TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLELEBET PAYİDAR KALACAKTIR
Sözde yetkili sendikanın başkanı çıkmış,
“Yiğit düştüğü yerden kalkar… Anadolu 100 yıllık narkozdan çıkıyor…” diye konuşuyor.
Biz de soruyoruz:
Kimi kastediyorsun? Hangi narkozdan bahsediyorsun?
Bu millet, 100 yıl önce esaret zincirlerini kırarak ayağa kalktı!
Yedi düvele karşı imanla, cesaretle, kanla ve canla mücadele ederek bağımsızlığını kazandı!
Cumhuriyet’i kurarak yeniden dirildi!
Sizin “narkoz” dediğiniz şey; bu milletin en büyük uyanışıdır!
Aslında mesele belli…
Süslü cümlelerin arkasına gizlenen bir Cumhuriyet hazımsızlığı, bir Atatürk rahatsızlığı…
Bunu ilk defa mı görüyoruz? Hayır!
23 Nisan’da Meclis’i anarsınız ama o Meclis’in ilk Başkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü anmazsınız.
30 Ağustos’ta zaferi konuşursunuz ama Başkomutan’ın adını ağzınıza almazsınız.
29 Ekim’de Cumhuriyet’i kutlarsınız ama kurucusunu hatırlamazsınız.
10 Kasım’da ise suskunluğunuz her şeyin özeti olur.
Ve sonra çıkıp bu millete tarih anlatmaya kalkarsınız!
İşin en trajik tarafı, siz bir de Mustafa Kemal Atatürk ve kahraman silah arkadaşlarının kurduğu devletin memurlarının hakkını savunduğunuzu iddia edersiniz. Devletini, tarihini ve geçmişini kabullenmeyenlerden bu devletin çalışanına bir hayır gelmeyecegi de açıktır.
Ey aklıevveller!
Türkiye Cumhuriyeti, bir kopuş değil; bu milletin bin yıllık devlet aklının devamıdır.
Cumhuriyet’i kuran irade, bu milletin bağrından çıkan kurmay akıldır.
Biz devletimizi yıkmadık; daha güçlü, daha çağdaş bir yapıyla yeniden inşa ettik.
Sizin rahatsızlığınız işte tam da buradadır.
Cumhuriyet’tedir, Atatürk’tedir, milli egemenliktedir, Anadolu’daki Türk varlığının sarsılmazlığındadır!
Ama bilin ki;
Bu milletin iradesini örseleyemeyeceksiniz!
Tarihimizle bağımızı koparamayacaksınız!
Cumhuriyet’i bu topraklardan silemeyeceksiniz!
Atatürk’ü bu milletin gönlünden çıkaramayacaksınız!
Çünkü biz;
1923’te ayağa kalkmış,
O günden bugüne yürüyüşünü sürdüren,
Her türlü ihanete rağmen dimdik duran büyük bir milletiz!
Ve bu millet;
dün olduğu gibi bugün de yarın da
kendi tarihine, kendi devletine, kendi değerlerine sahip çıkmaya devam edecek,
21. yüzyıla Türk mührünü vuracaktır.
Rahmet, mağfiret ve bereket kapılarının ardına kadar açıldığı mübarek Berat Kandili’nin; milletimize, İslam âlemine ve tüm insanlığa hayırlar getirmesini temenni ederiz.
Dualarımızın kabul olması dileğiyle…
Berat Kandilimiz mübarek olsun.
#BeratKandili#HayırlıKandiller #BirlikBeraberlik #DualarımızKabulOlsun
Bugün Nusaybin–Kamışlı sınır hattında şanlı bayrağımıza yönelik gerçekleştirilen saldırıyı kınıyoruz.
Türkiye Fizyoterapistler Derneği olarak; sağduyunun, hukuk çerçevesinin ve toplumsal barışın güçlenmesi yönündeki duruşumuzu kararlılıkla sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla bildiririz.
Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü,
Işık ışık, dalga dalga bayrağım!
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.
Nusaybin’de aziz bayrağımıza karşı alçakça saldırı yaparak ay yıldızlı al bayrağımızı bulunduğu yerden indirmeye kalkışanların hevesleri dün olduğu gibi bugünde kursaklarında kalacaktır.
Tarih açıkça göstermiştir ki Türk bayrağına el uzatanlar, bunun bedelini daima ağır ödemiştir. Bugün de yarında bu hakikat değişmeyecektir. Provokasyon peşinde koşanlar gereken cevabı alacaktır.
📍BOLU VALİLİK ÖNÜ
Türkiye Kamu-Sen İl Temsilciliği olarak, “Ücrette hakkaniyet, vergide adalet” talebiyle tüm illerimizde eş zamanlı basın açıklamamızı gerçekleştirdik.
Basın açıklamamızda; ek zam ve refah payı, 3600 ek gösterge, kadrolu istihdam, yardımcı hizmetliler başta olmak üzere kamu çalışanlarının kronikleşmiş sorunlarını güçlü şekilde dile getirdik.
Bu haklı mücadelemizde bizlere destek veren, omuz omuza duran Türkiye Kamu-Sen Konfederasyonumuza bağlı tüm sendika başkanlarımıza, yönetim kurulu üyelerimize,il temsilcilerimize ve değerli üyelerimize gönülden teşekkür ediyoruz.
Birlikte güçlüyüz, birlikte kazanacağız.
.
.
.
.
#Enflasyon #MemuraRefahPayı
#tssbirlikte
#tssbirarada
#tssbirliktehaklarımızguvende
#tsskazanımınadresi
@turksagliksengm@Kamu_Sen@OnderKahveci@orhanyilmaz47@turhan_73@mustafaa_kose@kenankaracam25@kemalkazak1@mchtgokhan
@FerhatYgit @tk_kendirci@BBrtrn@edadoganmert@CanselDin271171@Burakckrglu14
Kamuoyuna Saygıyla Duyurulur
Bugün İzzet Baysal Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yaşanan olay ve sonrasında yapılan açıklamalarda tarafıma yönelik
“darp” ithamı kullanılması üzerine, kamuoyunu doğru bilgilendirmek ve gerçekleri ortaya
koymak adına bu açıklamayı yapma zorunluluğu doğmuştur.
Öncelikle açıkça ve net şekilde ifade ediyorum:
Biz kimseyi darp etmedik.
Kimseye saldırmadık.
Kimseye kasten fiziksel zarar vermedik.
Biz bu kurumda görev yapan sağlık emekçilerin çalışan temsilcisi ve üyelerimizin sendika başkanıyım.
Görevimiz; çalışanların
sağlığını, güvenliğini ve insan onuruna yakışır koşullarda çalışmalarını savunmaktır.
Hastanemizde uzun süredir polikinlik giriş alanında bulunan klimaların çalışmaması bozuk olması nedeniyle çalışanlarımız soğuk ortamda
hizmet vermek zorunda bırakılmıştır. Bu durum defalarca tarafıma iletilmiş, çözüm
bulunamaması üzerine bugün idareye bildirilmiştir. Bu gün poliklinik girişinde bulunma sebebim tartışma
yaratmak değil, yaşanan mağduriyeti dile getirmek ve çözüm talep etmektir.
Görüşme sırasında ortam sözlü olarak gerilmiş olabilir. Ancak özellikle vurguluyorum:
Ortada kasten bir saldırı, bilinçli bir şiddet, darp etme veya zarar verme niyeti yoktur.
Yaşanan fiziksel temas, gergin ortamda, yakın mesafede, ani gelişen ve istenmeyen bir
durumdur. Görüntülerden de anlaşıldığı gibi ilk fiziksel teması bahse konu şahıs yapmıştır. Kendisini elini çekmesi için uyarmama rağmen ısrarla eliyle kişisel alanıma müdahalede bulunmuş, daha da yakınlaşarak, üzerime yürümüş, açıkça tacizde bulunmuştur. Kişisel alanımı korumak amacıyla kendisini uzaklaştırdım.
Buna rağmen tarafım hakkında “darp” ifadesi kullanılarak kamuoyu oluşturulmaya
çalışılması, gerçeği yansıtmadığı gibi açık bir algı operasyonudur.
Daha da dikkat çekici olan şudur:
Bu olayın hemen ardından, bugün hastaneye yeni klima takılmıştır.
Yani uzun süredir çözülemeyen sorun, sendikal girişimimiz sonrası derhal çözüme
kavuşmuştur.
Bu şu anlama gelmektedir:
Ortada bir keyfilik değil, gerçek bir mağduriyet vardır.
Yapılan girişim haklıdır, meşrudur ve sonuç almıştır.
Nitekim çok sayıda çalışan arkadaşımız tarafımıza ulaşarak teşekkür mesajları göndermiş,
yaşadıkları mağduriyetin giderilmesinden duydukları memnuniyeti ifade etmişlerdir.
Ancak üzülerek belirtmek isterim ki; olayın tarafı olan Müdür Yardımcısı, karşı sendikanın
eski temsilcisidir ve yine karşı sendika tarafından konuya ilişkin tek taraflı, yönlendirici ve
hedef gösterici bir basın açıklaması yapılmıştır.
Bu tablo, yaşananların sıradan bir tartışma olmadığını;
sendikal kimliğimiz nedeniyle bilinçli şekilde hedef haline getirildiğimizi açıkça
göstermektedir.
Ayrıca olayın görüntülerinin hukuka aykırı şekilde kamuoyuna
sızdırılması, açık bir itibar suikastıdır.
Bu konuda hukuki süreç başlatılmıştır.
Buradan açıkça soruyorum:
Eğer ortada bir mağduriyet yoksa, neden klima bugün takıldı?
Eğer ortada bir haksızlık yoksa, neden çalışanlar teşekkür ediyor?
Eğer amaç adalet ise, neden “darp” gibi ağır ithamlarla algı yaratılıyor?
Benim derdim koltuk değildir.
Benim derdim makam değildir.
Benim derdim emeğiyle ayakta duran insanların sağlığı, onuru ve hakkıdır.
Kim ne yaparsa yapsın,
Kim ne servis ederse etsin,
Kim hangi iftirayı atarsa atsın,
Ben çalışanların yanında durmaya devam edeceğim.
Haksızlığa boyun eğmeyeceğim.
Sendikal mücadeleden geri adım atmayacağım.
Gerçekler er ya da geç ortaya çıkar.
Hukuka ve adalete olan inancımla kamuoyuna saygıyla duyururum.
Memurun iradesi ne valize sığar
ne de polarla örtülür.
Eriyen maaşların, kaybolan alım gücünün çözümü
eşantiyon değil, adaletli toplu sözleşmedir.
Hak, adalet ve onurlu yaşam için
mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz.
#MemurunYanındayız#Hak#Adalet#Mücadele#sağlık
Sağlık bakanı olsam yeterli sayıda fizyoterapist olmayan hastaneleri kapatırım. Uzun süre yatan hastaların yürümeyi unuttuklarını, yutmayı unuttuklarını, nefes almayı bile unuttuklarını kimseye anlatamıyorum. Bir ben biliyorum bir de hastalar:(
Not: Tüm hastaneleri kapatırdım.
FİZYOTERAPİSTLER HAKKINDA YAPILAN YANLIŞ AÇIKLAMALARA İLİŞKİN KAMUOYU DUYURUSU
Türkiye Cimnastik Federasyonu tarafından yapılan açıklamada, fizyoterapistlere yönelik yanlış yönlendirmeler ve mesleki yetki alanlarını gölgeleyen ifadeler yer almıştır.
Bu açıklamayı hem mesleki onur hem de halk sağlığı açısından son derece sakıncalı bulduğumuzu kamuoyuna bildiriyoruz.
1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’un Ek Madde 13’ü uyarınca:
“Fizyoterapist, hastalık durumları dışında kişilerin fiziksel aktivitelerini düzenlemek ve hareket kabiliyetlerini artırmak için mesleği ile ilgili ölçüm ve testleri yaparak kanıta dayalı koruyucu ve geliştirici protokolleri belirler, planlar ve uygular.”
Ayrıca 22.05.2014 tarihli ve 29007 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sağlık Meslek Mensupları ile Sağlık Hizmetlerinde Çalışan Diğer Meslek Mensuplarının İş ve Görev Tanımlarına Dair Yönetmelik’te fizyoterapistlerin, sağlıklı bireylerde fiziksel aktiviteleri düzenleme ve bireye özgü egzersiz programlarını planlama ve uygulama yetkisine sahip olduğu açıkça tanımlanmıştır.
Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti mevzuatına göre, hastalıklardan koruyucu egzersiz uygulamaları yapma ve bireye özel fiziksel aktivite planlama yetkisi bulunan tek meslek grubu fizyoterapistlerdir.
Fizyoterapistler, egzersiz yaptıran beden eğitimi öğretmeni, antrenör veya spor eğitmeni gibi meslek gruplarından değildir; kendi bilim alanı olan sağlık bilimleri lisansiyeridir.
Egzersiz ve birçok metodu, fizyoterapi ve rehabilitasyon bilimiyle harmanlayarak kullanır. Bir fizyoterapist; üniversitede aldığı anatomi, nöroanatomi, fizyoloji, nörofizyoloji, egzersiz fizyolojisi, biyokimya, biyofizik gibi temel tıp bilimleri derslerinin yanı sıra, ortopedik, nörolojik, spor, pediatrik ve kardiyopulmoner rehabilitasyon gibi çok yönlü klinik dersleri içeren kapsamlı bir eğitim sürecinden geçer.
Bugün sahada ve sosyal medyada, “şu egzersizleri yaparsan bu hastalıklardan korunursun” gibi ifadelerle omurga ve diğer ortopedik problemlere ilişkin yönlendirmeler yapan; anatomi ve fizyoloji bilgisini yalnızca yüzeysel düzeyde edinmiş kişilerin sağlık tavsiyelerinde bulunduğu görülmektedir.
Bunun yanında pilates ve spor merkezleri adı altında skolyoz gibi deformiteleri düzelttiğini iddia eden paylaşımları da sosyal medyada görebilmekteyiz. Bu durum, halk sağlığını tehdit eden ciddi bir sorundur.
Federasyonun yaptığı açıklamada fizyoterapistleri hedef alması, sorunun odağını saptırmaktadır.
Oysa Türkiye Cimnastik Federasyonu’nun mesleki yetkilerimizi tartışmaya açan açıklaması, bizim açımızdan ciddiye alınacak bir içerik taşımamaktadır. Fizyoterapistlerin görev tanımı ve yetkileri mevzuatla belirlenmiştir; bu konularda federasyonların söz hakkı, sıfat ve niteliği yoktur.
Fizyoterapistler pilatesle var olmamıştır; fizyoterapist olması başlı başına yeterlidir. Pilates, fizyoterapi ve rehabilitasyon biliminin uygulamasında kullanılan araçlardan yalnızca biridir.
Türkiye Cimnastik Federasyonu’nun, yıllarca fizyoterapistlerin meslek alanını ihlal eden grupların söylemlerine benzer bu talihsiz açıklamayı yapması, duyurunun amacını açıkça göstermektedir.
Fizyoterapistlerin serbest meslek icrası ile bu alanı işgal edemeyecek olanların rahatsızlığı gün yüzüne çıkmıştır.
“Antrene ettiriyorum” adı altında fizyoterapistçilik oynayanların hesapları bozulmuştur.
Tarih boyunca fizyoterapi ve rehabilitasyon bilimi, yüzlerce yöntem geliştirmiş ve bilimsel literatüre kazandırmıştır.
Meslektaşlarımız her gün kamu ve özel hastanelerde veya serbest meslek icra ederek, hasta ve sağlıklı bireylerin iyileşmesini ve iyi kalabilmesini sağlamak için çabalamaktadır. Tüm dünyada hastalıklarda kullanılmak üzere birçok fizyoterapi ve rehabilitasyon tedavi modalitesi, kendisince geliştirilmiş olan meslektaşlarımızın adlarıyla yaşamaya ve anılmaya devam etmektedir.
Fizyoterapistler bu yöntemleri, hastalarına veya sağlıklı bireylere koruyucu ve tedavi edici hizmet kapsamında, kendi yasal yetkileriyle kullanmaktadır, kullanmaya da devam edecektir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Enes GÖKÇE
LİSANSİYER-SEN GENEL BAŞKANI
https://t.co/EM7lAm23gm
Sayın Genel Başkanım, hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.
Açılışımıza teşriflerinizden dolayı şükranlarımı sunarım.
Sizin önderliğinizde daha nice güzel yarınlara ve kazanımlara inançla ve kararlılıkla yürüyeceğiz.
Türk Sağlık-Sen Bolu Şube Yönetim Kurulumuz Türk Sağlık-Sen Genel Başkan Yardımcımız Sayın Mücahit Gökhan Şahin’i makamında ziyaret ettiler. Kendilerine nazik misafirperverlikleri ve şubemize her zaman verdikleri desteklerden dolayı teşekkür ediyoruz.
@mchtgokhan@furkanozubek
📍İzzet Baysal Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Eğitim ve Araştırma Hastanesi
Ortopediden romatolojiye, kardiyolojiden onkolojiye, pediatriden geriartriye, sporcu sağlığından halk sağlığına kadar birçok alanda hizmet veren ve birebir hastalara en çok dokunan eller olan fizyoterapistlerin 8 Eylül Dünya Fizyoterapistler günü kutlu olsun.
#8EylülDünyaFizyoterapistlerGünü
MEMUR VE EMEKLİ İÇİN YENİ BİR DÜZENLEME ŞART OLMUŞTUR
TÜİK, ağustos ayına ilişkin enflasyon rakamlarını açıkladı. Buna göre geçtiğimiz ay içinde mal ve hizmet fiyatları ortalama %2,04 oranında yükseldi. Yıllık enflasyon ise %32,95 olarak belirlendi. Yılın ikinci yarısında, yalnızca temmuz ve ağustos aylarında yaşanan enflasyon %4,14 oranına ulaştı. Yıl sonuna daha 4 ay olmasına rağmen temmuz ayında memur ve emeklilere verilen %5’lik artış neredeyse tamamen eridi.
Uzun bir zamandan beri, enflasyon rakamları her açıklandığında aynı senaryo ile karşılaşıyoruz: Enflasyon hedefleri tutmuyor, memur ve emekli maaşları eriyor. Enflasyonla maaş artışları uyuşmuyor. Çarşı, pazardan mutfağa ve cebimize yansıyan zamlar, çalışanların bütçesini her geçen gün biraz daha zorluyor.
Hedeflenen enflasyona endeksli maaş artışları, memur ve emeklilerimiz için bir zam olmaktan çıkmış, ön ödemeli enflasyon güncellemesi haline gelmiştir. Bu durum, toplu sözleşme masasına götürdüğümüz taleplerimizin ne denli haklı ve yerinde olduğunu bir kere daha ortaya koymuştur. Çalışanlara yapılacak aratışların maliyet hesabıyla ele alınmasının sosyal bir tarafının olmadığı da bir kere daha görülmüştür. Artık, hedeflerle değil gerçeklerle hareket etme zamanı gelmiştir. Bu nedenle refah payı talebimizin hayati bir unsur, enflasyon farkının ortaya çıktığı aydan itibaren maaşlara yansıtılmasının göz ardı edilemez, haklı bir talep, memur ve emeklilerimizin seyyanen zamla desteklenmek suretiyle kamuda farklı statülerdeki çalışanlar arasında oluşan dengesizliği gidermek için tek çare olduğu bir kere daha görülmüştür.
Bu ücret dengesizliği ve eriyen maaşlarla daha fazla yol gidilemeyeceği açıktır. Bu nedenle biz taleplerimizde ısrarımızı sürdürüyor, “Yol tükenmiş değildir.” diyoruz. Önümüzdeki süreçte Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu çalışmaları başlayacaktır. Bu çalışmalarda memur ve emeklilerimize yönelik bir düzenleme mutlaka yer almalıdır. Türkiye Kamu-Sen olarak aylardır ifade ettiğimiz gibi, memurlarımıza öngörülen hayat pahalılığına, geçim şartlarına ve gerçek enflasyona dayalı olarak, alım gücünü artıracak bir gerçek maaş zammı yapılmasından başka yol yoktur.
Bilinmelidir ki %5’lik artışla geçim mücadelesi veren kamu çalışanları; ev kirasını, mutfak giderlerini, eğitim ve sağlık harcamalarını karşılayamaz hale gelmiştir. Üstelik iş yükünün arttığı, kiraların, gıda harcamalarının, sosyal maliyetlerin büyüdüğü bu dönemde, alın terinin karşılığını alamayan memurlar her geçen gün daha da yoksullaşmaktadır.
Ülkemizin her noktasında fedakârca hizmet üreten kamu çalışanlarının ücret adaletsizliğine ve yoksulluğa teslim edilmemesi için Meclis inisiyatif almalı ve bu sorunu çözmelidir. Türkiye Kamu-Sen, her platformda memurlarımızın hakkını sonuna kadar savunmaya kararlıdır.
• TÜİK Ağustos ayı enflasyonunu %2,04 olarak açıkladı.
• Yıllık bazda enflasyon %32,95 oldu.
• Temmuz ayında memura verilen zam %5 idi.
• Ocak 2026’da memurun alacağı toplu sözleşme zammı ise sadece %11 olacak.
Yani memura verilen zam, enflasyonun çok gerisinde kalmaya devam ediyor.
Rakamlar ortada… Memurun cebine girenle markette çıkan birbirini tutmuyor.
#MemurlaraMaasReformu
Serbest Çalışma Yönetmeliği: Umut Veren Bir Başlangıç, Ama Eksikleri Var
Yönetmelik mesleğimiz adına tarihi bir adımdı.
Ancak uygulamada yaşanan sorunlar ve bazı düzenleme eksiklikleri ciddi mağduriyetler yaratıyor.
@saglikbakanligi
👇
1️⃣ Yönetmelik fizyoterapistler için büyük bir kazanım oldu.
Ancak şu an 81 ilde 81 farklı uygulama var:
Ticari alan zorunluluğu
Apartman sınırlamaları
Farklı yorumlarla değişen ruhsat süreçleri
Bu durum hem belirsizlik hem eşitsizlik yaratıyor.
2️⃣ Aynı sağlık biriminde farklı meslek gruplarının birlikte çalışamaması (diyetisyen, psikolog vb.) çok disiplinli hizmetin önünü tıkıyor.
Modern sağlık hizmetlerinde ekip temelli çalışma esastır.
Bu konuda yapılacak düzenleme hem hizmet kalitesini artırır hem de meslekler arası dayanışmayı güçlendirir.
3️⃣ Yeni açılacak birimlerde fizyoterapist istihdamının sınırlandırılması, sektörde ciddi bir iş kaybına yol açabilir.
Bu durum, hem iş gücü planlamasını hem de genç fizyoterapistlerin geleceğini tehdit etmektedir.
İstihdamı teşvik edici adımların atılması büyük önem taşımaktadır.
4️⃣ Verilen 3 aylık süre yetersiz kaldı.
Tadilat, evrak ve başvuru süreci içinde binlerce meslektaşımız zorlandı.
Bu sürenin uzatılması yönünde verilen sözlerin tutulmaması, hayal kırıklığına neden oldu.
Yetkililerden beklentimiz sürecin kolaylaştırılmasıdır.
5️⃣ Bazı meslek odalarının (örneğin inşaat mühendisleri odaları) zorunlu raporları yüksek bedellerle düzenlediği şikayetleri sahadan sıklıkla gelmektedir.
Bu durum sürecin önünde hem maddi hem de etik bir engele dönüşmektedir.
Denetim ve standardizasyon sağlanmalıdır.
6️⃣ Bu yönetmelik başlangıç için çok iyi oldu.
Ancak istihdamı destekleyecek düzenlemelerin hâlâ yapılmamış olması, meslek adına büyük bir eksikliktir.
Çoklu meslek ortaklığı, iller arası uygulama birliği ve sürdürülebilir istihdam yapısı için gerekli adımlar ivedilikle atılmalıdır.
7️⃣ 60.000 fizyoterapistin ortak talebi nettir:
🔹 Süre uzatılmalı
🔹 Ortak çalışma modellerine izin verilmeli
🔹 İstihdam engeli kaldırılmalı
🔹 Uygulama birlikteliği sağlanmalı
🔹 Ticari rant ve keyfi yorumlara son verilmeli
8️⃣ Bu meslek yalnız değildir.
@tfd1969 olarak sürecin hem takipçisi hem aktörüyüz.
Görüşmelerimizi sürdürüyor, çözüm yolları için tüm platformlarda mücadele ediyoruz.
Çünkü bu meslek bunu hak ediyor.
K. Zafer Aksungur
TFD Yönetim Kurulu Başkanı
@TBMMresmi@EmreCaliskan_50@tcbestepe
Teşekkürler İzzet Baysal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ailesi
İzzet Baysal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yetkili sendika olmanın gururunu yaşıyoruz. Bu başarı; inanan, mücadele eden ve davasına sahip çıkan siz kıymetli üyelerimizin eseridir.
Başta bizlere gönül veren değerli üyelerimize, her daim sahada olan fedakâr işyeri temsilcilerimize ve birlikte omuz omuza yürüdüğümüz şube yönetim kurulu arkadaşlarıma en içten teşekkürlerimi sunuyorum.
Bu yetki sadece bir sayı değil, emek mücadelesinin onur belgesidir.
Birlikte daha güçlü, birlikte daha kararlıyız.
Türk Sağlık-Sen Bolu Şubesi
Furkan Özübek – Şube Başkanı