Dere yatağına beton dikiyorsun, ormanı yok ediyorsun, tarım arazisini imara açıyorsun, kıyıları dolduruyorsun. Her boşluğu fırsat, her toprak parçasını bir rant alanı olarak görüyorsun. Sonra yağmur yağıyor, dere yatağı eski yolunu hatırlıyor, deprem oluyor, yıllarca görmezden gelinen çürük yapı stoku karşımıza çıkıyor. Ardından hep birlikte “Bu felaket nasıl oldu?” diye soruyoruz.
Sırf muhalif belediyeler diye yatırımların önünü kestiniz, projeleri engellediniz. İstanbul’da su kanalları tıkansın diye rögarlara kum torbası bile attılar. Seferler aksasın diye otobüslere yapılan sabotajları saymıyorum bile...
Siyasi çıkarlarınız ve koltuk hesabınız uğruna, halk için iş yapılmasına engel oldunuz.
Çünkü sizin için önemli olan halkın ne yaşadığı değil, kimin kazandığı. Halkın ulaşımı, altyapısı, yaşam kalitesi, geleceği umurunuzda olmadı. Yeter ki muhalif belediyeler başarılı olmasın, yeter ki vatandaş onların çalışkanlığını görüp takdir etmesin.
Ama gel gör ki, sen saklamaya çalıştıkça, doğa ortaya çıkarıyor.
Bakıyorum sel felaketinde şimdiki İBB'yi suçlayanlar var.
📍Düşünün bakalım;
📍Kağıthane Deresi yanına Türkiye'nin en pahalı projesi olan VADİ İSTANBUL'a izinler ne zaman verildi?
📍Gökdelenler dikildi.
📍Yetmedi AVM yapıldı.
📍Yetmedi Ali Samiyen Stadı'nı yıkıp gökdelen yaptılar, yerine Galatasaray'a buraya stadyum inşa edildi.
📍Yetmedi havaray yapıldı.
📍Sanki izinleri yıllar önce verilmemiş gibi, rant vampirleri yeni ortaya çıkmış gibi konuşmayın.
📍Halen doymadılar, aynı bölgede projeler devam ediyor.
📍Doğa da doğal olarak bu aç gözlülerden intikam alıyor.
mülteci yok
bölücü yok
fetö yok
ülkü ocakları yok
şehirleri temiz ve düzenli
petrolü ve doğalgazı var
laiklik var
nesin sen dünyanın en güzel ülkesi mi..
Dere yatağını imara açıyorsun, binlerce ev, iş yeri hatta Avm yaptırıyorsun, sonra da yağmur yağınca sel felaketi oldu diyorsun. Felaket sensin. Senden daha büyük felaket mi var.
2026 yılında istanbulun göbeğinde bir çocuk elektriğe kapılıp ölüyor ama ülkenin her yerinde savunma sanayi festivalleri ile teknoloji pazarlıyorlar. Utanılacak o kadar şey var ki bu ülkede.