Son yılların (bence) en çarpıcı dizisi olan Severance’ın 2. sezonuna 10 gün kaldı! Üç yıldır bekliyorum, ilk sezonda n’olmuştu unuttum diyenler, yazarken kör olduğum şu incelemeye bi bakabilirler 🥲👇🏼
Severance: Eve İş Getirmek Yok! | Bilimkurgu Kulübü https://t.co/yMwUy4oRrS
“Yakınlık” tanımını yapmak ne kadar zor. “Yakınlık nedir?” Diye sorduğumda bir çok insan hissedebildiğini ama kelimelere dökmekte zorlandığını söylüyor. Bunun sebebi duygularımızın bir okyanus ancak kelimelerin bir bardak su olması. Bir kitapta şöyle bir tanım okumuştum, maalesef ismini hatırlamıyorum: “yakınlık, şimdi ve burada iç dünyanda olup bitenleri paylaşmaktır”. Aklıma yatmıştı. Daha sonra da insanlarla etkileşimim esnasında ne derece yakınlık kurduğumu izlemeye aldım. Bir baktım ki çoğu zaman duygu boyutuna inemiyorum, bilişsel düzeyde kalıyorum. Yani fikir alışverişi yapıyorum ve aslında bu yüzeyel bir ilişki kurma biçimi. Duygu boyutunda derine inebilmenin ilk adımı “analiz eden” iki insan yerine “birbirinde olan” iki insan olmak diye düşünüyorum. Yani; kendi olabilen bir insanın dikkatini size vermesi; sizi görmesi ve duyması; özetle “aynalaması” kadar iyileştirici az şey var. Bunu yapabildiğiniz bir kaç kişi bile varsa şanslısınız. Sevgiler.
20 yıl önce bugün “dünya yalan söylüyor” çıktı ve hepimizin hayatı değişti. ilk dinlediğinizde ne hissettiğinizi hatırlıyor musunuz?
hep söylediğimiz gibi, çok şanslıyız.
20 yıldır bu albümü böyle güzel duyduğunuz için size kalpten teşekkür ederiz! 💜
#dünyayalansöylüyor
Aşık olduğunu fark etmek güzel, çok güzel. Ama aşık olmanın hemen öncesi... o ilk keşif, ilk benzeyiş, ilk benimseme anları. O acemi haller. O, "belli ki burada çok hoşuma gidecek bir şeyler olacak ama hadi bakalım" merakı... Bunları aşık olma fikrinden daha keyifli buluyorum.