm hükümlerin tekliften çıkarılmasını; öğrenci affının ise hiçbir siyasi seçicilik içermeden, tüm mağdurları kapsayacak bir şekilde düzenlenmesini talep ediyoruz.
TİP Bilim Kurulu
Partimizin teorik yayın organı Komünist'in 23. sayısı çıktı.
Komünist'i il ve ilçe örgütlerimizden ya da sosyal medya kanallarımız aracılığıyla temin edebilirsiniz.
Kürt halkının ve ezilen tüm Ortadoğu halklarının yanındayız
DBP, DEM Parti, Devrimci Parti, EHP, EMEP, ESP, Halkevleri, SMF, SODAP, SYKP, TÖP ve Yeşil Sol Parti ile ortak açıklamamız:
Erdoğan’ın dostu, barış meleği görünümlü katil Trump ve emrindeki haydutlar Venezuela’ya bombalarla “demokrasi” götürmeye kalkıyor.
Biliyoruz ki bu emperyalist saldırının arkaplanında ABD’nin Latin Amerika’yı babasının çiftliği zannetmesi, Venezuela’nın doğal kaynaklarını kendi malı gibi görmesi yatıyor. Suriye’de, Filistin’de, Irak’ta çoluk çocuk demeden katliamlar yaparken hep böyle düşünüyordu şımarık işgalci sürüsü!
İşgalciler karşısında Venezuela halkıyla dayanışma duygularımızı paylaşıyorum.
Gönülden inanarak söylüyorum: Tüm dünya emekçilerinin kararlı direnişiyle Yankee’lerin kaderi yeni Vietnam’lar yaşamak olacaktır!
Dünyanın dört bir yanındaki savaş ve işgallerin baş sorumlusu olan emperyalist ABD, bu kez de Venezuela’yı hedef aldı.
Venezuela hükümeti tarafından yapılan açıklamaya göre, başkent Karakas başta olmak üzere pek çok eyalette sivil ve askeri alanlar bombalandı.
Temel amacı Venezuela’nın doğal kaynaklarını gasbetmek ve komşu ülkeleri kukla gibi yönetmek olan ABD'nin saldırısı haydutluktur. Uluslararası hukuka ve ülkelerin egemenlik haklarına aykırı bu saldırganlık karşısında Türkiye'de ve tüm dünyada emekçi halkları ayağa kalkmaya çağırıyoruz.
Türkiye’yi yönetenler Trump’la dost olsa da, halkımızın Venezuela halkıyla dost ve dayanışma içinde olduğunu ilan ediyoruz.
Suriye’de, Türkiye’de, Latin Amerika’da, Orta Doğu’da ve dünyanın dört bir yanında sermayenin çıkarları uğruna kan döken katilleri uyarıyoruz:
İşgalciler her zaman kaybeder!
Öfkelenip içine atıyorsan, çok şey söylemek istiyor ama kendini yalnız ya da güçsüz hissediyorsan çaresi var.
Sessiz kalma, taraf ol:
➡️https://t.co/bq16bt5sTm
MESEM'deki çocuk katliamlarına karşı çıktığı için tutuklanan TİP'li gençler serbest bırakılsın!
Ortada suçlu varsa lise öğrencilerini patronların insafına terk edenler, ölüme gönderenlerdir!
Patronları, zenginleri, yandaşları doyurmak yerine önümüzdeki bütçenin sadece %1,5'i ile okullarda tüm çocuklara sağlıklı ve ücretsiz bir öğün yemek verilebilir.
İmza standlarımızı ve parti örgütlerimizi ziyaret ederek siz de mücadelemize katılın!
Bütçeyi bu zamana kadar iktidar yaptı, hep zenginleri doyurdu. Bu defa halk yapsın, çocuklarımızı doyuralım.
Okullarda sağlıklı ve ücretsiz bir öğün yemek için sadece %1,5!
Okullarda açlıktan bayılan çocukların olduğu bir ülkede Dünya Çocuk Hakları Günü bir kutlama değil, ancak hesap sorma ve mücadele etme günü olabilir.
Geçilmeyen köprülere, kullanılmayan havaalanlarına israf edilen paralar çocukların sağlıklı gelişimine harcanabilir. Okullarda her çocuğa bir öğün ücretsiz ve sağlıklı yemek sağlamanın bedeli, bütçenin sadece %1,5’i.
Çocuklar için yapabiliriz!