❗️Çocuklara yabancı dil öğretmenin metodolojisi
🔸“Çocuğun odasında ekran olmayan eski tip bir radyoyu 7/24 açık bırakın. Özellikle 0-3 yaş arasında sadece dinleme bile beyindeki dil bölgelerinin elektrik üretimini artırıyor.”
🔸“İlkokul bitene kadar sabah akşam 15’er dakika sesli İngilizce okuma, beynin konuşma kasını inanılmaz geliştiriyor.”
🎙️Seda Yekeler Eğitim Vakfı (SEYEV) Kurucusu, Dil Bilimci Seda Yekeler, Ali Çağatay’la (@AliCaatay) Seyir Hali programında çocuklarda yabancı dil edinimine ilişkin yöntemleri anlattı.
📺Tıkla izle
https://t.co/alxlRyjZ7Y
yayınlanan resmi x algoritmasını inceleyip duruyorum, olay artık basit bir sıralama mantığından çıkmış, arkada çalışan yapı resmen bir davranış bilimcisi gibi hareket ediyor.
gördüğüm en kritik şey şu: sen tweeti attığın mili saniyede, daha kimse görmeden, bir yapay zeka modeli (user simulation) devreye giriyor ve 19 farklı senaryoyu simüle ediyor.
yani olay "tweet atayım, like gelirse yürürüm" değil.
tweetin kaderi, "prediction x weight" formülüyle daha en başında belirleniyor. bu 19 parametrenin her birinin ağırlığı farklı ve açıkçası bazıları beni şok etti.
mesela "like" olayı...
yıllardır etkileşim kasmak için like dilenen tayfa boşa kürek çekiyormuş. kodlara göre "favorite" aksiyonu inanılmaz düşük bir ağırlığa sahip. yani birisi tweetini beğenmiş, beğenmemiş algoritmanın pek de umurunda değil. like, sistem için "ucuz" ve "zahmetsiz" bir sinyal.
peki asıl kral ne?
dwell time. yani tweetin üzerinde geçirilen süre.
p(dwell_time) ve p(video_view) metrikleri, like'ı ezip geçiyor. adam senin tweetine like atmasa bile, eğer parmağını durdurup 4-5 saniye o metni okuduysa veya videona takıldıysa, algoritma "tamam bu içerik değerli" damgasını basıyor. uzun tweetlerin, makalelerin, threadlerin ve uzun videoların son dönemde patlamasının sebebi tamamen bu matematiksel ağırlık.
ikinci şok edici detay ise "author diversity multiplier" dedikleri ceza sistemi.
bunu çoğu kişi bilmiyor, günde 20 tweet atan hesapların neden etkileşim alamadığını açıklıyor bu.
sistem şöyle işliyor:
günün ilk tweeti: %100 skor gücüyle başlıyor.
ikinci tweet: %70'e düşüyor.
üçüncü tweet: %50 civarına iniyor.
yani sen timeline'ı domine etmeye çalıştıkça, algoritma senin sesini matematiksel olarak kısıyor. "spam yapma, az ve öz konuş" diyor resmen. yani hesabını hem iş hem de kişisel amaçla kullanmak çok sakat.
bir de "personalization layer" var ki, burası işin korkutucu kısmı.
her kullanıcının son 128 etkileşimi (engagement history) bir vektör olarak tutuluyor. senin tweetin, o anki kullanıcının bu 128'lik geçmişiyle "match" ediliyor.
yani sen dünyanın en iyi ai tweetini de atsan, eğer karşıdaki adamın son 128 hareketinde teknoloji/yazılım yoksa, o tweet ona asla düşmüyor. "genel kitleye oynayayım" devri bitmiş, niş kitleye "keskin nişancı atışı" yapma devri başlamış.
negatif ağırlıklara hiç girmiyorum bile...
birinin seni "mute"laması veya "not interested"a basması, aldığın 100 retweeti siliyor neredeyse. sistem "rahatsızlık vermeyi" en büyük suç olarak kodlamış.
özetle dostlar;
olay artık şans değil, bildiğin istatistik ve olasılık hesabı. okyanusa olta atıp beklemek yerine, balığın olduğu yeri sonar ile tarayıp ona göre yem takmak gerekiyor.
ve görünen o ki, algoritma "tık tuzağı" yapanı değil, gerçekten okutanı, izleteni ve üzerinde düşündüreni ödüllendiriyor.
arayüzde gördüğümüz o basit "timeline" akışının arkasında, her saniye milyonlarca olasılık hesabı yapan devasa bir simülasyon var.
buna göre oynayın.
ben planlarımı değiştirdim. az ama öz, kaliteli içerikten devamke
72 SAATLİK ORUÇ DÜNYANIN EN İYİ İLACIDIR!
Vücudun tümörleri, iltihapları ve toksinleri yutmasına neden olur.
3 günlük mucizevi sistem:
Güney Kaliforniya Üniversitesi'nin araştırmasına göre; 72 saatlik açlık, bağışıklık sistemini tamamen resetliyor.
Vücut enerji bulamayınca şu sırayla yakıt arar:
1. Glikoz
2. Yağ
3. Hasarlı Hücreler ve Tümörler
Vücudunuzdaki çöpleri temizleyen bir iç doktor gibidir.
Hazırlık Aşaması
Sakın birdenbire başlamayın, duvara çarparsınız.
Başlamadan 2-3 gün önce:
• Karbonhidratı ve şekeri azaltın.
• Sağlıklı yağları (Zeytinyağı, Avokado, Tereyağı) artırın.
• 16:8 aralıklı oruç yaparak metabolizmayı yağ yakma moduna alıştırın.
0-24. Saat: Meydan Okuma
En zor kısım burasıdır. Vücut glikozdan yağa geçerken Açlık hormonu tavan yapar.
Baş ağrısı ve sinirlilik normaldir.
Dayanın. 24. saatten sonra açlık hissi azalacak ve enerji artmaya başlayacak.
24-48. Saat: Zihinsel Berraklık ve Yağ Yakımı
1. saatten sonra "Ketonlar" beyninizi beslemeye başlar.
• Sisli beyin kalkar.
• Odaklanma artar.
• Büyüme hormonu %300 artar (Kasları korur, yağları eritir).
Artık aç değilsiniz, enerjiksiniz.
48-72. Saat: Derin İyileşme
Burası sihrin gerçekleştiği yerdir. Vücut artık dışarıdan yemek gelmediğini anlar ve hayatta kalmak için "içerideki hasarlı, yaşlı ve bozuk hücreleri" parçalayıp enerjiye çevirir. Kronik ağrılar azalır, enflasyon düşer, cilt parlar.
Oruç Boyunca Ne Tüketilir?
Bu "Su Orucu"dur, keyif orucu değil.
Sadece şunlar serbest:
• Su (Maden suyu olabilir)
• Sade Kahve (Şekersiz)
• Bitki Çayları
Orucu Nasıl Bozmalısınız?
3 gün sonra gidip kebap yerseniz hastanelik olursunuz. Sindirim sistemi uykudadır, nazikçe uyandırın.
• Adım 1: Kemik suyu için. (1 saat bekle)
• Adım 2: 1-2 haşlanmış yumurta veya avokado. (1 saat bekle)
• Adım 3: Hafif, proteinsel bir öğün.
İlk 24 saat karbonhidrat ve şekerden uzak durun.
72 saatlik oruç, bir diyet değil; bedensel ve zihinsel bir meydan okumadır. Yılda 1-2 kez yapmak, vücudunuzu çöplerden arındırır ve iradenizi çelikleştirir. Doktorunuza danışmadan denemeyin.
Dünyadaki en büyük zenginlik; sağlıklı bir bedene, huzurlu bir zihne, temiz bir vicdana, doğru ile yanlışı ayırt edebilecek bir akla ve kıymet bilen dostlara sahip olmak, başını yastığa koyduğunda iç huzuruyla derin bir uykuya dalabilmek ve sabah ferah bir şekilde uyanabilmektir.
Türkiye Sermaye Piyasaları Kongresinde
ANA Konuşmacı: Tom Goodwin'di.
Dinleyemeyenler için özetle "ne dedi"yi paylaşıyorum:
Bugün yaşadığımız dönemi anlamak için önce çok basit bir şeyden başlayalım: Bize çocukken öğretilen temel kurallar vardı. “Yabancılarla konuşma, yabancının arabasına binme, yabancının evine girme ve ekranlara çok yaklaşma.” Şimdi ise günlük hayatımız bunun tam tersi. Kurallar yıkılıyor.
*Her gün milyonlarca insan Uber’e binip bir yabancının arabasına oturuyor. *Milyonlarca kişi Airbnb ile bir yabancının evinde kalıyor. *Günde 4 saatten fazla sosyal medyada, hiç tanımadığımız insanlarla konuşuyor, tartışıyor, fikir alışverişi yapıyoruz. *Ve ekranı artık televizyon salonun bir köşesinde değil, yüzümüze 2 cm uzaklıktaki telefonumuzda taşıyoruz.
Yani hayatın temel davranış kalıpları kökten değişti. Bu büyük değişim, teknoloji ile “insan” arasındaki ilişkinin ne kadar radikal biçimde evrildiğini gösteriyor.
Şu anda içinde bulunduğumuz dönem, Tom Goodwin’in ifadesiyle “dijital çağın ortası”.Teknoloji hayatın her alanında ama henüz pürüzsüz değil. Uygulamalar birbirine tam bağlanmıyor, sistemler parçalı, yaptığımız birçok işlem hâlâ yarı dijital-yarı manuel ilerliyor.
Buna “geçiş çağı” diyebiliriz.
Ama Goodwin’e göre çok yakında “post-dijital çağ” dediği bir döneme geçeceğiz: Teknolojinin arka planda görünmez şekilde çalıştığı, insanın teknolojiyle uğraşmak zorunda kalmadığı, sade ve akıcı bir hayat.
Bu geçiş sürecinde tüketici beklentileri tamamen değişti:
*Her şeyin hızlı olmasını bekliyoruz.
*Bize özel kişiselleştirilmiş hizmet istiyoruz.
*Bilginin şeffaf olmasını istiyoruz.
*Ve bunların hepsinin minimum çabayla gerçekleşmesini talep ediyoruz.
Eskiden şirketler büyük olmakla övünürdü. Bugün ise hızlı ve çevik olmak, büyük olmaktan daha değerli.
Eskiden avantaj, büyük fabrika, büyük makine parkı, büyük depo ve büyük sermayeydi. Bugün avantaj, büyük kullanıcı kitlesi ve doğru veri.
Finans ve iş dünyasına gelirsek:
Bir zamanlar net kategoriler vardı: Banka bankaydı, perakende perakendeydi, medya medyaydı. Bugün bu sınırlar tamamen bulanık.
Starbucks, bazı bankalardan fazla müşteri mevduatı tutuyor.
Apple, kredi kartı çıkarıyor.
TikTok, alışveriş platformu oldu.
Robinhood, yatırım ile kumar davranışlarını birbirine yaklaştırdı.
Yani herkes her şey olabiliyor. Bu, iş modellerinin yataylaştığı, kategorilerin iç içe geçtiği bir dünya.
Ve tabii Yapay Zekâ (AI). AI bugün birçok işi hızlandırıyor, kolaylaştırıyor, hatta otomatik hale getiriyor. Ama Goodwin’in altını çizdiği kritik nokta şu:
--Yapay zekâ “ortalama” üretir. Yaratıcı uçlar, stratejik sezgiler, sorumluluk, etik değerlendirme hâlâ insanda.--
Mesela: AI kod yazabilir ama hatayı değerlendirmek için yine insan gerekir.
AI e-posta yazabilir ama tonu ve niyeti doğru ayarlamak için insan gerekir. Yani AI bizi değil, biz AI’yı yöneteceğiz.
Son olarak çok önemli bir davranış değişimi var: Yeni nesil ekonomiye ‘YOLO’ (You Only Live Once – Hayat bir kere) yaklaşımıyla bakıyor.
Konut fiyatları, iş güvencesi, emeklilik gibi “klasik istikrar” vaatleri zayıflayınca, gençler:
*Kısa vadeli fırsat,
*Hızlı kazanç,
*Yüksek risk,
*Kripto,
*Spekülatif yatırım gibi alanlara yöneliyor.
Yani finans; artık duygularla, kimlik arayışıyla, topluluk kültürüyle ve psikolojiyle çok daha iç içe.
Ne anladın derseniz, Tom Goodwin der ki:
“Değişimden korkmayın. Değişim şu anda karmaşık görünüyor, ama yönü doğru. İnsan ve teknoloji birbirine uyumlanacak. Asıl mesele, geleceği şekillendirmek için bugün nerede durduğumuzu doğru anlamak.”
Selamlar
Bu seriyi iyi okuyunuz…
Bazı bilgiler servet değerindedir.
En büyük servetimi 2020 de yaptım.
1.Gann’a göre servet oluşturmak için en 10-11 yıla ihtiyacınız vardır.
2-Geleceği döngülerle öngörebilirsiniz.Mevsimler gibi gece gündüz gibi. Kahin olmaya gerek yok.
“Çözüm nerde diye sürekli soranlara”
Kim bilir kaç defa yazdım? Kim bilir kaç defa tekrarladım, kaç defa video çektim, kaç defa paylaştım. Takip etmeye yeni başlayanlar, geriye dönüp biraz araştırmak yerine son yazdigimiz yazılar üzerinden sürekli aynı soruyu soruyor:
“Tamam da çare nerede ?”
İçi biraz dolu biraz boş bir soru bu. Çünkü çarenin ne olduğunu söylesek, mutlaka bir ya da iki maddesi menfaatine dokunuyor diye itiraz ediyor. Neyse ben yine de reçeteyi paylaşayım:
- Önce resmi rakamların gerçeği yansıtmasını sağlamak,
-Döviz kuru hakkında gerçekçilik ve kademeli bir serbestlik uygulamak,
-Kamuda çok ciddi ve kalıcı bir tasarruf sağlamak,
-Resmi görevlere diplomaya göre değil tecrübeye göre atama yapmak,
-Mega projeleri tamamen gündemden kaldırmak ve bu yolla emekli ile dar gelirli vatandaşlara destek olmak,
-Piyasa denetimlerini etkin şekilde uygulamak,
-Tarım ve gıdada ülkeyi kendi kendine yeter hale getirirken monopol ya da oligopolleri yok etmek,
-Mal ve hizmet üretenlerin maliyetlerini düşürecek altyapıyı sağlamak,
-İlave gümrük vergilerini kaldırmak ve aramalı lobisine çeki düzen vermek,
-Lojistik maliyetlerini azaltacak hamleler yapmak ve gümrüklerdeki haksız ödemelerin önüne geçmek,
-Gayrimenkul sayısına göre artan vergi uygulamak, rayiç bedel-tapu bedeli gibi garabetleri ortadan kaldırarak piyasa değerini yaygınlaştırmak,
-Müteahhitlere verilen garantileri tekrar müzakere etmek, gerekirse projeleri onlardan devralmak,
-Enerji güvenliğini sağlarken maliyetini düşürecek şekilde çeşitlemeye gitmek ve verimliliği sağlamak,
-Eğitimcilerin maliyetlerini düşürecek hamleleri yaparken fiyatlama konusunda etkin denetim yaparken kaliteli ve ehven fiyata eğitim verecek alternatifleri geliştirmek ve desteklemek,
-İletişimde haksız rekabet ve rekabet ihlallerini önlerken kamunun payını sıfıra indirmek,
-Havayolunda "vatandaşa pahalı yabancıya ucuz bilet" uygulamasına son vermek ve ciddi bir reorganizasyona giderken sektördeki rekabeti artırmak,
-Zorunlu mal ve hizmetlerin listesini belirleyip üzerlerindeki ÖTV'yi kaldırmak ve KDV'yi en düşük seviyeye indirmek,
-Teknoloji ürünlerindeki vergileri şimdikinin yarısına indirmek,
-Otomotiv üzerindeki anlamsız dolaylı vergileri kaldırmak ve normal mallardaki KDV ve ÖTV oranlarını uygulamak..
Daha da sayarım ancak adalet, özgür irade ve serbest piyasa mantığını yerleştirmeden başarmak zor. Tabii bu maddelere kısmen ya da tamamen itiraz edenler olacak. Kimisi bilgisizlikten, kimisi de menfaatten.
Bu arada “bunları nasıl yapacaksın” diye soranlar olacak elbette. Kusura bakmayın o kadar kopya veremeyeceğim. Mesele bunların olabileceğine inanmak ve bunu yapacak iradeyi ortaya koymak. O kadarını görevliler düşünsün ve siyaseti ikna etsin. Onu da mı biz yapacağız?
Not: Bu yazı Eylül Ayında yayımlandı. Ekim ayında hala “çare söyle” diyenler var. Bir zahmet internetten tarasınlar diyeceğim ama kime diyorum ki ?
Yatırım yaparken ne için biriktirdiğinizi biliyor musunuz? 🤔
Fonmap Yapay Zeka Uygulaması, sadece risk profilinize değil; ev alma 🏡, eğitim giderleri 🎓, güvenli emeklilik 🏖 veya düzenli gelir sağlama 💵 gibi tüm finansal hedeflerinize odaklanır!
Yapay Zeka destekli uygulama:
•Hedeflerinize özel, en verimli akıllı fon portföyünü hazırlar 🎯
•Portföyünüzün performansını anlık raporlarla gösterir. 📊
•Finansal hayallerinizi gerçekleştirmek için en doğru yolda kalmanızı sağlar 🧘🏻♀🧘🏻
Artık tahmin yok, sadece akıllı strateji var. Yatırımı şansa değil, Yapay Zekaya bırakın. 🚀
Yapay zeka destekli akıllı portföy yönetimi sisteminin gücünü ve esnekliğini göstermek amacıyla, farklı yatırım hedeflerine yönelik hazırlanan 5 temel senaryo ve uygulamanın nasıl çalıştığını, yatırım kararlarınızı nasıl optimize ettiğini aşağıdaki ekran görüntüleri ve analizlerle daha yakından inceleyebilirsiniz 🔎🧏🏻
Saklama komisyonu ve hesap bakım ücreti de yok. Yani TAMAMEN ÜCRETSİZ 🤩
Hemen indirin ve Fonmap ile geleceğinizi bugünden inşa etmeye başlayın! 👇
İndirme Linki : https://t.co/kbZ90ET4Io
#işbirliği @fonmap_app #Fonmap #HedefeYönelikYatırım #AkıllıPortföy
Viski yatırımcılığı üzerine yapılmış en iyi Türkçe sohbet. Biz içmeye bile zor demeyin çünkü yatırım öyle bir şey değil, içebildiğin zaman da içmeyiver. Cem, @alpay_cc ,onunla direkt viski de konuşabilirdim, sağolsun tematik bir yayında bizimleydi.
Tümü: https://t.co/8iWJQs3JJZ