MasterChef Eray Aksungur Anahtar Partili Oldu
Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Bolu’daki esnaf ziyareti sırasında MasterChef ile tanınan şef Eray Aksungur’a parti rozetini taktı. Aksungur, Anahtar Parti’ye katıldı.
Ziyarete, daha önce partiye katılan ünlü işletmeci Emre Yalçınkaya da eşlik etti.
#Susmayacağız #altın #tuzlukahve Sözümüz Söz #MilansDay
Anahtar Parti Ümraniye İlçe Başkanlığı olarak, 19 Eylül Gaziler Günü dolayısıyla düzenlenen törene İlçe Başkanımız Uğur Öztürk ve ilçe yönetimimizle birlikte katılım sağladık.
Vatanımız için fedakârlık yapan tüm gazilerimizi minnet, saygı ve şükranla anıyoruz.
ANAHTAR PARTİ ÜMRANİYE İLÇE BAŞKANLIĞI
ÜMRANİYE’DE GAZİLERİMİZLE OMUZ OMUZA
Ümraniye Kaymakamımız Sayın Yüksel Çelik’in düzenlediği Gaziler Günü yürüyüşüne, İlçe Başkanımız Uğur Öztürk ve ilçe yönetimimizle birlikte katıldık.
Bu vatan için bedel ödeyen kahraman gazilerimizin her zaman yanındayız.
ANAHTAR PARTİ ÜMRANİYE İLÇE BAŞKANLIĞI
Anahtar Parti Ümraniye İlçe Başkanlığı olarak; İlçe Başkanımız Sayın Uğur ÖZTÜRK ve kıymetli ilçe yönetimimizle birlikte, Yeniden Refah Partisi Ümraniye İlçe Başkanı Sayın Orçun ŞEKERCİOĞLU ve değerli yönetimini ziyaret ettik.
Nazik misafirperverlikleri ve samimi sohbetleri için kendilerine teşekkür ediyor, çalışmalarında başarılar diliyoruz.
ANAHTAR PARTİ ÜMRANİYE İLÇE BAŞKANLIĞI
@okay_karacan Yani 3 sezondur izliyoruz. Büyüklere transfer yapar mı diye, bir gelişim göremiyoruz.
Gerçi 2 haftada bir şu patates tarlasında kim oynasa gelişim göstermez tabi
Milletin parasıyla yapılan, milletin yıllardır bedel ödeyerek kullandığı köprülerin satışı gündeme geliyorsa soruyoruz:
Bu ülkenin ortak değerleri neden elden çıkarılıyor?
Köprüler birilerinin ticari yatırımı değil, milletin ortak malıdır.
#KöprüleriMilletAlsın
Genel Merkezimizin başlatmış olduğu “Rotamız Millet” programı kapsamında Ümraniyemizde; Kalkınma Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız Sayın Sedat Yalçın, teşkilatımız ve kıymetli yol arkadaşlarımızla birlikte esnafımızı, STK’larımızı ve derneklerimizi ziyaret ettik.
Sahada hemşehrilerimizin sesine kulak verdik; sorunlarını, taleplerini ve önerilerini doğrudan kendilerinden dinledik. Ümraniye’mizin ihtiyaçlarını yerinde görmek, vatandaşlarımızla aynı sofrayı ve aynı gündemi paylaşmak bizim için büyük önem taşıyor.
Programımızın devamında Ümraniye Çarşı’da düzenlediğimiz akşam yemeğinde esnafımız ve hemşehrilerimizle bir araya gelerek samimi bir sohbet gerçekleştirdik.
Gösterdikleri yoğun ilgi ve katılım için tüm Ümraniye halkına teşekkür ediyorum.
Anahtar Parti Ümraniye İlçe Başkanı
Uğur ÖZTÜRK
25 yıldır iktidardasınız.
Peki, dönüp geriye baktığınızda ne görüyorsunuz?
Kamu borç stoku artmış.
Vergi yükü artmış.
Enflasyon artmış.
Faiz yükü artmış.
Emisyon hacmi artmış.
Artmış da artmış...
Ama siz hâlâ başarı hikâyesi anlatıyorsunuz.
Biraz da milletin sırtındaki yükün muhasebesini yapın!
@EPL_Gunlukleri Lewis~skelly normalde orta sahadır. Geçen sezonlarda deneme amaçlı sol bekte kullanıldı ama beklenilen performansı gösteremedi. Daha sonra orta sahada şans buldu ve beklenenin üzerinde performans sergiledi, son maçta yaptığı nefis asistle orta rotasyonunda bende varım dedi.
Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Mehmet Şimşek;
Milletimize 2023 yılında, “2026 sonunda enflasyonu yeniden tek haneye indireceğiz.” dediniz.
2024 yılında da, “Nasıl daha önce enflasyonu tek haneye düşürdüysek, aynı başarıyı tekrarlayacağız.” diye söz verdiniz.
Bugün geldiğimiz noktada Merkez Bankası’nın Ağustos 2026 Piyasa Katılımcıları Anketi önümüzde:
12 ay sonrası enflasyon beklentisi %23,69.
24 ay sonrası enflasyon beklentisi %18,03.
Yani bırakın 2026 sonunda tek haneyi, piyasa iki yıl sonrasında bile tek haneli enflasyona inanmıyor.
Meselemiz yalnızca hedeflerinizin tutmaması da değildir.
Siz şimdi vatandaşımızın maaşını, ücretini hedeflediğiniz enflasyona göre artırıyorsunuz. Fakat çarşıdaki, pazardaki, marketteki, kiradaki fiyatlar sizin hedeflerinize göre artmıyor.
Hedef tutmuyor ama vatandaşın maaşı o tutmayan hedefe göre belirleniyor.
Aradaki farkı kim ödüyor?
İşçimiz ödüyor.
Memurumuz ödüyor.
Emeklimiz ödüyor.
Sabit gelirli milyonlarca vatandaşımız ödüyor.
Enflasyonla mücadele edeceğiz diye milletimizin alım gücüyle mücadele edilmez.
Ekonomi yönetimine soruyoruz:
Madem yıllardır koyduğunuz enflasyon hedeflerini tutturamıyorsunuz, hangi hakla milletimizin ücretini tutturamadığınız hedeflere mahkûm ediyorsunuz?
Hedef sizin, hata sizin, hesabı neden millet ödüyor?
Sayın Bakan, rakamları başarı hikâyesine çevirmeyi bırakın; milletimizin önüne ekonominin hakikatini koyun.
Yıllıklandırılmış cari açık 38,9 milyar dolar. İkinci çeyrekte millî gelire oranı %2,3.
Siz buna “sürdürülebilir seviye” diyorsunuz.
Neyi sürdürülebilir buluyorsunuz?
Enerjide, ham maddede ve üretimde dışa bağımlılığımızı mı?
Petrol fiyatı her yükseldiğinde büyüyen cari açığı mı?
Dövize her ihtiyaç duyduğumuzda yeniden dış borcun kapısını çalmayı mı?
Bankaların dış borç çevirme oranının %161’e, reel sektörün %246’ya çıkmasını da “Türkiye’ye duyulan güven” diye anlatıyorsunuz.
Borcu yeniden borçlanarak çevirebilmek güven değildir.
Asıl başarı, borç bulabilmek değil; borca daha az ihtiyaç duyan bir ekonomi kurabilmektir.
Bir ülkenin ekonomik gücü, kendisine ne kadar borç verildiğiyle değil; ne kadar ürettiğiyle, ne kadar katma değer oluşturduğu ve vatandaşına ne kadar refah sağlayabildiğiyle ölçülür.
Milletimizin cebindeki para erirken, enflasyon hâlâ yüksekken, hayat pahalılığı milyonlarca hanenin en büyük derdi olmaya devam ederken “kazanımlarımızı kalıcı hâle getiriyoruz” diyemezsiniz.
Hangi kazanımı?
Emeklinin geçinememesini mi?
İşçinin maaşının daha cebine girmeden erimesini mi?
Esnafın borçla ayakta kalmasını mı?
Sanayicinin finansman maliyetinin altında ezilmesini mi?
Ekonomik başarı, “Ne kadar borç bulduk?” sorusunun cevabı değildir.
Asıl sorulması gereken şudur:
Türkiye, bütün imkânlarına ve potansiyeline rağmen neden hâlâ bu kadar borca ihtiyaç duyuyor?
Siz borç çevirme oranlarını başarı diye anlatabilirsiniz.
Biz milletimizin mutfağına bakmaya devam edeceğiz.
Çünkü borçla çevrilen ekonomi güçlü ekonomi değildir.
Yüksek enflasyon altında ezilen vatandaşın olduğu yerde ekonomik başarıdan söz edilemez.
Türkiye’nin ihtiyacı borcunu daha kolay çevirmek değil; üreten, kazanan, kendi imkânlarıyla büyüyen ve milletini refaha kavuşturan bir ekonomi kurmaktır.
Şırnak Bestler-Dereler bölgesinde hain bölücü terör örgütü mensuplarınca şehit edilen Ümraniyemizin şehidi Emre Anşin’in ailesini ziyaret ettik.
Ümraniye İlçe Başkanımız Sayın Uğur Öztürk ve ilçe yöneticilerimizle gerçekleştirdiğimiz ziyarette, Genel Başkanımız Sayın Yavuz Ağıralioğlu’nun selamlarını şehidimizin kıymetli ailesine ilettik.
Şehitlerimizin emaneti, bizim için en büyük sorumluluktur.
Şehidimiz Emre Anşin’i rahmet, minnet ve dualarla anıyoruz.
#ÇerçeveYasa #AnahtarParti #YavuzAğıralioğlu
Ya referandum ya erken seçim!
İki senedir konuştuğumuz her kürsüde, milletimizle temas ettiğimiz her mecrada aynı şeyi tekrarladık:
Terörsüz Türkiye’ye evet; teröristle, katille yol yürümeye hayır.
Terörü bitirmek devletin vazifesidir. Ama terörü bitireceğiz diye teröristi muhatap almak, devlete irtifa kaybettirir.
Bu tutumun milletimizin birliğine ve beraberliğine hiçbir faydası olmayacağı gibi, devlete kaybettirdiğiniz her irtifa terör örgütüne kazandırdığınız mesafeye dönüşür.
Bugün çözüm diye tarif ettiğiniz bu yolun, yarın Türkiye için yeni ve daha ağır bir beka meselesine dönüşmesi kaçınılmazdır.
Biz bunu en başından beri söyledik, bugün de aynı yerde duruyoruz.
Siz milletimizden yönetme yetkisini isterken, seçim propagandanızın merkezine terörle mücadeleyi koydunuz. Muhalefeti terör örgütleriyle yan yana olmakla suçladınız. “Bize yetki vermezseniz teröristleri serbest bırakacaklar.” dediniz.
Milletimizin teröre karşı hassasiyetini, şehitlerimizin hatırasını, analarımızın acısını seçim meydanlarında bir irade talebine dönüştürdünüz.
Milletimiz ekonomik sıkıntısına, geçim derdine, yaşadığı bütün zorluklara rağmen terörle mücadelede ortaya koyduğunuzu söylediğiniz bu iradeye itimat etti. “Devletim terör karşısında taviz vermesin.” dedi ve size bir kez daha yönetme yetkisi verdi.
Şimdi ise milletimizden aldığınız bu yetkinin tam aksi istikametinde bir irade ortaya koyuyorsunuz.
Dün meydanlarda karşısında durduğunuz terör örgütünün elebaşını bugün cezaevinden çıkarmanın; terör örgütü mensuplarını hangi düzenlemelerle affedebileceğinizin, nasıl cezasız bırakabileceğinizin yollarını arıyorsunuz.
Yaptığınızı doğru bulabilirsiniz. Bunun devlet için gerekli olduğunu da sanabilirsiniz. Ancak değiştiremeyeceğiniz bir hakikat vardır:
Milletimiz size bu yetkiyi, bugün yaptıklarınızı yapmanız için vermedi. Seçim sırasında teröre karşı söylemleriniz ve taahhütleriniz için verdi.
Terörle mücadele konusunda ortaya koyduğunuz bu köklü tavır değişikliği, milletin iradesine yeniden müracaat etmeyi zorunlu hâle getirmiştir.
Ya erken seçime gider, “Biz iki yıl önce sizden bu iradeyle yetki aldık ama şimdi politikamızı değiştirdik.” der ve yetkinizi yenilersiniz;
Ya da hazırladığınız düzenlemeyi referandumla milletimizin önüne koyar, milletimizin onayını alırsınız.
Ama milletimize sormadan, milletimizden aldığınız yetkinin tam tersini yapamazsınız.
Ülkemizde karşılıksız çek sayısı her geçen gün yeni bir rekora ulaşıyor.
2026'nın ilk altı ayında bankalara ibraz edilen karşılıksız çek sayısı yüzde 19 arttı. Karşılıksız çıkan çeklerin tutarı ise yüzde 54 artarak 162 milyar liraya ulaştı.
Daha da düşündürücü olan şu: Karşılıksız çeklerin en fazla görüldüğü iller; İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya ve Bursa. Yani üretimin, ticaretin ve ihracatın omurgasını taşıyan şehirlerimiz.
Ekonominin kalbinin attığı yerde çarklar yavaşlıyorsa, sorun rakamlarda değil, yönetimdedir.
Karşılıksız çek; ödeme yapamayan esnaf demektir. Finansmana ulaşamayan KOBİ demektir. Borcunu çeviremeyen sanayici demektir. En önemlisi de, bir işletmeden diğerine yayılan bir güven krizidir. Birinin ödeyemediği çek, diğerinin tahsil edemediği alacağa dönüşür. Ardından üretim aksar, yatırımlar durur, istihdam zarar görür.
Bu zincirin sonunda faturayı yine millet öder. Çünkü artan finansman maliyeti önce üreticiye, sonra raflara, en sonunda da vatandaşın sofrasına zam olarak yansır.
Siz ekranlarda başarı hikâyeleri anlatabilirsiniz. Ama gerçek ekonomi kürsülerde değil, piyasanın içinde konuşuyor.
Türkiye Bankalar Birliği'nin verileri gösteriyor ki; karşılıksız çekler rekor kırıyor, piyasadaki güven zayıflıyor, ticaret daralıyor.
Ekonomi güven işidir. Güvenin bittiği yerde ticaret de nefes alamaz. Bugün yaşadığımız tablo, ekonomi yönetiminin güven verdiğini değil; güveni tükettiğini gösteriyor. Bunun bedelini de rakamlar değil, alın teriyle ayakta kalmaya çalışan esnafımız, sanayicimiz ve KOBİ'lerimiz ödüyor.