Akdeniz’de, özellikle Kıbrıs Adası’nda bir fitne ateşinin yakılmak istendiğini görüyoruz; bu gelişmeleri yakından takip ediyoruz.
Çok açık söylüyorum:
Eğer Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin ve Kıbrıs Türkü’nün hak ve hukukuna kastedilirse cevabımız çok net olur, çok da sert olur.
CHP;
Atatürk maskesiyle hırsızlık,
Çağdaşlık maskesiyle ahlaksızlık,
Siyaset maskesiyle millete düşmanlık,
Sivil toplum maskesiyle provokatörlük,
Gazetecilik maskesiyle borazanlık yapanların kalesi olduğu müddetçe...
Hiçbir zaman bu ülkenin partisi konumuna gelemez.
Este año no estaremos en Eurovisión, pero lo haremos con la convicción de estar en el lado correcto de la historia.
Por coherencia, responsabilidad y humanidad.
Çıplak ayakla, yırtık kıyafetlerle panik halinde feryat figan konuşan kadın Meksikalı bir model.
Görüntü 3 Ağustos 2009’da çekilmiş.
21 yaşındaki model Gabriela Rico Jiménez lüks bir otelin önünde feryat ediyor.
- “İnsan yiyorlar!”
- “İnsan eti kokusu geliyor!”
- “Bilmiyordum, özgürlüğümü istiyorum!”
Genç kadın, Küresel elitleri , insan kaçırmakla, cinayetle, (şeytani) ritüellerle katliam yapmakla suçluyor.
Kısa sürede Polis gelip onu gözaltına alıp götürüyor.
Yerel medyada genç kadın, uyuşturucu etkisi altında konuşan psikopat olarak tanıtılıyor.
O geceden sonra Gabriela Rico Jiménez tamamen ortadan kayboluyor ve bir daha da haber alınamıyor.
Hiçbir hastane kaydında adı çıkmıyor, resmi soruşturma raporları gözaltı belgeleri yok ediliyor.
Aile kızları hakkında hiç bir açıklama yapmıyor.
Kısaca o günden sonra genç modelin hakkında hiç bir iz bulunamıyor.
İddia şu, genç kız elitlerin katıldığı gizli bir partiye katıldı ve orada gördüğü vahşeti otel dışına çıkıp haykırdı. Ve bunun bedelini hayatıyla ödedi.
Aradan 17 yıl geçti, genç modelin unutulan feryadı Epstein dosyasının açıklamasıyla yeniden gündem oldu.
Dün yayınlanan gizli belgeler, Epstein adasında sadece küçük kızlara cinsel işkence edilmediği, bazı şeytani ritüellerle cinayetler işlendiği yönünde.
Bir kurbanın ifadesine göre;
Eski ABD başkanı George H.W. Bush'un bir erkek kurbana tecavüz ettiği ve aynı kurbanın ayaklarının kılıçla kesildiği, bir ritüel kurban etme işlemine tabi tutulduğu iddia ediliyor.
Mağdur, bir yatta bir çocuğun parçalanıp bağırsaklarının dışarı çekildiğine tanık olduğunu söylüyor.
Yatın içindeki insanların bağırsak atıklarını yediğini söylüyor.
Söylemesi ifade etmesi bile korkunç bu iddialar ABD yargısı tarafından soruşturulmadı, dosyaların üzeri kapatıldı.
Açıklanan bu vahşet dolu olayların buz dağının küçük bir kısmı olduğu ortada.
ABD Adalet bakanlığı geri kalan belgelerin yayınlanmayacağını duyurdu.
Ancak asıl önemli belgelerin ve görüntülerin Epstein tarafından bağlı olduğu MOSSAD’a ulaştırıldığını tahmin etmek zor değil.
Siyonist çete bu şantaj belgeleriyle ABD devletinin ipini elinde tutuyor.
ABD devlet yöneticilerinin ve kongre üyelerinin İsrail’in kuklası gibi davranmasının nedenlerini işte bu şantaj dosyalarında aramak gerek!
Epstein dosyalarında Erdoğan'ın tehlikeli görüldüğü, darbe yapılması gerektiği ve terörist elebaşı Fetullah Gülen'in Erdoğan'a karşı yardım istediği bir konuşma belgesi bulundu.
zorba dediğin çocuk bence bu sistemin en başarılı çıktı aldığı öğrencisi.
dersini çok iyi çalışmış çünkü.
"parası olan konuşur", "arkası sağlam olan yürür", "sesi çok çıkan haklıdır" diye diye zehirledik o çocukları. onlar da baktılar ki bu dünyada nahif olana, sessiz olana, efendi olana, kurallara uyana "beceriksiz" ya da "saf" deniyor; o zaman "hayatta kalmak için ezmek lazım" dediler.
zalimliği "sağlam karakter", kabalığı "dobralık", zorbalığı "özgüven" diye pazarlayan da biziz.
çocuğun önüne koyduğumuz rol modeller hep "vuran, kıran, alan ve kazanan" tipler.
kaybetmeyi, alttan almayı, özür dilemeyi bir zayıflık, bir yenilgi olarak kodladık zihinlerine. merhamet göstereni "yumuşak", affedeni "enayi" ilan eden o atmosferde büyüyorlar.
çocuğu dar ağacına götürmeden hemen önce akşam eve geldiğimizde anlattığımız o "iş bitirici" hikayelerine bir bakmamız lazım.
hani şu "nasıl da lafı gediğine oturttum", "nasıl da hakkından geldim" diye böbürlendiğimiz o zehirli zaferlerden bahsediyorum.
güç kullanmayanı kimsenin dinlemediği bir çağın çocukları onlar.
biz merhameti değil, galibiyeti kutsadığımız sürece, onlar da okul bahçelerinde kendi küçük krallıklarını ilan edip, zayıf gördüklerini tebaası yapmaya devam edecekler.
o çocuklar izlediği kravatlı adamların, birbirinin açığını kollayıp bel altı vurmasını izliyor. o çocuklar trafikte yol vermedi diye levyeyle aşağı inen babasının öfkesini arka koltuktan seyrediyor. ve yine o çocuk, "senin baban ne iş yapıyor?" diye soran öğretmenin, aldığı cevaba göre ses tonunu nasıl değiştirdiğini saniye saniye kaydediyor.
hiyerarşiyi bizden daha iyi çözmüşler.
17 ocak 2026 /ankara
ezgi akgül