Bir Doktor düşünün sizi muayene ediyor, ilaç yazıyor.. Ve aradan 5 gün geçtikten sonra sizi arayıp nasılsınız diye soruyor.. Tekrardan sizi hastaneye çağırıyor... Siz gelemiyorsanız evinize kadar gelip sizi kontrol ediyor.. Pazar günleri dahi insanlar ihtiyaç duyabilir diye çalışıyor.. Bursa'da görev yapan Kardiyoloji Doktoru Selçuk Kanat..
Örnek bir insan..
Takdir edilmeyi hak ediyor..
Helal Olsun Doktorum...
Bu aşağıdaki beyefendi de tıpkı Bilal Erdoğan gibi bir Cumhurbaşkanı oğlu.
✴️İsmi Levent Sezer. ODTÜ Mezunu.
✴️Babası Cumhurbaşkanı olmadan önce İş Bankasında maaşlı çalışıyordu, Babası CB oldu, maaşlı çalışmaya devam etti.
✴️Kendisi için valilikler araç tahsis etmedi, yurtdışı gezilerine gitmedi.
✴️O'nu gece hayatında görmedik, iş insanlarının yanında görmedik, lüks otellerde, rezidanslarda görmedik.
✴️Zengin arkadaşları var mıydı bilmiyoruz. Vardıysa bile arkadaşlarına şirket kurdurup devlet ihaleleri aldığına da şahit olmadık.
✴️Babasının Cumhurbaşkanlığı döneminde Levent Bey nişanlanmıştı, nikah merasimi Çankaya Köşkünde yapıldı, babası nikahın yapıldığı gün elektrik ve su sayaçlarının endekslerini not aldırdı ve o gün sarf edilen elektrik ve su paraları Sayın Cumhurbaşkanının maaşından ödendi.
✴️Levent Bey'in babası Ahmet Necdet Sezer'in Cumhurbaşkanlığı Dönemi sona erdi. O ise kariyerine aynı şekilde İş Bankasının maaşlı personeli olarak devam etti.
✴️Şimdi yaşı gereği belki de EYT'den faydalanıp emekli olmuştur. Hiç bilmiyoruz, duymuyoruz, görmüyoruz...
‼️Görmesek de, bilmesek de, duymasak da, Levent Bey örnek bir siyasetçi oğlu profiliydi. Biz ondan razıyız. Umarız mutlu bir hayat sürüyordur...
Aysel Serap Gez <<Yazmış..
CUMHURBAŞKANI’NA MEKTUP!
Sayın Cumhurbaşkanım!
"Karınlarını biz doyuruyoruz, oy vermiyorlar" diyorsunuz da; siz kaç yıldır elektrik faturası ödemiyorsunuz?
Doğalgaz mesela, hiç böyle bir fatura gördünüz mü?
Peki, hiç arabanızı benzin istasyonuna çekip, kendi benzininizi aldınız mı? Hem de kendi paranızla ama...
Mesela siz, çocuğun bu sene yurt masrafı ne olacak diye düşündünüz mü? Sınava giriş ücretini ödeyemediğiniz için, sınava sokamadığınız evladınız oldu mu?
Doğru söyleyin lütfen, Emine hanım, pazarda peynirin kilosunun kaç tl olduğunu bilmeyeli kaç sene oldu?
İlk evinizi nasıl aldınız?
Kaç senedir kira ödemiyorsunuz?
Sıfırdan gelip, kaç mülkünüz oldu?
O milyonluk araçlara sahip olmadan önce, onları ilk ve ancak rüyada görebiliyor olmanızın üstünden kaç sene geçti?
Adına kesilmiş tek bir fatura görmeden 30 yılı aşkın bir zaman yaşamak nasıl bir duygu?
Tatile ya da doğduğun yerlere giderken bütçe planlaması yapmak zorunda olmadan kaç yıl geçirdiniz?
"Elbette ki en lüks uçak bana ait olmalı" diyecek ruh haline ve imkânlara sahip olalı kaç sene oldu?
Bunların hiç biri artık sizin sorununuz değil, neden mi? Çünkü o faturaların hepsini biz ödüyoruz.
Boğazınızdan geçen her bir lokmanın ücretini biz ödüyoruz. Size saraylar yaptırıyoruz. Dünyanın en pahalı makam uçaklarını alıyoruz size. Dünyanın en pahalı arabalarını alıyoruz size ve çocuklarınıza. Çocuklarınızın hepsini yurtdışında, en pahalı okullarda okuttuk mesela, hem de bizimkiler sınava girecek parayı bulamazken. Siz her gün bu milletin çocuklarının geleceğini tehlikeye sokarken, biz sizin çocuklarınızın hepsinin geleceğini garantiye aldık. Başka devletlere itibarınız olsun diye, eşiniz hanımefendi alışverişini rahat yapsın diye, Belçika gavur ellerinde cadde kapattık. Sizin yedikleriniz içtiklerinizin adını bile bilmediğimiz, telaffuz edemediğimiz halde hepsinin bi tamam paralarını biz ödedik. Siz son otuz senede hiç fatura görmeyip, herhangi bir ödeme yapmadığınız için hepsini biz ödedik. Ee, bunları birileri ödeyecekti elbet, biz ödedik. Hatta siz alınmayın diye birçok şeyi de "örtülü ödenek" den ödedik.
Biz kim miyiz?
Mesela aramızda yerin 500 m altında asgari ücretle çalışan madenciler de var. Berber, kasap, mobilyacı, mimar, doktor da var. Artık ürün ekemeyen çiftçiler, hayvan yetiştiremeyen köylüler de var, iş adamları da var aramızda.
Meselâ iş çıkışı biraz gezeyim derken tecavüze uğrayan, sonra da size yakın kişiler tarafından "o saatte sokakta ne işi vardı" denilen kadın var ya, o da çok faturanızı ödedi sizin.
Şehit aileleri bile, içtiğiniz o ejderha meyvesi suyunun parasını ödedi. Millet yani yahu, millet. Yani bizler. 30 senedir biz bakıyoruz size. Yemedik yedirdik, giymedik giydirdik. O iş öyle sizin dediğiniz gibi değil, siz bizim karnımızı doyurmadınız, biz sizin karnınızı doyurduk. Hatta görülüyor ki başka bir insan olmanızı da sağlamışız. Sizin bu söyleminiz dünya siyasi tarihi için yabancı değil, 'sizi ben yarattım' deme noktasına gelmenize sanırım az kaldı.
Murat Bekici..
2⃣Türkiye'de C31K diye bir yapılanma var. Deşildikçe tuhaf bir biçimde hafife alınıyorlar. Oysa kökü ABD'de ve kısaltma hali bile ABD'den devşirilmiş SATANİST temelli bir oluşum bu. Hedef kitlesi ÖFKELİ GENÇLER. Hedef yaş aralığı 12-19. Örgütlenmesi bireysel eylem üzerine!
İşid gibi oluşumlar dine eğilimi olan 20-30 yaş aralığındaki öfkeli gençleri hedef alır. Cehaletlerini kullanır. Din kisvesiyle eylem yaptırtır.
C31K ise tüm toplumsal değerleri hiçe saydırarak eylem yapar, yaptırtır. Aslında C31K travmatik ergenler inşaa eder. Eyleme hazır gençler.... Yarın cinnet geçirecek gençler!
17 yaşında kedi kesen bir, satanistseniz
26 yaşında dindar olursanız insan yakan bir müslüman
Solcu olursanız İşkenceci bir yoldaşa dönüşürsünüz.
Bu ihtimal yüksektir.
Yani hangi kılıkta olursanız olun. En krştik yalta deforme olmuşsunuzdur.
Müslümanlık, solculuk işin hikâye kısmı...
Ama bu hikâye nerede mi başlıyor?
Sizi 12 yaşında ağına alan ve travmatik hale getirten,
Hayvanlara işkence yaptırtan,
İnsanları vahşice öldürmene, uyuşturucuya, şiddete ısındıran müziklere, oyunlara, sazlara sözlere müptela yapan
Cehennemin 31 katı C31K gibi örgütlerde.
Ne güzel anlatmış...
Kadın etek giydi bacaklarına baktınız, pantolon giydi kıçına baktınız.
Kalabalığa girdi taciz ettiniz, otobüste yalnız kaldı tecavüz ettiniz.
Açık giyinince tahrik oldunuz..
kapalı giyindi içini merak ettiniz.
Kız çocukları okumasın dediniz,
hastaneye gidince Kadın doktor istediniz.
O kadar mı açtın cinselliğe çaresize saldırdınız...
İstediğini alamayınca da yakıp yıktınız..
Size hiç öğretmediler mi zorla güzellik olmaz diye.
Milyonlarca Kadını öldürdünüz bir kez daha bir kez daha hiçlik yaşattınız Kadınlara..
Bir kez daha dedin ki sizin yeriniz yok..
Ve bir kez daha dediniz ki Kadın cinsel bir araçtır.
Araca ulaşamayınca ölüme ulaştırdınız..
Oysaki sen evine gittiğinde annen hazırladı sofrayı, sen yemek seçiyorsun diye sevdiklerinden yaptı.
Temiz giyin diye hiç bekletmedi kıyafetlerini yıkadı, ütüledi dolabına astı.
Okul toplantılarına hep annen geldi.
Alfabeyi tekrar ezberledi seninle.
Sen üşüme diye uykusundan uyanıp üstünü örttü senin.
Karşılıksız sevdi seni.
Yeri geldi arkadaş oldu, yeri geldi öğretmen oldu, yeri geldi kardeş oldu, yeri geldi baba oldu sana...
Şimdi bir düşün bakalım senide bir Kadın doğurmadı mı...?
Nejat İŞLER